Bugün bbc türkçe kendine göre şöyle bir 10 neden başlığı atmış:
İngiltere ayaklanmasının 10 sebebi ("ayaklanma" denmiş olması da manidar)
İngiltere'deki ayaklanmalara neyin yol açmış olabileceği yolunda ahlaki çürümeden aşırı tüketime dayalı toplum yapısına dek bir çok sebep ortaya atıldı.
Sosyal Yardımlara Bağımlılık
İngiliz tarihçi, gazeteci Sir Max Hastings, Daily Mail gazetesinde yayımlanan makalesinde "kişisel özgürlüklerin sınırının olmadığı, yoldan çıkmış ahlaki değerlerden bahsediyor, bunun alt sınıfı disiplinden mahrum bıraktığına değiniyor.
Hastings'e göre "bu disiplin aslında tek başına bile, alt sınıfın bazı üyelerinin içinde yaşadıkları bağımlılık batağından çıkmalarını sağlayabilir."
Eski hapishane yöneticisi ve Birmingham Kent Üniversitesi Kriminoloji Profesörü David Wilson, İngiltere'de hükümetin vergi mükelleflerinin sırtına başka yük bindirmeden çeşitli programlar yoluyla istihdam ya da sağlık gibi kimi hizmetlere erişimi sağlaması gerektiği gibi bir sosyal haklar kültürü olduğuna dikkat çekiyor.
"Ama bu kültür sadece alt sınıflarda değil, politikacılarda, bankacılarda, futbolcularda da var. Belli bir kesime değil, toplumun her seviyesine işlemiş durumda."
"Politikacıların düz ekran televizyon için ödeme talep ettikleri ya da giderleri üzerinde oynama yaptıkları için hapse atıldıkları bir ortamda, toplumun hangi kesimine bakarsanız bakın gençlerin doğru dürüst bir liderlik göremedikleri açık."
Sosyal Dışlanma
Independent gazetesine yazan ve suçtan hüküm giymiş çocuklarla ilgilenen Kids Company adlı derneğin kurucusu Camila Batmanghelidjh, ayaklanmalara karışan gençlerin kendilerini, varolan topluma ait hissetmedikleri görüşünde.
Camila Batmanghelidjh, yaşananlardan "ayaklanan kesimde, mevcut sosyal yaşamın hiçbir şey sağlamadığı algısını yaratan" toplum yapısını suçluyor.
Yazara göre bu gençlerin itibarı ilk kez de sarsılmış değil.
Gençler, "devamlı aşağılandıkları, mülk zengini bir toplumun içinde devamlı mülksüzleştirildikleri" hissi içinde.
Öte yandan Kent Üniversitesi'nde ziyaretçi Kriminoloji Profesörü Marian FitzGerald, yapılan araştırmaların sosyal mahrumiyet bölgelerinde yaşıyor olmanın, ayaklanmaları getiren bir faktör olabileceği görüşünde.
"Ama ayaklananlar her zaman sosyal anlamda dışlanmış kesimlerdir diye bir kaide yok - hatta genellikle ayaklanmalarda en korunmasız kalanlardır, onlar. Sosyal dışlanmayı bahane olarak göstermek yerine üzerinde daha etraflıca düşünülmüş bir yaklaşımı benimsemeliyiz."
Babanın Eksikliği
Daily Telegraph gazetesinden Cristina Odone'a göre ayaklanmaların kökeninde, bu olaylara karışanların hayatında erkek rol modellerin eksikliği yatıyor olabilir.
Hapisteki genç suçluların pek çoğunda olduğu gibi, bu olaylara karışan çete üyelerinin de bir ortak noktası var: o da evde, başlarında bir baba figürünün bulunmaması."
Marian FitzGerald, kendisinin de iki erkek çocuğu tek başına yetiştirdiğini belirtirken istikrarlı bir aile ortamı yaratılırsa çocukların yine de başarılı olabileceklerini savunuyor.
Harcama Kesintileri
İşçi Partisi'nin Londra Belediye Başkanı adayı Ken Livingstone, BBC'de yayımlanan Newsnight programında ekonomiyi kurtarma paketlerinin yaşananlardaki rolüne değindi:
"Eğer harcamalarda dev kesintiler yapıyorsanız, her zaman bunlara karşı son yaşanan türden bir isyanın olması ihtimali vardır."
Profesör Fitzgerald'a göre ise bunu söylemek için henüz erken.
"Yerel hizmetlerdeki kesintilerin tam etkisi, gelecek yıldan önce hissedilmeyecek.
"Bununla beraber polis hizmetlerinde de dev kesinti yapılacağı o kadar çok konuşuldu ki, isyancılar yakalanma olasılıklarının azaldığı gibi bir mesaj almış olabilirler."
Polisin Yetersizliği
Sun gazetesi başyazısında polisin "tazyikli su" kullanmasına izin verilmemesini "delilik" diye nitelerken parlamentonun "gözyaşartıcı gaz ve cop kullanma konusunda hassasiyeti bir kenara bırakması gerektiğini" savundu.
2009 yılında Londra'daki G20 zirvesini protesto gösterileri sırasında polisin tutumu sert şekilde eleştirilmişti.
