|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Kirlenen UmutlarHayata Dair.. içerisinde Kirlenen Umutlar konusu: Umudumu çaldınız benden, hayat ve onun icindekiler. Istedigini degil, istedigimizi yapacaksin, olmak istediğin gibi değil, olmanı istediğimiz gibi olacaksin dediniz... Olmadim. Direndim. Dışladınız, hor gördünüz, garipsediniz. Ben yine de olmadım. ...

02-04-2011, 16:15
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Kirlenen Umutlar
Umudumu çaldınız benden, hayat ve onun icindekiler. Istedigini degil, istedigimizi yapacaksin, olmak istediğin gibi değil, olmanı istediğimiz gibi olacaksin dediniz... Olmadim. Direndim. Dışladınız, hor gördünüz, garipsediniz. Ben yine de olmadım. Reddettim kendimi hiçe sayıp, sürünüze koyun olmayı... Kafama bastırıp, bastırıp çömelttiniz sonunda. Ve üstüme benzini döküp yaktınız... ama bitmedi. Küllerimden yeniden doğdum ben. içimdeki o masum, hayalci çocuk ölmüş olarak. Siz öldürdünüz onu. Gazabımı yaşayınca sakın bana kızıp beni suçlamayın. Bu canavarı siz yarattınız. Sakın acımamı beklemeyin; Bana, ve içimdeki çocuğa acımadığınız gibi... Kara ejderha uyandı sonunda, derinlerden geliyor... ve önünde hiçbiriniz duramayacaksınız... "Birey" o ejderhanın adı... BİREY...
...
Konu illyanarch tarafından (02-04-2011 Saat 17:02 ) değiştirilmiştir..
|

03-04-2011, 01:38
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
|
|
Doğru söylemişsin ama, kimse seni siklemez, tıkıverirler hapise 
|

03-04-2011, 08:27
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Alıntı:
T_N_T´isimli arızadan alıntı
Doğru söylemişsin ama, kimse seni siklemez, tıkıverirler hapise 
|
Bu yazıdaki birinci tekil şahıs ben değilim ki. "Birey" kavramının kendisi...
.
|

03-04-2011, 08:38
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
|
|
|
forumda birey nickinde bi arkadaş var bi ara ondan bahsediliyor zannetmiştim.
meğerse ultra-bireyci ilya insandaki ortak-kollektif bir 'öz'den bahsediyormuş...
|

03-04-2011, 09:31
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Alıntı:
dyavol´isimli arızadan alıntı
forumda birey nickinde bi arkadaş var bi ara ondan bahsediliyor zannetmiştim.
meğerse ultra-bireyci ilya insandaki ortak-kollektif bir 'öz'den bahsediyormuş...
|
Bireylerin benzeşen çıkarları uğruna geçici olarak birleşmeleri onların bireyliğinden bir şey götürmez, hele ki kollektivist ideolojiler her geçen gün büyüyor ve onların bireyliklerine bir tehdit oluşturuyorsa, o zaman tek çare budur... birey örgütlenmesi; evet oksimorondur, AMA o bireylerin bireyliğini tehdit eden kollektivist bir düşmana karşı olması HARİÇ... diğer bireylerle geçici birleşmek, bireyliği kalıcı olarak koruyorsa, bireysel çıkar getiren; yani bireyci olan davranış, o koşullar içinde, budur...
...
|

03-04-2011, 10:00
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
|
|
|
eveeeet... tamam burayı güzel kıvırdın takdir ettim. (yani dansöz gibi kıvırmadın gayet gerçekçi bir yorum getirdin cidden taktir ettim.)
bi sorum daha var.
peki kollektivizmi dayatan ve dayatmak isteyen bireylerin bireysel istekleri ve arzuları ne olacak? sonuçta senin o geçici olarak birleşen bireylerinin kollektivist müdahalesi, kollektivizmi devam ettirmek isteyen tekil bireylere uygulanmış kollektivist bir baskı anlamına gelmez mi?
|

