
07-02-2007, 23:56
|
 |
Zevzek
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Mesajlar: 897
|
|
Bir Damla Düşmüşse İçine
I
Seni
Seviyor olmanın alışkanlığıyla selamlıyorum sevgilim...
Bu mavi kampoya mezarlığı,
Şu balkonda kuruyan tuvalet
O gördüğün kaldırım boylu çocuk aşkına;
Dudaklarına dokunup duran dudaklarıma dokunmaya dayanabiliyorsan şayet;
şayet algılayabiliyorsan içimdeki “sen” arzusunu, öznelerime karışmadan girebileceksen cümlelerime, kirpik uçlarımı ıslatmadan gidebileceksen ve göz bebeklerime çocuğun gibi bakabileceğine söz vereceksen, şimdi bütün kaldırımları o.rospu ederim ayaklarına!
-ki bilirsin bu kentte hiçbir yalnızlık piç değil...
her ayrılığa bir domuz çamuru bulamak zorunda hissediyorsan kendini, git...
adımların geri atarken bile titriyorsun... âdil olmayan kavgalara bulamadan hakikâtimi, pembe kurdeleli , liseden kalma bakışlarına tükürmeden git...
...
bu ofisi uğrak bilmemelisin artık.
Sola kayan bakışlarıma hedef olmaktan çıktı gülümsemelerin...
Adının dili; tenha sessizliğimle sevişirken iz bıraktı boynumda...
Geride kalan kahpe aşk klasiklerinden on dördüncü seriyi tekrar izliyorum.
“Aşk’a git
başka gel...”
II
Adres satırı karalanmış bir tren çıktı raydan..
Cesedinde darpsız ölüm teşhisi şaşırttı önceleri
Sonra dışıma çıktın sen, ağladım, bekledim, ağladım...
İrkildim
Ürperdim
Ağladım
III
Bu son sevişmemiz
Kalbimde kalan ayran lekesi,
Kalbini kalbimdeki lekeden ay[ı]ran (ı) bilmecesi
Şimdi tek tesellimiz.....
IV
Adı yok bu şaşkınlığımın.
Hiçbir seviden kalma yataksal düşkünlüğüm sen kadar ağır olmadı.
-ki özlemedim bendeki seni sendeki beni özlediğin kadar...
tarifi yok
sıradışı sevişmelerimizin dışkısını sokak ortasına bırakırken
ve kokarken sen,
ve sızlanası sürünürken paçamdan sızan sarılığınla,
ve halka açık büfelerde kuyruğumu ısırırken
ve açken
ve sevdalanırken nakit pazarlıklara
ve yıkarken tabularını bile
ve görmezden gelirken ilk kanı
ve selamsız solukluğunla sokulurken başucuma
ve kampoya mezarlığı maviden siyaha dönerken
ve balkonda nemli tuvaletinle
ve kaldırım kadar boyunla
bu denli erkeksi işlere burnunu sokarken bile,
Dudaklarına dokunup duran dudaklarıma dokunmaya dayanabiliyorsan şayet;
şayet algılayabiliyorsan içimdeki “sen” arzusunu, öznelerime karışmadan girebileceksen cümlelerime, kirpik uçlarımı ıslatmadan gidebileceksen ve göz bebeklerime çocuğun gibi bakabileceğine söz vereceksen, şimdi bütün kaldırımları o.rospu ederim ayaklarına!
04 Nsn 2005
rblkhn
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
Hangi köşeyi zaptetmişsin ki acaba dönerken karşımda senı buldum..
|