Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü > Köşe Yazıları

Ve hiç bitmeyecek reddedenler

Köşe Yazıları içerisinde Ve hiç bitmeyecek reddedenler konusu: Anayasa Mahkemesi imdada yetişti. Askerlerin örgütlü suçlarda sivil mahkemelerde yargılanmasını iptal etti. Som hukuki bir karar. Bir kez daha ‘asker efendimizdir’ makamından sapmamamız gerektiğini anlamış olduk. Albay Dursun Çiçek’in mahkeme ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 25-01-2010, 09:06
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
Standart Ve hiç bitmeyecek reddedenler



Anayasa Mahkemesi imdada yetişti. Askerlerin örgütlü suçlarda sivil mahkemelerde yargılanmasını iptal etti. Som hukuki bir karar. Bir kez daha ‘asker efendimizdir’ makamından sapmamamız gerektiğini anlamış olduk.
Albay Dursun Çiçek’in mahkeme çıkışı afra tafrasını şimdi daha iyi anlıyoruz, değil mi?
Ama ne yapalım, ‘ordu üstüme kalksa’ yazacağım. EMASYA’yı sabitleyen, askerin vatandaşa istediği koşullarda, istediği şekillerde dokunabilmesinin garantisi olan bu karara varan Mahkeme, darbe Anayasası’nın bekçiliğini yapıyor elbet. Yapacak da.
Çünkü hukukun üstünlüğünden dem vuran, hukuk devletini savunan kimi demokrat kalemler varolan hukukun darbeci askerler tarafından inşa edilmişliğini unutuyor. Unutmayı tercih ediyor.
Militarizmin bugünden yarına, kolaylıkla üstünden atlayabileceğimiz bir mania, hayatımızı boyunduruğundan sıyırabileceğimiz bir bela olmadığını biliyorduk zaten.
Sonuna dek inkârcı askeri yargı, hiçbir demokraside hükmedemediği güçte hükmedecek hayatımıza. Amaç budur.
Genelkurmay’ın Taraf gazetesinin ‘Balyoz’ bombasından sonra yapmış olduğu açıklama, müdanasız bir gücün, karşısındakileri toptan küçümseyen rahatlığını yansıtıyordu. O açıklamanın bir kripto olarak yorumlara açılmasından da anlaşılmıyor mu? Malumat vermeye kapalı asker yine talimat dilinden sesleniyor kamuoyuna. Ama bir farkla.
Ordu, yekpare bir güç olarak, fişçi-darbeci-suikastçı-sabotajcı-katliamcı-kendi halkına düşman bir kurum tasvirini umursamadan karşımıza dikilmekte bir sakınca görmüyor besbelli. Artık açıkça inkâr da etmiyor. İç meselemiz diye kapatmaya çalışıyor. Yine zamanlamaya sitemler, iç düşmanlara gözdağı; velhasıl bildiğimiz genelkurmay açıklaması. Ama bir farkı var elbet.
Fark şu ki, asıp kesmeye pek yanaşmıyorlar artık. Tehditlerinde bir gevşeme okunuyor.
Bir gün sır kasalarının patlayıvereceği, kimi canına susamış münasebetsizlerin bunları cümle aleme ilan edebileceği günleri hiç öngörmemiş oldukları anlaşılıyor. Bildirileri artık iyice özensiz; hazırlıksız yakalanmışın pişkin telaşını yansıtıyor.
Genelkurmay, bağrından durmadan sızan darbe planları karşısında aldığı tavırla asıl halkı askerden soğutan güç. Ama öte yandan cezasını görmeyeceğinden emin.
Bu arada vicdani reddin yolları hâlâ sıkı sıkı kapalı tutuluyor. Halkı askerden soğutma cürmü konusunda bütün üniformalıların burunları ve kulakları teyakkuzda.
Bugün altında imzasıyla bambaşka bir bildiriyi okumanızı istiyorum. Bu çok güzel yazılmış bildiri, Ankara’da gözaltına alınan vicdani ret destekçileri üstüne. Ama aslolanı, sarih bir dille yansıtıyor.
En önemlisi, postalların gürültüsü arasında bize gücümüzü hatırlatıyor. Militarizme karşı çıkanların gücünü.

