Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü > Köşe Yazıları

Anarşistlerin gözünden Londra isyanları

Köşe Yazıları içerisinde Anarşistlerin gözünden Londra isyanları konusu: Medya kaynakları Londra'da ve İngiltere genelindeki isyanlar için “anarşi”yi suçlarken Kuzey Londra Dayanışma Federasyonu, başkentte faaliyet gösteren bir anarşist örgüt olarak açıklamalarda bulundu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: Son yıllarda ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-08-2011, 13:58
lunatic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 500
Blog Başlıkları: 1
Standart Anarşistlerin gözünden Londra isyanları

Medya kaynakları Londra'da ve İngiltere genelindeki isyanlar için “anarşi”yi suçlarken Kuzey Londra Dayanışma Federasyonu, başkentte faaliyet gösteren bir anarşist örgüt olarak açıklamalarda bulundu.

Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

Son yıllarda isyanlar Londra'nın bazı bölgelerine, dükkanlara, evlere ve arabalara belirgin zararlar verdi. Soldan gelen sesler bunun hiç azalmayan yoksulluğun bir sonucu olduğunu söylüyor. Sağcılara göre ise gangsterler ve toplum düşmanı kesimler trajediden ekmek yiyor. İkisinin de haklı olduğu noktalar var. son günlerde gördüğümüz yağmalar ve isyanlar karmaşık bir olgu ve bir çok akımı içerisinde bulunduruyor.

Britanya toplumunun en alt kesimleri için uygulanan desteklerin azaltıldığını, bu insanların uçurumdan aşağı itilip, düşmekteyken de polis tarafından dövüldüğünü göz önünde bulundurunca, isyanların şu an olması bir sürpriz değil. Ancak bu durum, evlerin yakılmasını ve çalışan insanların dehşete düşürülmesini haklı kılmaz. Bunları her kim yaptıysa desteği haketmez.

Sınıfların öfkesi aynen olduğu gibidir: çirkin ve kontrol dışı. Ancak tahmin edilemez değildir. Britanya toplumsal sorunlarını onyıllardır sakladı, silahlı adamlarla vahşi bir şekilde bastırdı. Banliyölerde doğanlara, daha iyi bir yaşam sürmek ve oradan çıkmak için hiç bir şans verilmedi – polis otosunun arkasında elleri kelepçeli bir şekilde çıkmak hariç. 1980'lerde benzer sorunlar Toxteth'e neden oldu. 1990'larda Poll Tax isyanlarına yol açtı. Şimdi aynı isyanlarla karşı karşıyayız – çünkü sorunlar devam etmekle kalmadı, daha da kötüleşti.

KAYBEDECEK BİR ŞEY KALMADI
Polis şiddeti İngiltere'nin her tarafında günlük hayatın bir parçası. Zar zor geçinmeyi sağlayan toplumsal yardım sistemleri azaltıldı ve yok edildi. Yoksul bölgelere para girişini sağlayan devlet destekli iş fırsatları artık sağlanmazken kiraların sürekli artması sonucunda, çok aza sahip olan insanların artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadı. Hiçbir şey.

Bütün bu olan biten sırasında medyanın kendi üstlendiği rolü de küçümsememek lazım. Tottenham'daki olaylar başlamadan önce yapılan “barışçıl protesto” tartışmalarına hiç yer vermeyen medya, protestocuların polis karakolu önünde sessiz bir eylem yapması durumunda yine hiçbir şey olmamış gibi davranacaktı. Polis şiddeti ve buna karşı protesto her zaman olur. Ancak sadece karşı taraf da şiddetle cevap verdiğinde medya olan bitene yer verme ihtiyacı hisseder.

Yani yoksulluk ve şiddet içinde yaşayan insanların en sonunda savaş açması bir sürpriz değil. Aynı şekilde insanların birkaç aylık kiralarını ödemelerini sağlayacak plazma televizyonları çalarken dükkanların raflarındaki kitaplara dokunmamaları da şaşırtmıyor. Çoğu yurttaş için bu yağma, sonuçsuz iş başvurularıyla geçirecekleri önümüzdeki yıllar içerisinde görüp görebilecekleri tek servet paylaşımı olacak.

