'Ogün'ü o azmettirdi'
Hayal ifadesinde, Tuncel'in cinayette tetikçiliği kendisine teklif ettiği bilgisini verdi. Hayal teklifi reddedince Tuncel, Ogün Samast'ı kullanmış Erhan Tuncel'in polis muhbiri olduğunu öğrenen Yasin Hayal, eylemi sadece Ogün Samast ile birlikte planladıkları ve gerçekleştirdikleri yönündeki ifadesini değiştirdi. Hayal'in, Dink'in öldürülmesini Erhan Tuncel'in planladığını ve Samast'ı bulup ikna ettiğini söylediği öne sürüldü.
Hayal'in değiştirdiği ifadelerine ilişkin bilgilere göre, daha önce birçok eylemi birlikte yaptıkları belirlenen Hayal ve Tuncel'in son eylemi AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi oldu.
Dink cinayetinin ilk konuşmaları Ocak 2006'da Tuncel'in evinde yapıldı. Evde sadece Hayal ve Tuncel vardı. Tuncel, Dink'in çok cesur bir insan olduğunu, Ermenilerin gözünde Mustafa Kemal gibi biri olduğunu anlattı. Kendisini kışkırtmak için böyle konuştuğunu düşünen Hayal, 17-18 yaşlarında olsa Dink'in kafasını koparacağını söyledi. Bunun üzerine Tuncel, "Onu öldürürsek büyük bir zafer kazanmış oluruz" dedi. Hayal, daha önce cezaevinde yattığı için bu cinayete katılamayacağını söyleyince Tuncel, silahını vermesini ve bir miktar para hazırlamasını istedi.
Eniştesiyle aynı ifadeyi verdi
Hayal, polis ve savcılıkta verdiği ifadede tetikçileri kendisinin bulduğunu söylemişti. Ancak Hayal daha sonra tetikçileri de Erhan Tuncel'in bulduğunu anlattı. İddialara göre Tuncel, Yasin Hayal'e Şubat 2006 tarihinde Zeynel Abidin Yavuz'u tetikçi olarak bulduğunu ve eylem için ikna ettiğini söyledi. Bu tarihte aynı zamanda Tuncel'in Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne suikast ihbarını verdiği tespit edilmişti. İki-üç ay sonraysa Hayal'e Ogün Samast hakkında sorular sordu. Tuncel, daha sonra da Hayal'e Ogün'le görüştüğünü ve eylemi yapmaya ikna ettiğini söyledi. Hayal, eylemde kullanılması için kendi silahını vermek istemedi. Bunun için daha sonra Hayal, eniştesi Çoşkun İğci'ye silah alması için 300 YTL verdi. Silahı alamayınca kızarak parasını geri aldığında 2006 yılının haziran ayıydı. (Coşkun İğci polise verdiği ifadede aynı bilgileri vermişti. İğci ayrıca jandarma muhbiri olduğunu ve bütün bunları jandarmaya o dönemde anlattığını, jandarmanın kendisine 'parayı geri ver suikastten vazgeçir' dediğini söylemişti.) Ayrıca Hayal, Ogün Samast'a eylemden sonra İstanbul'da yardım edecek kişi arayışındaydı. Tanıdığı E.Y.'ye eylem sonrasında Samast'ı kaçırıp kaçıramayacağını sordu. Bu kişi öneriyi kabul etmeyince arayışa son verdiği öne sürüldü.
Evinde buluştular
Anlatımlara göre, Cinayetten kısa bir süre önce Tuncel, Hayal ve Samast, Erhan Tuncel'in evinde bir araya geldi. Hrant Dink cinayetini konuştular. Tuncel, Ogün Samast'a sürekli olarak Dink'i öldürmesi halinde kahraman olacağını söylüyordu. Oysa Ogün Samast, savcılıktaki ifadesinde Tuncel ile siyaset ve Dink cinayeti konusunda hiç konuşmadıklarını söylemişti.
