AB Övdü ama ilk kez ‘katılım’ demedi
AB övdü ama ilk kez ‘katılım’ demedi
AB liderleri, Brüksel’deki zirvenin sonuç bildirgesini onayladı. Bildirgede Türkiye’de demokratikleşme övüldü, ancak Fransa’nın girişimiyle ilk kez “Türkiye’nin üyeliğini çağrıştırdığı” gerekçesiyle “katılım” ifadesi kullanılmadı.
BRÜKSEL - AB devlet ve hükümet başkanları, AB dışişleri bakanlarının hafta başında genişleme konusunda aldığı kararları değiştirmeden onayladı.
AB Zirvesine hazırlık kararları almak için 10 aralıkta toplanan AB dışişleri bakanları, genişlemeye ilişkin kararlarda, Fransa’nın ısrarı nedeniyle “katılım konferansı” yerine “hükümetler arası konferans” ifadesini tercih edilirken “müzakerelerin amacının üyelik olduğu” ifadesini kullanmaktan kaçınmışlardı.
AB dışişleri bakanlarını buluşturan Genel İşler Konseyi kararlarında, “genişleme stratejisi” başlığı altında Batı Balkanlar için kuvvetli ifadeler kullanılırken Türkiye’ye yer verilmiyor.
“Teknik hazırlıkları tamamlanan fasılların, Müzakere Çerçeve Belgesi’ne uygun şekilde mevcut prosedürler uyarınca açılması gereği hatırlatılır” denilen kararlarda, AB Konseyinin Türkiye ve Hırvatistan’la “bu ay içinde düzenlenecek Hükümetler Arası Konferanslarla” yeni fasılların açılmasını beklediği dile getiriliyor.
TÜRKİYE’YE “DEMOKRASİ” ÖVGÜSÜ VAR
Belgede Türkiye başlığı altında, “bu yıl daha önce karşılaşılan siyasi ve anayasal krizin çözülmesinden” memnuniyet duyulduğu vurgulanarak, Türkiye’nin bu süreçten “demokrasisini güçlendirerek” çıktığı kaydediliyor.
Türkiye’deki son seçimlerden “yüksek katılım oranı” ve “TBMM’de daha geniş temsil imkanı sunması” nedeniyle övgüyle bahsedilen belgede, Türk halkının “demokrasi, istikrar ve ilerleme” iradesini gösterdiği belirtiliyor.
Türkiye’nin reform sürecini yenileyerek yoğunlaştırması zamanının geldiği vurgulanan kararlarda, “taahhütlerin somut ve elle tutulur eylemlere dönüşmesinin” beklendiğinden bahsediliyor.
YENİ ANAYASA İLE AVRUPA STANDARTI FIRSATI
Yeni anayasa çalışmalarına da değinilen belgede, Türkiye’nin bütünüyle Avrupa standartlarında bir anayasaya kavuşması için bunun çok önemli bir fırsat olduğu vurgulanıyor.
Anayasa çalışmaları nedeniyle acil reformların geciktirilmemesi de istenen belgede, “yargı reformu, yolsuzlukla mücadele, azınlık hakları, kültürel hakların güçlendirilmesi, kadın hakları, çocuk hakları, sendikal haklar ve ordu üzerindeki sivil kontrol” hala daha fazla çaba gösterilmesi gereken konular arasında sayılıyor.
TERÖR KINANIYOR, BARIŞA DESTEK VURGULANIYOR
Belgede, “Doğu ve Güneydoğu için AB Konseyi, bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını garanti altına alacak kapsamlı bir stratejinin hızla geliştirilerek uygulanması gereğini hatırlatır” deniliyor.
Türkiye’deki terör saldırılarının kınandığı ve Türk halkıyla dayanışma içinde olunduğu vurgulanan belgede, “Türkiye’nin, insan haklarına, temel özgürlüklere, uluslararası hukuka saygı göstererek ve bölgesel barış ve istikrarı koruyarak vatandaşlarını koruma ve terörle mücadele çabasına destek verildiği” ifade ediliyor.
KIBRIS KONUSUNDA “HIZLI İLERLEME” BEKLENTİSİ
Türkiye’nin Ek Protokol yükümlülüklerini yerine getirmediği ve Kıbrıs Rum kesimiyle ilişkilerini normalleştirme yolunda adım atmadığı ileri sürülen belgede, bu konularla ilgili “hızlı ilerleme beklentisinden” bahsediliyor.
AB Konseyi kararlarında ayrıca, Kıbrıs sorununun BM önderliğinde kapsamlı çözümü için Türkiye’ye 8 temmuz sürecine aktif destek vermesi çağrısı yapılıyor.
AB’nin geçen yıl Aralık Zirvesinde onaylanan genişleme kararlarındaysa “AB Konseyi’nin Müzakere Çerçeve Belgesi doğrultusunda katılım müzakerelerinin ilerletilmesi, Türkiye’nin üyeliğe hazırlanmasına yol göstermeyi sürdürecek” denilerek Türkiye’nin AB’ye katılımı ve üyeliği çok daha güçlü ifadelerle vurgulanmıştı.
Bu arada Portekiz dönem başkanlığı kaynakları, Türkiye ile müzakerelere açılacak Trans-Avrupa şebekeleriyle tüketicinin ve sağlığın korunması fasılları için 19 aralıkta hükümetler arası konferans toplanmasının planlandığını bildirdiler.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 18:22 TSİ 14 Aralık 2007 Cuma
AB yeni yeni gerçek yüzünü göstermeye başladı, yıllardır benimde düşüncelerini paylaştığım grubun söylediği, tüm yaşananların bir kurgu ve oyalamaca olduğu, AB'nin Türkiye'yi hiç bir zaman üyeliğe kabul etmeyeceği ve yaşanan bu müzakere sürecinin bir aldatmaca olduğunu belirten zihniyet haklı çıktı. Amaç Türkiye'de kukla bir rejimle birlikte enerji koridorlarının jandarmalığını yaptırmak. Türkiye'nin gücünü ve etkinliğini yıpratarak, kukla rejimle birlikte ABD'nin istediği oyunun içinde figüranlık yapmasını sağlamaktır. Bunun en büyük adımı olan AB rüzgarı ile toplumu neo-liberal sisteme adpete ederek, yeni rejime adaptosyonunda sorunsuz bir geçiş sağlamaktır. AKP bu rol ve uygulama için biçilmiş kaftan olarak, şuana kadar üstüne düşen her şeyi eksiksiz yapmıştır. Bundan sonra ki süreç ise Türkiye'ye biçilen ılımlı islam rejimine geçişi hızlandırmak olacaktır. Ilımlı İslam'ın tarihi süreç içerisinde Şeriata kaydığı gerçeği, AB ve ABD tarafından hep göz ardı edilmekte, sürecin Türkiye de kontrol altında tutulabileceği düşünülmektedir. AB ve ABD'nin kaybedeceği bir şey yok nasıl olsa, emniyet sübabı olarak Iraktan koparılan Kürdistan ve Suriye ile İrandan koparılacak olan Kürdistan parçaları ile kurulacak, 1914 tarihli sınırları çizilmiş olan Büyük Kürdistan her şeyi halledebilecetir.
|