|
|
| Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular. |
İlahlara Yeni Genç Bedenleri SunarkenGüncel Mevzular içerisinde İlahlara Yeni Genç Bedenleri Sunarken konusu: Alıntı:
AlbatrosS ´isimli arızadan alıntı
bireysel kimliklerin ulusal/kültürel aidiyetler üstünden kurulmasını niçin anlamlı bulmalıyım?
Bunun da farkı bence şöyle ortaya konur, tek başına kimse zaten ulusal aidiyetiyle var olmaz. Zaten ...

30-05-2011, 00:03
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-01-2011
Mesajlar: 229
|
|
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
bireysel kimliklerin ulusal/kültürel aidiyetler üstünden kurulmasını niçin anlamlı bulmalıyım?
|
Bunun da farkı bence şöyle ortaya konur, tek başına kimse zaten ulusal aidiyetiyle var olmaz. Zaten bu Kürtler de tornadan çıkmıyor, farklı farklı hepsi.
Ulusal aidiyetin, kimliğinde olan parçalardan biridir sadece. Hatta din gibi de değildir. Çünkü seçimine bağlı değil. Reddediyorum diyerek de kestirip atılacak birşey değil. Ve bu seni tek başına faşist de yapmaz, matah bir bok da yapmaz. Ama asla kaçamayacağın ve yüzleşmen gereken bir parçandır.
Kürt olman veya Türk olman, hatta bunu dile getirmen bile kimseyi faşist ilan edebilmek için yeterli bir gerekçe değildir. Ayrım çok net, bu ulusal kimliği başka bir ulusal kimlikten üstün görüyor musun ve diğer ulusları yok etmeye çalışıyor veya aşağılyor musun yoksa tüm bunları bir renklilik olarak mı değerlendiriyosun. Bu kadar basit.
Bu paralelde değerlendirirsen Çingeleri veya Süryanileri ötekileştiren bir Kürt de faşist olur. Kürtleri ötekileştiren bir Türk de. Hiçbir farklı olmaz.
Konu militarizmin çok dışına çıktı ama neyse...
|

30-05-2011, 00:29
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Alıntı:
|
şahsen insanlığın tüm milli aidiyetlerden kurtulması taraftarıyım. milliyet ilüzyondan gayrı bir şey değildir.
|
Doğru. Ancak türkiye de kaç tane anarşist doğrultuda düşünen var böyle devlet ve ulus konusunda? % 0,1 diyebilir miyiz? Zor. Bu noktaya gelmek içinde kültürel açıdan üzerinde senin yerine düşünen bir devletin olduğunu anlamak gerekiyor. Kürtler veya dünyanın başka bölgelerinde yok sayılmaya çalışılan kültürlerin önce kendi varlıklarını ortaya koymaları gerekiyor. Şu durum itibariyle milli devlet olgusunu yaşamamış olan kürtler ortalamada radikal sol fikirlere daha açık durumdalar çünkü bir kürt kürt olmanın cihana bedel olduğu anlayışı ile yetişmediği gibi, en yakından tanıdığı devlet olan T.C. nin iç yüzünden haberdar.
Ancak karşımızda binlerce yıldır çeşitli hakim imparatorluklarca işgal altında yaşamış bir kültür mevcut. İşin bu kısmı önemli bazı sivrilerin, kardeşçe yaşıyorduk, gibi söylemleri önemsiz beni işgal edenin bana iyi davranması da (iyi davrandığını farz edersek tabi) başka bir hakarettir özgürlüğe. Has bunu işgal etmediği söylenen yani senin etnik ve kültürel açıddan tabi olduğun devlet de yapar zaten bu da doğru ama ikisi yine de biraz farklı çünkü bugün de gördüğümüz gibi işgal edilen kültürün direnişi savaş değil terör, işgal edenin askeri saldırısı saldırı değil savunma olarak geçiyor ortada bir meşruiyet sorunumuz var. Yani tüm dünya silah bıraksa ordular dağıtılmış olsa belki tamam da somut gerçek pek öyle değil.
Bu bakımdan türkiye sınırları dahilinde etnik kültürel açıdan kürt olmayanların ulusalcılığı, milliyetçiliği ve ırkçılığı çok daha üst düzeylerde çünlkü daha önceki bir meşru hakimiyetden temellendiriyorlar kendilerini. Hatta yeniden yazmışlar kendi tarihlerini dillerini falan. Milli aidiyetlerden kurtulmak gerektiği konusunda böyle düşünen çok kürt de var sorun bu değil çünkü oranlarsak böyle düşünen kürt kültürü içinden daha çok çıkabilir. Ama örneğin anarşist bir kürt ü ele alırsak bu adam onun gibi insanlara militer, ırkçı ,milliyetçi baskı yapan bir devlet dururken karşısında bunu boşverip yaşasın özgürlük yaşasın sınırsız dünya diye haykırarak pembe dünyalarda koşamıyor, sorun burada sanırım. Bazı unsurların da bu açıdan kültürünü savunma ağırlıklı olması olağan, kürt ırkçısı da çıkabilir kürt hareketi içinden fakat bu gibi unsurları anarşizm ile kıyaslayamayız kıyaslanması gereken T.C de ve içinde yaşayan vatandaşlarında varolan ırkçı milliyetçi anlayışlara oranıdır.
Kaldı ki anarşist bir direniş zaten ulus bazında olmaz, kürtlerin bütün milliyetçi duygularından vazgeçip, bastırılan bu unsurlarından feragat edip toptan anarşist olmalarını beklemek saçmadır. Hoşumuza gitmese de sırf türk olduğumuz için (yani sen istersen değilim de ama kürt değilsin, zaza falan da ne bileyim bilinen bir sürü etnisitelerden de değilsin, belki bilmiyorsun da etnik kökenini öyle bi komünistsin/anarşistsin sadece belki,belki asimile edilmişsin vs) bizi öldürecek olanlar çıkacaktır aralarından bizdeki kulak kesicilerin olması karşısında.
Bu noktada hele bir bağımsız olsunlar demekten başka çare olmadığını düşünüyorum. Bu ister artık başka ulus devlet olsun ister bilmiyorum ne planlıyorlarsa artık, T.C nin pek bir somut adım atacağını da zannetmem bu noktada göstermelik olanlar önemsiz. Zaen dünyada nerede görülmüş hakim devletin kendine direnenlere tamam o zaman dediği mecburen direnen zorla aaacak onu ısrarla boyun eğmeyerek o nedenle kürt hareketi içinde çok sert şiddet unsurları varmış gibi görüyoruz yer yer eşyanın tabiatı icabı bu. Bu gerçekler de sanırım hümanist olmak isteyen kişilerin pek hoşuna gitmiyor, ancak gerçek işte.
|

