|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Merhaba (Benden Size Zarar Gelmez)Hayata Dair.. içerisinde Merhaba (Benden Size Zarar Gelmez) konusu: Merhaba - I - (Benden Size Zarar Gelmez)
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba !
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba !
Şimdi nasıl başlasam / nasıl söylesem, hangi kenarından ısırsam, taze ekmek kokan kelimelerin.
Hani olur ya ...

07-05-2007, 18:57
|
|
|
Merhaba (Benden Size Zarar Gelmez)

Merhaba - I - (Benden Size Zarar Gelmez)
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba !
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba !
Şimdi nasıl başlasam / nasıl söylesem, hangi kenarından ısırsam, taze ekmek kokan kelimelerin.
Hani olur ya bazen, donar ya gözler, başlar ya bazen ne söylesemler, ne düşlesemler. işte öyle bir şey. Merhaba !
Sen ki; açık denizlere pupa yelken. Sen ki; okyanus mavisinde saklanmış aşk kokan şehrinle, kıyılarımda sevişen !
Umutlarımın eylül martısı, fırtınalarımın harabe sığınağı,rüyalarımın yaramaz kaçağı, Asos'un sonbahar sarımtırağı. Merhaba !
Sen ki; kumral saçlarında tel tel idamlar yumağı. sen ki; efes'in, aspendos'un ten kokan toprağı. Merhaba, kordon kaldırımlarının cilveli kaçağı. Açlığımı bastıran ekmek arası soğanım, sıcak çorbam, düşlerimin yaş kokusu bulaşmış yastığı.
Sen ki; damağımda kalan anason tadı. Sen ki, göz pınarlarımda vanası açık hasretim, dolu dolu bulutlarım, yağmayan buğulu hava ! kasvetim. Merhaba ! son şansım, hayata verdiğim rüşvetim.
Gecelerimin çingene kırmızı uykusuzluğu,aç yüreğimin tamahkar yolsuzluğu, hapishane kokulu efkarım.
Taş duvarlarımı yeşerten sarmaşığım. Ağzı rakı kokan Neyzen sokağım, avuçlarımda saklı, memleket toprağım.
Sen ki; yokluğu içimin boşluğu. Sen ki; yürek koyaklarımı darmadağın eden lodosum. Sen ki; albatros gecelerimin yaşlara dolanmış yumağı. merhaba çiğer parem ! amansız sorguların tutanağı. Merhaba duman gözlüm ! merhaba. Öyle acı veriyor ki hasretin, yokluğun tenime sokulmuş kıymık sızısı. Son bakışın saplanmış yüreğime ! hançer. Merhaba ! tüm hesaplaşmalarımın arkadan dolaşan bıçağı.
Sen ki; güvercin kanatlı mavim. Sen ki, balaban acılarında sabrım, cesaretim. Sorgularda kendime nefretim, çözülmüşlüğüm, ispiyon ruhum. Kendi isteğimle imzaladığım en son ifadem. Sen ki, demir parmaklıklar ardında ki gül bahçem. Merhaba özgürlük aşkım ! merhaba.
Yanağımda otuz yılın şamarı ! beş parmak. Sahtekar aynalarda kendimi aldatmışlığım, yüzüme tükürmüşlüğüm, balon gençliğim, amansız yollarında sürünmüşlüğüm, bulamadıklarım. Acıyan yaralarımın tuzu, kavşaklarını teğet geçtiğim, umursamazlığım ! merhaba.
