|
|
Felsefe ne değildir?Köşe Yazıları içerisinde Felsefe ne değildir? konusu: -”Şu masa var mı, yok mu” diye sorup, kafa karıştırmak değildir
-Biraz Aristo, biraz Foucault anlatıp hava atmak değildir
-Kendi ideolojini desteklemek için kullanılan bir propaganda aracı değildir
Felsefe denilince ...

15-07-2009, 20:17
|
|
Equites
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Nerden: Atteleia
Mesajlar: 634
|
|
Felsefe ne değildir?
-”Şu masa var mı, yok mu” diye sorup, kafa karıştırmak değildir
-Biraz Aristo, biraz Foucault anlatıp hava atmak değildir
-Kendi ideolojini desteklemek için kullanılan bir propaganda aracı değildir
Felsefe denilince aklımıza soyut sorunsallar, havalı adamlar ve rejim savaşları gelebilir; Kant’ın bir sorusu üzerine kafa sıyıranlar da olmuştur, genç öğrencilerin hayran bakışları önünde Lacan’yan şovlar yapan da olmuştur, Nietzsche gibi “tutulamaz” filozofları kendi doğrultusunda cımbızlayıp insan doğrayanlar da olmuştur...
Ama unutmayalım ki, felsefe sayesinde olduğumuz yerdeyiz.
Hükümetlerin kurulma düzenlerinden tutun, dinlerin “işletmelerine,” çocuk olma mevhumundan tutun, kadın haklarına, tarihi yorumlamaktan tutun, birey/toplum ilişkilerine...
Hepsinin altında bir felsefe yatar.
İnsan insan olalı, soru sorarak, sorular üzerine soru üreterek bir yere gelebilmiştir.
Felsefe, bu soruları formülize etmiş, karalamaları ve önerileri ile siyahı, beyazı ve griyi göstermiştir. Renkleri karıştırmıştır.
Antik Yunanistan, Sokrat ve öğrencileri Eflatun ve Aristo’nun diyalogları sayesinde demokrasiyi keşfetmiştir.
Hristiyanlık, St. Augustine’in “adil savaş” düşüncesi sayesinde kapitalizme geçmiştir.
Descartes ile “ben” doğmuştur.
Rousseau, prangalı halimizi yüzümüze çarparak Fransız devrimininin
altyapısını kurmuştur.
Wollstonecraft sayesinde kadınlar ses bulmuştur.
Benjamin ile mekanik çağın iblislerini tanımışızdır.
Kısacası, ölüm olsun, tanrı olsun, fizik olsun, metafizik olsun, felsefe bize keskin cevaplar vermektense, hayatı sorgulamamızı, devlerin omuzlarına basıp kendimizi ve dünyamızı tanımamızı sağlamıştır.
Şunu unutmamak gerekir: felsefe, tarihten, matematikten, teolojiden, edebiyattan, sosyolojiden bağımsız olamaz.
Nasıl bir Arap düşünürün sıfırı matematiği değiştirdiyse, bir filozofun prenslik nasihatları politik sistemi inşa etmiştir.
Felsefesiz tarih, rakamlar ve anılar silsilesi, tarihsiz felsefe, bireyin zeki bir önerisi ötesine gidemez;
Hume’suz bir Frege düşünülemez çünkü bütün bu şahıslar tarihi ve onun ürünlerini delik deşik ederek “yeniyi” keşfetmiştir.
İş ayrımı, Ford araba fabrikası kurulduğu zaman kemikleşti. Birisi düğmeye bastı, birisi boyadı, birisi suladı.
Okullar da bu metodu benimsedi. Dallar birbirinden öyle bir ayırıldı ki, cahil bir profesyonel ordusu geliştirildi, arabalar kadar parlak, çekici.
Rönesans ruhu bu hızlı çağa uymayabilir, ama kendi konusuna hakim olmanın ötesinde dünyadan bihaber bu kitleyle bir yere gidilemeyeceği de ortada.
Bu durum, bana hep eski bir hikayeyi hatırlatır.
Vakti zamanında İtalyan bir asilzade, denizi hiç görmemiş bir kişiye denizi göstererek, onun heyecanına tanık olmak iştemiş.
Fakir bir halat işçisini Napoli koyuna götürmüş.
Halatçı, huşu içinde mavi koya ve teknelere bakmış
ve, “Ne kadar çok halat var” diye haykırmış.
Dar görüşlüler, at-gözlüklüler, elbette halatlardan başka birşey göremeyeceklerdir.
Son bir söz de felsefe düşmanlarına:
Aristofanes’in Bulutlar oyunu M.Ö. 423 yılında sahneye konmuş.
Sahneye sepetin içinde bir “Sokrat” indirilmiş.
Bu Sokrat, “bir kene kendinin kaç misli atlayabilir” veyahut “bir sinek ağızından mı, anüsünden mi mırıldanır” gibi mühim sualler sormaktan o kadar bitap düşmüştür ki,
ne yıkanacak takati, ne evine çekidüzen verecek hali kalmıştır.
Haliyle seyirci, bu “kokuşmuş” tuhaf feylozofa gülmüştür.
Günümüzde çok az şeyin değiştiğini görüyoruz.
Aristofanes ve benzerleri, entellektüellere hep çakacaklar, filozofların “kaçık” halleriyle dalga geçeceklerdir.
Geçsinler de, önemli değil.
Ne de olsa Kripke’ler, Rorty’ler, Searle’ler, Arda Denkel’ler var, bize halatların ve iplerin ötesinde okyanusu gösterecek.
pelin batuu
|

15-07-2009, 20:40
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 14-08-2008
Mesajlar: 126
|
|
|
ya "ben"lik montaign ile başlamadı mı ?

