|
Hayalini kurduğum kadar yalnız değilim. En azından, duvarlarım sandığımdan yüksek ama sakat kalma pahasına o duvarı aşmaya çalışanlar var. Her seferinde, adımdan kopardığım nergislerden ve nar kokularından çukurlar açıyorum kentime... Kentim ki yalnızca gölgeden ibaret ve aslında üzerinde ot bittiği de söylenemez... Burada ağaçlar yok. Burada yeşil var... Yalnızca yeşil. Kör edici bile değil, silahlarım işlevsiz...
Tüm şehir yo(k)sun altında!
Yoksunlukta!
Elime düşen tek dal, sigara dalı... Duman ve sis. Ben aslında en çok İs'i özledim. Ona yazdığım mektuplarla avunmayı ve cevap beklerken kendimi güçlü kılmayı. Sis'ten İs'e varmak için daha ne kadar gemiyi yok etmek gerekiyor, dalgakıran işgal altındayken.
Daha kaç cümleyi yerle bir etmeli; kelimelerin hayat öpücüğünü *** etmiş paragraflarda...
Aksi ve huysuz ihtiyar,
güne baktığında
...gün battığında anlaşılır, gecenin o üzerimdeki sevecenliği -hatta o zaman daha çok, söz dinleyen bir veledim- ve ben annem gibi koklarım onun güzel saçlarını...
00: 10
Yok bir ruh
bu ağaçların arasında
Ve ben
bilmiyorum nereye gittiğimi
Octavio Paz
Zarındışındakikadın
|