Acıdıkça Acıyorum...
Evdekiler için çalışıp, eve gidip onları bile görmeyecek kadar iş insanı oluyorken, sıkıntıları paylaşırken bile tedirginlik yaşıyorken, iyi kazanıp iyi harcayacak zamanı bulamıyorken, herşeye teşekkür edip hiçbirşeyin anlamını aslında bilmiyorken yaşam bitiyorken..tok açın halinden bilmiyorken....
ken...ken...ken...
E biraz toparlansa diyorken artık insanoğlu..
Bana bunları farkettiren düşünme kabiliyetimden de nefret ediyorken..
Ilık çayımın içine yarı kavruk pötibörlerden atan, okul sonrası açlığımı yemeğe kadar tıkanmıyım diye bana bunlarla unutturmaya çalışan ve hep çalışan, babamı hatırlıyorken, ışıklı lunaparkları, hep kış dertleri anlamsız gözlerle bakıp dinleyen yazlık insanlarını, o harika günleri devirdiğim bir koca lise bahçesinde çantayı yerlere koyup marş sırasına girdiğim ikişerli sıra arkadaşlıklarını, yavrukurt olduğumu, bandoda cam trampet çaldığımı, kiralık bisikletle hava attığımı, komşumuzun bahçesinden erik çaldığımı, doğum günü annemin yaptığı satın alamadığımız pastalarımı, bu gün doğum günüm diyerek kızları kandırdığımızı, sahte partiler verdiğimizi, yeni çıkan kasetlerin arkadaşlardan alınıp eski kasetlerin üzerine iki boşluğu tükürüklü kağıtla kapatılıp çekildiği disksiz, cd siz o günleri...Yatar yatmaz uyunabilen o güzel uykuları... Annemin bardakta yaptığı şekerli yoğurdunu, her berbere gidişimde saçlarım kesilecek diye ağladığımı, mandolin dersine giderken tırnaklarımın kesilmesine öfkemi, katırlarla evlere taşınan kömür sepetlerini, sobanın üstündeki kestaneleri, soba maşası üzerinde kızartlan ekmekleri, ilk kar yağdığında annemin karları halının üzerine atarak süpürmesini, hatırladıkça çocuk olmak en güzeliydi diyesim geliyor.
Saksıda büyüsek yeridir bu yüzyılda.
Kıpırdadıkça sahici olmayan mevsimler, hormonlu arkadaşlıklar,
sera dostlukları batıyor yüreğime..
Acıdıkça acıyorum.
Keşke anlatacak ve paylaşacak hiçbir şey olmasa.
Hiçkimse olmadığı gibi..
.............
alıntıdır.
|