|
|
Orgeneral Başbuğ'un İyi Çocukları..Köşe Yazıları içerisinde Orgeneral Başbuğ'un İyi Çocukları.. konusu: Yeni genelkurmay başkanımızın ilk icraatı, “postmodernizme” savaş açmak olmuştu.
İkinci icraatı da Ergenekon sanığı iki orgenerale bir korgeneral gönderip ziyaret ettirmek oldu.
İftihar ettik.
Ordu dediğin de, genelkurmay başkanı dediğin ...

05-09-2008, 01:49
|
 |
biz hala Hrant Dink'iz..
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 23
Mesajlar: 187
|
|
Orgeneral Başbuğ'un İyi Çocukları..
Yeni genelkurmay başkanımızın ilk icraatı, “postmodernizme” savaş açmak olmuştu.
İkinci icraatı da Ergenekon sanığı iki orgenerale bir korgeneral gönderip ziyaret ettirmek oldu.
İftihar ettik.
Ordu dediğin de, genelkurmay başkanı dediğin de böyle olmalı.
Hukuka saygı, disiplin, devlet ciddiyeti...
İyi bir ordu böyle şeylere aldırmamalı.
İyi bir ordu, düşman olarak “postmodernizmi” seçip, çete sanıklarına destek olmalı.
Bir ülkenin böyle bir ordusu varsa artık herkes kendini güvende hisseder.
Çünkü bu eşsiz bir ordudur.
İngiltere’de, Fransa’da, Amerika’da, Norveç’te, İsviçre’de, Amerika’da böyle bir ordu bulamazsınız.
Herhalde onlar iyi asker değil.
Bizimkiler iyi asker.
Önceki gün, hapishanedeki bir çete reisinin Sabancı cinayetinin sanığını öldürdükten sonra “devlet öldürttü bana onu” diye bağırması yansıdı ekranlara.
Kardeşi de, “Veli Küçük’e haber verin, o bizi tanır” diyordu.
Orgeneral Başbuğ, Veli Küçük’e de bir ziyaretçi gönderecek mi?
Veli Küçük de general, ona niye göndermesin?
O koskoca bir genelkurmay başkanı, canının istediğini yapmakta özgür.
İster o tutukluya ziyaretçi gönderir, ister bu tutukluya.
Herhalde bağımsızlık bu demek.
Bağımsız bir genelkurmay başkanımız var.
Hukuktan, itaatten, disiplinden bağımsız.
Ordu bu “resmî ziyaretle” kendini Ergenekon sanıklarına bağladı.
İddianame yayınlanınca ne olacak?
Kanıtlar ortaya çıkarsa, ordu ve genelkurmay başkanı ne yapacak?
“Yargılayamazsınız” mı diyecek?
Buna mı hazırlanıyorlar?
“Generallerin suç işlemesine kimse karışamaz” mesajı mı bu?
Bir genelkurmay başkanının, bir ülkenin ordusuyla çete sanıkları arasında “resmî” bir bağ kurma yetkisi var mı?
Ordu, genelkurmay başkanına mı ait?
Bizim generallerin hukuku ciddiye almama konusunda bir eğilimleri var.
Şemdinli olayları sırasında da o zamanki kara kuvvetleri komutanı, sanıklardan biri için “iyi çocuktur, tanırım” demişti.
Sonra, o davayla ilgili kapsamlı bir iddianame hazırlayan savcıyı görevinden atmışlardı.
Hükümet de yardımcı olmuştu bu haksız işleme.
Alnından silemeyeceği bir lekedir bu.
Sivil mahkeme, Şemdinli sanıklarını 39 yıla mahkûm etmişti.
Daha sonra sanıkları askerî mahkemeye havale edip serbest bırakmışlardı.
Yeniden böyle bir “operasyon” mu hazırlanıyor?
Ordu, “Ergenekon’un iyi çocuklarına” mı sahip çıkıyor?
Bilmiyorum, yeni genelkurmay başkanı Ergenekon’un ne olduğunun farkında mı?
Danıştay baskınından, gazete bombalamaktan, adam öldürmekten sanık bu çete.
Danıştay baskını ile Ergenekon arasındaki bağ, mahkemede ortaya çıkarsa Orgeneral Başbuğ ne yapacak?
