Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Hayata Dair..

Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden..


Göğsünün Sıcaklığına Düşür Beni - 1...

Hayata Dair.. içerisinde Göğsünün Sıcaklığına Düşür Beni - 1... konusu: Göğsünün Sıcaklığına Düşür Beni - 1 Yüzünün eşiğindeyim, sana bakıyorum, içine, barikatsız beni bekleyen güzelliğine. Bir şeyler katmalıydı insana düşünmek... Yaşam korkusu boşuna çekilmemeliydi. Boşluğu dolduranlar olmalıydı ve boşlukta sallananlar ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 18-05-2007, 22:57
Ebruli
Guest
 
Mesajlar: n/a
Post Göğsünün Sıcaklığına Düşür Beni - 1...

Göğsünün Sıcaklığına Düşür Beni - 1

Yüzünün eşiğindeyim,
sana bakıyorum, içine, barikatsız beni bekleyen güzelliğine.

Bir şeyler katmalıydı insana düşünmek... Yaşam korkusu boşuna çekilmemeliydi. Boşluğu dolduranlar olmalıydı ve boşlukta sallananlar bir de. Dönenler dönmeyenlerden sormalıydı hayatı, bilemeyecekleri sorulara cevaplar vermeliydi yaşam usulca...

dedikten sonra yeniden başlamalıydı yaşam...

Başladı.

Karda iz bıraktığı sürece donmuyor insan, nafile, kader alnının tam ortasında yazanı silmiyor...

Dedim...

Ne gariptir, ilk defa müsveddesiz seçmekteyim kendimi. Gecenin bu ben vakti, sokulduğum bir nefese daha da sokulmak niyetindeyim ya; biten sigara izmaritlerini sayıklamaktayım düşlerde. Düşerek, adım attıkça göğsündeki hazneye gülümseyişimi daha da yerleştirerek... Ayaklarım falakadan kanasa da, önemi yok artık, yağmurlar silecek izlerimi, her damlasına vefalı bir harf sığacak sonra...

Okudum...

Şifrem çoktan çözülmüş...

Bana alış hadi, öğret nasıl alttan alınır üstüne gelenler, neden beni hayatta tutan ellerin bu denli güçlü, neden nedensizdir aşk... Özlet kendini, baktığımda can çekişsin dilim, fırtına ol, geceyi bekle hatta, yaklaş...

Bahçeye bıraktığım her kelime seninle arınıyor, selin kaybetmiş hüznü, bizi konuşmakta her köşe.

Gördüm,

Bahar geliyor yüzünün eşiğinden içeri bakarken ben…

Perçemine dokunmakmış aslında varlığıma anlam veren. İki nokta arasına bulamadığım cümlelermiş yüzüme astığım hüzün...

Gördüm.

Çocukluğundan miras acılarına sahip çıkmış bir benle sarhoştum ne vakittir. İkimiz de acemiydik o zamanlar. Ustası kalfası çırağı belirsiz bir atölyenin basma kalıp işleriydik belki, ne bileyim, dündük sadece.

Sustum.

Her dört duvarı gördüğünde susacaksın demişti tanrı, emanete bıraktığım gülümseyişi gizlice satan şeytandan bi haber kendimi sevmeye başlama vaktine kadar ağladım bende.

On yıllık bir nesil bırakılmış alnıma, anladım, her damla infaza gelmiş gibi nefretle asarken umutlarımı, isyanı göremediğim her aynaya tükrük bezlerimde beslediğim nefreti kustum.

Sokaklar buldum sonra, yüreğimin köşe başlarına levhasını asmayan nice ihanet mektuplarını okudum gezerken tek tek, durdum...

Yolumdan çık diyenler oldu, kendini terk et, düşlerini katlet hatta,

Gülümsedim...

Bildimki bu ben başka ben,

bekledim.

Oturdum pencere kenarına, şehrine karşı şarap içiyorum. Zamanın herhangi bir yerine sıkıştırılmış hayatımın sana bakan yanını düşünüyorum, avunuyorum belki, hüzün desem o değil, umut desem hiç değil, bilmiyorum, kendime vuramadığım sıkılganlık notları, evet bu olabilir işte, acıyan düşlerine sebep bu belki de, yeni bir şehir ihtimali yok aslında, ve çatlamış yanıma dokunma hasreti, ne dersin; yağmurlarınla arınmak, geçirdiğim depremsiz gecelerime denk düşer mi?

