|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Yeter ki..Hayata Dair.. içerisinde Yeter ki.. konusu: Bursa’dan kalkan bu otobüsün şoförü, hemen arkasındaki yolcu koltuğunda oturan arkadaşıyla sohbet ederek Yalova’ya doğru sürüyor aracı.
Yokuş aşağı olan yolda, böyle dikkatsizce ve ara sıra arkasına bakarak otobüs kullanmak, ...

19-06-2007, 23:54
|
 |
Zevzek
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Mesajlar: 897
|
|
Yeter ki..
Bursa’dan kalkan bu otobüsün şoförü, hemen arkasındaki yolcu koltuğunda oturan arkadaşıyla sohbet ederek Yalova’ya doğru sürüyor aracı.
Yokuş aşağı olan yolda, böyle dikkatsizce ve ara sıra arkasına bakarak otobüs kullanmak, bunca yolcu için tehlikeli değil mi? Bir kaza olasılığı, bütün bu yolcuların hayatını nasıl da etkiler? Birkaç saniyelik bir olay, ne kadar çok insanın hayatını değiştirir? Hatta sadece şu anda otobüsün içinde olan insanların değil, yüzlerce kişinin hayatını temel bir şekilde etkileyebilecek bir olasılık bu. Onların tanıdıkları, bakmakla yükümlü oldukları, sevenleri...
Otobüsteki şu genç, bir üniversite öğrencisi. Durmadan saatine bakıyor. Şoföre karşı bir öfke birikiyor içinde. Tehlikeli kullandığı için değil, muhabbete dalıp oyalandığı için. Çünkü bu gencin İstanbul vapuruna yetişmesi gerekiyor.
Yolculuk boyunca, onlarca viraj alıyor otobüs. Onlarca otomobil onun yanından geçiyor. Her virajda şoförün ayağı fren pedalına gidiyor. Kimse aklından geçirmiyor ama yüzlerce seçenek yaşanıyor. Bir virajı dönerken, aracın hızı, birazcık daha hızlı olabilirdi. Veya birazcık daha yavaş. Her şey sürücünün frene basma şiddetine veya süresine bağlı.
Siyah dumanlar çıkaran, yüklü ve çok ağır giden solladıkları bir kamyona bakıyor genç. Kamyonu geçerlerken, aklından bir şey geçirmiyor.
Merak etmeyin, kaza falan olmuyor. Her gün, her an yaşananlardan farklı bir şeyler yaşanmıyor. Ama bu sıradan seyahatin, kimsenin hayatını değiştirmediğini sanmayın.
Yolculardan biri olan şu genç var ya, Kartal vapuruna yetişerek İstanbul’a geçiyor. Bakkalköy’deki öğrenci evine gidip çantasını bırakıyor. Bu pazartesi de öğleden sonraki ilk derse yetişebilmek için aceleyle çıkıyor evden.
Ve okulun kantininde bir kızla tanışıyor. Aslında birbirlerine aşina oldukları bir kız bu. Ama bugün tam olarak tanışıyorlar. Başka bir gün olsaydı, böyle gelişmezdi herhalde olaylar.
Üç yıl sonra evleniyorlar.
Çocukları oluyor.
Çocuk büyüyor, öğretmen oluyor. Binlerce insanın hayatına somut bir şekilde etki ediyor. Her biri binlerce insanın hayatını etkileyen, çok sayıda öğrenci yetiştiriyor.
Yetiştirdiği öğrencilerden biri, kitlesel bir sanatçı oluyor. Yükselen bir toplumsal hareketle de örtüşen kitleselliği, sonunda ülkeyi değiştiren olaylara etki ediyor. Milyonlarca insan başka türlü yaşamaya başlıyor.
Sıradan bir otobüs yolculuğunda, yolcuların hiç tanımadığı bir şoför, sıradan bir virajı dönerken, sıradan bir şekilde bastığı fren pedalı üzerinde, ayağını birkaç saniye daha uzun tutabilirdi. Hemen arkasındaki koltukta oturan arkadaşıyla konuşurken biraz dalgınlığa düşebilir, gaz pedalına birkaç saniye geç basabilirdi.
Siyah dumanlar çıkaran, yüklü ve çok ağır giden bir kamyona, sollamayı yetiştiremedikleri için arkasından bakabilirdi o genç. Şoförün frene birkaç saniye daha uzun basması, sol şeride geçen kamyonun arkasında kalarak birkaç dakikalık bir gecikmeye neden olabilirdi. O gecikme ise, yolculuğun ilerleyen bölümlerinde belki başka gecikmelere neden olacaktı.
Belki de genç, İstanbul’a giden vapura yetişemeyecek ve bir sonraki vapuru, iki buçuk saat bekleyecekti. Bu durumda, o gün okula hiç gitmeyecekti. Çünkü öğleden sonraki ilk derse yetişemezse, gitmesi anlamlı olmayacaktı.
O kızla evlenmeyecekti.
Binlerce, milyonlarca insan artık başka türlü yaşamaya başlamayacaktı; bir otobüs şoförü frene üç saniye faza bastı diye.
Olabilir mi, böyle bir hikâye gerçekten yaşanabilir mi?
Elbette olabilir. Her gün milyonlarcası yaşanıyor. Zaten umutlar bu yüzden bitmiyor. Bilinçsizce yapılan bir küçük hareketin bile, ne kadar çok insanın hayatını değiştirdiği göz önüne alınırsa, geleceğin milyonlarca seçenek barındırdığı açıkça görülmez mi?
Bu durumda otobüsün geç kalmasının çok da olumsuz bir anlamı olmaz hayatta. Daha doğrusu geç kalmak diye bir şey söz konusu olmaz. Hayatta bu kadar çok, hatta sonsuz seçenek varsa…
Yeter ki hayata müdahale etme, dünyayı değiştirme isteği kaybolmasın.
Zafer Köse
Mevsimsiz
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
Hangi köşeyi zaptetmişsin ki acaba dönerken karşımda senı buldum..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:45 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|