30-05-2011, 01:49
|
 |
hiperuyuşuk
|
|
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
|
|
|
dedeleri diyarbakır zindanlarından geçmişse,babaları işkence görmüşse,evleri basılmışsa zırt pırt,kurşunların altında asker-polis baskısıyla büyüyorlarsa ve daha tek haneli yaşlarında tutuklanıyorsa kürt çocukları dağları kutsamaları o kadar da anlaşılmaz olmamalı...bunu kimse ona dayatmaz,gördükleri-yaşadıkları dağlara giden yolu açar...
ama ya o kürt çocuklarını yok etmek,kulaklarını-burunlarını kesme fantazileriyle askere giden veletleri karşılaştırabilir miyiz...(başka şansı olmayan,zorunluluktan yapayım da döneyim diyen her şeyden habersiz çocukları saymıyorum,onlar en mağdurlardan çünkü)...
|

30-05-2011, 02:30
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
|
mağduriyetin dili ucu boklu bir değnektir... benzer bir tavrı kadın sorununda da görüyoruz aslında. aidiyetler üstünden gündeme gelen kısıtlama ve yasak benzetmek gerekirse refleksif biçimde karşı tepkilerini görüyor, görmekte. yaşanan tüm sorunlarla empatik düzeyde bir ilişkiyi asgari düzeyde kurmaya çalışıyorum ve fakat, mağduriyetin yarattığı travmanın katmerlediği ''militer dil ve algı''ları da görmezden gelemiyorum.
işin bir başka yönüyse, dünyada birçok kültür devlete sahip olmasa da belli oranda gelişmiş özgün dillere sahiptir(aborjinler, kızıl derililer gibi)
özellikle kürt dilinin gelişim süreçleri ''devletleşememek, eğitim süreçlerine tabi olmaması''ndan ileri geldiği düşünülse de modern kürt uluslaşmasının ''geç kalmış'' tarihiyle alakalıdır da. kabul etmek gerekir ki, anadolu coğrafyası halen bile modernist bir alt üst oluşu/kopuşu yaşayabilmiş değildir. batı ve batıyla temasın yoğun olduğu noktalarda bu süreç daha hızlı işletilse dahi, entelektüel düzeyde bir hesaplaşma süreç içinde devlet eliyle sekteye uğratıldığı gibi toplumsal dinamiklerde de bunu üretecek kapsamlı bir entelektüel birikim henüz yeni yeni oluşmaktadır.
bu haliyle anadolunun sosyo-kültürel ve iktisadi bağlamda en geri kalmış bölgelerinden birisi olması sebebiyle kürdistan coğrafyası bu modernist kopuşu oldukça geç yaşamaya başlamıştır.
osmanlı 1800'lerin sonundan itibaren merkezi yönetimleri güçlendirmeye başlamıştır, önceki dönemse bir tür federatif yapı olup kürt kimliği ve kültürü kendi doğal seyrinde ilerler. demem şu ki, dilsel ve kültürel düzeyde modernist bir alt üst oluşla birlikte rejim/toplumsal dinamiklerle hesaplaşma süreci epey geç kalmıştır.
eleştirdiğim noktaysa şu :
kontrolsüz ve aşırı tepkiler veren kürt gençleri bir yana, bu muhalefeti örgütleyen akil/aklı başında lider ve düşünürlerin siyasal dil ve üsluplarıyla militer/tepkisel dili siyasi bir angajman olarak kullanmaları ve örgütlemeleridir. işte vahim olan budur!
bu liderlerin de toplumsal yapının bir parçası olduğu düşünülmüyor değil; ancak, onları farklı kılan öz, yaşadıkları acı ve travmalarla birliktesahip oldukları politik donanım/birikimin onları daha akil/sorumlu düşünmeye teşvik etmiş olmasıdır.
tek bir örnek vermek gerekirse: öcalan kürtler için gayet anlaşılır derecede saygı duyulan, sevilen biridir; ancak demokratik hak ve özgürlük mücadelesini verirken bilimse olma gayesi de taşıyan bir hareketin ''öcalan'ın doğum günü'' ritlerinin manası nedir?