SINIF BİLİNCİNİ YOK EDEN HÜKÜMETLER
İsyancıların “kendi topluluklarına” saldırmakta oldukları hakkında çok şey söylendi. Ancak isyanlar bir “sosyal vakum”un içinde gerçekleşmez. 80'lerdeki isyanlar daha çok hedefe yoğunlaşmışlardı; yoksullara dokunmadan sınıf ve ırk baskısının sembollerine saldırıyorlardı: polis, karakol ve mağazalar. Peki 1980'lerden günümüze ne değişti? Peşpeşe gelen hükümetler işçi sınıfı dayanışması ve kimliği kavramlarını yok etmek için büyük çabalar harcadılar. Bunun sonucunda isyancıların sınıfımızın diğer üyelerine zarar vermeleri bir sürpriz olabilir mi?

Dayanışma Federasyonu işyeri mücadelesi aracılığıyla direniş üzerine temellenmiştir. Biz yağmanın bir parçası değiliz, düşünmeden konuşan sağcılar veya duygudaş olup yine de isyancıları ayıplayan solcular gibi davranamayız. Bu yüzden hayatları boyunca sahip olmaları engellenen servetleri yağmalayarak evlerine götüren tanımadığımız insanları ne kınayabiliriz, ne de onları hoş görebiliriz.

Devrimciler olarak, masum insanlara ve çalışan insanlara yapılan saldırılara göz yummamız mümkün değil. Dükkanların üst katlarındaki evlerle birlikte yakılması, insanların ulaşım araçlarına zarar verilmesi, soygunlar ve benzerleri, kendimize yapılmış bir saldırıdır. Bu yüzden hükümetin “tasarruf” planları, ev sahiplerinin kazık kiraları ve işverenlerin emeğimizi sömürmesine karşı direndiğimiz gibi bu saldırılara da aynı güçle direnmeliyiz. Bu gece, ve bu isyanlar sürdükçe, insanlar bir araya gelerek kendilerini, evlerini ve topluluklarını tehdit eden şiddete karşı kendilerini savunmalılar.

İsyancıların meşru öfkesi kolektif ve demokratik yollarla, diğer işçilere zarar vermeye değil de kapitalizme atfedilen eşitsizlik ve sömürüye yönlendirilirse çok daha güçlü olacaktır.


North London Solidarity Federation (Kuzey Londra Dayanışma Federasyonu)
libcom.org'dan BirGün için çeviren: Onur Erem

Anarşistlerin gözünden Londra isyanları - Dış Haber - Online BirGün


“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 11-08-2011, 14:02
lunatic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 500
Blog Başlıkları: 1
Bence forumda anarşist argümanlar üzerinden tartışılması,ele alınması gereken örnek süreçler bunlar.Yeterince tartışılmadı,ele alınmadı.Yunanistandaki,Îspanya'daki vs eylemler,yöntemleri,amaçları görmezden gelinecek kadar anlamsız ve cılız mı? Anarşizm adına,özellikle 21.yüzyılda alacağı şekil ve konum adına önemli ip uçları.