şimdi kancık bir şeytan ki içimde ! oynak. Ha desem önümü kesecek, ha desem beni ortadan ikiye bölecek. Seviyorum ulan diye haykırsam, dudaklarımı mühürleyecek. merhaba yaralarımın neşteri, tek sen kaldın, ölüm rengini yeşile çevirecek.
Ah ! dikenlerime inat filizlenen masti çiçeğim. Bir bilsen neler çektiğimi, bir bilsen, sesini her duyduğumda gözlerimin bulut gibi nasıl da dolduğu. Gururumdan içime ağladığımı, bütün nehirlerin yüreğime aktığını. Kendimi sıkarak, dudaklarımı kanatırcasına ısırdığımı ! bir bilsen, her gece saçlarımda hazan yaşadığımı. Ah seher bakışlım ! bir bilsen, içimde koca koca kayaların ortadan çatladığını. Merhaba ! rodos'un, girit'in göçmen kuşu. Bir bilsen leylek gagasında düşlerimin göçe kanatlandığını.
Şimdi geçmişimin üzerine serdim, kıyılarıma vurduğun azgın dalgalarını. Şimdi tuzlu yorganlar altına gömdüm, bilmediğin acılarımı. Dikişleri sökülmemiş, yaralı bir yürekle geliyorum sana. Dokunsan kanayacak. İğreti parkası altında, buz kesmiş elleri, titreyen dudağı ve macerasıyla, avuçlarımda küf kokan Marmara’yı akıtıyorum sana. Bozkırlarına kanat çırpıyor umutlarım. Merhaba, beyaz martıların kaybolduğu mavi özlem. Kanatlarımda İstanbul kokusu, ayaklarımda bir senin çözeceğin düğümlerle geliyorum sana. Hadi ! özgürlüğü ve gökyüzünü tanıt bana.
Ah bu yürek, sen bilmezsin ! neye niyet. Kendi kendine kızarmış işte nemrut, bakma sen, aldırma sen.
Her hazan tehlike saçar zakkum yaprakları, dokunma sen. Kanma yeşil damarlarıma. Gördüğün gibi mavi değil bakışlarım. Hüznün kovanına banılmış iki dilim ekmek parçası ! dudaklarım. merhaba annemin elleri, senin kadar somut değil yaşadıklarım.
Bildiğin gibi değil, duyduğun hiç değil. Kaskatı ! kocaman bir kaya, soğuk ve benizsiz, anlatacaklarım.
Bakma sen bana, yazdıklarım değil inandıklarım. ilk kez bu denli yüzleşiyorum kendimle, bu denli açık ve net olarak yani!! Bundandır çözülmem ! kadehlerde gidip gelmem. Bundandır seni sen olmadan sevmem, kendime direnmem. Merhaba derken, titremem, önünde eğilmem.Ah ayalarımı kavuran ateşim, yüreğime akan magma. Tenimi çorak topraklara çeviren kızıl yağmurlarım, dolu damlacıklarla beslenen pınarlarım. Bundandır, dağları delen feryatlarım.
Şimdi uçuyorum bozkırlarında. Önümde salıncak düşlerim. Kapatıyorum içimde parazit yapan eski radyolarımı. Yeni şarkılar, hasret kokan nakaratlar dilimde. Mor bir gül bırakıyorum kapına, kırmızıya dönsün teninde.
Levent Saral
Konu duarden tarafından (07-05-2007 Saat 19:07 ) değiştirilmiştir..
|

