Sen...
Bir çoğunuza tanıdık gelecek sanırım.
Yaşanmışlıklar çalınabilir mi acaba? Bir alkış için suni sancılar çekilir mi?
Alkışı sizin olsun yaşanmışlığı bana yeter...
Seni seviyorum diyebilmenin başka bir yolu olmalı tek kelime etmeden,
Susmalı dudaklar hiç ayrılmamalı birbirinden.
Bu son gün batışı kapatırken gözlerimi sensiz şehrin ışıklarına,
Bu son karanlık, sensiz şehrin ortasında.
Biliyorum bir yer var sana uzak olmayan,
Tenimde ter kadar yakın.
Biliyorum bir yer var her yolu sana çıkan.
Denizlerin dalgalarında seni taşıdığı,
Dalgaların kıyılara vurduğu köpüklerde sen.
Sen en hırçın fırtınalarda yüreğime düşen,
Kapanacakken avuçlarım uçup giden.
Sen bende sonu olmayan nehirlerin doğduğu yersin,
Sen akıntılarına kapılıp sürüklendiğim.
Sen...
Bu gün sen yoksun bu şehirde.
Ve ben yalnızlığa bir o kadar inat seni soluyorum her nefeste.
Katlanmak zor sevgili,
Katlanmak ölümden beter.
Her gün batımı bir ömür bitiyor,
Her gün doğuşu zindanlara bedel,
Kokunu özledim sevgili,
Yüzüm yüzünün özleminde.
Nereye kadar taşınır hasretin içimde,
Nereye kadar bu amansız yolculuk,
Vakit tamam öl desem, inan çare değil sevgili,
Yüreğimde yokluğun varken, yitip gitmek de çare değil.
Bilirim bir elvedanın buruk tadı kalacak dudaklarında,
Belki gözünde bir kaç damla yaş,
Varlığın da olmalı yokluğumda,
Ah kadar yakın,
Her nefes alışımda yüreğime saplanan,
Bir ah gibi söküp atamadığım içimden.
Şimdi bir ayrılığın en orta yerinde duruyor zaman.
Ve kapanıyor gözlerim ışığa.
Korkuyor açamıyorum.
Sen yoksun.
Gidişin hiç benzemiyor ölüme
Bırakma ellerimi üşüyorum…
TANER POLAT
|