“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-08-2011, 21:03
drunken lord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Mesajlar: 254
Blog Başlıkları: 1
çok haklısın hocam bu hareketinde ekonomik bir "sarsıntı" durumuyla başat gitmesi bizi klasik kapitalist sürecin devamı düşüncesine getiriyor. ingilterede ki ezilenlerin özellikle ekonomik belirsizlik sürecinde harekete geçmesi boşuna değildir. ayrıca anarşistlerce sevki sağlandığı söylenen bu hareket tabii ki önemli... ancak son bir kaç gündür yapılan yorumlarda konformist hayat görüşünün ne kadar insanların içine işlediğini görüyorum özellikle bir kavram olarak ayaklanmayı gösteri ile karıştırarak yorum yapılması hem eğlenceli hem de üzücü bir okumaydı benim için. yani temelde öyle bir kavramsal karmaşa var ki insanların kafasında üstelik solcu sağcı farketmeden etkiler durumda bu herkesin kafasını benim asıl aklımı karıştıran insanların bu durum karşısında takındığı tutum oldu kendisini solda tanımlayan arkadaşlardan duydukların ilginçti...ingilteredeki hareket kuşkusuz bir birikimin sonucudur ki bu potansiyel enerji ezilenlerin sürekli içlerinde taşıdığı türden bir enerji. şu da unutulmamalı ki ingiltere thatcher ile beraber kendisini tamamen kapitalizmin kollarına bırakmış bir ülke işçi partisi bile bir liberal parti gibi çalışmakta ingiltere yakın tarihine bakarsak buna benzer olayların sancılı thatcher döneminde yaşandığını görürüz. thatcher dönemi kuşkusuz ingiltere için bir dönüşüm dönemiydi. maden işçilerinin grevleri, sokak olayları bu dönüşüme temel karşı çıkılan alanlardı. thatcher ingilterenin kalan son halkçı temellerini alıp kapitalizme devrederek bu değişimi gerçekleştirmişti. bugünün ingilteresine baktığımızda ne thatcher gibi bir figür ne de temelli bir dönüşüm görünürde yok. ancak ingiliz gençliği ve ezilenleri arasında bir potansiyel enerji olduğunu bir süre önce ki öğrenci hareketi ve şimdiki olaylar sayesinde görmüş bulunuyoruz. peki nedir bu hareketliliğin nedeni? açıkta bölgesel bir neden göremezken neden hareketlilik? açıkçası bunun için olaya daha küresel yaklaşmak lazım. özellikle 08 ile başlayan ekonomik dalgalanma(hatta belki de buhran) sürecinin toplumsal bazda bazı hareketler yarattığını görüyoruz sanırım ingilterede ki olaylarda buna dahil edilebilir(ki ben ortadoğudaki hareketleri de buna bağlamakla beraber oradaki sonunun daha çok liberalleşme neo-sömürgeleşme olduğunu düşünüyorum) peki bu ne demek? 08 de başlayan dalgalanmanın kökleri çok daha derinde demek 08'in çok öncesinde(belki de 11 eylülle) başlayan bir sosyal enerji birikiminin ilk parlamaları demek şahsi görüşüm ingilterede ezilenlerin ayaklanmasının tek başına ele alınmaması gerektiğidir.

Konu drunken lord tarafından (11-08-2011 Saat 21:07 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 11-08-2011, 21:41
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
bugün taraf'ta mevzuyla alakalı en sıradışı yorumlardan birini okudum. zygmunt bauman özetle '' tüketim çılgınlığı çeşitlenmesi, ihtiyaçların her geçen dakika çeşitlenmesi ile genel tüketim halinin bir tür psiko-terapi haline gelmesi''nden bahsediyordu. tüketebildiğin ve sahip olabildiklerin nispetinde statü, rahat ve mutluluk sahibi olunması ile bunların yanı başında duran; ama sahip olma ümitleri bile kalmamış gençlerin ''nihilist'' isyanları.

eskilerin bir sözü var: bir yer biri bakar, kıyamet ondan kopar. biri giyer biri bakar. biri oynar biri bakar. ... bu liste uzayıp gider.

komünist bloğun yıkılmasından sonra kapitalizm yeni bir evreye girdi. daha sıklıkla yaşanan krizler sosyal harcamaları kısıtladı. üstelik savaşlara harcanan bütçelerdeki artışlar da dikkat çekici. sosyal devletin yıkılması, artan göç dalgaları, savaşlar ve metropellerde gettolaşan kayıp kuşaklar, kimliksizler ve daimi dışlananlar... açıkçası bu tarz ''nihilist isyan'' dalgaları beklenmeyen bir şey değildi. önümüzdeki dönemde daha da sıklaşarak devam edecektir.

her ne kadar aralarında bu durumu suistimal edenler vs olsa da, o isyanlara katılan gençler bir avuç çeteci değiller. sosyo iktisadi yaşamın rekabetine, dışlanmışlığına dayanan kayıp kuşaklar her biri.


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 11-08-2011, 21:46
lunatic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 500
Blog Başlıkları: 1
Bütün bu birbiriyle bağlı sebeplerden ve ya bağlantısız sebeplerden ortaya çıkan isyanlar,baharlar,devrimler,yağmalar,iç savaşlar vs vs artık adına kim ne derse desin ingilterede olunca bana türkçeye otomatik portakal diye çevrilen a clockwork orange filmini hatırlatıyor ( : Kapitalizmin ana sembollerine değil de mahallelerdeki küçük işletmelerin saldırıya,yağmaya mağruz kalmaları içinde farklı durumlar barındırsa da bana adice ve ya savunulamaz bir durum olarak gelmiyor.Geniş bi şekilde toparlayarak tartışma ortamı oluşursa,yazmak istiyorum.


