okyanus...
OKYANUS...
- "Cok affedersiniz, size birsey verebilirmiyim?"
Sol yanindan gelen bu incecik ve cekingen genc kiz sesiyle, yerinden sicradi. Sesin sahibi, kalcasi kalcasina bitismis bir sekilde yaninda oturan, sesi gibi narin, ufak-tefek, gencecik bir kizdi.
Agustos ayinin en sicak gunlerinden biriydi. Ada vapurundaydilar. Bu vapurlari gordugu zaman, icini cocuksu bir sevinc kaplar, neredeyse hepsinin adlarini ezbere bilirdi... Onlar, cocuklugunu, genc kizligini, kadinligini, hepsini gormus, hepsine taniklik etmislerdi. Lüks mevkideki ilk cayini, yaninda sigarasini da tutturerek bu vapurlarda icmis, ilk ciktigi uzun boylu, mavi gozlu Hakan'la ilk defa bu vapurlarda elele tutusmus, ilk maasiyla annesine hem patates soyan, hem sebze dilimleyen, hem de ekmek dograyan garip mutfak aletini malini ballandira ballandira anlatan isportacidan ilk bu vapurlardan almisti...
O gun kızkardeşiyle bulusmak uzere Bostancı-Adalar vapuru iskelesine doğru yol alırken yine mutluluktan ici icine sigmiyordu. İskeleye varinca mis gibi kokan simitlerden alacak, vapurda ismarlayacagi cayiyla birlikte icerken, kizkardesiyle koyu bir sohbete dalacaklardi.
Sözun kısası, bir nevi aşkla bağliydi eski vapurlarina dogup buyudugu bu guzelim sehrin... Iste, orada kizkardesi Leyla jetonlarını almiş, ona doğru el sallıyordu. Etraflarini sarmiş olan, kimi sakız, kimi kağıt mendil, kimi çiçek satan çocuk ve kadınlarin arasından sıyrılarak ona doğru koştu ve kardeşini sevgiyle yanaklarindan optu. Heyecanla jetonlarını atıp, itile kakıla vapura bindiler. Ne çok insan vardi su şehirde yaşayan; orta yaşlı erkekli kadinli, küçük çocuklu aileler, neşeyle bağrışarak konuşan gencçer, adadaki yazlık evlerine dönen, kendilerine has bir sekilde Türkçeyi konuşan musevi ve ermeni asilli vatandaşlar; sahipleriyle aralarinda bir sekilde oluşmus bir fiziksel benzerligi aradigi ev hayvanlari; boyacilar; simitciler; isportacilar; ve daha kimler ve neler...
Her zamanki yerlerine, vapurun en alttaki açik kismina sikişarak oturdular. Bir müddet vapurun iskeleden ayrilişini, martilari, seyir esnasinda vapurun denizde çikardigi köpüklü dalgalari seyrettiler ve mis gibi kokan deniz havasini içlerine çektiler. Dakikada bir ayaklarini dayadiklari korkuluktan çekmelerini gerektiren gelen geçenin verdigi rahatsizliga kisa zamanda alistilar ve hoşbeşten sonra derin konusmalara basladilar. Öyle ki, arasira sirtlarini rahat ettirmek icin kipirdanmak ve bu suretle sağ ve sollarina bakmak disinda digerleriyle tum ilgilerini kestiler.
Küçücük bir çocuk yanlarina geldi, acikli bir öykü anlatti ve boynunu büktü, çocuğu okşadi, ve sattiği seyi değerinden çok daha yüksek bir bedele satin aldi, çocukla biraz konuştu. Çocuk başardigi şeyden memnun, ayni boyun büküşü ve dokunakli haliyle diger yolcularin yanina dogru uzaklasti. Bunu firsat bilerek, yanindaki silik gorunuslu, onundeki deftere surekli bir seyler yazdigi icin yuzunu tam goremedigi kiza soyle bir bakti. Bu gencecik yasa yakismayan asiri ciddi ifadesi, yazarken etrafindaki hicbir seyle ilgilenmiyor havasi, özensiz bir sekilde kesilmis kisacik koyu renk saclari ve bu sicak yaz gununde giydigi sutlu kahve rengindeki fitilli kadife pantalonu ona nedense lise cagindan tanidigi solcu genc kizlari hatirlatti.
