|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Kadın/Erkek İhtilafından İtiraflarHayata Dair.. içerisinde Kadın/Erkek İhtilafından İtiraflar konusu: Kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları üzerine uzman olduğumu sanmıyorum. Lakin yaşadıklarımdan, gördüklerimden, dinlediklerimden, okuduklarımdan çıkarsadıklarım var. Hepsini büyük bir toplamda yazma kabiliyetim yok, bu mükemmelliyetçilikten sıyrılma çabası göstermeye niyetliyim yalnızca.
Bu ...

06-03-2008, 03:04
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Kadın/Erkek İhtilafından İtiraflar
Kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları üzerine uzman olduğumu sanmıyorum. Lakin yaşadıklarımdan, gördüklerimden, dinlediklerimden, okuduklarımdan çıkarsadıklarım var. Hepsini büyük bir toplamda yazma kabiliyetim yok, bu mükemmelliyetçilikten sıyrılma çabası göstermeye niyetliyim yalnızca.
Bu forum yazılarında kadınları, kadın; erkekleri de erkek olarak ela alacağım. Bu yazının kapsamına "insan" ara sıra girse de konu dışı tutmaya niyetliyim. İştahlı cinselliklerini doyurmak için çırpınan küçük su balıkları olarak Freudyen bir bakış açısıyla da haksızlık etmek istemem hiçbirine.
Not: Ûsluptaki "kesin" yargılar adına kullanılmış eklerden mesul değilim. Üzerlerinde çalışmadan doğaçlama metinler yazma niyetindeyim yalnızca.
|

06-03-2008, 03:05
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
1. Bir kadınla bir erkek dost olamaz...
Kadınlar ne istemez türü bir kilişeyle başlayabilirim...
Korungaçlarının ikiyüzlülüğünden ve nedenlerinin derinselliğinden bahsetmek haddimi aşıyor. Daha sakil cümleler geçiyor içimden;
Bir kadın asla "namussuz" olmak istemez, bunu şiirsel bir durum söz konusuyken rahatlıkla dile getirebilir, değerine hafif uçuk bir asilik katma çabası varsa; ama özünde hiçbir insan ama hususiyetle kadınlar ahlaksızlığı üzerlerine konduramazlar, ahlaksız kadınları sevdiğini söyleyen erkekler imgelem dışında tutuluyor. Toplumsal baskılar, geçmiş öğretilmişlikler, sosyo-psikolojik durumlar gibi ışıltılı bilimsel kelamlarla nedenlerini süslemeye gerek görmüyorum, pek sahtekarca buluyorum bu yalazlamayı.
Korkaktırlar.
Bir diğer canlıdan ne az ne de çok.
Ama bana ilkten namussuzca gelen spesifik bir bakışla; yanılgılarından birini gözler önüne sermeye niyetliyim.
Arkadaş ve sevgili üçlemesinde; kadın...
Bir kadının dostları hiçbir zaman erkekler olamaz, kadınlar da olamaz ama erkekler hiç olamaz. Kadın dostum dediği erkeğe muhakkak cazibesinin sınandığı bir oyun tahtası muamelesi yapar. Bunu gizlemeleri öyle kolaydır ki, erdemli ve mantıklı tümceler arkasına.
Çoğunlukla erkek dost bulmaktan kaçınırım. Tanış, arkadaş belki, ama onlarla da hep bir çizgi çekerim arama; tüm insanlara çizdiğimden daha büyük bir özenle.
Kaçırdıklarım bedellerimdir.
Ancak -gerçekten- çirkin kadınlar erkek dosta sahip olabilirler; çirkin bahtsızlığı insanîlik talihiyle eşitlenir.
Oysa ortalamanın çok az üzerindeki çekici kadınlar; atalarından alamadıkları intikamı çağcıllarından almaya çalışırlar. Hep bir bilinmeyen adam vardır bu kadınların yaşamlarında "aşk"larının idolleştiği kimi eski kimi güncel, diğer'i yalnızca bu süslü masalı dinleyendir, için için masalın prensi olmayı arzulayan. Davranışlarında en küçük bir bozulma, sapma durumu gösterirlerse, kadın onu şiddetle uyarır/kınar, bu hal öyle vicdanî, öylesi aşağılatıcıdır ki, diğer'i gerçekten "kötü" bir şey yaptığına ikna olur, ve başlar yapmacık.
Böylesi bir uzaklaşma hallerinde kadının ikincil silahı "cazibesidir". Bunun asil olan bir yanı da kalmamıştır. Her kadın en az iki erkek ister hayatında ama bir erkeği yatağına dahil eder. Yatak dışı kalan kadını putlaştırırken, yataktaki kadının kurnazlığından bihaber, asıl kullanılandır.
Bu büyük hazdan mahrum kalmaya cesaret eden kadınlar, belki yaşamın tatlı yemişlerini dirsekleriyle iterler ama içlerinde bir insanın bir diğer insana zulmetme tadından uzaklaşmanın büyük iç rahatlamasını duyumsarlar. Hangisi daha onurlu demeyeceğim, onur, şeref, asalet türü saraylardan çıkma jelatinlenmiş kelamları kullanırım ama inanmam; ama hangisi insanîdir derseniz, bu sizin yaşama bakışınızla ilintilidir.
Dostluk kavramına cinselliği katmaksa, bir kavanoz bala katran katmaya benzer.
|