Jandarmayla yakın
İfadesinin sırasında Hayal'e jandarmadan tanıdığı kişiler soruldu. Beş askeri tanıdığını söyleyen Hayal, zaman zaman selamlaştıklarını anlattı. Jandarma araçlarına çok sık bindiği yönündeki bilgileri ise birçok olaya karıştığı için sık sık yer göstermeye ya da nezarethaneye götürülmesiyle açıkladı.
Tuncel'in telefon oyunu
Edinilen bilgilere göre, Hayal ifadesinde cinayet günü Trabzon'da olduğunu söyledi. Cinayet haberini diğer tutuklu sanıklar Ersin Yolcu, Ahmet İskender ve Zeynel Abidin Yavuz'la birlikte Trabzon'daki Mihmandar Kafe'de birlikte aldılar. Televizyonda haberleri izlerken Hayal orada bulunanlara gülerek "İyi olmuş" dedi. Bu sırada yanına gelen Ersin Yolcu, Tuncel'in kendisini aradığını söyledi. Hayal daha sonra Tuncel'in evine gitti. Tuncel gülerek, Dink'in öldürüldüğünü söyledi.
Telefonunun polis tarafından dinlendiğini anlatarak, "Dinlenen sim kartı takacağım, sonra bu işi bizim yapmadığımızı konuşalım" dedi. Daha sonra da cebinden çıkardığı sim kartı telefona takarak sehbanın üzerine koydu. Bu sırada Erhan Tuncel, "Gerçi bu eylemi gerçekleştirmeyi düşünüyordun ama yapmadın" deyince Hayal telefonun olmadığı diğer odaya geçti ve Tuncel'e kızdı.
Samast Emniyet'te
Yakalandığının ertesi günü DHA nerede çekildiğini belirtmeden Samast'ın bu fotoğrafını servise koymuştu. TGRT'ise bu sahneleri göstermedi.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın gözaltındayken çekilmiş ikinci kasedi ortaya çıktı. Samsun'da bomba ihbarına giden polisin 'şüpheli paket'te bulduğu kasette Samast, sigara ve cep telefonuyla 'gözaltında', yanındakilerse katil zanlısına "Aslan kardeşim" diye hitap ediyor.
Samast'ın Samsun'da yakalandıktan sonra Atatürk'ün sözlerinin yazılı olduğu Türk bayraklı poster önünde poz verdiği fotoğrafları, jandarma ve polislerle birlikte çekilmiş video görüntüleri ortaya çıkmıştı. Samast'a VIP (çok önemli kişi) muamelesi yapan beş polis açığa alınırken, beş jandarmanın da görev yerleri değiştirilmişti. Bu görüntüler halen tartışılırken ikinci kaset patladı.
6 Şubat'ta sabaha karşı Samsun Emniyet Müdürlüğü 155 polis imdat telefonuna bomba ihbarı yapıldı. Samsun kent merkezinde verilen üç ayrı adreste bomba olduğu ileri sürüldü. Verilen adreslere giden polis ekipleri, üç ayrı paket buldu. Paketlerde yapılan incelemede, Samast'ın yine güvenlik görevlileriyle birlikteyken çekilmiş görüntüleri bulundu. Bu görüntülerin ilkinden farklı olduğu ve jandarma görevlilerince kayda alındığı öne sürüldü. Jandarma ve polisin kamereya aldığı Samast'ın fotoğraflarınıysa üç kişi çekti.
Müfettişler yeniden Trabzon'da
Görüntülerde Ogün Samast'ın elinde sigara ve cep telefonu olduğu belirtildi. Katil zanlısı Samast'ın bu görüntülerde ilk kasettekinden de daha rahat olduğu öğrenildi. Görüntülerde yine Samast'ın eline Türk bayrağı veriliyor, bu sırada yanındakilerden biri, "Aslan kardeşim", bir başkası ise, "Ben resmi kıyafet giyeyim, öyle çektirelim" diyor. İlk 'bomba kaset' için Samsun'a giden ve kentten ayrılan İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin ikinci kasedi de incelemeye aldığı belirtildi. Müfettişler sadece adli soruşturma için değil aynı zamanda disiplin soruşturması için de rapor hazırlıyor Cinayetin ardından İçişleri Bakanlığı'nca görevlendirilen ve bir süre Trabzon'da incelemelerde bulunduktan sonra İstanbul'a giderek burada çalışmalar yapan başmüfettişler dün sabah tekrar kente geldi.
