Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Hayata Dair..

Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden..

Rastlantıların Körlüğü

Hayata Dair.. içerisinde Rastlantıların Körlüğü konusu: Sitede daha evvel de bahsetmiştim Dekalog'lardan, izleyen ya yoktu, ya da tembel bir izleyiciydi ki, oralı olan çıkmadı. ( http://www.anarsist.org/yakin-cekim/5800-dekaloglar/ ) Dekaloglar 'kaide/kurallar' manasında «On Emir»den bahseder. İlk emir, ilk ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 08-02-2008, 05:41
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart Rastlantıların Körlüğü

Sitede daha evvel de bahsetmiştim Dekalog'lardan, izleyen ya yoktu, ya da tembel bir izleyiciydi ki, oralı olan çıkmadı. (http://www.anarsist.org/yakin-cekim/5800-dekaloglar/)
Dekaloglar 'kaide/kurallar' manasında «On Emir»den bahseder. İlk emir, ilk film; Dekalog 1. "Tanrı'dan başka tanrın olmayacak..!"

Öykü yalın; tartılabilir/ölçülebilir olanın dışındakilere inanmayan bir fizik profösörü baba ile oğlu arasında geçen bir diyologla başlıyor. Donan gölde kaymak istediğini babasına söyleyen oğul, babanın bir dizi teknik/matematik hesaplamaları sonucu buzun kırılmasının «şu gün» "imkansız" olduğunu ve kaymaya gidebileceğini öğrenir. Elbette işler sarpa sarar, eh sonunu da söylemekte beis görmüyor, ölümle sonuçlanıyor tabii ki bu modernist teknik yaşam ilkesi edinmişlik. Kieslowski'inin bir ateist olduğunu söylememe gerek yok sanıyorum. Öyküleri dogmayı kutsamaktan öte, irdelemek amaçlı.

Gelelim Max Frisch'e.
Biyografisini merak edenler netten okuversinler bir zahmet. Ben bir başka şeyden bahsedip, bir de soru yöneltip, kısa metnimi uzatmayayım. Çarpık İlişki'sini aranızda okuyan var mıdır bilmiyorum lakin, yukarıdaki Krzysztof Kieslowski tiplemesi gibi bir mühendisin hikayesi romandaki de. Yazgı'nın rastlantısallığını ötelemeyi şiar edinmiş bu teknik insan, doğayı bu kez ilk elden yaşar ve "günah"ların en şiddetlisinin kucağında bulur kendini: Öz kızına aşık olur.
Hayattaki her şeyi denetleyebilir ve kontrol altına alabilir miyiz?
Bunu uygulamadaki sorunlarımız nelerdir?
Ve nihayet gerçekliğin salt reel gerçekler değil de (pozitivizm'e eleştiri), insanın anlamlandırmaları olduğu noktadaki pratiğimiz nelerdir?

Ve 46-49 yılları arasında yayımlanmış Frisch'in "Günlükler"inden bir soruyla bitiriyorum;

"Birisine karşı, onun haberi olmadığı halde haksızlık yaptınız mı; bu yüzden kendinizden mi yoksa ondan mı nefret ediyorsunuz?" *Max Frisch, 'Günlükler'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 21-02-2008, 18:53
Ebruli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yitikmavi
 
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
Blog Başlıkları: 1
Çok geniş bir şekilde ele alınacak güzel bir konu aslında… Konunun neresinden tutmak gerektiğini bilmiyorum… Lakin bir yerlerden başlanıp, bir yerlere varmasını diliyorum…

İki zıt ve uç örneklendirmeler de irdelenmek istenen bir irade söz konusu…

İlk örneğe baktığımız zaman hayır insan her şeyi kontrol edemez diyoruz… Lakin bu bir doğa örneğidir ve arkasından kaderciliği getirir… Kader de irade söz konusu mudur?.. Belki evet, belki hayır… Vicdan rahatlatmak isteyenler takdir böyledir deyip, huzura kavuşabilirler… Olasılıkları hesaplayan birey için ne kadar huzur olur o da ayrı bir soru?...

İkinci örnekte de tam zıddını savunacağım… Bu tür çarpıklaşmış ilişkileri hiç anlamıyorum… Bu konuda kesin yargım var… Bu yüzden de objektif bakamıyorum… Burada aşk nedir demeyeceğim tabi Bu işin içinden çıkan pek yok… Fakat nasıl bir süreçtir bu, ne baz alınır cidden anlamamakla birlikte, böyle bir şeyi kabul de görmüyorum... Bilincim ret ettiği için kendimi bu konuma da koyamıyorum dolayısıyla…

İnsan cinsel dürtülerini, tutkularını dizginleyebilmeli diyorum… Ve hemen arkasından gelebilecek soru bastırılmış dürtü ve duygular ne kadar sağlıklıdır, doğru mudur, neticesinde ne gibi zararlar doğuracak v.s gibisinden sorular olacaktır büyük ihtimalle…

Bu örneğe göre, insan iradesini kontrol edebilmeli…

Genel olarak da sadece bu örnek de değil, birçok şey de kontrol edebilmeli diye düşünüyorum… Doğa olayları hariç… Her ne kadar olasılıklar hesaplansa da

