|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Tuzlu suda bekletilmiş aşk mektuplarıHayata Dair.. içerisinde Tuzlu suda bekletilmiş aşk mektupları konusu: Tuzlu suda bekletilmiş aşk mektupları
Acı yok
Aşk sargılarını saklıyor bizden
Senden habersiz memleketim… Sana yabancılaştı bu sokaklar, üstüne bastığın bütün kaldırımları taşıdı, nisan yağmurları. Yüzüne tanıdık bir benzeşmeyle senden ...

29-04-2007, 15:23
|
|
|
Tuzlu suda bekletilmiş aşk mektupları

Tuzlu suda bekletilmiş aşk mektupları
Acı yok
Aşk sargılarını saklıyor bizden
Senden habersiz memleketim… Sana yabancılaştı bu sokaklar, üstüne bastığın bütün kaldırımları taşıdı, nisan yağmurları. Yüzüne tanıdık bir benzeşmeyle senden bahseden, ihtiyar bir öykü içinde “nedenlerinden” uzağa düştü toprak… O kadar sık sorar oldum ki bu soruyu kendime
“Gözümü bir ana kapalı bıraktığım, beklemekten ağarmış bir sabah güneşimiydi? Kalbe ilk doğan seherde yitirdiğimiz”
Adını koymadığım cümleler biriktirdim sana… Susarak biriktirdim… Sabırla… Gidenler, kalanlar kadar sonsuz olmuyor, vefadan arındığın bir sefadasın biliyorum, gidenler kalanlar kadar umursamıyor ağrılı sabahları, tuzlu suda bekletilmiş aşk mektupları gibi… Kokmuyor ama bozguna uğruyor ilk tadı.
Bizim hikâyemiz yok bizim sonsuza sözümüz var… Keşkeye, olmayacak öyküler biriktirdik tekrar yaşamak için… Hele bir yaşlanalım hele bir sönsün ışıklar “ben anne olucam sen bir kutu eti pufla gelicen her akşam işten, bide geç kalmayacaksın babam gibi… Ben korkmayacağım gök gürültüsünden bir daha hiç…” sözümüz var…
Aynı mahallenin çocuklarıydık… Fatma nenenin bahçesinden çaldığımız iki inciri saymazsak belayı hep sen getirirdin ve başımız dimdikti suçlanırken… Arsızdık… Cezalar büyürken uslanır mıydık? Kümesin içine girip bütün tavukları kaçıran sendin caddeye… Biberi beraber gömdük evet… Ama oda kümese saklanmasaydı… Bahanesi yetmedi, içimizdeki pişmanlıkla suçu kabullenmeliydik… Gidip teslim olalım diyen bendim evet, ama babanın tokadında senden çok ben acımıştım… Senden çok ben ağlamıştım, sen benden utanıp koşmuştun eve… Arkandan bakarken kendime bir tokatta ben atmıştım… Acımamıştı…
Yetimliği bitmeyen eksikliğimsin, anılar içimde büyüdükçe yaşlanıyorum, yaşlandıkça özlüyorum, özledikçe hatırlıyorum ve bilmiyorum… Hala canın yanıyor mu? Keşke bana verdiğin kolyeyi kümese atmasaydım, diyemedim… Keşke deseydim keşke küsmeseydin…
“Yüze çizgiler düşer akla davetsiz konukluğu ölümün… Bir de bilmediklerimiz var bir de sakındıklarımız sevgiliden… Keşke son kez öpseydim, sonra yine gitseydin”
Oysa gerisin geri adımlamak isterdim yeniden başlayabilsem, aynı hatalardan geçerdim sana varana kadar ve yine ağlardım gözbebeklerinde… Yine aldanırken saçmalardım yine umursamazdın, içimde yarattığın boşluğu “o sana ayrılmış bir imtiyaz çiçeği, o sana ayrılmış bir mezar yeri… Ne zaman istersen “gel” desem de… “gel” mesende… Ben hala utanarak okuyacağım sana bunları… Senden bahsederken hep saklanacak içimde buse… En çok onu kıskanırdım… Çünkü iki gamzesi vardı sana benzeyen ve sen hep ondan bahsederken gözlerini kaçırırdın benden…
Elimi daha sıkı tut… “Senin yaşlılığın benim güzelliğimin tek şahidiydi” diyecek sevdalardan olalım her şey için çeyrek asır geçmiş derken, keşkeler içinde geç kalmış iki ihtiyar yüze bakarken gözlerimiz ve sen yine ucundaki kırmızı yıldıza takıl, çivi tutmayan duvara yapıştırmak zorunda kaldığımız aynadan, bana bakıp bakıp söylen… Şişkosun de… Kaldırsaydın birazcık beni havaya o çiviyi çakardım diye sana dil çıkarırken ben…
“Yaradılış dekorum hep eksik kalacak “sensiz” biliyorum, bir uyum içinde yükselmek yok arş’a… kolayına becermek yok adam olmayı”
..............
..............
Konu duarden tarafından (29-04-2007 Saat 15:28 ) değiştirilmiştir..
|