‘19 anti-militariste halkı askerlikten soğutma davası
6 Ocak günü Ankara’da Yüksel Caddesinde çoğunu anarşistlerin oluşturduğu anti-militarist bir grup, basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklaması, tutuklu bulunan “Vicdani retçi” Enver Aydemirle dayanışmak amacına yönelikti. Zaten Basın açıklaması sırasında grubun taşıdığı pankartta “Vicdani Retçi Enver Aydemirle Dayanışma İnisiyatifi” yazıyordu. Grup Yüksel Caddesinde açıklamasını okumaya başladığı an, polis’in gözünün döndüğü andı. Çevik Kuvvet Polisi grubu görür görmez hızla gruba doğru yöneldi ve çembere aldı. Polis’in sayısı 100 kadar iken anti-militaristler 30 kişi ya var ya yoktu. Böyle meselelerde, varla yok arası nitelenen “özgürlüğü”, öldürmeyi reddederek temsil edenlere karşı, neyi temsil ettiği kendinden menkul olanlar, her zaman orantısız bir denklemle ifade edilir. Orada da böyle olmuştur. Bu durum orantısızdır çünkü boyun bükmek kafayı havada tutmaktan daha kolaydır. Anti-militaristler azdır çünkü itaat etmek reddetmekten daha kolaydır.
Ama tarih daha reddedenlerin bittiğini tükendiğini yazmamıştır. Az da olsa reddedenler oradadır. İtaat edenlerde. Efendiler tut derse tutacak birisi mutlaka bulunur. Dakikasında rütbeli polis tut demiş, rütbesiz polisler de tutmuştur. Ne kadar basit bir ilişki... Daha basın açıklaması bitmeden, “bir vatandaşlık hakkı “olan basın açıklamasını bitirmeden taciz edilenler Anti-militaristler olur.” Vatandaş”ın bittiği, hikâye olduğu yer işte tamda burasıdır. Vatandaş dediğin emre itaat edendir. Reddeden değil. Tut emrini, Anti-militaristlerin üzerine kâbus gibi çöken lacivert üniformalı vatandaşlar alır, her bir anti-militaristin üzerinde en az üç çevik tepinmeye başlar. Polis, kolları büker, boyunları tutar, enseleri çökertir, postalla bastırır. Toza dumana kesen ortalıkta, kesin olan tek rakam gözaltına alınanların sayısı olarak kalır: 23
Sonra, Gözaltı aracından başlayarak 24 saat sonraki adliyeye kadar sürekli taciz tehdit ve baskıya maruz bırakılırlar. Saçı kısa kadınlar, Polislere göre “at gibi”, saçı uzun erkekler “karı gibi”dir. Atların ve karıların ve erkeklerin nefes alıp verdiğini bilip yaşamı sevenleri ve öldürmeyi reddedenleri böyle ezmeye çalışırlar. Nezarethanede gece boyu kapıları çarparak anti-militaristlere uyku uyutmazlar. Sonra onlara ifade imzalatmaya çalışırlar. Anti-militaristler, Susma haklarını kullanırlar. Sabah adliyeye götürülürler. Savcı 22’sini serbest bırakır. Volkan sevinç tutuklanır. Gerekçe, Savaş karşıtı Volkan Sevinç’in “kanunsuz” toplantıya, hiçbir zaman sahip olmadığı ve polis’in “silah” diye nitelediği bir çakıyla katılmasıdır. Mehmet Ali Ağca’yı aramıza karıştıran, Ogün Samast’la yan yana fotoğraf çektiren, Engin Ceber’i yok eden, Alexsis’i ve Carlo’yu öldüren, Uğur Kaymazın ve Ceylan’ın küçük bedenlerini kurşunlarla delik deşik edenler, bir şeyi silah olarak niteleyebilir mi? Bunların yaşa dedikleri hayat yaşanır mı? Bunların elinden su içilir mi? Sofralarından ekmek yenir mi?
