Sokağın Ortasındayım...
Sokağın ortasındayım, günlerden gece. Ellerim cepte pencerene bakıyorum. Soluğum namusuma göz dikmiş gibi. Saat on. Düşman nöbet değiştiriyor olmalı...
Aşk; sömürge kurmak değil midir bir bedene, bedelsiz, sallanıyorum. Çakıl taşları parlıyor, cüzzamlı anlamsızlıklar ışığı yanıyor perdenin arkasında. Sürekli seninle konuşuyorum, sorularım cesetlerin soğukluğuyla vuruyor, ağlıyordun, ayaklarımın altındaydı bu şehir, baskı yapmak kolaydı, eziyordum, güçlenen felaketlerin sinyal ışıklarıyla yüreğim kamaşıyordu. Oysa sen daha yükseklerdeydin, tepeme vuran ışığın içindeydin. Kokun burnumda dolanıp durdu, karanlık şefkati bastırdığında bir ölü katılığına ulaşıyordum.
Tanrım bütün sevaplarımı affet
Yıkılacak gücüm kalmadı artık...
Günahlarımı sevmesini öğrendim ben. Devamını getirmediğim yalanları sende bırakmışım, anladım pencerene bakarken, olması gerektiği gibi yani. Yalnızdım, sen ilk defa yoktun. Yokluğunu yeni peydahlanmış bir cenin gibi bağrıma basmak istedim o an, boğuldum. Göremediğin yerler ilgilendirmesin seni diyordum hep, bir körü seviyorsan elinden tutarsın, ve ben körüm, hepsi bu...
Göçün gelmiş, körelmiş kuyruğumda çığlıklarla bölünmen hakkındı, tutunmaya çalıştıkça uç uça iliştirilmiş kara dağlar tüketti seni, ben değil, hem elimde değil ki avuçlarıma doluşan kan, ben mi istiyorum sanırsın ölmeyi, ama yalnızca sevmiştim seni... Sen de beni, biliyorsun bunu, sen çoğal dediğin için, kendin için bir şeyler yap dediğin için tükettin kokumu, önce sen dediğim için belki de. Sevdikçe tükettik her zamanın anaçlığını, sevdikçe aç gerillalara döndü yüreğimiz... Oysa dolmadan tükenen kalemler altında kalan düne inat, hep canımıza çizmeliydik geleceğimizi, oysa ölüm yoktu peşimizde, müzmin hastalığından yüzünün akıyla galip çıkacaktın biraz daha sabretsen, arşivimize değmez başlıklar atıp da iki nokta olacaktık maviyi birleştiren... Hadi söyle, neye yarar şimdi kan dökülmeyen zamanda bağdaş kurup oturmam, neye yarar karanlığı infaz eden gözlerim...
Pencerene bakıyorum. İstanbul'a karışıyor odandan sızan yalnızlık çığlığı, duyuyorum, bir şarkının parmaklarımda bıraktığı tek ritmdin sen, vuruyorum, biliyorsun orada olduğumu, kalkıp da baksan göreceksin, geleceksin belki, yine imzanı atacaksın dudaklarıma belki de...
Ki gücün olsa yapacaksın...
Üşüyorum...
Beni bu kadar sevmeseydin keşke, düşlemeseydin, tenime dokunup nefesini hapsetmeseydin içime.
Keşke...
Bitti deyip de ayakta kalmam için tükeneceğimize bu kadar inanmasaydın...
Farkında mısın, ayaktayım, sokağın tam ortasında ışığıma bakıp nefes almaktayım...
_ALINTI_
|