Moda cay bahcesinde bulusurlardi. Liselere sol goruslu dergilerini dagitir, hemen her sinifta en az bir adet bulunan temsilcileri bulunduklari siniftan sorumlu olur ve ikna edebildikleri olcudeki ogrencileri bu toplantilara getirirlerdi. Hepsinin ortak ozelligi, hayattan zevk almiyormuscasina bir havaya sahip olmalari, yaslarina yakismayan ciddiyetleri, bu davayi hayatlarinin en onemli meselesi olarak kabul etmeleriydi. Varsili da vardi, yoksulu da ama kisa sac ve yaz kis pantalon giymeleri bu raconun onemli bir gostergesiydi sanki...
- "Çok rica ediyorum, lutfen, vapurdan ininceye kadar açmayin bu kağidi, gideceginiz balik restoranında okursunuz"...
Dehsete kapildi, demek oluyordu ki kiz o sessiz ve ilgisiz gorunusune ragmen bastan sona butun konusmalarini dinlemisti! Simsek gibi bir hizla kafasindan bin turlu dusunce ve soru isareti gecti; acaba cok ozel birseyler konusmuslarmiydi, onlari takip etmeye devam edecekmiydi, birseyler satmak mi istiyordu, siyasi gorusunun bir ifadesi miydi elindeki kagit...
Yine de, kadinsiliktan bu kadar uzak bir gorunuse sahip olan bu genc kizin bakislari, sesi ve konusmasi oylesine nazik, oylesine cekingen ve oylesine duygu yukluydu ki, onunla ilgili onyargili dusuncelerinden dolayi utandi.
- Pekiyi, tesekkur ederim ama siz kimsiniz, biryerlerden tanisiyormuyuz?
Agzindan bu tur sozler ciktiginda vapur coktan iskeleye varmis ve genc kiz bir an once vapurdan inmeye calisan kalabaligin arasinda coktan kaybolmustu.
Onunsa, saskinliktan ve heyecandan kalbi kut kut atiyordu. Kagidi simsiki elinin icinde sikistirdi ve hicbirseyin farkinda olmayan kizkardesi Leyla'ya bunu anlatacak halinin olmadigini hissetti. Sanki cok ozel bir seyi paylasmislardi o genc kizla ve bunu kizkardesine anlatmasi, en azindan balikciya varana dek, ona ihanet etmek olacakti!
- Buyrun efendim, hosgeldiniz! Cok taze baliklarimiz, guzel manzarali masalarimiz da var.
Buyukadada deniz kenarinda yanyana siralanmis balikcilarin cigirtkanlari hep ayni sekilde musteri cekme savasi verirlerdi ne de olsa esas islerini ancak bu yaz aylarinda yapabiliyorlardi. Ne zamandir gitmeye alistiklari restorana dogru ilerlerlerken, etrafta miskinde dolasan kediler dikkatini cekti, denizin ortasindaki bir adada bu kadar cok kedinin olmasini tuhaf buldu.
Artik mektubunu okuyabilirdi, garip bir sekilde hissediyordu ki, Okyanus'la arasinda gorunmez bir bag olusmustu ve artik hayati hicbir zaman o andan onceki gibi olmayacakti!
Sag ve Sol Yasamlar
Oncelikle, ruhunuzun inceliklerle dolu bir yasam surdugunu hissedebilmek beni cok mutlu etti. Hayatta benim icin anlarda sakli olan mutluluklar cok onemlidir. Sizin varoldugunuzun farkinda olmaniz; hersey bunda sakli!
Sol tarafimdaki hatundan ve digerlerinden ayrilan da o ruhunuz, gorebilmeniz..
Ruhunuzu asla kaybetmemniz dilegiyle sevgiler...
Okyanus
|