“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 11-08-2011, 21:56
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
Alıntı:
lunatic´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bütün bu birbiriyle bağlı sebeplerden ve ya bağlantısız sebeplerden ortaya çıkan isyanlar,baharlar,devrimler,yağmalar,iç savaşlar vs vs artık adına kim ne derse desin ingilterede olunca bana türkçeye otomatik portakal diye çevrilen a clockwork orange filmini hatırlatıyor ( : Kapitalizmin ana sembollerine değil de mahallelerdeki küçük işletmelerin saldırıya,yağmaya mağruz kalmaları içinde farklı durumlar barındırsa da bana adice ve ya savunulamaz bir durum olarak gelmiyor.Geniş bi şekilde toparlayarak tartışma ortamı oluşursa,yazmak istiyorum.
vallahi hacı... aslında olaylar sanıldığından karmaşık. polisin öldürdüğü iddia edilen bir gencle başlıyor hadise. bunlar barışçıl biçimde protesto edilirken kitle psikolojisi bazı tahriklerle birden hiddetleniyor. belli ki bazı fırsatçılarla yıllardır polis-toplum şiddetinin mağdurlarının öfkesi de olayı katmerliyor.

ana sembollere saldırılmaması hareketin örgütsüzlüğüyle alakalı. aslında ideolojik-politik bir hedef yok ortada. tamamen doğaçlama gelişen bir mevzu.

yunanistan'daki olaylara benzetilemez; daha çok paris banliyölerine benziyor durum. yunanistan'sa örgütlü bir toplumsal muhalefetin eylemlerine şahitlik etti. oldukça örgütlü ve yaygın bir anarşist-komünist gelenek var orada.

yanı başındaki lüks, şatafata karşın gündelik yaşamda kimliksizleşen, horlanan ve zorlanan bireyler... sosyal eşitsizlik ve yoksulluk belirleyici olsa da, sorun daha çok kimliksizleşmeyle alakalı. herhangi bir etnik-dinsel gruba mal edilemiyor; çünkü, birçok farklı kesimden insan var.

bu da göstermekte ki, hiçbir şey güllük gülistanlık değil.


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 12-08-2011, 10:47
lunatic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 500
Blog Başlıkları: 1
Bugün bbc türkçe kendine göre şöyle bir 10 neden başlığı atmış:

İngiltere ayaklanmasının 10 sebebi ("ayaklanma" denmiş olması da manidar)
İngiltere'deki ayaklanmalara neyin yol açmış olabileceği yolunda ahlaki çürümeden aşırı tüketime dayalı toplum yapısına dek bir çok sebep ortaya atıldı.

Sosyal Yardımlara Bağımlılık
İngiliz tarihçi, gazeteci Sir Max Hastings, Daily Mail gazetesinde yayımlanan makalesinde "kişisel özgürlüklerin sınırının olmadığı, yoldan çıkmış ahlaki değerlerden bahsediyor, bunun alt sınıfı disiplinden mahrum bıraktığına değiniyor.

Hastings'e göre "bu disiplin aslında tek başına bile, alt sınıfın bazı üyelerinin içinde yaşadıkları bağımlılık batağından çıkmalarını sağlayabilir."

Eski hapishane yöneticisi ve Birmingham Kent Üniversitesi Kriminoloji Profesörü David Wilson, İngiltere'de hükümetin vergi mükelleflerinin sırtına başka yük bindirmeden çeşitli programlar yoluyla istihdam ya da sağlık gibi kimi hizmetlere erişimi sağlaması gerektiği gibi bir sosyal haklar kültürü olduğuna dikkat çekiyor.

"Ama bu kültür sadece alt sınıflarda değil, politikacılarda, bankacılarda, futbolcularda da var. Belli bir kesime değil, toplumun her seviyesine işlemiş durumda."

"Politikacıların düz ekran televizyon için ödeme talep ettikleri ya da giderleri üzerinde oynama yaptıkları için hapse atıldıkları bir ortamda, toplumun hangi kesimine bakarsanız bakın gençlerin doğru dürüst bir liderlik göremedikleri açık."