06-03-2008, 04:22
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
2. Bir erkekle bir kadın dost olamaz...
Erkek cinsdaşlarının sakil tutumuyla, çağlar boyu üzerine yüklenmiş eril kaygılarla "incelikli" mevzuları kadınlarıyla konuşmayı yeğler. Örneğin şiiri, sanatı teknik ve bilimsel yönleriyle hemcinsleriyle de konuşabilen erkek, yatağındaki kadına tutkusunu diğer kadınıyla konuşur. Bir erkeğin bir kadına "aşk"ını, her daim bir diğer kadın dinler. Cinsdaşları arasında paylaştığı öz olarak -en yoğunluklu ilişkilerde bile- genelde yataksal meceralarıdır, bunu en içtenlikli anlatan entelektüeli dahi bir penis kaygısıyla dile getirir.
Birey olabilmiş bir erkek kadınından asla bir başkasına ayrıntılarıyla bahsetmeyendir. Kimi hassaslıklar yalnızlık bedelini üstlenmeyi gerektirir; güç ehil kişi işi.
Bir erkeğin bir kadını dost kılıp kullanması, sıklıkla karşı cinsinden incinmesine deva aradığı zamanlardadır. İçten içe "kadın" olgusu adına bozulan imgesini tamire yine bir diğer kadın üzerinden kalkışması başarısızlıkla sonuçlanır. Şımarık kadınlara aşık olup, derinlikli kadınlara dert yanan erkekler zayıftır, zayıflık bir kusursa da horlanamaz. Erkekler kadın dostlarına annelik, tanrılık rôlü biçerlerken, insanî herhangi bir zayıflıklarında hüsrana uğrayıp "kadın düşmanı" olma yolunda tecrübelerini kutsarlar.
Bir erkeğin birincil kadını asla sevgilisi dışında bir kadın olmamalıdır; birincil kadının adına dost kavramı yaftalandıysa -bu onun acizliğinin ağlama duvarı yaptığı kadındır- ivedi harcanabilecek denli hafiftir de gözünde, büyük öfkesinin bizzat hedefi olmaya adaydır.
Bir erkek yaşamında aynı anda birden çok kadın arzular, yatağında sevişebileceği bir kaltak, masasının diğer ucunda onunla entelektüel sohbetler yapabileceği bir bilge, onu her saçmalığında şevkatle bağrına basabilecek tutkun bir dost, pisliğini temizleyecek bir ana vs vb vd...Hepsini aynı kadında arama telaşı erkeğin kadın imgesini sıklıkla yerle bir eder. Dost belleyip düşkün döneminde yarasına üflemesini istediği kadını 'mitleştirdiği diğer kadının' yerine geçirme yanılgısının diğer kadının ruhunda açabileceği tahribat onu ilgilendirmez, bu tür erkekler ya yaşamları boyunca merkezde kılarlar kendilerini ya da -düşük bir ihtimalle- gerçeğe sert ve iddialı bir dönüş yaparak sağalırlar...
Ruhunu iyileştiremeyen erkek dost bildiği kadınını bu kez erkekçe güdülerle sahiplenmeye başlar; ondan kadını olmasını talep etme tiyoları aldığı sanrısına düşer, bir erkeğin dostu olmaya cesaret etmiş kadın da büsbütün masum sayılmaz, ama bu onun gerçekten dostluk dışında bir cinsellik beklentisi olduğu safsatasını doğrulamaz, kadınlar cazibelerini sınadıkları duyarlı dost rôlüne bayılsalar da onlarla yatmaya şiddetle karşı çıkarlar. Reddedilen ve her daim daha fazla kan kaybeden erkekse, hiddeti de acısı büyüklüğünde olur.
Bir erkek, kardeşi gibi, annesi gibi yabancı bir kadını sahiplenebilir, ama bu "dostluk" katmanları derinleşirse, o kadın artık onun kimi zaman sevişmek isteyebileceği bir dosttur.
Bunda sakınca görmeyen bakış genellikle erkeklere ait bir bakıştır, sevişmek hemen her durumda özenilecek bir durumsa da, bazen bedel ödetebilir ândan büyük.
Dostluk kavramına cinselliği katmaksa, bir kavanoz bala katran katmaya benzer.
|

