İyi de bir maili köşe yazısının dayanağı yapmak da neyin nesi? Yukarıdaki mailde çok mu ilginç şeyler söyleniyor da, sanki Amerika'yı yeniden keşfetmiş gibi bir tavır ve şaşkınlık hali sözkonusu. Her ideolojinin -fraksiyonları da dahil- en uçlarında insanların varlığından habersiz miyiz? Bu da buna benzer bir uç saçma kimlik işte. Ama bunu köşesine basanın da aklına şaşarım! Marifet...Kışkırtmaya çalışmaktan başka ne ki...!
Hürriyetteki Mardin yazısını kaçınız okudunuz bilmiyorum ama oradan çıkartılacak daha ciddiye alınabilir yaklaşımlar vardı...
...
Yani bir gün Malezya olur muyuz, olmaz mıyız? "Olmayız" deyip, içimizi rahatlatır mısınız lütfen...
-
Rahatlatamam. Çünkü olmayız diye bir söz veremem. Kimse veremez. Öyle dinamikler var ki dünyada, öyle tuhaf iç yapılanmalar, her şey olabilir.
Endonezya’da 1960’larda kimse İslam’dan fazla bahsetmiyordu.
Ama bugün Endonezya’da İslam, çok önemli bir siyasi güç olmaya başladı. Niçin ve nasıl böyle olduğunu da, Avrupa’da her gün kaleme alınan 100 bin makale anlamaya çalışıyor. Terörizm dendiğinde ne yazık ki din ve terör birlikte algılanıyor. Sadece nasıl geliştiği değil, nasıl bir arka bulduğu, sırtını nerelere dayadığı ve nasıl meşrulaştığı araştırılıyor...
Türkiye’de bu konuda bir araştırma var mı?
- Maalesef yok. Çünkü Türkiye’de din nasıl olsa ikincildir diye düşünülüyor.
Yani insanların dinin etrafında teşkilatlanması üçüncü seviyede düşünmemiz gereken bir şeymiş gibi. Halbuki
ortaya çıktı ki, dinin etrafında teşkilatlanma diye bir şey var. Hem de çok güçlü bir şey. Bunun niçin ve nasıl böyle olduğunu bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de korkuyoruz. Ama dediğim gibi, Avrupa’da binlerce makale bunu araştırıyor. Biz ise Türkiye’de daha bu işin çok başlangıcındayız.
...
Bir süre önce hiç böyle şeylerle uğraşmıyorduk...
- Yooo yanılıyorsunuz, derinlerde bu çatışma hep sürüyordu. Türkiye Cumhuriyeti, elitist bir devlet. Azınlıktaki elit bir grubun, memleketi modernleştirmek için "Şunları şunları yapmak lazım" diye iyi niyetle düşündüğü bir ülke.
O zamanlar devletin kolları uzanmadığı için, taşra, kendi kovuğunda yaşıyordu. Ama 1960’tan sonra insanlar, yavaş yavaş o kovuklardan çıkmaya başladı. Bu gerçekle yüzleşmek mecburiyetindeyiz. Kovuklarından çıkan insanların memleketinde ne yapılır? Onlarla nasıl baş edilir?
...
Peki türban?
- Bir tek bu türban meselesinin anti-demokratik bir uygulama olduğu konusunda yüzde 100 eminim. Bu mesele, artık olguların toplanmasına ihtiyaç olmayan bir ahlaki meseleye dönmüştür. Orada kararım net,
türbanlı öğrenciler üniversiteye girebilmeliler. Türban, benim kararımı verebildiğim nadir alanlardan bir tanesi. Ama kadınlar konusundaki problemin çok ciddi olduğuna inanıyorum. Kadınların Türkiye’de kendi durumlarının tehlikede olduğunu düşünmelerini haklı buluyorum. Çünkü orada henüz halledilmemiş bir sorun var. Nasıl türbanlıların üniversiteye girmesini destekliyorsam, bu ülkede kadınlarla ilgili çok ciddi bir problemin olduğuna da inanıyorum.
Yani kadınlar "Aman canım abartacak bir şey yok!" demesinler mi?
- Demesinler. Çünkü
kadınlarla ilgili abartılacak bir durum var.
...
Şerif Mardin Ayşe Arman’a konuştu ! / HABER 3