Sosyal Dışlanma
Independent gazetesine yazan ve suçtan hüküm giymiş çocuklarla ilgilenen Kids Company adlı derneğin kurucusu Camila Batmanghelidjh, ayaklanmalara karışan gençlerin kendilerini, varolan topluma ait hissetmedikleri görüşünde.

Camila Batmanghelidjh, yaşananlardan "ayaklanan kesimde, mevcut sosyal yaşamın hiçbir şey sağlamadığı algısını yaratan" toplum yapısını suçluyor.

Yazara göre bu gençlerin itibarı ilk kez de sarsılmış değil.

Gençler, "devamlı aşağılandıkları, mülk zengini bir toplumun içinde devamlı mülksüzleştirildikleri" hissi içinde.

Öte yandan Kent Üniversitesi'nde ziyaretçi Kriminoloji Profesörü Marian FitzGerald, yapılan araştırmaların sosyal mahrumiyet bölgelerinde yaşıyor olmanın, ayaklanmaları getiren bir faktör olabileceği görüşünde.

"Ama ayaklananlar her zaman sosyal anlamda dışlanmış kesimlerdir diye bir kaide yok - hatta genellikle ayaklanmalarda en korunmasız kalanlardır, onlar. Sosyal dışlanmayı bahane olarak göstermek yerine üzerinde daha etraflıca düşünülmüş bir yaklaşımı benimsemeliyiz."

Babanın Eksikliği
Daily Telegraph gazetesinden Cristina Odone'a göre ayaklanmaların kökeninde, bu olaylara karışanların hayatında erkek rol modellerin eksikliği yatıyor olabilir.

Hapisteki genç suçluların pek çoğunda olduğu gibi, bu olaylara karışan çete üyelerinin de bir ortak noktası var: o da evde, başlarında bir baba figürünün bulunmaması."

Marian FitzGerald, kendisinin de iki erkek çocuğu tek başına yetiştirdiğini belirtirken istikrarlı bir aile ortamı yaratılırsa çocukların yine de başarılı olabileceklerini savunuyor.

Harcama Kesintileri
İşçi Partisi'nin Londra Belediye Başkanı adayı Ken Livingstone, BBC'de yayımlanan Newsnight programında ekonomiyi kurtarma paketlerinin yaşananlardaki rolüne değindi:

"Eğer harcamalarda dev kesintiler yapıyorsanız, her zaman bunlara karşı son yaşanan türden bir isyanın olması ihtimali vardır."

Profesör Fitzgerald'a göre ise bunu söylemek için henüz erken.

"Yerel hizmetlerdeki kesintilerin tam etkisi, gelecek yıldan önce hissedilmeyecek.

"Bununla beraber polis hizmetlerinde de dev kesinti yapılacağı o kadar çok konuşuldu ki, isyancılar yakalanma olasılıklarının azaldığı gibi bir mesaj almış olabilirler."

Polisin Yetersizliği

Sun gazetesi başyazısında polisin "tazyikli su" kullanmasına izin verilmemesini "delilik" diye nitelerken parlamentonun "gözyaşartıcı gaz ve cop kullanma konusunda hassasiyeti bir kenara bırakması gerektiğini" savundu.

2009 yılında Londra'daki G20 zirvesini protesto gösterileri sırasında polisin tutumu sert şekilde eleştirilmişti.

Kimi yorumcular, polis memurlarının, hukuki işlem başlatılır korkusuyla ayaklananları yakalamaktan korkmuş olabilecekleri görüşünü dile getirdi.

Profesör Wilson, "yapılan mülakatlar gösteriyor ki ayaklananların bir çoğu güçlü olma hissinin tadını çıkardı. Sorun çıkardıkları kentlerin kendilerine ait olduğunu düşünmeye teşvik etti onları.

"Ama bunun "siyaseten doğru" olmakla bir ilgisi yok. İngiliz adaletini son 25 – 30 senedir tanımlayan şey, Avrupalı komşularımızla kıyaslandığında çok sayıda gencin hapse atılmış olmasıdır."

Irkçılık
Şiddet olayları, 29 yaşındaki siyah bir genç, Mark Duggan'ın Cumartesi günü polis tarafından öldürülmesiyle başladı.

Independent gazetesinden Christina Patterson, ırk faktörünün gözardı edilemeyeceği görüşünde.