29-04-2007, 15:24
|
|
|
|
Mart 1995 ondördü bugün, bugün doğdun sen ve ben ilk kez bugün senden utanıyorum, sana yazarken… Biliyorsun edebiyat seninle ahbap, beni hor görme okurken… Bide nolursun ağlama, başlığı okurken…
Debuş… Deryaların dibi yosun tutsa da… Yeşilim sensin…
Utanma gülüşünden o gülüş bana çok şey öğretti… Kimsenin gülüşünde bir şehri seyretmedim, düşlere dalmadım, yok saymadım yeryüzünün şeklini, kendimi unutmadım… Hiç kimsenin sesin de kaybolmadım, sayıklamalarım oldu tanrıya (yalvardım)… Bana ver diye seni ve “ş” ye dönmeyen dilini ağızlamak isterken uyandım gecelerce ve koklamadım saçlarını hiçbir kadının, öpmedim uçlarından gizli gizli… Biliyordum senden sonra kimsede cennet gibi kokmazdı, hacışakir lavanta… hiçbir kadın aldırmazdı buna…
İçimdeki “evet”sin de bana… Şarkılar söyle sonra, inan bu kez kulağımı kapamadan dinliycem seni… Sabırla beklicem sonuna ekleyeceğin şiiri ve öpücem göz bebeklerini, içimden geçirmekten ve sıkıştırmaktan, ağrılı sessizliğim bozulacak“kadınım” seslisi düşçek dilime, yedi harfle coşacak gök kubbem, defalarca tekrar edicem bu kelimeyi son arzumdan kurtulacak, azat edilecek bir düş daha yazacak kader…
Kalemden yüreğine sayfalar biriktirip seni hayata bırakmak yok artık… Bu hasreti çoğaltmak yok… (derya gibi) derken yanımda olmalısın dost sohbetinde (deryayla bir gün) derken beraber gülmeliyiz sonunu beklemeden… Çocukluğum değil kadınım olmalısın o düşten çıkmalısın benimle evlen…
Hayaller gerçekten uzağa düşmeyi seven, yaramaz bir çocuk gibidir... Şakayı sever ve kaçmayı gerçeklerden... Bırak kayıt altında kalsın sevdamız “bizi ayıracaklar”
Ve unutmadan biberi ben koydum o kümese sen sevme diye benden başkasını… Kıskandım bir ördekten, sakladım… Ve babamın tokadına ağlamadım eve koşarken senin gözyaşındı içime düşen, ben yandım… Sen ağlarken ve anladım ki senden başka bir şeye dönüşmeyen bir dünyam olmalı geri kalanımda, artık ördek katili olmak istemiyorum senin yüzünden… Bide Beşiktaş maçına sensiz gitmiyorum Bide Seni Seviyorum… Benimle evlen…
………………….Topaç
|

29-04-2007, 15:25
|
|
|
|
Bırak kayıt altında kalsın sevdamız “bizi ayıracaklar”
Ah topaç ömrün ziyanlığı olduk işte… Ne vardı aynı günde yetiştiricem inadına düşmesen, doğum günüme beş gün kala söylemiştin oysa sen… Sesindeki heyecan başkaydı… anlasam koşacaktım anlasam kaçacaktım…”Hediyeni vermeye gelicem,,, bekle beni gözlerine bakmalıyım okurken,,,” ne demekti bu? Yine bir şakaydı ve gülüp geçecekti giderken bu şehirden “sigaramın dumanına sarsam saklasam seni, gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri, sen gibi söylüyorum değil mi tıpkı eski günlerdeki gibi ” Aptal kafam… Anlamak neden imkânsızdır hep seni… Hayranlığım şaşkınlığıma karışır sesinde… Neden olmadık zamanlarda sevinçlerim olursun... Neden…
Kaza haberini vermem gerekirken babana ben başında gözyaşıyla mektubunu okuyordum… Reanimasyon sessizliği yalnız benim çığlığımla bozuluyordu “aç gözlerini yalvarırım… Okurken bak gözlerime söylerken duy “içimdeki evet’sin” sen” diye haykırdım ve o bitmeyen uzun, tiz, lanet olası acımasız ses bir ekran bitişine karar vermiş seni benden alıyordu, beni hayattan… Tüm bağlarım kopuyordu, kulağım sağır olmak istiyordu ____bir çizgi uzunluğuna mı bağlıydı kahrolası hayatın devamlılığı Tanrımmmmmm neden? Bunu bize neden yapıyorsun?
“Ölmek için cevabını bekledi” dedi hemşire sakinleştirici damarlarıma akarken… Aşkım sargılarını saklayarak gidiyor benden ve ben çaresizce kayboluyorum… Hiçbir şey umurumda değil… Tek bir sorum var oda Tanrı ya;
“Ölmek için ben neyi bekliyorum hala?”
kalbim ağrıyor ...
ağırlaştıkça
hayata yeniden... diyen hastalar gibi
reanimasyon dördüncü yatak
sözlerin yavaş giden bir serum ağzı
damar yolum açıldı
kimin elinde kaldı şimdi
kalbimin ağır sancıları
...
içimde bir vazgeçişsin
dönmem gereken bir hayat var
...
kalbim ağrıyor
direnmiyorum ...
...
sağdaki kapıdan ilerliyorsun
merdivenlerden indiğinde
zemine varıyorsun
orada bir yerde soluksuz yatıyorum
soğutulmuş bedenim
hasta yakınım diyor
ağrıyan kalbim
hastayımda kararlı
geri dönüşüm imkansız ...
Derya Uludağ 26.07. 2006
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Tuzlu Kahve
|
jezabel |
Hayata Dair.. |
0 |
03-03-2007 11:33 |
|
Tuzlu Kahve
|
detays |
Hayata Dair.. |
1 |
08-02-2007 14:22 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:57 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|