Kahrolsun ulusal egemenlik. İnsanın vatanı yoktur!
|

15-07-2009, 20:47
|
|
Equites
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Nerden: Atteleia
Mesajlar: 634
|
|
Alıntı:
insan´isimli arızadan alıntı
ya "ben"lik montaign ile başlamadı mı ?
|
descartes ın felsefesnde yer alıyor dıye bılıyorum bende. yanılıyorda olabılırım sankı aristo da kullanmıstı 
|

15-07-2009, 22:45
|
 |
The Man In Me
|
|
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 254
|
|
|
Pelin Batu...
Gülesim geldi.
Akabinde de bir fenalık...
Hayırlısı...

Ahbabın tek istediği halısıydı.
Kahrolası halı odayı dolu gösteriyordu.
|

15-07-2009, 23:12
|
 |
mawi anarchy
|
|
Üyelik Tarihi: 29-06-2009
Nerden: kanalizasyon
Mesajlar: 137
|
|
|
hiç bişe değildir sadece hiç olan şeydir ...

I hATe PeoPlE anD tHE WOrlD!!!!
|

16-07-2009, 14:39
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 500
|
|
|
Ben de açıkçası şaşırmadım desem yalan olur yazının Pelin Batu'ya ait olduğunu görünce ( :
“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
|

16-07-2009, 14:41
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,329
|
|
|
Murat Bardakçı'nın yanında izlemediniz sanırım hiç...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

16-07-2009, 15:18
|
 |
The Man In Me
|
|
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 254
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
Murat Bardakçı'nın yanında izlemediniz sanırım hiç...
|
Hem Murat BArdakçı'nın hem de Mor ve Ötesi'nden Harun'un yaptığı programda çokça izledim. "Ben şu kitabı okudum ve o kitaptan birşeyler anlatmak için şu an geberiyorum" diye kıvranan, cümleleri arasında "göt, ibne" gibi kelimeleri ağzından kaçırıyormuş ayağına kullanmasını seven ve fekat güzel mi güzel hatun kişi.

Ahbabın tek istediği halısıydı.
Kahrolası halı odayı dolu gösteriyordu.
|

16-07-2009, 15:36
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,329
|
|
Alıntı:
Ahbap´isimli arızadan alıntı
"Ben şu kitabı okudum ve o kitaptan birşeyler anlatmak için şu an geberiyorum" diye kıvranan, cümleleri arasında "göt, ibne" gibi kelimeleri ağzından kaçırıyormuş ayağına kullanmasını seven ve fekat güzel mi güzel hatun kişi.
|
Varsayımsal olarak, öyle bir babanın çocuğu olmak muhtemelen demir leblebi... Ancak bu kendini kanıtlama zorlanımı ve bu tarzı, belki aslında düzgün bir kaç cümle söyleyebileceği konularda dahi, şişinti Bardakçı ve adını şimdi hatırlayamadığım ve de ne dediğinin de rengini tam koklayamadığım diğer zat-ı muhterem tarafından laflarının ağzına tıkılmasına, arada sırada muhterem tarihçinin (Bardakçı olan) "gelen maillere göre seyirciler senin susmanı istiyorlarmış" alaylarına sebep olmakta (nası bi cümledir bu  ).
Neyse, velhasılı, bazan izlemeye dayanamadığım da söylenebilir bu manzarayı.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

16-07-2009, 18:14
|
 |
The Man In Me
|
|
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 254
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
...şişinti Bardakçı ve adını şimdi hatırlayamadığım ve de ne dediğinin de rengini tam koklayamadığım diğer zat-ı muhterem tarafından laflarının ağzına tıkılmasına, arada sırada muhterem tarihçinin (Bardakçı olan) "gelen maillere göre seyirciler senin susmanı istiyorlarmış" alaylarına sebep olmakta (nası bi cümledir bu  ).
Neyse, velhasılı, bazan izlemeye dayanamadığım da söylenebilir bu manzarayı.
|
Evet, herşeye rağmen bu güzelliğin orada böylesine bir hödük şiddetine maruz kalmasını izlemenin kötü olduğu konusunda sana katılmadan edemeyeceğim. Zira Bardakçı zatına, çağırdığı konuklara "Hocam, 1392 Mart'ında Balkanlarda bir olay olduydu. SAhi ne olduydu orada?" gibi, zaten bildiği şeyleri sorması, gelen yorum ve sorulara "sen git de kızını pışpışla, bu programı izlemek zorunda değilsin, kanal değiştir" gibi cümleciklerle yanıt vermesi dolayısıyla okkalı bir saygı duyuyoruz.
Beni şaşırtan kişi ise Fatih Altaylı'dır. Pek hazzetmediğim bu şahsın, şu an İslamiyet üzerine diklemesine gidişinden hoşlanmıyor da değilim. Gerçi son zamanlarda o da "Neyse ben daha fazla konuşmayayım" demeye başladı. Üzerine gitmesi gereken adamlar gitmeyip susup oturur da iş Fatih Altaylı'ya kalırsa, eh, buna da şükür(!). En azından Okan Bayülgen'in "Vayyyyy babalar be, program bir sürü anarşist doldu, hey yavrum" diye Disko Kralına çıkartıp muhabbet ettiği gerzeklerin oluşturduğu programdan daha çekilesi bir program...

Ahbabın tek istediği halısıydı.
Kahrolası halı odayı dolu gösteriyordu.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:19 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|