06-03-2008, 05:09
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
3. İki insan dost olabilir...
Erkek ve kadınsa canlı; dostluk da, aşk gibi, sevgi gibi kutsadığımız yalanlarımızdan biridir. İnsan sadece yalnız olabilir bu ihtimalde. Kendini yalnız kendi var edebilir. Birlikte varoluş serüveni kısa molalardır soluklanılan.
Karşı cinsler bu varoluş tecrübesinde yarı yolda kalırlar, hemcinslerse genellikle böylesi bir tecrübeden öte gündelik telaşelerinin içinde lüzum dahi görmezler böylesi bir çabaya.
Bu abartıyla takdis ettiğimiz yalanlarımız, muhtaciyetimizdir.
Yaşam alanları adına, daha büyük ayrıntılar için temelden çakıl taşlarını temizlemek, tapınçlar yaratmaktan kaçınmakla başlar. Önce ne kadar aciz olduğumuzu daha sonra da ne kadar daha az aciz olabileceğimizi düşünmeliyiz. Birkaç küçük yama, birkaç spatula darbesiyle şekilsiz yaşamlarımız olağanüstü rahatlıkta bir şahaser haline gelebilir. Ama bu buzu yontmaya benzer. Isıyı hesaplamalı ve yontudan asla vaz geçememeli. Caydığımız anda su olup, buhar olup asıl şekillerimizi bulma serüvenimize zahmetli bir dip dalışı göze almak işten bile değil.
Büyük tutkular yaratmamalı. Dip görünmez oldukça düşüş ivmesi artıyor.
Ve hepimiz buzdan bedenlerimizle ya çok kırılgan ya da fazlasıyla kemikleşmiş oluyoruz.
Hangisi daha kötü?
Açık hedef olmak mı, kapalı zırh olmak mı?
Açık hedef olmanın bir güzelliği varsa da harici minarallerle zengileşen su olabilme ihtimalinin şansı.
Kapalı hedef olmaksa zehre karşı bağışıklık katmanının saf suyu temiz tutması.
Tüm bu ihtimaller dahilinde "dost" hem zehirleyen hem de arındıransa, zehre ve arınmaya ne kadar ihtiyacımız olduğuyla hesaplaşmalıyız.
Ancak insandan insana dost olur.
Organlarından beynini ve yüreğini tercih edebilenler hakiki dostlardır.
Devam edecek...
|

06-03-2008, 05:30
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 74
|
|
|
Tebrikler güzel yazı. Gerçekleri dile getirmişsin tamamına katıldığımı söyleyebilirim.
Özellikle erkek üzerine tespitlerin çok doğru, kadın üstüne olanlar hakkında birşey diyemeyeceğim çünkü ilki kadın değilim sizin kadar olaya içeriden bakamam doğal olarak. İkincisi inanın bu yaşıma geldim hala insan türünün kadın cinsi hakkında net bir fikire sahip değilim. Ne düşünürler, ne isterler, nasıl davranırlar,
Ve şunu hep merak etmişimdir ? Nasıl oluyorda ben bir erkek olarak kadınlar konusunda net bir tanımlama yapamazken, herhangi bir kadın erkekler hakkında hedefi tam 12 den vuruyor. Dışardan bir kadın gözüyle bakıldığında o kadar mı tek tipiz hiç mi bilgi, birikim, davranış fark etmiyor. Cinsellik perdesi bir azcık olsun hiç mi kalkmıyor ? Her zaman aynı davranışları sergileyip, aynı nedenleri yaratıp, aynı sonuçları mı veriyoruz?
Bu sorunun yanıtı galiba %99 oranında evet.
Dürüst bir şekilde görüşlerimi yazdım, hemcinslerim beni mutlaka eleştireceklerdir, ama katılanında çok olacağını sanıyorum.
'' Ben bilimin tanrısına inanırım ''
A. Einstein
Konu anarko1000 tarafından (06-03-2008 Saat 05:56 ) değiştirilmiştir..
|