tam burada zapatistalar'a dönelim, tam da yerinde olacak:
hayatında herhangi bir biçimde, medyada vs alanlarda zapatista önderlerinden birini görebilen olmuş mudur? (değil doğum gününü kutsamak)
yaşadıkları baskı ve yıldırmalara silahla karşı çıkmış yerli bir halkın önderinin şu sözünün ne manaya geldiğini bana izah edebilir misiniz: biz yüzlerimizi görünmek için kapatıyoruz!
baştan sonra yerli ve köylü bir toplumun isyanı olan zapatist hareket bugün neredeyse entelektüel bir olgu düzeyine eriştiyse işte bu dil ve anlayışları sayesindedir.
anadolu devrimci örgütleri(buna pkk de dahildir) ayet/hadis okutur gibi belli başlı metinleri mensuplarına öğretirken zapatist hareket (otonom marksist bir harekettir özünde) sosyalist olmayan yazar ve düşünürleri de kapsayarak neredeyse bir gelenek biçiminde okutmaya, düşündürmeye sevk etmektedir.
işte bu yüzden marcos'un dili sevgili yıldırım türker'in enfes anlatımıyla ''şairane bir başkaldırının sanatkarane dilidir. şiirseldir. dinamiktir.''...
yurdumuz devrimcilerinin pekçoğu bu dilde ''çakar''lar... sebebiyse gayet basittir: imparatorluk geleneğinin/toplumsal dinamiğinin hakim/egemen davranış kodları üstünde derinlikli bir sorgulama sürecine girmezler esasında. zapatistaların yaptığı şey tam da budur:
bizim devrimci geleneğimiz, militanlarının aşk hayatına bile müdahale edip ''bacılar'' komedisini yaratmışken; zapatist devrimci ruhunda, aşk gayet olağan/sıradan bir süreçtir. bu yüzdendir ki, ellerinde keleşler, gayet militer bir imajlı kadınları görebiliriz; öte taraftan, kamplarında makyaj yapabilen, bu özgürlüğü sıradan bir hadise olan kadınlardır aynı zamanda. nasıl görünmesi gerektiğine karar vermek ona kalmıştır.
zapatist hareket, aynı zamanda alternatif pedagoji formasyonunun da içinde bulur kendini.
özetle, dünya devrimci hareketleri ''kültleştirme ve bürokratik'' tavırlardan çokça nasibini aldı. çokça da zarar gördü. bu bürokratik tavır en yaygın biçimde bol miktarda ''heykeller'' miras bıraktı!
devrimin ''saygısızlık/ahlaksızlık'' olarak okunması gerektiği yerde bizim devrimcilerimiz ''devrimci ahlak''ı ve ''saygı''yı yarattı!
kürdistan'ın bilmem ne kadarının anarşist olduğu bu bağlamda beni pek ilgilendirmiyor. köylere dahi internetin gidebildiği; artık yeni bir bilişim/iletişim çağında girdiğimiz böylesi bir konjonktürde ihtiyacımız olan yegane şey ''saygısızlık'' ve ''ahlaksızlık''tır.
toplumsal dinamikler açısında kürtlerden pek de farklı olmayan ''mısırlılar'', henüz amacına ulaşmasa dahi bugün bile saygı duyalan bir tavra imza atıp dünyaya demokrasi dersi verebiliyorsa, bunu kürtlerin yapamıyacağını en azından ima etmek en başta kürtleri fazla hafife almaktır.
anadolunun dört bir yanına yayılmış, kök salmış kürtler, tarihsel ezilmişlikleri bir yana bu coğrafyada yaşayan herkes kadar entelektüel düzeyden nasibini almış müstesna düşünürler çıkarmış, çıkarmaktadırlar.
öfke, hınç ve tepkiselliğin hakim olduğu bir dil/üslup yerine şairane/yaratıcı ve sofistike bir dili icra etmek için kürtlerin yeterince birikimi/yeteneği ve donanımı mevcuttur. aksi, bilakis bu halkı/insanı hafife almak değil midir???

