|
|
Uğur MumcuKöşe Yazıları içerisinde Uğur Mumcu konusu: "Ölümünün" 14. yılında saygı ile andığımız Uğur ağabey hakkında yazmak istemiştim ama ne yazıkki o günlerde GNC board yapılanmak için kapalıydı. Buradan şerefli, korkusuz vatan evladını tekrar anmak istiyorum ve ...

13-02-2007, 19:57
|
 |
Seçilmiş Suçlu
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 274
|
|
Uğur Mumcu
"Ölümünün" 14. yılında saygı ile andığımız Uğur ağabey hakkında yazmak istemiştim ama ne yazıkki o günlerde GNC board yapılanmak için kapalıydı. Buradan şerefli, korkusuz vatan evladını tekrar anmak istiyorum ve onun cesaretinin, doğruculuğunun hepimize örnek olmasını temenni ediyorum.
Huzur içinde uyusun...

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken, bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım unutma bizi!..
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık, kışlık katlarımız, arabamız olurdu. Yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım unutma bizi!..
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı, bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
Hücreler atıldık ey halkım unutma bizi!..
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde, öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimiz ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi!..
Kanserdik. Ölüm hergün bir sinsi yılan gibi, dolaşıyordu derilerimize. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurt dışına gitseydik kurtulurduk belki. Birbuçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine.
Sonra da otuz iki yaşında, bırakıp gittik bu dünyayı ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi!..
Giresun’daki yoksul köylüler. Sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ay halkım unutma bizi!..
Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle, başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz-sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi!..
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk. Komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında, emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı, daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi.
Bir kez anlamak istemediler bizi…
Vurulduk ey halkım, unutma bizi!..
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline, değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki, korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik, boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi!..
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı, bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi!..
Birgün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi… Birgün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
25 Ağustos 1975
Gerçekci ol, imkansızı iste...
|

13-02-2007, 20:04
|
 |
Seçilmiş Suçlu
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 274
|
|
|
Bundan 23 sene önce Uğur Mumcu neler yazmış...
Gizli Belgelerle...
Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye'ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihinin "Soykırım Günü" olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa'da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor. Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor.
24 Nisan tarihi soykırım günü olarak ilan edilecekmiş. Sanki ABD'nin Vietnam'daki, Fransa'da, Cezayir'deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili'de halkoyu ile seçilmiş Devlet Başkanı Allende'nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağını sanıyor. Sanki ABD'nin Grenada'ya, daha düne kadar yakın bir zamanda Fransa’nın Çad'a asker göndermelerinin hiç ama hiç akla gelmeyeceği düşünülüyor.
Ermeni olayını, bugün için uluslararası terörün bir parçası olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savaşa çağırıyoruz. Yok, eğer Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, Amerikalı dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar.
İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satır başlarını aralayalım:
İngiliz Kraliyet Matbaası tarafından basılan Birinci Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçeye çevrilmiş, önce Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır. İkinci basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan "İngiliz Belgeleriyle Türkiye" kitabında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Amerikalılarca nasıl desteklenip kışkırtıldıklarını gösteren belgelere yer verilmiştir. Okuyalım:
Gizli Belge: Sayfa 735, belge 492. Amiral Webb'den Lord Curzon'a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı:
- Amerika, Trabzon ve Erzurum'u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor...
Gizli Belge: Sayfa No:60, Belge No: 46. 5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay'in Washington'dan Lord Curzon'a yazdığı yazı:
- Amerikan Senatosu Ermenistan’ın mandası işini görüştü. Beş yılda 757 milyon dolar verecekler. İlk başlangıçta 50.000 kişilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200.000 kişiye çıkacak. Amerika kuvvetlerinin basına General Zames G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye'nin mandası için de görüşmeler yapılmaktadır...
Gizli Belge: Sayfa No:71, Belge No: 63. 16 Mayıs 1920 günü Sir A. Geddes'in Lord Curzon'a yazdığı yazı:
- Amerikan hükümeti, Ermenistan’ın Adana’da dâhil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demiryolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler. Boşaltım, Karadeniz limanlarında Amerikan bahriyesi tarafından ve Amerikan donanmasının himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket Amerikalilar tarafından bastırılacaktır...
Gizli Belge: Sayfa No: 300, Belge No: 38. 28 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir parça:
- Mustafa Kemal kendisini Erzurum Valisi ilan etmiş. Erzurum'da yeni kurulacak Ermeni devletinin katılacağı bir sırada bu çok anlamlı bir harekettir. Bu adam olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu...
Gizli Belge: Sayfa No: 81, Belge No: 10, tarih 16 Şubat 1920. Londra Konferansı tutanaklarından bir başka parça:
- Ermenistan'a 6 ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistan'a yardım edecektir ve mandası altına almayı da kabul ediyor. Fransa ise Adana’yı kendisi için istiyor.
Gizli Belge: Sayfa No: 99, Belge No: 12, Londra Konferansı tutanağından bir başka ilginç parça:
- Lord Curzon, Erzincan’ın da Ermenistan'a verilmesini, Karadeniz'de bir Lazistan kurulup, Ermenilerin mandasına vermek istiyor...
Bu belgeler, bugün ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihini "Soykırım Günü" ilan etmek isteyenlerin amaçlarını olduğu kadar, ABD'nin Lozan Barış Antlaşması’na niçin imza koymadığını da anlatmaya yetmektedir.
Atatürk, Ermeni sorununun "dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istediğini" söylememiş miydi? ( Söylev ve Demeçler , C: I, S: 233). Olay, dün olduğu gibi bugün de böyledir.
Biz bugün bunca saldırıdan sonra , bu gizli belgeleri , örneğin devletin televizyonunda tek tek halkımıza gösterebiliyor muyuz? Gösteremiyorsak, Ermeni sorununun çokuluslu yanını ve uluslararası terör ile ilgisini, diplomatik forumlarda nasıl anlatabiliyoruz?
24 Nisan tarihini soykırım günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan Amerikan Kongre üyeleri, 1920'lerde topraklarımız üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen Amerikalılar'ın torunlarıdır. Bizler de bunlara karşı Kuvay-i Milliyecilerin torunları olduğumuzu hatırlatmak zorundayız.
"Milliyetçilik" budur. Neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanımefendiler?.. Budur, budur, budur işte!..
Uğur MUMCU
Cumhuriyet - 1 Nisan 1984
Gerçekci ol, imkansızı iste...
|

