midyat derim yine de...
huzurun kaynağı...
'taşın ve inancın' içinde inançsızlığın tadına varmak...
yaşamak istediğim yer...(sırf incirleri için bile olsa

)
aylar sonra çok özlenen bir dostu görmenin mutluluğu...değişenlere şaşırmak...aynı kalanlarla hasret gidermek...sokaklarında uzun uzun dolaşmak...o güzelim evleri gördükçe ruhsuz apartmanlardan daha da nefret etmek...kilisede süryani öğretmeniyle tartışmak...'dincilerin hepsi aynı' deyip çıkmak...küçük çarşıda bakınmak...beşir abiyle kahve içmek...paranın çoğunu gümüşe yatırmak...markos'un heyecanla uzun uzun gümüşleri anlatışını dinlemek...
ve aylardan eylülken...incir-üzüm mevsimiyken...küçük-kuru incirlerden yemek sabah akşam...estel'e giden yolda yürümek...serin bir rüzgar eserken...küçücük kütüphanesinde okuyacak kitap aramak...
ve 'yaşanır burda' cümlesi dilde kalarak sabaha dönüyor olmak beton şehir cehennemlerine...