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

30-05-2011, 03:33
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-01-2011
Mesajlar: 229
|
|
|
Bir de çuvaldızı geçtim, iğneyi dahi kendine batırmaksınızın "fazla militarist" ve "lider kültü üzerine biçimleniyor" diye yapılan eleştirilerin yanında neler kazanılmış ona da bakalım o zaman.
1- Kürt siyasal haraketi içinde kadınlar kendi demokratik devrimini gerçekleştirdi. Ki bu da kemalizm gibi tepeden inme bir şekilde "Atamız bize seçme ve seçilme hakkı verdi" kolaycılığı ile gerçekleşmedi. Büyük mücadeler ile buralara gelindi. Örneğin bugün hiçbir BDP organında oluşturulan konseyin en az üçte biri kadın olmazsa karar alınamaz. Kadın eşbaşkan bulunması zorunludur. Türkiye genelinde oransal olarak da en çok kadın milletvekili de meclise BDP desteğiyle girer.
2- Bölgede feodalizm büyük ölçüde kırıldı. Ki bu da devletin koruculuk vasıtasıyla desteklediği ağalar ile mücadele suretiyle gerçekleşti. Örgüt kendine alan yaratabilmek için önce toprak sahipleri ile savaşmak zorunda kaldı. Buna mebcurdu da zten. Çünkü marabadan gerilla olmaz.
3- Oldukça dindar sayılabilecek bir halkın üzerindeki dinin baskısı da büyük ölçüde kırılmıştır. Zannedildiği gibi "laikliğin teminatı" özellikle bölgede hiçbir zaman TSK olmamıştır. Hatta T.C, örgütle mücadele edeyim derken "düşmanım düşmanı benim dostumdur" kafasıyla haraket etmiş ve Hizbullah'ı dahi desteklemiştir.
4- Kürtler, Kürt olduklarını heryerde, çok rahat olmasa da artık söyleyebiliyorlar.
Aslında bu kazanımlar listesi uzar da uzar. Şu an sadece belli başlıkları yazdım.
Sadede gelirsek, bu mücadelenin batıdaki hiçbir kitlesel sol kuvvet bugüne kadar elinden tutmadı. Aksine medyasıyla ve gerçeklerden kopuk, kuru kuruya yapılan uzaktan yargılamalarla defalarca köstek olundu.
Ancak şunu da söyleyeyim; buraya yazdığın eleştiriler içinde katıldıklarım da var. Hatta muhakkak yazılmayanlar, eksikler de vardır. Teorik düzlemde doğru eleştiriler olabilir bunlar.
Yalnız herşey bir yana bu işler biraz da nispidir. Aslen siyaset öyle birşeydir. İyileştirmelerden ancak karşılaştırmalı olarak söz edebilirsin.
Sonuç olarak; Karşındaki kuvvetin neticede kemalist T.C olduğunu göz önünde bulundurarak tüm bu eleştirilerin yapılması gerektiğini düşünüyorum ben. Eninde sonunda karşındaki ülke de bi Norveç değil. Altı üstü bir kemalist ülke.
Konu DevletDusmani tarafından (30-05-2011 Saat 03:55 ) değiştirilmiştir..
|

30-05-2011, 04:30
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Latin veya uzak asya ülkelerindeki sol hareket ile bizimkilerin pek alakası yok. Çünkü burası ortadoğu burada islam var. Uzak asya ya gidene kadar da etkisi sürer lidere tapma vs şeklinde, uzak asya da tek problem olarak ataerkil gelenekçilik devam eder. (çin i falan pek bilmiyorum nasıl ama mao yu biliyorum biraz, japonya da muhafazakardır biraz hala mesela) Latin amerika zaten batı işgaline tam direnemese de 1500 lerden beri işgal edildiğini bilen halklar var orada, geneli de katolik vew sorguluyorlar, ulusal bir sol hareket olsa bile direnenler. Çok fark var yani, daha insancıl veya mantıklı olması biraz tarihi geçmişlerinden ötürü. Burada daha dini gelenekleri sorgulayanlar yeni çıktı sayılır.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:46 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|