"Polis çok fazla sayıda siyah erkeği öldürdü.

"Çok sayıda siyah erkek ve kadın, ilgileri olmadığı halde suçlu muamelesi gördü. Bu son ayaklanmaların sebebi bu değil ama payı var."

Profesör Fitzgerald "polisin vurduğu durumların artık çok nadir" olduğuna dikkat çekiyor.

Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu'nun son üç yıldaki raporlarına göre yedi vurulma vakası var - bunların tümü beyazmış.

Macpherson raporundan bu yana Londra Emniyet Müdürlüğü'nde ciddi değişiklikler görüldü.

Bu rapor, polisin "yolda durdurup arama" yetkisini oransız kullanmasının normalde yasalara uyan siyah gençleri polisle karşı karşıya getirdiğini yazıyordu.

Çete Kültürü
Daily Mirror gazetesinden Paul Routledge, "rap müzikle ilişkilendirilen, şiddeti öven, polis ve ebeveynden ise nefrete dayalı bir kültür olduğunu" savunuyor ve yaşananlardan bu kültürü sorumlu tutuyor.

Profesör Wilson, çete kültürünün gerçek bir olgu olduğuna dikkat çekerken Profesör Fitzgerald ise rap müzik dinlemenin suça eğilim anlamına gelmeyeceği görüşünde.

Fitzgerald, "Bir seferinde bir çocukla görüşmüştüm, bu müziği dinliyor olmam, şarkı sözlerine katıldığım anlamına gelmiyor demişti" diyor.

"Ama bu özellikle çevresindekilerden, gelişmelerden kolay etkilenenler söz konusu olduğunda bir faktör olabilir."

Tüketim Kültürü

Guardian gazetesinden Zoe Williams, "Bunlar tüketicilerin tercihleriyle tanımlanan alışveriş ayaklanmaları" ifadesini kullanıyor.

"İnsanların sahip oldukları hiçbir şey olmadığında olan budur, güçlerinin yetmediği şeyler, devamlı gözlerinin önünde olursa ve günün birinde bunları alma imkanlarının olabileceğine inanmalarını gerektirecek hiçbir sebep yoksa, bu yaşanır."

Profesör Fiztgerald'a göre sokaklarda işlenen suçlar araştırıldığında tüketim kültürü, bir faktör olarak dikkat çekiyor.

"Ama son ayaklanmalara bakıldığında pek emin değilim- zira yağmalamak alabildiğini almak demektir. Cep telefonu ve giysilerin yanı sıra, şeker ya da kutularla bira çalındığı da görüldü."

Fırsatlardan Yararlanma
Irish Times gazetesinden Carolina Bracken, "Ayaklanmaya bulaşanların sayısı arttıkça, diğerleri de onlara katılma isteği duyuyor, yüzlerce kişinin arasında bir kişinin yakalanmasını imkansız görüyorlar." diyor.

Profesör Wilson,"fırsatçılıkla beraber büyük bir çetenin parçası olma duygusunun normalde bu tür işlere karışmayacak bir çok kişiyi yoldan çıkardığı" görüşünde.

"Bir diğer önemli nokta da kendilerinden daha büyük bir şeyin parçası olmanın getirdiği ele geçirilemezlik duygusu.

"Ayrıca buna bağlı olarak fazla bir güçlerinin olmadığı bir kültürün içinde güçlü hissetme ve kötü bir şeyler yapma duygusu da var."

Tekonoloji ve Sosyal Medya
Londra Emniyet Müdürlüğü'nden Steve Kavanagh gazetecilere yaptığı açıklamada bu suç vakalarının örgütlenmesinde sosyal medya ağlarının kullanıldığını anlatmıştı.

Profesör Wilson, sosyal ağların henüz yeterince keşfedilmediği görüşünde.

"Yıllar yılı çetelerin ve futbol holiganlarının bir araya gelmek ya da dövüşmek için teknolojiyi kullandıklarından haberdarız.

"Sanırım polis, bu son olaylarda varlık gösteren sosyal medyaya karşılık vermekte biraz geç davrandı.

"Ama hepimizin bildiği gibi cep telefonları suçla mücadelede kullanılabilir ve sanırım bir dereceye kadar polis bunu önemsiz gibi göstermeyi tercih etti."

