Ne zaman hayat üzerine yazsam, ilk cümlemin bir kısıstlama olduğunu farkediyorum.Neden bu bomboş ovada, Çin seddi benzeri bir sur yükselteyim.
Hayat nedir? Böyle bir soru tarafından vurulsam, bana isabet eden oku yıllarca çıkaramam.Sonsuz sayıda cümle kurarım, ben onu bırakırım, bırakmam.
Bir gün belirsiz bir saatte uyanıp, bugün yaşadığım şeye "hayat" demeyeceğim."Ey hayat, seni unuttum işte, değiştirdim bu sefer seni de bir eşinle, sana hayat demeyeceğim"
Hayat, yenilendiği zaman anlamlı, hayat, her yeni günde, yeniden bulunduğu için güzel, anlatılamadığı için çekici.Bugün de kendi hakkında bunları yazdırdı ya, günlük hissesi yükseldi yine, iyisin hayat; işini biliyorsun.