07-05-2007, 18:58
|
|
|
Merhaba - II - (Benden Size Zarar Gelmez)
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba!! Ben gidemem sen git.
--------------------------------------------------------------------------------
Şimdi avuçlarımda yoksul düşlerim ve düşüşlerim. Şimdi, kollarım arasında o nankör sensizlik ! gurbetim.
Ve çıyan ısırığı sancısında titreyen ellerim ! ecelim. Merhaba hayattan elediklerim, merhaba. Şimdi, ay tanrıçası teninde dolaşıyor nefesim.
Dönekliğim ağlayan bir bebek içimde ! rezilce. Ve ütopyamız, hangi okyanusta rotasız gemi ! karaya vuran. Şimdi benim olmayan hangi eller kırılası belinde ! dans eden. Ve hangi meret hastalıktır ki beni eriten ! böyle inceden inceye.
Bütün sancılarımı rakı şişelerine gömüp uyuyorum. Odalarımı aydınlatıyor bakışlarındaki renk cümbüşü ışık. Kalktığımda olmayacaksın biliyorum ! hadi şimdi git. Gördüğüm, fahişe kokusu sinmiş yatağımda rezil, kırmızı iki dudak olsun ! kanayan. Sen anlamasan da, elbet çıkar sarı saçlı bir yosma ! beni anlayan.
Merhaba borç taktığım kumar masam, merhaba. Son restimi çekiyorum,budur beni bu masaya bağlayan.
Şimdi, ellerine susamış bu bedeni mumya suratlı gecelerin kollarına bıraktım. Nikotin kokan parmaklar dolaşıyor rüzgarına pervane saçlarımda. Sarkık göğüslerindeyim kaldırımların, ıslak ve kaygan. Ve kokun, ciğerlerimi kabartan.Merhaba dört kollum, dokuz tahtam,merhaba. Yokluğun musalladır gidişi hatırlatan.
Gidiyorum, yaşanmışlıklarımı sahtekar ruj lekelerinde bırakıp ! gidiyorum. İçimde viran olmuş şehrini toz bulutlarına süpürüp ve emip yüreğimden aldığın çocuğu sana bırakıyorum. Gidiyorum, bana çizdiğin yolları olmayan haritada; kırık, dökük ! fırtınada sandal umutlarımla, beni bekle dediğin ülkene sığınıyorum.
Mülteci ruh ve mülteci isteklerle geldim kapına. Ne olur şecereme bakma. Düşmeden,geceye karışmadan gündüz düşlerim, çekip al beni, o kadar susadım ki memnu bağrına.
Biliyorum dişlerimi o menfur ayrılığa. Yanaklarımda azgın sellerin şırıltısı ! kıvrılarak akıyor. Hasretinle çöle dönmüş, deprem topraklarıma. Merhaba tenimde tuz, göğsümde hançer. Şimdi, nemim yetmiyor tarlalarıma.
Biliyorum, hiçbir zaman anlamadın beni ! anlayamadın. Tutamadım içimde sen olmuş seni. Kırdım, dağıttım, tarumar ettim bütün vazolarını. Ama geri tutamadım ! tutamam dudaklarından, dudaklarımı.
Şimdi, sevdanı beyaz rüzgarların koynuna salıyorum. Bütün masumiyetin saklansın bir bilinmeze. Ama sakın darılma, ağlama. Hak vereceksin bir gün bu hayırsız çömeze.
Nerene baksam duvar, barikat. Nereden geçsem cam kırıkları ! tabanlarımı yaran. Yolların kapalı uçuk düş yolculuklarıma. Ve nerenden yakalasam ! hasret. Hangi fırtınana kapılsam alabora umutlarım.Şimdi, avuçlarımda sadece bir hiç sakladıklarım. Merhaba aslında olmayanım, merhaba. Kazıyamam geçmişi senin kadar güçlü değil tırnaklarım.
Ben gidemem sen git. Uzaklaş esaretin gölgesindeki ülkemden. Sen özgürlüğe aç beyaz güvercin,
ben kafeste kuş kalayım.
Biliyorum, aklımda söylediklerim, teranelerim. Rakı sofrasına meze yaptığım hayallerim. Beline ol orta kılıcı vurduğum, parçalayıp yüzüne fırlattığım kelime. Aklımda biliyorum, serzenişlerim. Şimdi, sen / hani sahi sen olan sen ! öptüğüm kadın. Yanağımda buğusu saklı kalan nefes, bedenime ağırlığı çökmüş ten evet sen olan sen. Merhaba yastıklarımı darmadağın eden iksir, merhaba. Emanet enerjini taşıyamaz bu beden.
Söyle şimdi, ne yanın kuzey, ne yanın güney ! pusulanda ibre hangi yön.? Nereden yağar saçlarıma kar,
lodosun hangi sahilden tırmanır tepelerime ! sinsice.
Şimdi söyle, hangi mevsimin bahar ! kollarımda yeşeren. Hangi mevsimin kış kardelene can veren. Hangi mevsimin yaz yanaklarında yediveren. Evet şimdi söyle, hangi mevsimin hazan ! umutlarımı söndüren.
Merhaba dört mevsim, yedi bölge. Merhaba, vatanım, hasretim, namusum, şerefim ! merhaba uğrunda kan dökeceğim ülkem.
Levent Saral
|

