|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Cihan Yavuz - Birkaç YazıHayata Dair.. içerisinde Cihan Yavuz - Birkaç Yazı konusu: AYRILIK SALGIN BİR HASTALIK GİBİ DOLAŞIYORDU ŞEHİRDE...
Ben hayatımı yazarak ve konuşarak kazandığımı sanırdım. Meğer değilmiş.
Aradığında, kalbim biraz daha yavaş ve biraz daha uzun aralıklarla atsaydı, ben de seninle ...

15-03-2007, 22:55
|
|
|
Cihan Yavuz - Birkaç Yazı

AYRILIK SALGIN BİR HASTALIK GİBİ DOLAŞIYORDU ŞEHİRDE...
Ben hayatımı yazarak ve konuşarak kazandığımı sanırdım. Meğer değilmiş.
Aradığında, kalbim biraz daha yavaş ve biraz daha uzun aralıklarla atsaydı, ben de seninle biraz daha hızlı ve biraz daha uzun konuşabilirdim.
Söylediklerin karşısında kurduğum cümleler ve kelimeler arasında bıraktığım boşlukları kalbimin atışları dolduruyordu. Ama sen bunları duymuyordun. Kelimeler ve cümleler karşısında kurduğum krallığın, nasıl birkaç saniye içinde yıkıldığını, normal bir zamanımda karşımda köle olan kelimelerin nasıl bana isyan ettiğini, sesini duyduğumda gördüm.
Meğer hepsi boş bir krallıkmış. İhtiyacım olduğunda hepsi çekip gittiler. Bir harf bile bırakmadılar bana. Arkamı dönüp baktığımda, sensizlikten kalan boşluk gibi bomboştu.
Durdum durdum durdum. Sen konuşuyordun. Sesini duyuyor, susuyor ve duruyordum. Cümlelere karşı kaybettiğim savaşı, senin sesini duydukça her saniye biraz daha idrak ediyordum...
Yenildim, senden önce kralı olduğumu düşündüğüm kelimelerin nasıl kölesi olduğumu gördüm. Kumdanmış kalelerim sesin karşısında yıkıldı gitti, buzdan bir krallıkmış uygarlığım, adının güneşiyle eridi bitti.
Ayrılık bir salgın hastalık gibi dolaşıyordu bu şehirde. En büyük, en güçlü aşklar bile parçalanıp gidiyordu bu vebada... Bizim de vitaminlerimizin yetmediği, bu salgın hastalığa tutularak ayrıldığımız günleri düşündüm, sen konuştukça. Kader demiştim o günlerde. Kelimenin en çok kullanılan kötü anlamıyla “kaderdi” işte...
Kader kelimesinin hep olumsuz bir anlamı olduğunu düşünmüştüm, senin sesini duyduğum güne kadar. Sesin ile beraber Kader kelimesi hayatımda ilk kez olumlu anlamıyla karşıma çıktı. Kader aynı zamanda olumlu bir kelimeymiş, o gün anladım...
Şimdi ben yine -yanacağını bile bile ışığa doğru giden kelebekler misali- ışığına doğru gidiyorum,
yanacağımı bile bile...
14.12.2006
YİNE SANA YAZDIM, İÇİMDE DURDUKÇA AZALACAKTIM...
Sen gittiğinde herşey biter sanmıştım.
Beraberinde sana olan tüm sevgimi, yaşadığımız tüm güzel günleri, içimde sana karşı bitmek bilmeyen özlemi, seni her gördüğümde aşktan parlayan gözlerimi, sadece senin için attığını çok iyi bilen kalbimi de, götürürsün sanmıştım.
Oysa bitmedi. İçimde bana dair herşey bitti de, sana dair hiçbirşey eksilmedi.
Anladım ki ben durumsuzmuşum. Anladım ki ben kelimesizmişim. İnsanlar en güzel kelimeleri yaşadıkları durumların ardından çıkartabiliyormuş. Yaşanmayan acıların kelimeleri sözlükten seçme oluyormuş. Sensizliğin acısının nasıl olabileceğini hep tasvir etmiştim. Gittiğinde kendime söyleyeceğim çok fazla kelimem var sanıyordum.
Ama olmadı.
Kendimi teselli için bir araya topladığım kelimeler düzenli ve güzel bir cümle olamadan dağılıp gittiler. Bir kez daha anladım, ben bu durumlar için kelimesizmişim, kelimesiz, çaresiz, geçmişsizmişim...
Sensizliği hissettiğim ilk gecenin, saatleri çoğalırken ben azalıyordum. Bir insanın saniye saniye azalmasını seyrettim suretimde. Böyle acılar ilk saatlerinde vururmuş insanı, sonrası hikayenin senaryolaşması..
Bütün gece hayat yanımdan aktı geçti. Ben hiç de düşündüğüm kadar güçlü olmadığını hissettim. Güç insanın zayıflıklarını kullanmamasıymış, ben, bütün zayıflıklarım yastığım gibi başımın altında dururken, geceyi bitirdim.
Sen gittiğinde herşey biter sanmıştım.
Yanılmışım
Herşey bittiğinde sen gidersin sanmıştım.
Yanılmışım..
Yine sana yazdım, içimde durdukça azalacaktım....
16.01.2007
DÜNYANIN EN GÜZEL YALANIYDIN...
Bir organ mafyasının kurbanından böbreğini çalma titizliğinde, kalbimi çaldın birgün. Kusursuz, kansız, ardında iz bırakmadan. Oysa ben sana bağışlamıştım kalbimi, ait olduğu yere...
Artık dünyanın en güzel organ mafyasıydın benim için...
Bir sabah uyandım. Bana söylediğin her kelimenin, yaşadığımız her anın, vaad ettiğin her mutluluğun, beyaz geçmişimizin basit yalan olduğunu gördüm. Oysa her yalanını kalbimle aklamıştım ben senin.
Artık dünyanın en güzel, en acı verici, en mutlu edici, en uzun, en gerçek, yalanıydın
Sen yokken her sabah biraz daha yaşlı uyanıyorum,
Dünyanın en güzel yalanıydın, her gün sana yeniden inanıyorum...
20.02.2007
|