06-03-2008, 15:54
|
 |
kızıl arıza Багэр
|
|
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 38
Mesajlar: 1,011
|
|
herkesin bir treni vardır...
...bütün kadın dostlarıma/sevgililerime mendiller sallıyorum,
ama hiç birini indirmiyorum trenden,yollamıyorum hiç bir yere...
daha çok istasyon göreceğiz,ve daha çok dostlar/sevgililer binecek trenimize...
her kompartıman ayrı bir dünya olacak,
ve her istasyon da bir vagon daha eklenecek bize...
uzayabildiği kadar uzayacağız...
papatyalar toplayıp tarlalardan,
öküzlerle bakışacağız geçerken oralardan,
pınarlarda yıkanacak,dağların eteğinde durulanacağız...
bir gün lokomotifimiz yolun sonunda gelip,uçuruma yuvarlandığında...
gerideki vagonlar yaşamaya devam edecek düşene kadar...
ve o trene binemeyenler,
sadece bakacaklar,
yazacaklar,
anlatacaklar,
ve,
türkülerimizi söyleyecekler....
bizi bizim gözümüze sokmayı çok ustaca yapabilmenize bir reaksiyon-şiir yazdım sn maria : ))
Bazen diyorum atayım kendimi aşağıya....Bazen de diyorum niye atayım kendimi aşağıya!!
Кызыл Багэр
|

06-03-2008, 15:57
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
|
|
|
yazıyı okuyamıyorum...gözlerim sarhoş oldu biraz..ama iyi oldu bu konu,benimde iki çift lafım olacak...
imza:
döndüğünde ağır konuşacak kişilik
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

06-03-2008, 16:50
|
 |
sui generis
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,329
|
|
|
bir kadınla bir erkeğin dost olamayacağını oldukça uzun zaman önce öğrenen biri olarak maria yazdıklarına katılmamak mümkün değil... ancak şunuda eklemek isterim dostuk kavramına inanmıyorum... erkekten dostum olamadığı gibi kadın dostumda olmadı olamıyor... elbetteki dostunum sıfatıyla etrafımda olan insanlar var bunların erkek olanlarının aslında ihtiyacım olduğunda yanımda olabileceklerini biliyorum ancak bunun altında yatanın dostluk kavramından başkaca bişey olduğunun da son derece farkındayım... beklenti... duygusal veya fiziksel beklenti... kadınlardan dostunum diye yanımda olanlara baktığımda ise yüzümde sadece alaycı bi gülümseme oluyor çünkü malesef kadından kadına dost olabilme olasılığı bir erkekle kadının dost olabilme olasılığından çok daha düşük gözüküyor gözüme yaşanmışlıklara baktığımda... nasılki erkek kadın arasında cinsellik veya duygusallık dostluğu geri plana atıyorsa kadınla kadın arasındaki dostluktaysa kıskançlık bu görevi yapıyor... kadınların erkekleri dost olarak nasıl gördüğüne gelecek olursak... kadınlarda bu konuda son derece kurnazca davranıyorlar tıpkı erkeklerde olduğu gibi dostum dediği karşı cinsi sahiplenme içgüdüsü oluşuyor dostluktan bir adım öne gitme gibi bir niyetleri olmasa dahi dostum dediği erkeğin hayatındaki başka bir kadının varlığı hangi sıfatla olursa olsun bu kadını rahatsız ediyor hatta işi gizliden bir rekabete dönüştürüyor bile diyebiliriz... kısaca dostluk taraflardan birince mutlaka başka bir yöne çekiliyor...
bunların aksi durumlar yok mudur? olabilir...
ancak yaşadığım deneyimlerden yola çıkarak ben bunları düşünüyorum...
şimdilik bu kadarr...
|

