Önümüzdeki günlerde, büyük bir olasılıkla değiştirilerek yürürlüğe girecek olan internet yönetmeliğiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Tartışmaların ilginç yanı, yönetmeliğe karşı olan kesimlerin “sansürsüz internet” adı altında yürüttükleri kampanyanın internetin günümüzdeki haliyle “özgür internet” olduğu söylemini yeniden üretmeleri.
***
Aslında internet özgür değil. İki açıdan özgür değil. Birincisi internette her gün kullandığımız uygulamaların büyük bölümü yeni internet tekellerinin sunduğu ve genellikle reklam karşılığı ücretsiz adı altında ürettiği uygulamalar. Bizler bu uygulamaları reklam ortamı olarak da kabul ettiğimiz sürece bir sorun yok gibi görünüyor.
Oysa yeni medyalardaki reklam uygulamalarının tamamı bireyin özgürleşimini engellemeye yönelik. Kapitalizmin yüzlerce milyar dolarlık borsa değeri olan bu yeni tekellerin kontrolündeki bizler şu anda özgür değiliz. Oysa yasaklara karşı kampanyasını yürütenler eğer 22 Ağustos yönetmeliği olmazsa özgür internetin devam edeceği masalını yeniden üretiyorlar.
***
Geçen gün kendi Facebook sayfamın sağ tarafında yer alan saçma sapan reklamları kaldırıp kaldıramayacağımı denedim. Kaldırma işaretini tıkladığımda bir anket çıktı. Bu anket reklamı neden sevmediğimi soruyordu. Tıklanabilecek seçenekler şunlardı: (a)İlgi çekici değil, (b)Aldatıcı, (c)Müstehcen, (d)Görüşlerime/İnançlarıma aykırı, (e)Rahatsız edici/Kırıcı, (f)Sürekli tekrarlanıyor, (g)Diğer.
Doğrusu reklamları kaldırmak istememin nedeni, sürekli sağ tarafta dikkatimi ve sayfa kompozisyonumu bozan reklamların varlığıydı. Dolayısıyla “diğer seçeneğini” tıkladım. Karşıma çıkan boş kutucuğa, büyük bir saflık içinde, sayfamda neden reklam görmeyi istemediğimi yazdım ve gönderdim. Yanıt hemen geldi: “Görüşlerin için teşekkürler. Bu bilgiler ileride sana daha fazla ilgini çekecek reklamlar sunmamıza yardımcı olacaktır.” Dalga geçer gibi... Kimsenin gerçekten neden istemediğimle ilgisi yok. Bütün algoritmalar “daha etkili reklam” için çalışıyor. Sanırım tüketicinin reklam istememe gibi bir hakkı her ortamda olabilmeli. O zaman İnternet daha özgür olacak.
***
Yeni medyanın büyük keşfi, aslında eski medyayı kuran bir yapıyı doğrudan internet ortamına büyük bir maharetle uygulamayı başarması. O uygulama “çaylar şirketten” modelini doğuruyor. Siz hiç bir hizmet için ücret ödemiyorsunuz, hizmeti parasız alıyorsunuz. Reklamcılarsa sizi paketleyip, allayıp pullayıp reklamverenlere satıyorlar. Eskiden bunu büyük kitleler olarak paketlerlerdi. Şimdiki eğilimi bu büyük kesimleri olabildiğince küçük kitllelere bölüp paketlemek. Asıl hedef herkesi birey olarak paketleyip satabilmek. Siz bedava kullandığınızı sanarken...
Bu model önceleri ilk ucuz gazetelerin 20. YY’da var oluşunu sağladı. Gazetenin maliyetinin bir bölümü ödenen paradan, diğer bölümü reklamlardan kapatılıyordu. Radyo ve televizyonun ortaya çıkışı bu durumu oldukça abartılı olarak sürdürdü. Alıcaya verdiğiniz para dışında hiç para ödemiyor ve yayınları parasız izliyordunuz. O zamanki teknolojiyi kuranlar, öylesine kurmuşlardı ki, en etkili ortamlar reklam ortamı olarak pazarlanabiliyordu.
***
Yeni medyaların doğuşunda, artık eski modelin işlemeyeceğini düşünenler vardı. Onlara göre, aslında iktisatçı bakış açısıyla “piyasa tökezlemesi” nedeniyle katlanılan “çaylar şirketten” modeli artık bitecekti. İzleme başına ödeme veya içerik başına ödeme sistemi bu piyasa başarısızlığı paradigmasını yıkacaktı. Öyle olmadı. İnsanların parayı vermeme isteği yeni medyada da ağır basına, eski medyanın modeli, yeni medyanın paradigması oldu. Yasaklar meselesine de haftaya bakalım.
Birgün gazetesi - Haluk Geray
Haluk Geray : İnternet ne kadar özgür?