Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Hayata Dair..

Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden..

İkame Aşklar Çağı..

Hayata Dair.. içerisinde İkame Aşklar Çağı.. konusu: İkame Aşklar Çağı.. İkame aşklar çağında yaşıyoruz. Her zaman yeri doldurulabilecek, kelebek ömürlü aşklar uçuşup duruyor ortalıkta. Tıpkı bir süngerin suyu emmesi gibi; emip tüketiyoruz aşka dair tüm gerçekleri. Tekinsiz ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 09-02-2008, 06:20
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1,885
Blog Başlıkları: 1
Standart İkame Aşklar Çağı..



İkame Aşklar Çağı..


İkame aşklar çağında yaşıyoruz. Her zaman yeri doldurulabilecek, kelebek ömürlü aşklar uçuşup duruyor ortalıkta. Tıpkı bir süngerin suyu emmesi gibi; emip tüketiyoruz aşka dair tüm gerçekleri. Tekinsiz hisler bir battaniye gibi örtülüyor duyguların üzerine. Düz mantıkla çözülebiliyor sorunlar. Biri gider, biri gelir işte bu kadar basit ikame aşklar çağında ayrılıklar…

Aşk utanmış, bir köşeye gizlenmiş izliyor olup biteni. Zihinlerin karanlık odalarında hapsolmuş zavallı bir mahkum gibi esamesi okunmuyor artık kalplerde. Bakışlar saklamak için donukluğu şen şakrak maskeler giyinmiş. Çetrefilli yollarda kayıp aşkın tekerlek izleri belli belirsiz…Seri cinayetler işleniyor aşk şehrinde. Maktulu isimsiz, katili kimliksiz…Haysiyetsiz bir el uzanıveriyor kutsal olan tüm değerlere. Bunalımların kısır döngüsünde şekilleniyor hisler. Yemyeşil bir örtü gibi küf tutmuş ikame aşklar çağının gözlerini. Gerçek aşk saklanmış, kaçmış. Taklit aşkın boyutları öyle büyükmüş ki kaplamış nefret üfüren yürekleri…

Klavyenin tuşları üzerinde heyecanla dans eden parmaklar olmuş artık aşkın o eşsiz nidasının nişanesi. Yalan dolanlar öylesi sıradanlaşmış ki, gerçeğe dair kırıntılar sırıtır olmuş tuhaf bir şekilde. Herkes olağan olamayacak kadar mükemmel. Bütün defolar mahzenlere kapatılmış bilgisayar başına geçince. Bu kadar yalanı barındıramayınca bünyesinde aşk kaçıp gitmiş kendi saf köşesine. Ama aşkın yokluğunu; gerçek aşkın yokluğunu kimse fark edemez uzun bir süre. Çünkü açılan her anlık ileti penceresinde yeni hikayeler yazılmış yazarlara şairlere taş çıkartarak hem de… Nokta koyabilmek öyle kolaylaşmış ki aşk ve aşık müsveddelerine, sil tuşuna tek bir basış yetiyor da artıyor bile. Sureti bilinmeyen, teni hissedilmeyen, sadece anlattıklarıyla hayal edilebilen yeni bir sevgili eskisinin yerini alıyor hem de son sürat ile. Sanal bir pencere açılmış aşkın efsunlu evine. Uçup gitmiş tüm gerçekler ipek bir şalın esintisinde. Şehvet giyinmiş bedenlerin gölgesinde kalmış duyarlı sevdalar. Ey aşk, nerdesin diye boşa seslenme. Utandı aşk, sıyrılıp gitti kendi bakir köşesine…