13-02-2007, 20:13
|
 |
Seçilmiş Suçlu
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 274
|
|
|
Kahpece susturulan bu vatansever ağabeyimiz bundan 14 sene önce bakın ne yazmış...
MOSSAD ve Barzani
Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.
Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir.
MOSSAD, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür.
Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?
Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi.
Kimse bu ilişkiye, "Hayır olmadı" diyemiyor.
CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.
MOSSAD’ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan "Israel’s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services" adlı kitapta sergileniyor.
Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington’daki Brooking Enstitüsü‘nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış.
Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.
Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.
* * *
Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra, MOSSAD'ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sh.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel'in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak’tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.
1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması'ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından "Kürdistan Demokratik Partisi" ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.
Barzani’nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor.
MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail'in Tahran’daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.
Nimrodi’nin üstlendiği görev ilginç:
Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani’nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sh. 328-329)
Kitapta, MOSSAD’dan Kürtler’e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sh.328)
* * *
70’li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?
Kitaba göre sürüyor.
"Körfez Savaşı" sırasında Irak’ın attığı Scud füzelerinin Tel-Aviv’e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sh.521)
Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, şimdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.
MOSSAD, Barzani’ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor.
Kitapta, Mesud Barzani’nin İsrail’e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor.
Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek...
Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek...
İlgi belli...
İlişki de belli...
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?
Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?
Uğur MUMCU
Cumhuriyet 7 Ocak 1993
Gerçekci ol, imkansızı iste...
Konu Mental tarafından (19-02-2007 Saat 16:32 ) değiştirilmiştir..
|

19-02-2007, 01:23
|
 |
T.C_1923
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Eskişehir - Lefkoşa
Yaş: 25
Mesajlar: 179
|
|
|
adam gibi adam ... gerçek vatanperver ... kalpaksız kuvva'cı ... ruhun şad olsun
anarşis
|

19-02-2007, 10:06
|
|
firari
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 260
|
|
slogan solculuğu yapan bir insan değildi,
türkiye'yi tüm değerlerin üstünde tutuyordu
ülkesini düşünen çoğu insan qibi ecelsiz öldü.....
aLLah rahmet eyLesin 

istediğim vakit saramıcaksam belinden gül yüzlü yari
doyasıya öpemeyeceksem
koynunda uyuyamayacaksam
onunla yeni bir güne uyanamıcaksam
VARSIN GÜNEŞ BENİM İÇİN HİÇ DOĞMASIN NE FARKEDER...
 p 
a
d
m
e
|

03-12-2007, 17:39
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
|
|
|
Uğur mumcuyu anmak için illa özel günleri beklemeye gerek yok bence. Herşeyden önce insandı ve herşeyden önce vatanseverdi Uğur mumcu. İsteseydi günümüzün lümpen bilmem kacıncı cumhuriyetçileri gibi bir eli yağda bir eli balda yaşardı, geriye bir miras ve onurlu hayat bırakmayı tercih etti. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
|

03-12-2007, 17:47
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 03-12-2007
Yaş: 20
Mesajlar: 2
|
|
|
günümüzde halen böyle bir insanı sevmeyecek kadar iftira atabilecek kadar embesil olan canlılar yaşıyor ülkemizde.
|