Volkan Sevinç şu anda, Sincan’da tutuklu. Volkan dâhil o gün salıverilenlerden 19 Anti-militarist, “halkı askerlikten soğutmak” ve “suç ve suçluyu övmek” suçuyla yargılanacaklar. 19 Anti-militarist. Dava tarihi henüz belli değil, ama yaşamın korkunç bir cendereye dönüştüğü, yüzlerin silikleştiği, gündelik hayatın sabahtan akşama ölümcül bir hakiyle militarize edildiği bugünlerde belirsiz kalarak canımızı sıkan tek şey bu dava değil. Kimseye güvenmiyoruz, adını bildiğimiz, omzuna ve vicdanına dokunabildiklerimiz dışında. Bu topraklarda, yeryüzünde binlerce yıldır, çelikle, yasalarla ve postalla ezilenler, Kürtler, Ermeniler, Çingeneler, zenciler, eşcinseller, yani başka türlü doğanlar ve başka türlü dünyalar düşleyenler, Anarşistler, komünistler... Başını bilmediğimiz, ama sonuna da gelmediğimiz tarihin her zaman bir parçasıydılar ve bitmediler, bitmeyecekler.
Bugün, medya ve iktidarlar kendi yarattığı ucubelerle hesaplaşıyor. Mehmet Ali Ağca, medyanın yarattığı dünyada katil oldu. Şimdi ona “katil” diyorlarsa, o adam gibilerini sokakta görmekten utanıyorlarsa, kendilerine pay biçmeliler. İkiyüzlülüğün daha basit bir ifadesi az bulunur. Diz çöküp, emir bekleyen kalem ehli gazetecilerin sayfa sayfa kana boyadıkları bir dünyada öldürdü Hrant Dink. O artık yok. Ama onun bir oğlu var. Hrant’ın oğlunu dinlesinler. O adam vicdan taşıyor, ölümü ve büstleri değil, insanları sevdiğini söylüyor. Öldürmeyi reddedenleri dinlesinler. Vicdanı susturulamayanları, Volkan Sevinç’i dinlesinler. Yastığa koydukları başı değil yastıktan kaldırdıkları başı gözetsinler. Uyumanın ve unutmanın dünyasında uyanışın ve hatırlamanın hikâyelerine kulak versinler. Bu ateş, iktidarların yaktığı yaşamı kül etmeye niyetli bu büyük yangın, bir gün kendilerini de yakar. Bir gün reddedeceksiniz çünkü içinizden kopan ses, vicdanınızdan başlayarak ürpertecek tüylerinizi. Kayıtsız kalabilirseniz o sese, vicdanınızın sesine, Eyvallah. Orada, Sağır olduğunuz odada kalın. Uyanmayın, kapınızı pencerenizi açmayın, bir tanenize daha tahammülü yok yeryüzünün...
Vaktiyle, rivayet edilir ki, bu dünyada var olmak bir hafiflikti. Öldürmeyi redderek var olanların, var olmakta inat edenlerin azametine dayanarak, el ve omuz alarak sürüyor bu hayat. Faşizme ve iktidarlara inat devam ediyor. Ve hiç bitmeyecek reddedenler.”
Anti-Militarist Tutsaklara Özgürlük İnisiyatifi’

