|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Gittin...Hayata Dair.. içerisinde Gittin... konusu: Gittin
--------------------------------------------------------------------------------
Artık öğrendim. Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim… Yağmurlu İstanbul gecelerinde o baştan ayağa sen olan evimde, kaderimle kıyasıya yaşamayı da öğrendim…
--------------------------------------------------------------------------------
"Hep ...

19-04-2007, 23:39
|
|
|
Gittin...

Gittin
--------------------------------------------------------------------------------
Artık öğrendim. Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim… Yağmurlu İstanbul gecelerinde o baştan ayağa sen olan evimde, kaderimle kıyasıya yaşamayı da öğrendim…
--------------------------------------------------------------------------------
"Hep ruhum üşüyor” derdin. Hiç anlamazdım ne demek istediğini. Pekde aldırmazdım zaten bu söylediğine. Çünkü benimleydin, çünkü yanımdaydın, çünkü ellerim ellerindeydi. Gözümü kör etmişti aşkın. Bunun anlamını çok sonraları anlayacaktım…
Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim… Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim… Seni, dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim… Seni umutsuzca,beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından… Hayatımı öyle olduğu gibi bıraktım…Senin için şehrimi, hayatımı, sevdiklerimi terkettim. Senin şehrine geldim. "Kendime yeni bir hayat kuracağım" yalanını kendim dahil herkese söyledim.Oysa tek istediğim seninle birlikte bir hayattı.
Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasızmış… Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş kimi zaman. Bana aksini ispat etmek için elinden geleni yaptığın o yıllarda, buzlar ülkesinde biraz olsun ısınabilmek için, aslında beni sevdiğin yalanına inandırmıştım ben de kendimi... Aşkıma kapalı bir kapının önüne bırakılmış, yaralı bir kuş gibiydim… İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın. Karşılıksız, güvensiz, sessizce yaşanan bir aşk… Nasıl da hoyrattın bana karşı. Kalbinde değil miydim gerçekten? Bunu da çok sonraları anlayacaktım…
Hep “ruhum üşüyor” derdin. Hiç anlamazdım ne demek istediğini. Pekde aldırmazdım zaten bu söylediğine. Çünkü benimleydin, çünkü yanımdaydın, çünkü ellerim ellerindeydi. Gözümü kör etmişti aşkın. Bunun anlamını çok sonraları anlayacaktım.
Sana anlatamazdım kendimi, sana anlatamazdım aşkımı sevgili. Sabah saat 5’ti. Hava çok soğuktu, kar yağıyordu.Seni karşılamak için otogara geldim. Otobüsün gecikmişti. Bir sigara yaktım. Sigaram bitmeye yakın otobüsün geldin. Bana öyle bakıyordun ki, öyle gülümsüyordunki , dünyalar benim olmuştu. O an dünyanın en mutlu insanı bendim. Sigarayı attım yere. Sigaranın kara değdiğinde çıkardığı “cıss” sesi , kalbimin sesine ne kadar da benziyordu o an.
Dedim ya anlatamam sana sevgili. Dişçiye gittiğimizde elini tutup sana destek olanın ben olduğunu , annen öldüğünde sarılıp ağladığın, sırtını yumrukladığının ben olduğunu hatırlatamam sana. Senin için kendi şehrimden kopup geldiğimi, kimseyi tanımadığım bu şehirde yalnız senin için olduğumu hatırlatamam sana...
Senin bir ilişkide girilebilecek bütün kimliklere bürünmedim mi ? Önce aşkla değil kalbinin boşluğuyla tutunduğun bir can yoldaşıydım. Yüreğin bir başkasına kapılarını açtığında hayatından dışlanıp unuttuğun oldum sonra. Başka hayatlarda, başka ilişkilerde seni unutmaya çalışırken, belki de aslında sadece seni ararken kıskançlıktan deliye döndüğün oldum. Kalbime geri dönmek istediğinde gururumun gemilerini yakıp, gurursuzun oldum. Vicdanın oldum senin. Merhametin oldum. Pişmanlığın oldum. Hazzın en sıradışı boyutlarını seninle paylaşan sevgilin oldum. Arkadaşın oldum. Kardeşin oldum. Aşkın oldum. Söylesene kaç kez biçim değiştirdi bu ilişki? Kaç kez kimlik değiştirdim seni sevebilmek için...
Hep “ruhum üşüyor” derdin. Hiç anlamazdım ne demek istediğini. Pekde aldırmazdım zaten bu söylediğine. Çünkü benimleydin, çünkü yanımdaydın, çünkü ellerim ellerindeydi. Gözümü kör etmişti aşkın. Bunun anlamını çok sonraları anlayacaktım…