Fırtına yaklaşıyor
Korunaklı bir yere göm kendini...

Çocuktum daha, paslı bir çakıyla dolaştığım günlerdi. Aşkın aşk olmadığı, annemle babamın yaşadığı zamandı en son hatırladığım. Akşam üstlerine doluşan masa başı sohbetlerinden kalan ılık bir sevgiyle beslerdik içimizi, sırayla, ablam ben ve kardeşim. Beyaz örtülü masanın üzerine bir yığın huzur konulurdu her sabah, isteyen istediği kadar alır, arta kalan yarın olmadan çöpteki yerini alırdı...

-dı...

En çok bu gidip gelmeler yordu beni.
Düzgün olmayan ve tekil yaşanılan kocaman günler bir de.

Hep aynı bağ, tırnak işaretlerinde saklanan tuhaf anlar, çoğulluk belki de, ağrıyan yanlarıma toz konduramamak. Geri dönüş yolunu unuttuğum onca geceden biri daha, şarap içerken söylenebilecek onca küfür ve keskin bir yalnızlık kokusu, arka sokaktan gelen arabanın sesi bir de... Tenimden yere düşen kabukların yaraya bir hayrı yok ya, üşüyor açılmış yerler ve inadına sisli bir gece...

Göremediğim yerlere denk düşüyor yüzün,
Sırf bu yüzden...

"Parmaklarımda canımı yakan kelimelerin tuhaf acısı, saçlarımı avuçlarımın arasına alıp, sıkıyorum başımı. Damla damla akıp da kaybolsam diyorum, sessizce, yazmadan, okumadan, duasız, sus payım bile olmadan, damla damla, usulca. Korkmadan basıyorum toprağa, dağlara doğru kaldırıyorum başımı, uzak, derin, dipsiz bir boşluk yok artık gördüğüm yerde, üşümüş parmaklarımı göğsüme gizleyerek, yüreğim düşecekmiş gibi bakıyorum gökyüzüne, yaramı öpüyor rüzgar, sarmalıyor, kucaklıyor, kestirmeden giriyor hep içime. Kıyısında dursam da yaşamın, olsun, kıyısından da olsa tutunuyorum işte, gittiği yere kadar..."

Sisin ardında yanan bir şehir mi var bilmiyorum, penceremin bunu göstermeye mecali yok belki de, sadece birileri sisi kaldırsın diye bekliyorum, birileri anıların üzerine silindi yazmalı, yüzümü yıkayan çıldırasıya bir sövgü buluyor ellerim, birileri tutsun istiyorum yeniden.

Birileri acımasın artık, göğsünün sıcaklığında uyutsun istiyorum.

Her gece…

Yüzünün eşiğine düştüm.
Şimdi hangi yöne eğilsem sen bakıyorsun kirpiklerimin penceresinden.

Hangi durağında kaldım istanbulun, hangi sessizliğin sokak aralarında katledeceğim avazımı, ki sana özenmişse bu hangiler;
yaktım işte sesimi.
düştüğüm yer yağmurda ıslanan kaldırımlarda kalsın...

sen kal karaladıklarımın içinde. Bir kareden kareye, sağdan sola soldan sağa fark etmez, ama kal.

Yüzünün eşiğine düştüm.
sesin, yüreğimin orucudur, bilesin.

Gökhan Gök...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
gogsunun, sicakligina, dusur, beni


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Beni tut... titania Hayata Dair.. 5 26-01-2009 16:42
Gülüşlerinle Alkışla Beni... Ebruli Hayata Dair.. 4 31-10-2008 23:00
Sevme Beni... patis Hayata Dair.. 0 14-04-2007 21:07
Beni Sana Satıyorum! duarden Hayata Dair.. 0 20-02-2007 23:14
Ah Bu Beni-Mazhar Alanson PubliliusSciipo Video Klipler 0 18-02-2007 14:06


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:03 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info