Kimi yorumcular, polis memurlarının, hukuki işlem başlatılır korkusuyla ayaklananları yakalamaktan korkmuş olabilecekleri görüşünü dile getirdi.
Profesör Wilson, "yapılan mülakatlar gösteriyor ki ayaklananların bir çoğu güçlü olma hissinin tadını çıkardı. Sorun çıkardıkları kentlerin kendilerine ait olduğunu düşünmeye teşvik etti onları.
"Ama bunun "siyaseten doğru" olmakla bir ilgisi yok. İngiliz adaletini son 25 – 30 senedir tanımlayan şey, Avrupalı komşularımızla kıyaslandığında çok sayıda gencin hapse atılmış olmasıdır."
Irkçılık
Şiddet olayları, 29 yaşındaki siyah bir genç, Mark Duggan'ın Cumartesi günü polis tarafından öldürülmesiyle başladı.
Independent gazetesinden Christina Patterson, ırk faktörünün gözardı edilemeyeceği görüşünde.
"Polis çok fazla sayıda siyah erkeği öldürdü.
"Çok sayıda siyah erkek ve kadın, ilgileri olmadığı halde suçlu muamelesi gördü. Bu son ayaklanmaların sebebi bu değil ama payı var."
Profesör Fitzgerald "polisin vurduğu durumların artık çok nadir" olduğuna dikkat çekiyor.
Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu'nun son üç yıldaki raporlarına göre yedi vurulma vakası var - bunların tümü beyazmış.
Macpherson raporundan bu yana Londra Emniyet Müdürlüğü'nde ciddi değişiklikler görüldü.
Bu rapor, polisin "yolda durdurup arama" yetkisini oransız kullanmasının normalde yasalara uyan siyah gençleri polisle karşı karşıya getirdiğini yazıyordu.
Çete Kültürü
Daily Mirror gazetesinden Paul Routledge, "rap müzikle ilişkilendirilen, şiddeti öven, polis ve ebeveynden ise nefrete dayalı bir kültür olduğunu" savunuyor ve yaşananlardan bu kültürü sorumlu tutuyor.
Profesör Wilson, çete kültürünün gerçek bir olgu olduğuna dikkat çekerken Profesör Fitzgerald ise rap müzik dinlemenin suça eğilim anlamına gelmeyeceği görüşünde.
Fitzgerald, "Bir seferinde bir çocukla görüşmüştüm, bu müziği dinliyor olmam, şarkı sözlerine katıldığım anlamına gelmiyor demişti" diyor.
"Ama bu özellikle çevresindekilerden, gelişmelerden kolay etkilenenler söz konusu olduğunda bir faktör olabilir."
Tüketim Kültürü
Guardian gazetesinden Zoe Williams, "Bunlar tüketicilerin tercihleriyle tanımlanan alışveriş ayaklanmaları" ifadesini kullanıyor.
"İnsanların sahip oldukları hiçbir şey olmadığında olan budur, güçlerinin yetmediği şeyler, devamlı gözlerinin önünde olursa ve günün birinde bunları alma imkanlarının olabileceğine inanmalarını gerektirecek hiçbir sebep yoksa, bu yaşanır."
Profesör Fiztgerald'a göre sokaklarda işlenen suçlar araştırıldığında tüketim kültürü, bir faktör olarak dikkat çekiyor.
"Ama son ayaklanmalara bakıldığında pek emin değilim- zira yağmalamak alabildiğini almak demektir. Cep telefonu ve giysilerin yanı sıra, şeker ya da kutularla bira çalındığı da görüldü."
Fırsatlardan Yararlanma
Irish Times gazetesinden Carolina Bracken, "Ayaklanmaya bulaşanların sayısı arttıkça, diğerleri de onlara katılma isteği duyuyor, yüzlerce kişinin arasında bir kişinin yakalanmasını imkansız görüyorlar." diyor.
Profesör Wilson,"fırsatçılıkla beraber büyük bir çetenin parçası olma duygusunun normalde bu tür işlere karışmayacak bir çok kişiyi yoldan çıkardığı" görüşünde.
"Bir diğer önemli nokta da kendilerinden daha büyük bir şeyin parçası olmanın getirdiği ele geçirilemezlik duygusu.
"Ayrıca buna bağlı olarak fazla bir güçlerinin olmadığı bir kültürün içinde güçlü hissetme ve kötü bir şeyler yapma duygusu da var."
Tekonoloji ve Sosyal Medya
Londra Emniyet Müdürlüğü'nden Steve Kavanagh gazetecilere yaptığı açıklamada bu suç vakalarının örgütlenmesinde sosyal medya ağlarının kullanıldığını anlatmıştı.
Profesör Wilson, sosyal ağların henüz yeterince keşfedilmediği görüşünde.
"Yıllar yılı çetelerin ve futbol holiganlarının bir araya gelmek ya da dövüşmek için teknolojiyi kullandıklarından haberdarız.
"Sanırım polis, bu son olaylarda varlık gösteren sosyal medyaya karşılık vermekte biraz geç davrandı.
"Ama hepimizin bildiği gibi cep telefonları suçla mücadelede kullanılabilir ve sanırım bir dereceye kadar polis bunu önemsiz gibi göstermeyi tercih etti."
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler...is_riots.shtml