12-11-2007, 22:26
|
 |
solus et moriturus
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 1,885
|
|
|
KALBİME SAPLI BİR BIÇAK GİBİ SENİ İÇİMDE TAŞIYACAĞIM..
Nefes alma zorluğu çekiyorum. Aklımı meşgul eden biri damarlarımı tıkıyor, kalbimi zorluyor.
Ben artık her güne daha yaşlı uyanıyorum. Unutmadım unutamıyorum. 1 günlük mutluluğun yasını günlerdir tutuyorum.
Devrik cümle gibi dolaşıyorum sokaklarda. Herkes benden bir anlam beklese de kendi içimde sürekli devriliyorum.
Hayatımın en güzel, hayatımın en kötü, hayatımın en dolu, en boş, en anlamsız, en anlamlı, en hatırlanmaz, en unutulmaz, günlerinden sonra yeni bir hayata başlayamıyorum.
Biliyorum bu sana son mektubum olacak. Artık benden haber alamayacaksın. Büyük bir yalnızlığın içinde büyük bir sessizlikle yaşacağım Ama kalbime saplı bir bıçak gibi seni içimde taşıyacağım.
11.11.2007
BAŞTAN KAYBEDİLMİŞ BİR BAHİSTİ AŞK!
Durmuş bir saat gibiyim duvarda. Ne geri gidebiliyorum ne ileri hayatta.
Ya gel başlat beni, ya kır parçala..
Şimdi küstah bir mutsuzluk var üstümde. Sanki benim için “vaadedilmiş topraklardın da” şimdi yokmuşsun gibi mutsuz, neden olmadığını soracak kadar küstahım...Oysa ki küçük bir hayaldin bana, güzel bir yalan.
Nasıl da inandım her şeyin çok güzel olacağına.
Şimdi “kime baksam sensin”, kiminle konuşsam sen. Bir günlük hayalin peşinden koşuyorum günlerdir. Kaçıyoruz birbirimizden, kaçtıkça daha çok bağlanıyoruz derinden...
Oysa baştan kaybedilmiş bir bahisti aşk. Oynadık ve kaybettik. Ama bunu birbirimize söyleyemedik...
01.11.2007
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
Konu duarden tarafından (12-11-2007 Saat 22:33 ) değiştirilmiştir..
|