Alıntı:
"Birisine karşı, onun haberi olmadığı halde haksızlık yaptınız mı; bu yüzden kendinizden mi yoksa ondan mı nefret ediyorsunuz?"
İşte en can alıcı soru Haklılık ve haksızlık kavramları sanırım vicdan muhasebesini getirecek… Ben de en azından vicdanımı en çok tetikleyen bir durumdur…

Genel olarak hayır… Sanırım bilinçli olarak da haksızlık edinimi çok fazla söz konusu değildir diye düşünüyorum… Fakat bu durumu kendimce birkaç bölüme ayırabiliyorum…

* Farkında olmadan yaptığım ve sonradan fark ettiğim haksızlıklar oldu… Fark ettiğim anda da vicdanımı en çok tetikleyen, huzursuz saatler yaşamama sebep olan konulardan biridir…

* Bazen de iki dere de, bir arada kaldığım olaylar seyredebiliyor ve hayatımda çok az yer kaplasa da, bilinçli olarak yaptığım durumlar oldu… Normal de insani ölçütlerle yapmam gereken, fakat kendi inançlarım doğrultusunda aslında yapmamam gereken olaylar… Yapınca da vicdanım rahatsız oluyor, üzülüyorum… Yapmayınca da… Ama en çok insani ölçütlerle yapınca daha çok vicdani rahatsızlık duyup üzülüyorum… Tesellim en azından karşımdaki birey üzülmüyor, ben nasıl olsa her şekilde üzülüyorum şeklinde ki avuntum…

En son Kasım ayında böyle bir çelişki de kaldım… İnsani olarak yapmam gereken bir şeyi yapmadım… Üzüldüm mü evet üzüldüm… Ağlayıp, zırladım, içtim, birkaç gün uykusuz kaldım Ben de değişen çok fazla bir şey yok aslında… Ve evet ben en çok kendimden nefret ediyorum… Arkasından buna etken olan insancıklardan ve hayatın bu şekilde seyir almasından nefret ediyorum… Ve her seferinde aynı kanıya varıyorum
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 21-02-2008, 23:07
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
İkinci romandaki kahramanın kendi kızına aşık olduğundan haberi yok ilkten Ebrulî, kısa bir evlilik yaşayıp da hamile eşinden ayrıldığında bebeğin son kertede aldırılacağına mutabık kalıyorlar ve Faber böyle bir çocuğun dünyaya geldiğinden habersiz olarak yıllar sonra bir gemi yolculuğunda öz kızıyla tanışıp aşık oluyor. Daha sonra da kızın hastalığından ötürü Anne ile karşılaşılınca ortaya çıkıyor olay.
Yani rastlantı bir bilim tutkunu insanı dahi "körlüğü" adına sorgulatabiliyor.
Yazgı'dan bahsederken mukadderattan bahsetmiyorum. Kadercilik de değil sorgulamak istediğim. Aslında her şeyi bilime dayandırmanın da bir nevi dogmatikleştirme ve tapınma olduğuna dair düşüncelerim var.
Aklım dağınık, dönerim konuya.
Katılımınız için teşekkürler Ebrulî.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 22-02-2008, 00:28
demkaçkını - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
....!
 
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
bilim tarihi toplamda yani insanlık tarihinde küçük biryer işgal eder . konu üzerinde düşünmek gerek


Ben Ben'im
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 24-03-2008, 17:04
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
Denetimin türüne bağlı, bazılarını olaylar ve koşullar beliyorken bazılarını tamamen biz belirleyebiliyoruz. Bu durumda zaman zaman denetlenebilir demeyi ben kendimce uygun buldum..
İkincisi değerlerin nasıl oluştuğunu ve gelişimin sürecimizin ne kadar değiştiği konusunda ki kuşkularımdan kaynaklı -onaylamasamda- adam öz kızına bile bile aşık da olabilir diyorum belki aşkın tanımlanma biçiminden kaynaklı düştüğümüz bir yanılgı bile olabilir.Bilimsel ya da mistik çözümler yetersiz kalıyor bana göre...

soruya gelince;

Tabii ki yaptım. Ben planladım, kendimce onayladım, katagorize ettim ama sormadım. Yanıt olumsuz olunca kendi kurmacam içinde sürüklenip karşımdakine terbiyesizlik yaparak suçladım..

genel olarak yaptığımız bir şey, şuna benzer bu, birine aşık olursun onun haberi yoktur. çok da tanımıyorsundur. Kendince ölçer biçersin, anlam katarsın, belki haketmediği, belki de hakettiğinin çok altında bir yerden değerlendirirsin iş eşittire geldiğinde uçurumları farkedersin ..En büyük aldatma aldanma biçimidir..haksızlıktır..
ben önce karşımdakine, sonra yaptığım eşekliği farkettiğimde kendime kızarım ama kendimden nefret edemem..insan müthiş birinden nasıl nefret eder der..konuyu sulandırmadan giderim..

ben soruyu doğru anlamış mıyım acaba..
sevgiler


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
rastlantilarin, korlugu


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:51 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info