ÖDÜNÇ
Doğruların ana rahmidir aynalar
Bıçak ve kadife tezatlıyla kırılan,
Tılsımlı masallarınızın dil sürçmesiyle bozulduğu,
Yalanların beyaz bayrak salladığı aynalar
Yıldız kırıklarının tam ortasına düşer maskeleriniz
Yüzünüzü aynalardan sakının
Çırılçıplak kalır tüm imgeleriniz
Her aşkta bir şeyler ölür
Size ait bir şeyler, sunaklarınıza terk ettiğiniz
yanılgılarınıza dönüşür.
Yine de er ya da geç döneceksiniz
En keskin söylevlerinizden sonra
Yine o sunaklarda bölüneceksiniz
Çünkü;
Şiirsel bir imge değil aşk
içinizin coğrafi şartlarıyla açıklanamıyor
düştüğünüz uçurumlar
Ve
birimsiz bir zaman dilimidir yaşam, herkesin ıskaladığı
yaşam; düşman hattı
pişmanlıklar kolonisinin hep saldırdığı...
Aşklar yaşanmaya, mutluluklar paylaşılmaya,
ömür; küçük sevinçler türetmeye daha meyilli olsaydı eğer
eğer bir tüketim propagandası olmasaydı her bir olup biten
siz olmazdınız,
konuştuğunuz aynalarda tek görünen...
Aşk ve acı;
yalanları çoğaltan gerçekler
yaşam ve ölüm, tarihsel paradoksu insanlığımızın
başka bir ana yani,
kundakçı çocuklar doğuran
yaşamın yedi rengine uymayan ten renkleri
dağ ateşleri kadar dirençli
ve elbet yırtar çığlıkları
gökyüzünün masmavi rahmini
aynaların vurduğu çocuklar onlar işte
işte o paradoks yüklendiğiniz anlamları
sicilinize yazan güç
ve aslında bütün yalanlarınız
gerçeklerden ödünç...
ÖZGÜRLÜK ULAN!
|