03-12-2007, 18:25
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Yirmi bir yaşındayken yazdığım bir şiiri buldum ben de; edebî olarak gülümsetti beni ama bu şiirin üzerinde hiç dönüp de çalışmak istemedim, yazıldığı gibi kalsın istedim...Eklemek isterim...
Saç
(Bir kadının çığlığıyla yırtıldı zaman; birkaç metre ötede bir dağ özgürlüğe devrildi; parçalanan bir vücut düştü sokağa, aslında sokağa değil, yobazlığın orta yerine düşmüştü sözü; en yalın haliyle çıplak adam; ”korkaklar bin kez ölür", o bir kez öldü karanlığa saklanmadan..)
bileklerine kadar sızıyan ten,
güne doğacak tek gerçek
manşetten geçti kayıtlara bu iki ölüm
ölen onun bedeni, kızınsa çocukluğuydu,
onun ölümü gazetelere yazıldı,
kızın cesediyse hala içinde duruyor,
ya zı la mı yor..
çatlayacak bir yanı vardı belki de etinin
sızıntılarında nice gerçeklerle,
hangi vazife ölüme götürür ki bu beyazı
bu doğu rüzgarları, bu sarıklı kafatasları
cübbeli C-4ler
sırtında yeşil yılan derileri..
kö prüler mi devrildi içindeki köze
tek derdi ülke insanına kalkan olmakken
ülke insanı etten duvarlar öremedi kıymetliye..
zabıta evini bilemedi,
amirinin namus davası yapmazdan evvel bedenini
kılıflar ve kauçuktan eller..
yıllar süren keşmekeş davalar..
tut kulağından bak
bir günah keçisi geliyor sana doğru
çarçabuk saklanamazsan toprağa
devekuşu bedenin ele verir çarkın hesabını
gördük ki,
içinizdeki irini ne güzel yaldızlar apoletler…
İki ölüm,
aynı iki tarih,
24 ocak..
bir kendini bilmez yumuşak bir şeye bastı kaldırımda
değişimden önceki son adımıydı bu,
titredi,
midesinde yumruk gibi bir ağırlıkla ezilirken,
artık nefes aldığı havanın tadı başkalaşmıştı
ışığında,suyunda bir büyük anlamsızlık..
attığı son adımda kocaman bir kapı açıldı
ikinci adımını dünyanın dışına atacaktı dönüşümsüz
şimdi kayan ve dönen beşer durdu
Durdu
Durdu
Durdu
O dışarıdaydı..
nasıl dönülür geriye
kaygan ve etten saça basmazdan evveline,
saç döner mi saçlığına
kız cesedini diriltebilir mi içinin..
ey talihsiz basıcı
attığın adımı ve yerdekini geri alabilir misin artık..
gıcırtılı kapını gerisindeyken
bildiğin tüm duaları oku
lakin yolun sancılı olacaktır
yüzünde bir büyük sis, yüreğinde kocaman bir makine çalışacaktır
ezerken tüm dişlileri düşlerini
yollara düşsen de binlerle cılız bir ırmak gibi kala kalacaktır..
anlamsız bir çığlıksın artık; anlamsız bir direnişin sessiz sesi;
nereye gittiği bilinmeyen -ve nereden geldiği-
kocaman siyah bir tren kalktı bakışından
gömülen bir damla göz yaşı aktı içine..
anladın mı sanıyorsun,
oysa çıplaktın, onun kadar acır mı etin
dönen ve devinen tüm objelere küskün
sürüyüp gitmeli sözünü unutarak o güne
o kadar korkusuzu düşer mi yola
tüylü kuş, koca simurg dağı
yolda telef olansın sen
o uçan kanadında nice ağırlıkla
gitti,
bir anlam katarak ölümüne..
kekelemekten kurtulamayan basıcı
çözülsün dilin, konuş artık..
onu susturdular, konuşamasın diye..
sen niye susmaktasın,
bakışın gökyüzünde takılı
uğurlar olsun kuş sana
ulaştığın tüm dağlara..
'Uğurlar olsun,
Yiğidim aslanım...'
Orada olmamalıydım..
(1993, Ankara, daha önce hiç kafatasından ayrı bir saç görmemiş basıcı 13 yaşındaydı ve oradaydı..)
08.06.2001/İzmir
ö.n.a
|

25-01-2008, 18:06
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
15 yıl geçmiş...
15 yıl daha büyümüşüm, belki de yaşlanmışım...
Katiller hâlâ cübbelerinin karanlığıyla korunaklarında
Esvablarının altından kuyrukları görünmekte...
Mumcu hâlâ faili meçhullerde...
'Uğurlar olsun,
Yiğidim aslanım...'
|

25-01-2008, 18:10
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 25-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 122
|
|
|
Zaten asıl suçlular yakalanmıyor, buna rağmen birde ''Topluma Kazandırma Yasası'' adı altında sanıklar serbest bırakılıyor.Ne diyeyim artık,,, memleketteki adalet bu olsa gerek,,,
yüz çiçek açsın yüz fikir birbiriyle yarışsın.... mao zedong
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:22 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|