haberin haberi..
Şırnakta gazetecilik yapan Emin Bal
ölen bir pkk linin cenazesini haber yaptığı
ve yaptığı haberi ihbar etmediği için hakkında suç duyurusunda
bulunuluyor ve bir sene haipsle yarğılanıyor..
traji komik...
Bal başına gelenleri şöyle anlatıyor: "Öldürülen bir PKK'lı ilçede gömülecekti. Haberi izlemek için cenaze törenine gittim. Törende topluluk, PKK ve Öcalan yanlısı sloganlar atıyordu. Büroma döndüm, haberi yazdım."
Bal'ın o gün telefonu çaldı, Emniyet'ten aranıyordu. Polis, törene ait kasetleri istiyordu. "Veremem, görüntüleri sadece ajansıma geçerim" dedi. Telefon kapandı. Polis ertesi gün arama kararı getirerek kasetleri aldı. Bal da savcılığın yolunu tuttu, arama kararının fotokopisini isteyecekti. Soruşturmayı yürüten Savcı Ahmet Dinçer, Bal'ı sorguya çekti: "Savcı, 'İşim var seninle' dedi. 'Neden bunu (töreni) bize söylemedin. Bu tür olayları bize söyleyeceksin, kamu görevi yapıyorsun' dedi. Sonra TCK'nın maddesini okudu. Kabul etmedim. 'O zaman yasaları uygularım' dedi."
Savcı Dinçer, 'yasaları' uygulayıp, 'işlenmekte olan ve suç olduğunu bildiği bir olayı yetkili mercilere bildirmeksizin haber yaptığı' kanaatine vardığı Bal hakkında, 'suçu bildirmeme'yi düzenleyen TCK'nın 278. maddesinden dava açtı.
'Psikolojim bozuldu'
Bal, Beytüşşebap Sulh Ceza Mahkemesi'nde bugün ilk duruşmasına çıkıyor. Adaletin bu denli 'çabuk' işlemiş olmasına şaşırmış. Bir yıl önce kendisini karakolda döven ve altı gün rapor almasına neden olan polis hakkındaki suç duyurusunun işleme bile konulmadığını hatırlatıyor. Bal şöyle konuşuyor: "Burada adalet yok. Ajanlık teklif ediliyor. 'Ya bize çalışacaksın ya da her gün böyle yapacağız' deniyor. Keyfi bir uygulama ve psikolojik baskı var. Büroma altı kez baskın yapıldı. Çok zor koşullarda çalışıyoruz. Hiçbir şey anlamıyorum. Adalet farklı işliyor. Bana mı böyle oluyor, yoksa başkalarına da mı? Psikolojim bozuldu."
'Görevini yapmış, suç değil'
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Doç Dr. Adem Sözüer TCK'nın 278. maddesinin tüm vatandaşlara işlenen suçu bildirme yükümlülüğü verdiğini, suç bildirilmediği takdirde TCK'da bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olduğunu söyledi. Benzer maddenin diğer ülkelerin ceza kanunlarında da bulunduğunu belirten Sözüer, kişiye hakkını kullandığı için ceza verilemeyeceğini öngören TCK'nın 26. maddesini de anımsattı. Sözüer, bu yüzden maddenin gazeteciye işletilemeyeceğini vurguladı: "Anayasa'da da 'haber verme hakkı' öngörülmüş. Bu da gazetecinin temel hakkıdır. Bu hak kullanılarak haber yapılmışsa suç oluşturmaz. Çünkü gazeteci haber verme hakkı çerçevesinde hareket ediyor. Bundan dolayı cezai sorumluluk doğmaz."
Basın örgütleri de dava gerekçesine itiraz ediyor. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Sözüer gibi, TCK'nın 26. maddesini işaret ederek, uygulamanın kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, gazetecilerin resmi makamlara şikâyette bulunmak gibi bir görevinin olmadığını belirterek "Haberler üzerine savcılar soruşturma açarlar. Bunu kanıt olarak kullanırlar. Gazeteciye 'Sen bunu niye bildirmedin' denmez" dedi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, gazetecilere uygulanan baskıya dikkat çekti: "Özellikle Güneydoğu'da hukuken olmasa da fiilen olağanüstü hal uygulaması geçerli oluyor."
Alıntıdır.
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|