03-04-2011, 10:36
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Alıntı:
dyavol´isimli arızadan alıntı
eveeeet... tamam burayı güzel kıvırdın takdir ettim. (yani dansöz gibi kıvırmadın gayet gerçekçi bir yorum getirdin cidden taktir ettim.)
bi sorum daha var.
peki kollektivizmi dayatan ve dayatmak isteyen bireylerin bireysel istekleri ve arzuları ne olacak? sonuçta senin o geçici olarak birleşen bireylerinin kollektivist müdahalesi, kollektivizmi devam ettirmek isteyen tekil bireylere uygulanmış kollektivist bir baskı anlamına gelmez mi?
|
Kollektivizmi dayatan ve dayatmak isteyenlerin bireysel istek ve arzularına engel olan, onlara bu bireysel istek ve arzuların "ahlaksızca", ve "onurlu(!?) bir ideal uğruna feda edilebilir" olduğunu öğreten kollektivizmin kendisidir... Ha diyebilirsin(ler) ki "onlar bir şekilde onu seçip kabul etmişler" hayır!. Şartlandırılmış beyinleri ve indoktrinasyona uğramış bilinçsiz benlikleridir bu seçimi yapan; mutlak olmayan metafizik konseptlerden arınmış ve bireyliğini kavramış özgür benlikleri değil...
kişi olmakla birey olmak ayrı şeylerdir. bir kişi, kollektivizmi savunuyorsa birey değildir. "kollektivizmi savunan tekil şahısa uygulanan bireyci kollektivizm baskısı" diye bir şey olamaz. Bu, kollektivizmin içindeki kişilere karşı değil, tam tersine, asıl onların içindeki "şartlandırılmamış doğal birey"i ortaya çıkarmak adına, kollektivizmin kendi tüzel kişiliğine karşı bir savaş olur. Kollektivizm, öyle olduğuna yemin etseler de kimsenin "içinden gelen" değildir. Kişilerin beyinlerinin; etik, ahlak, onur gibi na-mutlak kavramlara şartlandırılmasından sonra, yine bu kavramlara uyanın kollektivizm olduğu öğretilir. Yani insanlar kollektivizmden, her kişinin şartlanmasını tersine programlayıp, onlara gerçeğin sadece onlara özel olduğunu, mutlak "doğru"ların bireysel olduğunu, onlara yabancı kimseler/gruplar tarafından üretilip onlara empoze edilen hiç bir erdem, değer, etik, ahlak kural nedeniyle davranışlarından utanç ya da suçluluk duymamayı öğretmeden kurtarılamaz. Bir süre sonra böyle bir tersine programlama gerekmeyeceğinden, tepkiyi yaratan etki yok olacağı gibi tepki de yok olacagından, bireylerin kollektivizme karşı birleşmesi de kollektivizm ile birlikte sona erecektir...
Ama şu bulunduğumuz zamanda, birey adaylarını oluşturan kitle koyunlarının beyninde bir programlama(şartlanma da diyebiliriz) olduğu için tersine programlama gereklidir. Etki olduğu için tepki gereklidir. Virüs olduğu ve hızla yayıldığı için güçlü bir ilaçlama gereklidir. Doğal olan Gri olsa da şu an Siyah hakim olduğu için Beyaz gereklidir. Doğal olan 0(sıfır) olsa da şu an -100de olduğumuz için, onu tekrar sıfıra çekmek için geçici +100 gereklidir....... daha nasıl anlatayım...
.
Konu illyanarch tarafından (03-04-2011 Saat 11:12 ) değiştirilmiştir..
|