Cep telefonlarına düşen her mesaj aşka yeni bir tanım getirmiş kendince. İnanılmaz görünse de aşkı kıyısından köşesinden bile tanıyan belleklere… Sadece bir mesaj mesafesinde aradığınız aşk diye bir tümce doldu kulaklarıma reklam kuşağında dün gece… Sadece bir mesaj mesafesi. Uğursuz yarasa kanatları tırmaladı kulaklarımı bir anda. Demek bu kadar basitti uğruna asırlardır destanlar yazılan, yokluğunda ağıtlar yakılan aşk. Birkaç tuşa dokundu mu parmakların işte karşındaydı. Oysa bana böyle öğretilmemişti. Kimi zaman kainatın ışıl ışıl sarışın kollarıyla bile aydınlanamayacak; yaprak gibi titreyen bir alevde aranacak aşk. Boşuna mıydı asırlardır yüklenen anlamlar? Utandı aşk, saklandı parmak ucu sevgilerinden…

Aşkın gerçek anlamı değil mi, ikame edilemezliği sevginin? Yerine başkasını koyamadığın için değil mi anlamı sevgilinin? Bu kadar ucuzlarsa adına nasıl aşk diyebiliriz ki iki yüreğin arasında geçenlerin. Eğer tek bir tuş yetiyorsa başlatmaya ya da bitirmeye aşk adı verilen hikayeyi, anlatacak bir şey kalır mı ki dillerde?Bunun adı yaşlanmadan eskitmek aşkı şizofren bir hiçlikle. Sabun köpüğü bulaşmış gibi bir hisse ellerine, böyle büyük bir tutkuyu yaşayabilmek için çabalamak niye? Yanıt veremediği için alışık olmadığı bu soru işaretlerine; acının kanatlarını siyaha boyayıp kaçtı, saklandı, utandı aşk karıştı geceye…



Funda BİLGİLİ


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 11:07
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Alıntı:
duarden´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
İkame aşklar çağında yaşıyoruz. Her zaman yeri doldurulabilecek, kelebek ömürlü aşklar uçuşup duruyor ortalıkta. Tıpkı bir süngerin suyu emmesi gibi; emip tüketiyoruz aşka dair tüm gerçekleri. Tekinsiz hisler bir battaniye gibi örtülüyor duyguların üzerine. Düz mantıkla çözülebiliyor sorunlar.
Mesela ilk paragrafa bakınız Duarden, kaç tane «tamlama» var: 4
"Tıpkı" ve "gibi" bağlaçlarının/zarflarının aynı cümlede yer alması şık mı, üstelik yazının bağlaç kullanmadan kendini tasvir edebilmesi gerekmez miydi? Tamlamaların bolluğu, yazanın sürekli bir okurun gözünde bir «görüntü/imaj» çizme kaygısı taşımıyor mu?
Bu tip hususlar yazın dilinin zayıflığından sayılıyor. Metnin bütününde de bu nevî hatalar var.
Tekniği bir kenarıya bırakın, içeriğine bakın diyeceksiniz, edebî teknik beni tırmalıyorsa içeriğin bana geçme şansı hemen hemen yoktur nazarımda, çünkü bu metinler edebî olma iddasıyla ortaya konmuş. Birine bunu izâh etmek öyle güçtür ki Duarden, özellikle bu çaba ve uğraş içerisinde olanlar metinlerini "kutsallarından" sayarlar, eleştiriye pek de tahammülleri olmaz, anlayışla karşılıyorum, kimi kez benim de düştüğüm hatalardandır bu -özellikle daha küçükken-, çünkü gerçekten acıtmak için söyler çoğu eleştiri kılığında yaklaşan. Eleştiri oysa ki «övgü» ya da «yergi»den yana kart kullanmamalı.
Funda'nın metinlerini yeterli bulmuyorum, epeydir Ebrulî de siz de ekliyorsunuz lakin, benim bu metinler hakkında gerçek fikirlerimi söylememem açıkçası yordu beni, zor oluyor gönülden dostluk beslediğiniz birini eleştirmek, şimdi en fazla bir mesaj atıp metnini bir yerde eleştirdim demekle mükellefim...)
İlk paragrafta iş bitmiş mi?
Bence bitmiş, gerisini okumak vakti bol okurum tercihi.