07-05-2007, 18:59
|
|
|
Merhaba - III - (Benden Size Zarar Gelmez)
--------------------------------------------------------------------------------
Bir ayrılık bileti ! bedavadan elime tutuşturulmuş.
--------------------------------------------------------------------------------
Çoğu zaman kendimi tanıtmadım sana. Gizlenip bir sis bulutu ardına oradan baktım idamlar asılı gözlerine. Ceylan bakışlarını aralayıp, yanaklarına devrilen damlalar, çimen yeşili lekeler bıraktı sol göğsümde. Ilık nefesinin rüzgarı dolaşırken mintan yakalarımda, ben seni yakamozların kancık kaçışlarında aradım dün gece.
Yüreğim kadar kabarmış, köpüklerinde mavi balon dalgalar ve hırçın ve anlamsız ve bitmez tükenmez vuruşlar ektin sensizliğe isyan sahillerime. Dün gece seni ilk kez Seyfi’nin anlamsız bakışlarında aradım.
Oy diye haykırışım geceye yankılanırken ve tekmelerken azgın suları, boşa yumruk sallarken dermansız kollarım, bitkinliğin acı reçetesi yazılıyordu belki de. Bir ayrılık bileti ! bedavadan elime tutuşturulmuş.
Merhaba diyordu bir ses, Müzeyyen Senar şarkı söylüyordu. Gece ağlıyor, Seyfi ağlıyor, kulaklarım çınlıyor. Ve ben de şarkı söylüyordum; ‘’Benzemez kimse sana’’
Şimdi, saat kaç bilmiyorum. Gece devretmekte nöbeti badisine. Yüzüm kadar buz kesmiş yeni bir sabaha merhaba demek üzereyim. Açmışım kollarımı kızıl bulutlara, kimse yok, sokak köpekleri tek şahidim olsun ki bırakmak istedim bedenimi sen kokan tuzlu sulara. Olmadı, hala sen kokarken gömleğim,
bedenime sinmişken terin, nasıl yaparım, nasıl..? Ben, ben değilim ki sol göğsümde atarken kalbin.
İçime akıttığım nehirlerimde olmazlara boyanmış yüreğini yıkıyorum şimdi. Olumsuzluk eklerini çıkarıyorum alfabeden. Tek bir şey istiyorum, dilinde olsun ! iki kelime. Seni seviyorum.
İkrarında titrer dudakların biliyorum. Ter basar, korku salar geçmiş takıntıların. En mahrem duygularını kabartır belki, bir kez ve son kez söyleyebilme isteği. Yanılgıların ödenmiş bir fatura önünde ! karşılıksız ve meşakkatli. Sık başa dönüşlerin tabanlarında sancı. Hep biten sevgilerin yükü bel kemiğinde sızı. Sahte bedenlere tutunmaktan, merhaba diyemeyecek kadar yorgun kolların. Ama avuçlarındaki çizgiler,
merhamete, şefkate açık görünüyor bütün yolların.
Gel hadi, beynime bir kurşun gibi saplan. Tiz sesinle geceyi yararak, aç bütün yüzüne vurulmuş kapıları.
Bir deli fişek ol, karavana atılmış iz mermisi. Hangi dağ başı otağın, hangi koyak sığınağın. Beni yollara vuran bu terörist duygulardan kurtar. Gel hadi, bütün silahlarımdan arınmış, teslimiyetin beyaz bayrağı elimde. Bul beni ! ömür boyu bir ceza istiyorum hapishanende.
Merhaba uğruna asileştiğim devrim türkülerim, merhaba. Yeni bir çağ açacak inkılap bekliyorum surlarla gizlediğin ülkende. Yık bütün duvarlarını, yak artık köhnemiş, paslı kilitli kapılarını, at köprüleri.
Anayasa gibi önüme fırlattığın tüm kitapların canı cehenneme. Aşkın ve sevdanın kovanına banılmış tek bir sayfa istiyorum senden ve iki kelime. Seni seviyorum.
Bütün yolların kapalı olsa da korkma. Damarlarımda geziniyor silûetin. Öleceğim yoksa, bari sen öldür.
Hadi ! bas yüreğime.
Levent Saral
|