Danıştay cinayetine destek olan biri durumuna düşmekten hiç çekinmeyecek mi?
Fütursuzluğu o noktaya kadar ulaştırabilecek mi?
Bunlar çok ciddi suçlar.
Cezaları ağır.
Resmî ziyaretçilerin gönderilmesiyle, hava kuvvetleri komutanının olayları küçümseyen demeçler vermesiyle ortadan kalkabilecek suçlar değil bunlar.
Yargıyı etkilemeye çalışan davranışlar her zaman Şemdinli’deki gibi bir sonuç vermez.
Bizim genelkurmay başkanı belki farkında değil ama adına “halk” denilen yetmiş milyon insan yaşıyor bu ülkede.
Ve, o halkın büyük çoğunluğu, ordunun ve yargının siyasete müdahale etmesinden, suçluları korumasından hoşnut değil.
Ordu, siyasi partilerle anlaşabilir, hatta onları korkutabilir.
Ama halkı korkutamaz.
Bizim bir devlete, ciddiyete ve disipline ihtiyacımız var.
Anayasa Mahkemesi’nin başbakan hakkında yayınlamaya hazırlandığı gerekçe, genelkurmay başkanının ayağının tozuyla Ergenekon sanıklarına ziyaretçi göndermesi, devlet görevlilerinin bir kısmının disipline ve hukuka uymamakta ısrar edeceğini gösteriyor.
Benim fikrim hep aynı.
Süratle seçime gidilmeli.
Sonra da devlet yeniden kurulmalı.
Hukuk önemsenmeli, devlet görevlileri bir disiplin içine alınmalı, ordu ve yargı halkı bir kez daha görmeli.
Yoksa bunun sonunu alamayacağız.
Bu keyfilikle batıracak bunlar bizi.
Biz ömrümüzü bu tuhaflıklarla harcadık, bari gençleri kurtaralım.
Onlar doğru dürüst bir devletin olduğu bir ülkede yaşasınlar.
Orduyla çete sanıkları arasında resmî bağların kurulamayacağı bir ülkede.
Ahmet ALTAN-Taraf
Birbirimizin ötekisi olmadan farklılıklarımızla bir olabilsek...
I HAVE A DREAM... (Martin Luther King)
Konu Charlie tarafından (05-09-2008 Saat 01:52 ) değiştirilmiştir..
|

06-05-2010, 09:56
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Dinle Orgeneral Başbuğ
KUM SAATİ 05.05.2010
Ahmet Altan
Dinleyin Orgeneral Başbuğ
Edep sınırlarını epeyce aşan, saygısız ve küstah bir üslupla bizi hainlikle, mütareke basınından da beter olmakla suçladınız.
Ciddi bir ülkenin ciddi bir genelkurmay başkanı, birisini hainlikle suçladığında mutlaka elinde kanıtlar vardır ve hainlikle suçlanan adam derhal bu ağır suçtan yargılanır.
Ama siz ciddi biri olmadığınız, mahalle kahvehanesinde konuşur gibi aklınıza geleni söyleyip, suçlamalar uydurduğunuz için, hayatlarını asker yandaşlığına hasretmiş bir iki utanmaz yazar taslağından başka kimse sizi ciddiye almadı.
Söyledikleriniz en fazla, hain olduklarını genelkurmay başkanından öğrendiğim adamlar kanıma dokunduğu için onları vurdum diyecek bir yeni yetmenin herhangi bir girişimine altlık olmaktan fazla bir anlam kazanmadı.
İhanet ciddi bir suçtur.
Darbe planı hazırlamak ihanettir mesela.
1 Mayısta insanların üzerine ateş açmak ihanettir.
Ülkeyi kaos ortamında tutmak için katliamlar düzenleyip karışıklıklar çıkarmak ihanettir.
Danıştay cinayetinde, kamera görüntülerini silerek bütün ülkeyi yanıltıp çatışmaları kışkırtmak ihanettir.
Dağlıca baskınında, resmî belgelere de yansıdığı gibi PKK militanlarının geçeceği yolun üstündeki mevzileri boşaltıp, onca çocuğun ölümüne yol açmak ihanettir.