03-04-2011, 11:51
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Alıntı:
|
Kollektivizmi dayatan ve dayatmak isteyenlerin bireysel istek ve arzularına engel olan, onlara bu bireysel istek ve arzuların "ahlaksızca", ve "onurlu(!?) bir ideal uğruna feda edilebilir" olduğunu öğreten kollektivizmin kendisidir... Ha diyebilirsin(ler) ki "onlar bir şekilde onu seçip kabul etmişler" hayır!. Şartlandırılmış beyinleri ve indoktrinasyona uğramış bilinçsiz benlikleridir bu seçimi yapan; mutlak olmayan metafizik konseptlerden arınmış ve bireyliğini kavramış özgür benlikleri değil...
|
demokratik, özgürlükçü bir etikten yoksun ''birey'' benliğinin izdüşümü kendi çıkarı için gerektiğinde ''ihlal, suistimal'' etmekten çekinmeyen sömürgen/asalak bir benlikte birleşir.
Alıntı:
kişi olmakla birey olmak ayrı şeylerdir. bir kişi, kollektivizmi savunuyorsa birey değildir. "kollektivizmi savunan tekil şahısa uygulanan bireyci kollektivizm baskısı" diye bir şey olamaz. Bu, kollektivizmin içindeki kişilere karşı değil, tam tersine, asıl onların içindeki "şartlandırılmamış doğal birey"i ortaya çıkarmak adına, kollektivizmin kendi tüzel kişiliğine karşı bir savaş olur. Kollektivizm, öyle olduğuna yemin etseler de kimsenin "içinden gelen" değildir. Kişilerin beyinlerinin; etik, ahlak, onur gibi na-mutlak kavramlara şartlandırılmasından sonra, yine bu kavramlara uyanın kollektivizm olduğu öğretilir. Yani insanlar kollektivizmden, her kişinin şartlanmasını tersine programlayıp, onlara gerçeğin sadece onlara özel olduğunu, mutlak "doğru"ların bireysel olduğunu, onlara yabancı kimseler/gruplar tarafından üretilip onlara empoze edilen hiç bir erdem, değer, etik, ahlak kural nedeniyle davranışlarından utanç ya da suçluluk duymamayı öğretmeden kurtarılamaz. Bir süre sonra böyle bir tersine programlama gerekmeyeceğinden, tepkiyi yaratan etki yok olacağı gibi tepki de yok olacagından, bireylerin kollektivizme karşı birleşmesi de kollektivizm ile birlikte sona erecektir...
Ama şu bulunduğumuz zamanda, birey adaylarını oluşturan kitle koyunlarının beyninde bir programlama(şartlanma da diyebiliriz) olduğu için tersine programlama gereklidir. Etki olduğu için tepki gereklidir. Virüs olduğu ve hızla yayıldığı için güçlü bir ilaçlama gereklidir. Doğal olan Gri olsa da şu an Siyah hakim olduğu için Beyaz gereklidir. Doğal olan 0(sıfır) olsa da şu an -100de olduğumuz için, onu tekrar sıfıra çekmek için geçici +100 gereklidir....... daha nasıl anlatayım...
|
kollektivzm dediğiniz şey, liberal paradgmanın ''heyula''sıdır... haklı olduğun yanlar olmakla birlikte kollektivzm öcüsü liberal siyasi paradigmanın tutarsız toplum/insan algısını mistifike eden bir tür korku nesnesidir. modern batının bu temelde yükseltilip sömürge ideolojisi haline soktuğu mevzuların başında gelir hatta! öyle ki kapitalist abd'nin afganistan'a dayattığı savaşın gerekçelerinden biri ''yaşam tarzımız tehdit altında'' olmuştur. yaşam tarzından kasıt bireysel hak ve özgürlüklerle demokrasi algılarıdır. ilginçtir, bugün dünyanın en dayatmacı ve yayılmacı ideolojik paradigmaları da liberal/kapitalist toplumlardan gelmektedir! modern bir dönüşüm yaşamış, hak ve özgürlüklerin bilincinde(?) ve özgür düşünen bireylerin bu denli çok olduğu eğitimli toplumlara karşın yeryüzü hızla kirlenmeye, savaşlara/işgallere maruz kalmaya devam ediyor. dünya üzerinde komünist/sosyalist rejim neredeyse kalmamışken; %90' kapitalist üretim formasyonuyla malulken; ve hemen tüm gelişmiş/sanayileşmiş/büyük devletler liberal paradigmalara sahipken ''kollektivizm'' heyulasını daha ne kadar yutturabilirsiniz?
gerçek müslümanlığı asrı saadette arayan bir müslüman gibi bu gerçeklere daha ne kadar kayıtsız kalabilir ve tüm o gelişmiş ülke toplumlarının eğitimli insanlarının en az siz kadar ''birey'' olduğunun ne zaman farkına varabilirsiniz?
demokratik ve özgürlükçü etik olmadan ''kollektivizm''i eleştiremez; insanlar faşizme varsa dahi buna manalı bir karşı çıkış yapamazsınız. etik/dogma/tabu yoksa ne hakla? biri gelip kıçında trampet çalsa; herkesin ortasında sana olmadık işkenceler yapsa ne diyeceksin? bu insanlığa sığma, haksızlık mı? pardon hak ne????
kollektivist bireyin beyni mi yıkanmış da, sürüleşmiş de bıdı bıdı... kollektivizmin kötü/tut kaka olduğu kanaatine seni vardıran şey ne peki? İHMAL EDİLDİĞİNE İNANDIĞIN ÖZGÜRLÜK VE HAKLARIN DEĞİL Mİ? BUNLAR VAHİY YOLUYLA MI İNDİ? BU ETİK DEĞİL Mİ?