07-05-2007, 19:00
|
|
|
Merhaba - IV - (Benden Size Zarar Gelmez)
--------------------------------------------------------------------------------
sarışınları sevemedim bir türlü.!!
--------------------------------------------------------------------------------
Aslında gülüyorum da kendi kendime. Seğirterek geçen sokak kadınlarının yanaklarında, kuru gül
yaprağı mıyım / neyim diye!! Ya da kaldırım yosmalarının çingene palamudu ayaklarında yorgunluk.
Geceye savruk kabzımal bağırtısı bendeki. Şarap şişelerine çarpa çarpa aksi bir yolculuktur içimdekiler.
Bitirmişim her ne varsa, yakmışım, kül etmişim ! alevinde sen kokan.
Evet bir yoldu yürüdüğümüz. Kavşaklarında tabelaları silik ! hep düz, inişi yokuşu olmayan. Yani sonunu hayal meyal seçebildiğimiz bir yol. Yaşadıklarımızı taşıdık yolculuk boyunca ! ite kaka, inatla. Temcit pilavı önümüzde hayallerimiz ! dibi kavruk. Ayakkabılarımız ve her ne varsa aynıydı ! heyecanımız geberik. Başarılarımız aslında başardıklarımızdı ! hayal kurduk belki de. Zannettik yani, zannı hor görerek Sanı ışıldağıydı konuştuklarımız ! bilemem. Bende uzak menzil,sende yorgun yürek dalaverası ! bir şey diyemem. Belki de yudumladığımız bardakta değildi su. İçimizi serinleten sadece hayalin buğusu. Evet boştu bardak ve ulaşılmazdı su !
Hiçbir aşkın sonunu merak etmedim ! nasılsa bitecek diye. Ve hiçbir zaman ağlamadım, gidenin ardından ıslanmaya gelemem. Deli dolu sevdim ama delikanlıca derler ya hani ! işte öyle. Başım hep dik ! utancım içime gömük, alnın şavkına yazılı sevdalar yaşadım. Ne birini eksik, ne de fazla sevdim ! terazim hep dürüst bir esnafın ellerinde eskidi. Esmeri de oldu, kumralı da sarışınları sevemedim bir türlü.!!
Şimdi seni bu satırlarda yaşatan kaleme bir sorun ! tek bir sorun bile yok. Nedenini bilmediğin kelimelerden kaçarak yaşanmaz güzelim. Kendi bedenini kendine gölge yapamazsın ! bil diye söylüyorum. Sağanaklarda kendi saçağına saklanamazsın ! ıslanmak kaderin oluverir. Çürür gidersin ve bir daha açamazsın ! papatyaların göbeğinde. Hezeyanlar eksik olmaz kendine fakir yüreğinde. Merhaba derken sana, parlıyordu gözlerin. Ve ne hazindir ki uzadıkça satırlar fark ettim ! eskidi gülüşlerin. Haklısın belki de paylaşılmazdı düşlerin.
Yorgunluklardan dem vurdun. Her yorgunum dediğinde okul yıllarımda oynadığım piyesler geldi aklıma. Gıyabında gülümsedim. Ezberi çok güçlü bir hatip gibi ! bozuk plak misali, aynı şarkıyı çaldın. Yorgunluğu enkaz edip kendine ! sonunda altında kaldın.
Hatırlarsın, durduğumuz yerlerden bahsettim sana ! nedeni, nasılı, niçini olan sorular sordum. Cevapları peşi sıra gelen ! basit ve anlaşılır. Ama sen nedenlerde takıldın, nasıl ve niçinleri göremedin. Dedim ya topaç misali kendi ekseninde dönüp durdun. İp koptu, topaç toprağa düştü, sen yine uyanmadın. Bilemem ! belki de haklıydın, yaşamak istediklerini yaşadın.
Ya ben, feryatlarım kulaklarında çınlarken en yeni heyecanları satın almaktaydım hayattan. Bakiyesini ödeyerek ! takıntısız, borçsuz ve taze. Düşlerime örttüğüm yorganlar, ellerine hasret çıplaklığımı gizliyor.
Yatağıma yattığımda tavana bakan gözler, yuvalarından fırlamış sol yanımı yokluyor ! boşa sarılan elim titriyor.
Üzülmeni istemem ! ağlayamazsın biliyorum ama denemeni bile istemem. Garipçe bir şiirde satırdan satıra düşerek, sarhoş olarak, kafanı duvarlara vurarak, kapıları omuzlayıp kırarak. Parçaladığın bu yüreğin cam kırıkları üzerinde yürüyerek, kahpe bir geçmişe bahane bularak, kendine sığınarak gelme bana ! geleceksen eğer.
Bir bebeğin ceninliğinde, doğum sancılarının başlangıcında, dokuz ayın mahkumiyeti göbek bağında.
İlk meme buluşmasındaki mükemmellikte gel. Ve o tuhaf şaşkınlık olsun gözlerinde.
Levent Saral
|