Aktütün'de, gelen PKK'lılar uydu görüntüleriyle saptandığı halde saldırıyı caydıracak önlemler almayarak karakoldaki çocukları ölüme teslim etmek ihanettir.
Bu suçların bir kısmı bugün artık yargıda.
Diğerleri de Türkiye demokratikleştikçe teker teker yargının önüne çıkacaktır.
Şimdi gelelim, sizin bizi hainlikle suçlamanıza yol açan Sarıyayla baskınına.
Bence de burada bir ihanet ve hainlik var. Ama hainlik "O çocuklar neden öldü" diye sormak değil.
Hainlik, o çocukları ölüme terk etmek.
Şamil Tayyar ve Adem Yavuz Arslan, anayasa reformlarını engellemek amacıyla kaos çıkartmak için PKK'nın baskınlar düzenleyeceğini yazarak nerelere baskın yapılacağını da liste halinde sıraladı.Önce bu iki yazarın işaret ettiği Giresun'da patladı mayın.Sonra Tunceli'deki karakol baskını geldi.Ve, çocuklar o baskında öldü.
O baskının bütün hikâyesini, nasıl olduğunu, nasıl geliştiğini bugünkü sürmanşetimizde yazdık.
Oradaki karakol komutanıyla yardımcısı ve yanlarındaki neferleri, arkadaşlarını kurtarabilmek için sonuna kadar yiğitçe mücadele etmişler.İnandıkları bir dava ve inandıkları bir meslek için canlarını vermişler.
Böyle yiğit ve fedakâr insanlar, dostlarının da düşmanlarının da saygısını kazanırlar.
Peki, siz ne yaptınız?
Tunceli'de baskın yapılacağını gazete yazarları bile bilirken, bu konudaki bilgiler bütün yetkililere bildirilmişken siz nasıl bir önlem aldınız?
Size emanet edilen o çocukları ölümden kurtarmak, o baskını daha gerçekleşmeden durdurmak, baskını düzenleyenleri caydırmak için ne tür hazırlıklar yaptınız?
Bu soruya açıkça cevap vermeye sizin cesaretinizin yeteceğini sanmıyorum, onun için ben cevaplayayım.
Hiçbir önlem almadınız, hiçbir hazırlık yapmadınız.
Savunmasız bir yere, savunmasız bir şekilde kurduğunuz karakoldaki çocukları savunmasız bir şekilde bıraktınız.Karakoldaki çocuklar, ellerinde yeterli imkân olmadığı için PKK'lıların civardaki evlere sızdıklarını bile zamanında fark edemediler.
Neden o çocukları korumadınız, neden baskın yapılacağını bile bile onları yetersiz silahlarıyla o dağın başında yalnızlığa terk ettiniz?Neden baskın yiyen karakola ambulans bile geldiği halde yardım edecek kuvvetler gelmedi?Nasıl oluyor da komutanızdaki ordu, bir ambulansın gittiği yere ulaşamıyor?O çocukları yağmur yağdığı için koruyamadığınızı söylediniz, askerlik tarihinde bir komutan için bundan daha utanç verici bir açıklama olduğunu sanmıyorum.Bu açıklamadan sonra o bölgedeki karakollarda bulunan çocukların yağmur yağdığında neler hissedeceğini, aklı eren biri size anlatsın.
Şimdi onu bunu suçlamayı bırakıp, sizi general yapan bu ülkeye anlatın, neden bir kaos planının parçası olan saldırıları önleyecek tedbirler almadınız, neden o karakoldaki çocukları yetersiz silahlarla, yetersiz imkânlarla orada bıraktınız, neden o çocukların yardımına ambulanstan bile sonra gittiniz.
Bütün bu olaya baktığınızda ihaneti nerede görüyorsunuz gerçekten siz; bunları yazanlarda mı, o çocukları korumayanlarda mı?
Siz, yapayalnız bıraktığınız, savunmasız koduğunuz, yardım göndermediğiniz, arkadaşları için yiğitçe ölen o çavuşun ve diğerlerinin ailelerine ne diyeceksiniz?
Öldü o çocuklar.
Söyleyin bize general, kimin yüzünden öldüler, hangi hainliğe kurban gittiler...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:18 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|