25-11-2007, 02:01
|
 |
solus et moriturus
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 1,885
|
|
|
Adın Gibi Aklında, Yaşın Gibi Hep Büyüyerek...
Ben bıraktım artık ayrılığımızın cenazesini senin omuzlarına. Mecalim kalmadı artık taşımaya. Seni bir şiir gibi dudaklarına saklamış, ezberine yazmış, kaderi gibi hep yanında taşımış birini kaybettin ya, hadi sen de bu acıyı,
adın gibi hep aklında,
yaşın gibi hep büyüyerek,
doğduğun topraklar gibi hiç unutmadan,
kanın gibi damarlarında dolaşarak,
kalbin gibi hiç durmadan atarak,
vicdanın gibi sorular sorarak,
merhametin gibi arada bir hatırlayarak,
sırrın gibi gizleyerek,
günahın gibi defterine yazarak,
utancın gibi saklayarak,
nefesin gibi muhtaç olarak,
sadakatin gibi sadık kalarak,
yeminin gibi hiç bozmayarak,
yalanın gibi aklında tutarak,
hayalin gibi hep yeniden kurarak,
pişmanlığın gibi hatırlamak istemeyerek,
suçun gibi içine gömerek
ruhun gibi hücrelerinde,
yazın gibi alnında,
kaderin gibi silemeden,
taşı,
hayatın sürdükçe...
10.11.2006
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|

01-10-2008, 23:52
|
 |
solus et moriturus
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 1,885
|
|

Sensizliği beklerken...
Hiç bir gün ilk günkü kadar uzun sürmedi. Hiç bir gün ilk günkü kadar zor gelmedi.
Ellerin, ellerimden uzaklaşmaya başladığı andan itibaren, ben zamanın geçmesini değil, sensizliği bekledim. Sensizliğin mutsuz bir bekçisiydim.
Günler içimden geçerken, saniyeleri bir yıl gibi yaşarken, sayılı günler sayılamazken, yazdığın her kelimeyi tekrar tekrar okurken, senin için indirilmiş kelimeleri tek tek sayarken, o kelimelerden kendime şiir yaparken, söylediğin her cümleyi bir şifre gibi düşünürken, gözlerini bir sır gibi saklarken, her sabah yüzümü seninle yıkarken, bir benzeri olabilir mi diye başkalarının ellerine bakarken, saçının kıvrımlarını bir dua gibi aklımda tutarken, aşklık grevini girip kalbimi aşksız bırakırken, sensizlik taşıyamayacağım kadar ağır gelirken, hüznüm bir bulut gibi dolup gözlerimde yaş olup ağlarken, her sesini duyduğumda yeniden doğmuş gibi yenilenirken, keşke elini daha sıkı tutsaydım cümleleri içimde voltalar atarken, aklımın nehirleri susuzluktan kururken, hafızam seni hatırlamaktan yorulurken, söyleyeceklerimi unutup herkesten bir sufle dilenirken, hayatımın ortaçağı kapanırken, ben hep seni özledim.
300 kelimelik bu yazıda 300 kere seni özledim….
29.09.2008
Cihan Yavuz
Not: Takip eden var mıdır bilmiyorum. deepnot.com kendini kapatıp yeni bir isimle yaşamını sürdürecekmiş cihan yavuz'la tanışmamı sağlayan siteydi kısa cümlelerle çok şey söyleyen bir adamdır kendisi en azından benim için.
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:24 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|