06-03-2008, 17:12
|
 |
φιλοσοφία
|
|
Üyelik Tarihi: 24-01-2008
Nerden: Endülüs
Mesajlar: 188
|
|
|
korktum yazmaya .. kelimeleri secerken zorlanilan bir durum bu.. totemci kabilelerin kadinlari, dinci toplumlarin, somurgeci toplumlarin kadinlari ve adem havva lar aklima geldi.. "batsin bu dunya" filmindeki kadin karakterle emma goldman in kisiliklerini harman edip fikirler ureten kaygilar korkular demir parmakliklar insa eden tek pencereli ve kirmizi pancurlu dunyalarda yasamaya mahkum entellektuellerin hayatlari korkuttu beni.. sokaklardaki mart kedileri, dilenciler, fahiseler, litvanyali beyaz kadinlar, iri gozlu iran kadinlari , yerkurenin yuvarlak, tahrik edici isiltili cennetlerinde sanki kendi eslerini bulanlar ve bulmak istemeyenler diye kategorilenmis durumda. korkuyorumki dinlemeyecegiz okumayacagiz .. hep, bellegimizde sakladigimiz erotizan resimlerle slogan atacagiz iste bundan korkuyorum.. dokunmadan bir dostluk arayanlarin, renksiz gozyaslarini ve dokunarak leyla mecnunu yaratan dunyaya gumus yagmurlar yagdiran insanlarin yarisidir bu... korkuyorum bu yarista hangi tarafta yer alacagima ... her iki taraftada guzel seyler var aynen, cennetle cehennemdeki arti eksi guzellikler gibi.. bir yanda huri bir yanda sarap , bir yanda, sokaklarda soguktan donan cocugun sicak cehennemleri ozlemesi gibi.. birakin insanlar dostluklari kendileri belirlesin birakinki kendi fikir otobusunun butun camlarini gorebilesin... dostluklarin icine dolu dolu seyler sokusturacagimiza, dotlugun icindeki tarihi gecmis tabulari cikarip parcalamak daha eglenceli bana gore....
|

07-03-2008, 16:03
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 36
Mesajlar: 847
|
|
|
Zehre ve arınmaya ne kadar ihtiyacımız var? Dikensiz ve tertemiz yollardan yürüyerek yaşanamayan bir hayattan elimizde kalanlarsa direncimiz önce zehre ardından arınmaya ihtiyacımız olduğu gerçekliğimdir. Bedeli zaman zaman ağır olsada yaşama gerekliliği olan bir durum bahsi geçen. Bir kadın ile varolamayan bir dostluğun sebebi zaman zaman başka bir kadın olabiliyor. Ve insan faktörü her bastırılmışlığa verdiği tepkiyi bu kez erkek olarak veriyor. Bir erkek dostu dediği erkeğe sarıldığında da benzer tepkiler alabiliyor çevre bakışlar tarafından. Öyleyse sarılabilme durumunu en baştan çöp kutusuna yollamak gerekiyor. Elbette reddetmiyorum ardı sıra gelebilecekleri ancak kaza yapma olasılığımız vardır ve biz yine de araca biner, hız limitlerini aşar ve hatalı sollamalar yaparız. Çünkü yazılı kurallar vardır ve mutlaka ceza kesilecektir sonunda. Ama yapılacaktan geri kalmalıyız. Erkek-erkekle, kadın-kadınla, kadın-erkekle dost olamaz. Sadece sevdiceğinizle -ki varsa- yaşamalısın her durumu dayatmasının bumerangıdır çıkan sonuç. Dönüp yine sizi vurur. Arada bir kaç kellede uçabilir haliyle. Yaşamak denilen mesele başlı başına risk olmalı deriz ama en az hasar için zırhlarımızla yaşarız. Elbette olmadı başka sefere, haydi bir kez daha bu kez başkasıyla maymunluğu değil hissiyatım ancak yaşanılası güzelliklerin birikmesiyle daha anlamlı oluyor yaşamak eylemi. Dizginleyemediğimiz dürtülerimize esirliğimizin varoluşuna döndüğümde "masum" bir duyguya sahip çıkmak istiyorum.
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:51 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|