07-05-2007, 19:02
|
|
|
Merhaba - Son - (Benden Size Zarar Gelmez)
--------------------------------------------------------------------------------
Elveda demiyorum sana.
--------------------------------------------------------------------------------
Bu son olsun, her neyse adı, bunun da bir kibrit alevi kadar ömrü olsun.
Ama inan bana, cümlelerinde devrim yaptığım satırlar mantar kafalı şarap şişesinde gelmedi bana.
Bütün dünyayı içine almaya çalışan tamahkar yüreğin, kılcal köprülerinden geçerek ulaştı menziline.
Ulaştı mı (?) bilemem.
Şimdi, gözlerimde yorgunluğun belirtisi ! başımı yastığa çeken. Uyumak ve uyanmamak üzere huzur arayışı ki sorma ! adı yok. Tanımlayamadıklarımla alıp başımı gitme isteği ! neresi olursa. İki kişilik bir ülke var mı (?) adım gibi biliyorum ! gülüyorsun. Ben realistim güzelim tabi ki yok.
Belki herkes aşk zannetti, kutladı seni, beni. Kimi olağan bir şiir diye okudu ! seni. Ben değil şair yanım yarattı seni.
Hiçbir aşkın sonunu merak etmedim. Demiştim ya, nasılsa bitecek ! ıslanmaya gelemem. Evet aynen öyle, benim yağmurlarım hep içime yağar ! sevdim diyemem. Beyaz gömlek altına, kirli atlet giyemem.
Aslında, en büyük aşklarımı tahmin edemeyeceğin mekanlarda yaşadım. Hayata sıkı sıkıya bağlı gözlerin retinalarında, nasırlaşmış ellerin sıcacık ayalarında. Gecenin bir yarısı balık ekmek arasında, Sokak çocuklarının titrek bedenlerinde tanıdım aşkı. Lösemili bir çocuğun zeytin tanelerinde. Huzur evinde yalnızlığa mahkum ninenin şefkatinde, soğuk gecelerde sokak çocuklarıyla şapırdattığım işkembe çorbasında. Mendebur bir gecede trafik ışıklarında beklerken, elime tutuşturulmuş selpak mendilde yaşadım aşkı. Ben hiçbir aşkımı iki kişilik yaşamadım!!
Sen öleceğini bile bile gülebilir misin.? Sen bayram sabahları gelmeyeni beklemek nasıldır bilir misin.?
Sen ayazda, boranda, yağmurda kartondan yorgan nasıl yapılır bilir misin.? Sen yarı donmuş bir çocuk nasıl bakar bilir misin..?
Ben aşkı iki nar kırmızı dudakta değil, pazar yerlerinde gizlice çürük domates toplayanların endişeli bakışlarında gördüm. Ben aşkı, çöpte ekmek arayan yalın ayak bir kadının kirli tırnaklarında tanıdım.
Öyle yaşadım!!
Demem o ki, kalbur üstü mahallelerde büyüdüm. Elit okullarda okudum, bembeyaz kadınlar tanıdım. Ama hep kendimi, insanlığımı var oluş nedenimi aradım. Ne hazindir ki şimdi aşkına muhtaç olduğum yürekleri sömürerek yaşadım!!
Sen, kağıt mendil satan iki taze gözden hiç utandın mı? Sen, gecelerin katran karası rengine buladığımız,
feryatlarına kulak tıkayıp yüksek tonda anlamsız müzikler çalarken radyomuz, yanlarından geçip, bir de üzerlerini ıslattığımız, ezdiğimiz, tiksindiğimiz, korktuğumuz gerçeğin ! aslında yalın ve tamı tamına insanlığımızın terazisi olduğunu biliyor musun!! Sen, kaldırım rengi iki minik el tuttun mu?
Ve bende aşk iki kişilik değildir. Bende yüzlerce çocuk beslenir, benim çocuklarım. Onlarca aşkım var kırk beşlik, ellilik ve hatta seksenlik. Hayatın kendisiyle evliyim güzelim ! yorar seni bu yürek!!
Sen, aşkı satırlara düşen kelimelerin sanal gerçeklerinin buğusunda ararken, ben Beyoğlu’nun arka sokaklarında, büyük cami avlusunda ve belki de seksenlik ninenin son nefesinde olacağım. İşte orada tam da orada bu aşkı sonsuza dek yaşatacağım.
Elveda demiyorum sana. Bu gece eline yüz lira karşılığı uzatılan mendili al, aradığın ben isem orada olacağım.
Levent Saral / SON
NOT
• Bölümlerde adı geçen SEYFİ köpeğimin adıdır.
• MERHABA Farsça bir kelime olup asıl anlamı ‘’ benden size ( sana) zarar gelmez’’ dir.
|

04-12-2007, 22:33
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,683
|
|
MERHABA Farsça bir kelime olup asıl anlamı ‘’ benden size ( sana) zarar gelmez’’ dir.
ne kadar güzel bir anlamı varmış. ben bilmiyordum böyle olduğunu
|

05-12-2007, 17:13
|
 |
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 19
Mesajlar: 435
|
|
Gerçekten anlamı çok güzel... Keşke herkes gerçekten samimi bir şekilde merhaba diyebilse...
|

08-04-2008, 23:15
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Amma hayranı vardı bu çocuğun bir zamanlar sitelerde, vay be eski günler... 
|

09-04-2008, 14:53
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
|
|
efenim hayran olurlar tabi okuduğu herbikişiden ufak ufak aşırarak götürüyodu işi ...boşa atılmıyodu sitelerden

Ben Ben'im
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:47 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Khaos.info
|
|
|
|