Alıntı:
duarden´isimli arızadan alıntı
İkame aşklar çağında yaşıyoruz. Her zaman yeri doldurulabilecek, kelebek ömürlü aşklar uçuşup duruyor ortalıkta. Tıpkı bir süngerin suyu emmesi gibi; emip tüketiyoruz aşka dair tüm gerçekleri. Tekinsiz hisler bir battaniye gibi örtülüyor duyguların üzerine. Düz mantıkla çözülebiliyor sorunlar.
|
Mesela ilk paragrafa bakınız Duarden, kaç tane «tamlama» var: 4
"Tıpkı" ve "gibi" bağlaçlarının/zarflarının aynı cümlede yer alması şık mı, üstelik yazının bağlaç kullanmadan kendini tasvir edebilmesi gerekmez miydi? Tamlamaların bolluğu, yazanın sürekli bir okurun gözünde bir «görüntü/imaj» çizme kaygısı taşımıyor mu?
Bu tip hususlar yazın dilinin zayıflığından sayılıyor. Metnin bütününde de bu nevî hatalar var.
Tekniği bir kenarıya bırakın, içeriğine bakın diyeceksiniz, edebî teknik beni tırmalıyorsa içeriğin bana geçme şansı hemen hemen yoktur nazarımda, çünkü bu metinler edebî olma iddasıyla ortaya konmuş. Birine bunu izâh etmek öyle güçtür ki Duarden, özellikle bu çaba ve uğraş içerisinde olanlar metinlerini "kutsallarından" sayarlar, eleştiriye pek de tahammülleri olmaz, anlayışla karşılıyorum, kimi kez benim de düştüğüm hatalardandır bu -özellikle daha küçükken-, çünkü gerçekten acıtmak için söyler çoğu eleştiri kılığında yaklaşan. Eleştiri oysa ki «övgü» ya da «yergi»den yana kart kullanmamalı.
Funda'nın metinlerini yeterli bulmuyorum, epeydir Ebrulî de siz de ekliyorsunuz lakin, benim bu metinler hakkında gerçek fikirlerimi söylememem açıkçası yordu beni, zor oluyor gönülden dostluk beslediğiniz birini eleştirmek, şimdi en fazla bir mesaj atıp metnini bir yerde eleştirdim demekle mükellefim...)
İlk paragrafta iş bitmiş mi?
Bence bitmiş, gerisini okumak vakti bol okurum tercihi.
Velakin ben yine de ısrarla okudum, altı boş, temelsiz, duygu yoğunluklu, felsefe derdi taşımayan, çabuk okunabilir ve sıradan okuru etkileyebilecek türden arada da imgesel hitabetlerle şişirilmiş bir yazı.
Duygu yönü ağır mı, fevkâlade ağır ama bir felsefî temeli yok, bu da bu tür durumsal öyküleri çöpe taşıyor. Emek ve çabadır, başım gözüm üstüne...