Sitede daha evvel de bahsetmiştim Dekalog'lardan, izleyen ya yoktu, ya da tembel bir izleyiciydi ki, oralı olan çıkmadı. (
http://www.anarsist.org/yakin-cekim/5800-dekaloglar/)
Dekaloglar 'kaide/kurallar' manasında «On Emir»den bahseder. İlk emir, ilk film; Dekalog 1. "Tanrı'dan başka tanrın olmayacak..!"
Öykü yalın; tartılabilir/ölçülebilir olanın dışındakilere inanmayan bir fizik profösörü baba ile oğlu arasında geçen bir diyologla başlıyor. Donan gölde kaymak istediğini babasına söyleyen oğul, babanın bir dizi teknik/matematik hesaplamaları sonucu buzun kırılmasının «şu gün» "imkansız" olduğunu ve kaymaya gidebileceğini öğrenir. Elbette işler sarpa sarar, eh sonunu da söylemekte beis görmüyor, ölümle sonuçlanıyor tabii ki bu modernist teknik yaşam ilkesi edinmişlik. Kieslowski'inin bir ateist olduğunu söylememe gerek yok sanıyorum. Öyküleri dogmayı kutsamaktan öte, irdelemek amaçlı.
Gelelim Max Frisch'e.
Biyografisini merak edenler netten okuversinler bir zahmet. Ben bir başka şeyden bahsedip, bir de soru yöneltip, kısa metnimi uzatmayayım. Çarpık İlişki'sini aranızda okuyan var mıdır bilmiyorum lakin, yukarıdaki Krzysztof Kieslowski tiplemesi gibi bir mühendisin hikayesi romandaki de. Yazgı'nın rastlantısallığını ötelemeyi şiar edinmiş bu teknik insan, doğayı bu kez ilk elden yaşar ve "günah"ların en şiddetlisinin kucağında bulur kendini: Öz kızına aşık olur.
Hayattaki her şeyi denetleyebilir ve kontrol altına alabilir miyiz?
Bunu uygulamadaki sorunlarımız nelerdir?
Ve nihayet gerçekliğin salt reel gerçekler değil de (pozitivizm'e eleştiri), insanın anlamlandırmaları olduğu noktadaki pratiğimiz nelerdir?
Ve 46-49 yılları arasında yayımlanmış Frisch'in "Günlükler"inden bir soruyla bitiriyorum;
"Birisine karşı, onun haberi olmadığı halde haksızlık yaptınız mı; bu yüzden kendinizden mi yoksa ondan mı nefret ediyorsunuz?" *Max Frisch, 'Günlükler'