YILDIRIM TÜRKER


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 13-09-2010, 02:24
maviagac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hiperuyuşuk
 
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Bu topraklarda, yeryüzünde binlerce yıldır, çelikle, yasalarla ve postalla ezilenler, Kürtler, Ermeniler, Çingeneler, zenciler, eşcinseller, yani başka türlü doğanlar ve başka türlü dünyalar düşleyenler, Anarşistler, komünistler... Başını bilmediğimiz, ama sonuna da gelmediğimiz tarihin her zaman bir parçasıydılar ve bitmediler, bitmeyecekler.
yıldırım yine haklı...güzel bildiriymiş...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 13-09-2010, 02:35
maviagac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hiperuyuşuk
 
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
Blog Başlıkları: 1
Vicdan ile ret

“Devletlerin ve düşmanlarının durmadan artan zulmü tebalarından öyle maddi ve manevi fedakarlıklar talep etme noktasına geldi ki artık herkes durup bir düşünmeli: Nelerden feragat edebilirim? Hem ne adına edeceğim? Bu fedakarlıklar benden Devlet adına bekleniyor. Devlet adına bir insan için değerli olan her şeyden, ailemden, güvencemden, huzurlu bir hayattan ve kendime olan saygımdan vazgeçmem bekleniyor.”
Bu cümlelerin yazarı Tolstoy, 19. yüzyıl sonunda dünyanın ufkuydu. Her milleten herkesin vicdani ret ilanı sonucu dünyanın mutlak barışa kavuşabileceğine inanıyordu.
Ardımızda bıraktığımız yüz yıl boyunca bu ufkun usul usul karartılmış olduğunu görüyoruz. Vatan uğruna, devlet adına cinayet işlemenin ne kadar normalleşmiş olduğunu yadırgamıyoruz bile.
Aklın geniş soluklu siyasetten geçtiği, aklın hamle anlamına, strateji anlamına geldiği bir iklimin oluşmasını elbette kapitalizme borçluyuz.
Asal soruların fantezi kabul edildiği, akılla duygunun farklı masalara yatırıldığı, kirişlerin putrellerin bize yaşama alanı bırakmadığı bir dünya inşaatı. Güvenlik paranoyası ile güvenlik altında tutulacak bir hayat bırakılmıyor.
Zorunlu askerlik Tolstoy’un yüz yıl önce görmüş olduğu gibi insanın, vatandaşın bir rehin olarak tanımlandığı ve üstelik bunu sorgulamaktan bile çekindiği bir kurum.
Vicdan, kişisel huzursuzluğun kaynağıdır. İnsanın dünyayla yüzleşmesinde onu aklıselim diye dayatılan toplumsal zapturapt aygıtına karşı kışkırtandır. Yalnızca vicdanına kulak veren, kendi toplumsal kimliğini kişisel ahlakına kurban etmekten çekinmeyenler, iyice yalıtılmış, dünyanın ses geçirmeyen kıyısında bırakılır. Vicdani retçilerin, yani askerlik yapmayı reddedenlerin yıllar önce başlatmış olduğu mücadele karşısında basın-yayın organlarının kör-sağır-dilsiz kalması, tam da bunun aleni örneğidir.
Vicdani reddin kökleri ta ortaçağın feodal beyliklerine gidiyor. Ama ilk vicdani retçi diyebileceklerimiz, 18. yüzyıl İngiltere’sinde dini inançlarına aykırı buldukları için şiddet kullanmayı, vergi vermeyi ve askere gitmeyi reddeden Quaker tarikatı üyeleri. Yirminci yüzyılda yine İngiltere’de binlerce kişi 1. Dünya savaşı sırasında askere yazılmayı reddediyor. Üç bin kişi hapsi boyluyor. İngiliz retçileri, 1921 yılında Uluslararası Savaş Karşıtları örgütünü (WRI) kuruyor.
Şanlı 68 sonrası Vicdani Ret hareketi Avrupa’nın dilini değiştirdi. Avrupa devletleri 70’li yıllarda bu hakkı tanımaya başladı. Sivil hizmet zorunluluğu gündeme geldi. Silahı reddedenlere hastane, okul gibi çeşitli sosyal birimlerde hizmet hakkı tanındı. Devletin birey üstündeki hiçbir tasarrufunu kabul etmeyen total retçilerse her tür zorunlu hizmete karşı mücadelelerini sürdürüyorlar.
Türkiye, ilk vicdani retçileriyle 1990 yılında tanıştı. Tayfun Gönül ve Vedat Zencir, dönemin Sokak dergisindeki (editörü Tuğrul Eryılmaz’dı) kampanyayla askerliği reddettiklerini duyurdular. 1992’nin Aralık ayında İzmir’de Savaş karşıtları Derneği kuruldu. 16 Ocak 1993’de 6 kişi askerlik yapmayı reddettiğini açıkladı. Yine 93’de İstanbul Savaş karşıtları derneği kuruldu. 8 Aralık 1993’te HBB’de yayınlanan Anten programı ilk olarak kamuoyunun ilgisinin vicdani retçilere yönelmesini sağladı. Programın yapımcısı ve muhabiri, Savaş Karşıtları Derneği başkanı Aytek Özel ve vicdani retçi Menderes Meletli ile yaptıkları röportaj nedeniyle Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in emriyle tutuklanıp askeri mahkemece yargılandılar. Özel ve Meletli içinse tutuklama emri çıkarıldı.
Günümüze dek vicdani reddini açıklayanların sayısı arttıkça arttı. Hapisanelerde dayak yediler, asker devletimizin binbir işkencesinden geçtiler.
Yılmadılar.
“Ve hiç bitmeyecek reddedenler” diye haykırıyorlar hala, anti-militarist oluşumlar.
Ben de işte şu bahçede tekrarlıyorum:
Gün gelecek, insanlık tarihinin yeniden yazımında kahramanlıklarıyla göğsümüzü kabartanlar; arkalarına adsız şehitlerin dev gölgesini almış, savaşlarda kazandıkları madalyalarla göğüsleri süslü, omuzları apoletlerle ağırlaşmış muzafferler olmayacak. Tarihin şu insana dar gelen loş döneminde her şeyi göze alarak vicdani ret hakkını savunan; direnişleriyle insana ve vicdana selam yollayanlar olacak.