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler...is_riots.shtml


“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 12-08-2011, 11:43
lunatic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 500
Blog Başlıkları: 1
Bu gibi nedenleri ve türevlerini ufak ufak ele alıp çoğaltmak mümkün tabi ki.Hele ki medya için londra isyanlarınlarında çok daha fazlası mümkün.
İsyanın,aralarından birinin polis tarafından öldürülmesi yüzünden gerçekleştiğini söylemek birinci dünya savaşının sırp prensin öldürülmesi yüzünden başladığını söylemek kadar anlamlı.Arap baharı diye adlandırılan baharın Tunus'lu bir seyyar satıcının tezgahına el konulmasına direnip,kendisini yakması yüzünden başladığını söylemek kadar anlamlı.

Öyle ya da böyle görüyoruz ki ortadoğuda da Londra'da da ayaklananlar,isyan edenler (en azından ilk fitili yakanlar) yıllardır sömürülen,elinde varsa bir kaç mülkü o da alınan,geleceksizleştirilen,mahkum edilen kesimler tarafından yapıldı.Ancak niteliği ve yöntemini belirleyen şey kültür ve öznel koşullar olmuşsa olmuştur.Londra da dükkanları yakıp,yağmalarsınız ki o dükkan sahiplerini hiç enterese etmemiştir o yoksul mahalleleri ve bu düzenin çarpıklığı.Tunus'ta da kendinizi yakarsınız.Yunanistan'da örgütlüce elinizde olanların alınmasına direnirsiniz,hükümeti protesto eder,hala iş sahibisinizdir grev yapar,polisle çatışırsınız.

Ama sonuçta bakıyoruz ki suçlu her zaman olduğu gibi tüm bu olup bitenlerin nedeni değil de olup bitenlerin içinde olan insanlar olacak.Tespit edilecek ve cezalandırılıp,bedelini ödeyecekler ingiltere başbakanına göre.

Bir de şu yanı var ki o beni daha çok ilgilendiriyor,anarşistler,komünistler,kendini solda görenler ortalıkta yok!
Sürekli bu düzenin çarpıklığı,adeletsizliği,anlamsızlığı üzerine dem vurup,kendini bunun alternatifliği üzerine inşa etmişlerin,tek yolun buna karşı isyandan geçtiğini söyleyenlerin bu ayaklanmalarda,isyanlarda öncülük rolü üstlenememeleri.İnsanları örgütleyememeleri.
Şimdi yapılan şey dışarıdan "Ancak bu durum, evlerin yakılmasını ve çalışan insanların dehşete düşürülmesini haklı kılmaz. Bunları her kim yaptıysa desteği haketmez." yorumu yapmak North London Solidarity Federation (Kuzey Londra Dayanışma Federasyonu) gibi.
Ya da ortadoğudaki ayaklanmaların sermaye destekli muhalifler tarafından gerçekleştiği yorumunu yapıp "...ama tabi ki o ülkelerdeki yoksulluğu ve diktatörlüğü savunmuyoruz" cümlesinden öteye geçemeyen sığ bakışlar atmak.
Anarşistler,komünistler,kendini solda görenler itiraf edelim ki ilk önce isyan edenlerin örgütsüzlüğüne hayıflanacağımıza kendimiz örgütlenmeliydik.Örgütsüz ve bilinçsiz isyan eden insanların öncülüğünü çoktan yapmış olmalıydık.Hırsızlar bile "bilinçsiz ve örgütsüz" isyancılardan fırsat çıkarmasını bilirken bunca peşi sıra ayaklanma ve isyanda sınıfta kaldık.


“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller

Konu lunatic tarafından (12-08-2011 Saat 11:46 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anarşistlerin, gözünden, isyanları, londra


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Londra’daki kız - Hasan Pulur pharmacist Köşe Yazıları 0 04-03-2010 22:23
Anarşist Bir Yazarın Gözünden : Kemalizmin Altı Oku! lunatic Serbest Kürsü 9 12-07-2009 20:03
Wright-Gilmour ikilisinden ECHOES (Mayıs 2006 Londra) High Hopes Video Klipler 0 06-02-2008 13:22
Pink Floyd - WYWH (Londra '94, Avrupa'ya naklen yayın) [mernes için gelsin] High Hopes Video Klipler 1 22-09-2007 17:44


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:20 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info