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

03-04-2011, 15:16
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
|
Değil... Kollektivizme karşı, geçici bir karşı-etik...
|

03-04-2011, 16:24
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
|
fransız devrimindeki jakobenler ve beyaz eşitlikçiler/devrimciler gibisiniz... hoş, ideolojik paradigmanızın tarihsel kökenininde de ''eşitliğe karşı organik bir direnç'' hep ola gelmiştir.
tarihsel süreçte incelendiğinde yurttaşlık ve insan haklarıyla birtakım siyasal hak mücadelelerinin önüne devrim sonrasında da ciddi engeller çıkarılmıştır. örneğin wallerstein, oy hakkı, eşitlik gibi konularda yurttaşlığın ''aktif/pasif'' olarak ayrıldığını anlatır. hakim sınıfların tarihsel belleği ve ideolojik paradigması onlara egemenliğin doğalarında yatan ''üstünlük''ten geldiğini söylemiştir. dolayısıyla uygar, gelişmiş ve üstün olan için egemen olmak, olmaya çalışmak doğal bir haktı. 19. yy'daysa sömürgeci ideolojik algı ve ulus fikriyatı, beyaz/üstün/uygar avrupanın ilerleyebilip bilime/teknolojiye ve dolayısıyla gerçek bir kültüre sahip olduğunu bilimsel(?) kanallarla da işlemeye başladı. buna karşın ''geri kalmış, köylü, cahil, barbar toplum ve kabileler'' medeniyete sahip olamadıkları gibi kültüre de sahip olamazlardı. tez elden uygarlaştırılmaları gerekirdi...ohhh, gözünü sevdiğim anglo-sakson uygarlaştırma miti! ne diyordu corc puşt: biz ırak'a demokrasi ve özgürlük götürüyoruz?
zaman değişi, bazı şeyler aynı kalmakla birlikte dünya değişti ve teorik çerçeveler yeniden cilalandı; restore edildi... artık her birey, genelde, eşit haklarla malul vs kabul edilmekle birlikte; bu seferde ''ekonomik katılım/üretim'' alanında dirençler devam etti. bunun da teorik dayanağı ve çerçevesi de şuydu: serbest ticari ilişkiler ve pazar sistemi her bireye girişimci ruhu ve üretebildiği nispette fırsat sunar. bu döngü aynı zamanda ciddi bir motivasyon ve üretim kaynağıdır da.
ne acıdır ki, kendi içinde belli doğruları taşıyan bu iktisadi önerme; kapitalist iş ve çalışma formasyonunun kendi içinde otoriter, tahakkümcü, oligarşik olduğunu görmezden gelmeye; bu yolla bir yanılsama yaratmaya çalışıyor! kapitalizmin ekonomi politiğine dair cddi eleştirel perspektifler sunan marks'ın ''ilerlemeci/modernist'' yanılgılarla malul olduğu da söylenir ki zaten zannımca kendinin göremediği ve anarşist antikapitalistlerin haklı olduğu şuydu: kapitalist üretim ilişkileri kendi içinde tahakküme dayanır ve otoriterdir!
işin garibi, devletsiz kapitalizm doğal kaynakların kontrolü ve dünya ekonomik sisteminin enerji/hammade gerekenimi açısından mümkün değildir. çünkü kapitalizm hem kendi iç üretim ilişkileri bağlamında otoriter/dayatmacıdır hem de kaynaklar üzerinde emperyalisttir...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
*YENİ UMUTLAR*
|
xtrayme |
Şiirler |
0 |
31-12-2007 18:40 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:53 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|