yıldırım türker
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 17-09-2010, 15:14
stoned - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
..
 
Üyelik Tarihi: 14-05-2010
Mesajlar: 76
Blog Başlıkları: 2
Thumbs up Savaşın tarafı olmayacağız. Ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz


Kürt Gençler İHD'de Vicdani Retlerini Açıklıyor
İHD’nin Vicdani Ret Komisyonu bünyesinde bir araya gelen Kürt gençleri, "Ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz" diyerek vicdani ret deklarasyonunu açıklayacak. İHD’den Kaçar "Kürt gençleri bu savaşın tarafı olmak istemiyor" diyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde bu pazar günü (19 Eylül) Kürt gençleri, "Savaşın tarafı olmayacağız. Ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz" diyerek vicdani retlerini açıklayacak.


"Gençler vicdani reddin temel bir hak olduğunu söylüyor. Savaşın kendi yaşamları üzerinde yaratabileceği psikolojik etkilerini biliyorlar. Kürt vicdani ret hareketi içindeki gençler, savaşın tarafı olmayacaklarını 'ölmeyeceklerini ve öldürmeyeceklerini' açıklayacaklar. Gençler 'Biz bu savaşın tarafı olmayacağız; askere gitmeyi reddediyoruz' diyecekler.
"Askere gitmemek iradi ve bilinçli bir tavır. Kürt gençleri asker kaçağı olmak ve kaçak olarak yaşamak istemiyor. Bu kez bilinçli bir şekilde vicdani retçi oluyorlar. Ortaya bilinçli bir tercih koyuyorlar."


Bianet :: Kürt Gençler İHD'de Vicdani Retlerini Açıklıyor - Bianet


if ı cannot dance it is not my revolution!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 17-09-2010, 18:54
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Kürt Gençler Vicdani Retlerini Laftan Anlamayanlara Anlatıyorlar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 28-09-2010, 06:19
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Ve hiç bitmeyecek reddedenler,







Ve hiç bitmeyecek reddedenler....

Konu Kali tarafından (28-09-2010 Saat 06:22 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bitmeyecek, reddedenler


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:19 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info