Velakin ben yine de ısrarla okudum, altı boş, temelsiz, duygu yoğunluklu, felsefe derdi taşımayan, çabuk okunabilir ve sıradan okuru etkileyebilecek türden arada da imgesel hitabetlerle şişirilmiş bir yazı.
Duygu yönü ağır mı, fevkâlade ağır ama bir felsefî temeli yok, bu da bu tür durumsal öyküleri çöpe taşıyor. Emek ve çabadır, başım gözüm üstüne...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 11:52
Ebruli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yitikmavi
 
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
Blog Başlıkları: 1
Yani Edebi değeri yok diye an içerisinde yakaladığımız duyguları veya beğendiğimiz yazı olsun, şiir olsun paylaşmayalım mı?...

Ben bunu anlıyorum...

Kendi adıma ben hiçbir yazı ve şiirin edebi yönüyle ilgilenmiyorum… Ve duyguları tartışmayı da pek sevmiyorum… Edebiyatçılar elbette ilgilenecektir… Elbette eleştirilerini yapacaktır… Ben de edebi yönüyle baksaydım olaya, sanırım çok seçici olurdum… Lakin ben an içerisinde yakaladığım duygularla ilgileniyorum

Konu Ebruli tarafından (20-02-2008 Saat 17:18 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Eksiklik olmuş:)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 23:34
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Bence haddimizi bilmeliyiz Ebrulî, ben bildiğimi sanıyorum ama çoğunlukla da insanî zaaflarımla o haddi aşıyorum. Farkındalık dönemeçlerinde uzundur hissettiğim, gönülden inandığım bir şey var; edebiyat çöplüğünü taşırmamak lazım. İyi bir alt yapı, gerçek bir kabiliyet ve çileli bir çabanın sonunda hiçbir şey çıkmayacağını bile bile, serüvene atılacak kadar yürekli hissediyorsa kalem kendini, eyvallah.
Yok değilse, yalnızca kendi küçük tatminlerimiz için edebiyatı postmodern çağın tüketimi içine dahil ediyorsak, sorumluluğu omuzlarımızda hissetmeli ve o bedeli ödemeliyiz.
Bedel ödemek; ah!
Bu çağda ne az bilinir oldu.

Çaba mı, bâki, hep devam edecek...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 21-02-2008, 00:20
Ebruli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yitikmavi
 
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
Blog Başlıkları: 1
Haddimizi bilmeliyiz derken herhalde edebi olarak bahsettiniz... Yoksa mesajlarda kimsenin haddini aştığını sanmıyorum...

Evet haklı olabilirsiniz... Bu gözle bakılabilir... Ve edebiyatçı olsaydım ben de bu gözle bakar ve seçici olabilirdim...

Ve bence yazabilen yazmalı... Evet belki çöplük olacak... Lakin bu süreç bireyin eleştirilerle birlikte kendisini geliştirmesi için iyidir...

Başarabilen hakettiği yere de, er ya da geç umudun kırılmaması suretiyle gelir diye düşünüyorum...

Ama işte dedim ya ben edebi yönüne bakmıyorum... O an içinde okurken alabildiğim duyguya bakıyorum... Ve sadece duygusal değil de, normal yazıdan ne alabildiğime bakıyorum...

Konu Ebruli tarafından (21-02-2008 Saat 00:26 ) değiştirilmiştir.. Sebep: 'diye' kelimesini yutmuşum:) Kelimeleri yutma konusunda çok yetenekliyimdir:)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ikame, asklar, cagi


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros) detays Film Arşivi 32 01-11-2009 00:01
Sebebler Bulma Çağı.. duarden Sosyoloji & Psikoloji 11 12-01-2008 10:36
Ben İmkansız Aşklar için Yaratılmışım detays Medresetul Lugat 0 14-07-2007 17:18
Efsane Aşklar... patis Hayata Dair.. 0 20-02-2007 00:26


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:51 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info