Ve bir gün çektin, gittin hayatımdan. Elini, ayağını çektin hayatımdan.O geceyi hiç unutamam sevgili. Geldim evime, girdiğim yatağıma. Yorganımı üzerime örttüm ve saatlerce ağladım. Sonra uyuyakaldım o yorganın altında. Bir daha uyanmak istemezcesine uyudum. Uyanmak istemiyordum, uyanamazdım, çünkü bu gerçeği kaldıracak gücüm yoktu. Çok güçsüzdüm, eğer uyanırsam ölcektim. Sonra uyandım. Kalktım pencereden dışarı baktım. Düşündüm. Birşeyler eksikti bu şehirde. Ben bu şehri sen varsın diye sevmiştim. Sokakları çok yalnız, heryeri kapkaranlık olmuştu bu şehrin.
“Neden” demiştim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemediğim bir gerekçe söylersin diye, tıpkı ölüm mahkumlarının son anda bir kurtuluş haberi beklemeleri gibi…
Gözlerime baktın. Evladını terketmeye hazırlanan bir anne gibi baktın bana. Bir yalan aradın, buldun belki ama söyleyemedin.
İçimdeki resim tutuşmaya başlamıştı. Resimdeki küçük, çelimsiz, siyah önlüklü çocuk ağlıyordu umutsuzca.
İçimdeki resim yanıyordu. Çocukluk sevinçleri, düşler, inançlar yanıyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacağını bilemiyordu.
Yakana sarıldım ve “neden” diye bağırdım seni sarsarak : “Neden gidiyorsun?”
Seni sarsmam, yakana sarılmam, sana bağırmam senden güçlü olduğum için değildi. Tam aksine uçuruma düşüyordum, elimi tutup bırakmaman içindi.
Gözlerin yine bilinmeyen bir boşluğa takılmıştı. Bir süre sustun, sonra konuştun. Sesin hayat kadar yabancıydı, hayat kadar acımasız, hayat kadar gerçekti. “Seni artık sevmiyorum”.
Hep “ruhum üşüyor” derdin. Hiç anlamazdım ne demek istediğini. Pekde aldırmazdım zaten bu söylediğine. Çünkü benimleydin, çünkü yanımdaydın, çünkü ellerim ellerindeydi. Gözümü kör etmişti aşkın. Bunun anlamını çok sonraları anlayacaktım.
Ayın 23üydü. Aşkımızın başladığı tarih… Nasılda heyecanlıydım… Sen dolu umutlarım, sen dolu hayallerim, sen dolu beklentilerim vardı. Aşkım vardı. Sen vardın… Seni özler dururdum. Yine ayın 23ü. Ellerimi daldırıp benden içeri seni arıyorum. Elim bir kan gölüne batıyor, seni bulamıyorum… Sonra ruhumu arıyorum. Ruhumu da bulamıyorum. Ya üşümekten dondu ve öldü yada sende kaldı bilemiyorum…Sonra umutlarımı, hayallerimi, inançlarımı, sevgimi, aşkımı arıyorum. Unutuyorum bir an için; onları bana ayrılığı açıkladığın bankta sen gittikten sonra gözyaşlarımla birlikte denize döktüğümü…Yine ayın 23ü. Bu sefer an ; başına önüne eğip, dudağını büküp, gözyaşları içinde 6 aylık mücadeleni, özlemini, kalbini, herşeyini bırakıp gitme anı.
Yüreğimdeki o kum saatini, o göz açıp kapayıncaya kadar geçen “sen” den, sanki asırlarca tükenmek bilmeyen “sensizliğe” tersyüz ederek gittin. İçimde günlerdir yokluğunla zayıflamış kalbimi kurutarak gittin... Yüzlerce “an” ı “anı” ya dönüştürerek gittin... Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda. Sonra, nefesinin o buğulu sıcaklığından mahrum kalan evimin rütubet kokulu duvarları…
Artık öğrendim. Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim… Yağmurlu İstanbul gecelerinde o baştan ayağa sen olan evimde, kaderimle kıyasıya yaşamayı da öğrendim…
Evine başka bir köpek aldığın için vücudu önce yaralar döken, sonra da acılar içinde ölen bir köpeğin vardı, hani yıllardır sana bağlı, senden başkasını tanımayan… Senden gizlice annen gömmüştü onu, evinizin arkasında uzak bir bahçeye… İşte ben o köpeğin ta kendisiyim… Üzerime soğuk topraklar dökülse de, benden umut kesilse de, yine de beni ziyaret etmeni, bir kez olsun ayağıma gelmeni, toprağıma o sıcacık ellerinle dokunmanı istiyorum. Ben bunun için öldüm biliyor musun ve bunun için senden bu kadar kolay vazgeçtim... Toprağıma o güzel, o eşsiz ellerinle dokunman için… Ben senin ihmal ettiğin ölü köpeğinim...
Hep “ruhum üşüyor” derdin. Hiç anlamazdım ne demek istediğini. Pekde aldırmazdım zaten bu söylediğine. Çünkü benimleydin, çünkü yanımdaydın, çünkü ellerim ellerindeydi. Gözümü kör etmişti aşkın. Bunun anlamını çok sonraları anlayacaktım…
Bak şimdi yakıyorum umutlarımı, hayallerimi , aşkımı. Üşüyen ruhun ısınsın diye...
Onur Yavuz
Yazıda Gri olan yer onur yavuza ait değildir niye alıntı olarak belirtmediğini bilmiyorum cezmi ersözün bir hikayesinde geçer... şimdi bunu görnce acaba yazının ne kadarı bu kişiye ait dedim ama yinede ekledim işte ....
|

20-04-2007, 00:18
|
|
|
Alıntı:
|
Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim… Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim…
|
ve bir eklemede benden ''Hangi yazı Yazanına aittir ki'' 
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:01 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|