Cerrah: İhbardan haberim yok
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Dink suikastinde topu Ramazan Akyürek'e attı. Cerrah, 'İhbarlar gelip giderken o, Trabzon'da emniyet müdürüydü. Benim haberim olmadı' dedi.
İçişleri Bakanlığı'nca hakkında ön inceleme yapılan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Dink suikastinde topu Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'e attı. Cerrah, "Şu öldürecek, bu öldürülecek, bilgileri gelip giderken o, Trabzon'da emniyet müdürüydü. Benim haberim olmadı, ihbar gelse de orada kalmıştır" dedi.
İstanbul'da çocuk pornosuyla ilgili incelemelerde bulunan TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'la da görüşmek istedi. Heyet dün görüşmeye gitti ama bir yanlış anlama olduğu, Cerrah'ın komisyona pazartesi günü brifing vereceği öğrenildi. Buna karşın bazı komisyon üyeleriyle Cerrah arasında Hrant Dink suikastiyle ilgili bir görüşme gerçekleşti. CHP Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in anlatımına göre Cerrah'la Değer arasında şu diyalog yaşandı:
- Değer: Hrant Dink cinayetinin ardından "Bu örgütlü bir suç değil" dediniz. Bu da mı sizin kişisel görüşünüz?
- Cerrah: Bu konuşma iki kişi arasında geçmişti. AA nasıl aldı bu sözlerimi haber yaptı bilemiyorum.
- Değer: Dink'in öldürüleceğine ilişkin ihbardan haberiniz yok muydu?
- Cerrah: Haberim yoktu. Bu bilgi benimle paylaşılmadı. Oradan istihbarat gelmiştir o bilgi istihbaratta kalmıştır.
- Değer: Peki, AGOS gazetesinin çevresinde neden kamera yok?
- Cerrah: İstanbul'da 570 kamera var, ama 32 tane de ilçemiz var. Oradaki kamera kör noktada olduğu için görüntü olamıyor.
- Değer: Biz Meclis'te 550 milletvekiliyiz. Örneğin bizim çoğumuzu Türk milleti tanımaz. Dink bizden çok daha tanınan biriydi. Mahkemeye gidiyor yüzüne tükürülüyor. Duruşmaları bile gürültülü patırtılı olan bu insana niçin koruma verilmedi?
- Cerrah: Korumanın şartları bellidir. Bir kişinin koruma altına alınması için birtakım organların oluşması ve o kişiyle ilgili "Bu kişinin öldürülmesi niyeti vardır" gerekçesiyle koruma kararı alınması gerekir.
- Değer: İstanbul Vali Yardımcısı Hrant Dink'i makamına çağırıp dikkatli olması için uyarırken, Dink'in ölümle tehdit edilmesi konusu gündeme gelmedi mi?
- Cerrah: Bu görüşmeden haberim yoktu.
- Değer: Bir kişinin ölümle tehdit edilmesi söz konusuysa o kişiye koruma verilmesi gerekmez mi?
- Cerrah: Ben sözünü ettiğiniz o görüşmede yoktum. Bu görüşmede öldürülme konusu gündeme gelmemiştir.
- Değer: Madem konuşmadan haberiniz yoktu, konuşmada ne geçip geçmediğiyle ilgili nasıl böyle kesin konuşabiliyorsunuz?
- Cerrah: ...............
- Değer: Olaydan sonra Adalet ve İçişleri Bakanı, Emniyet terör ve istihbarat daire başkanları İstanbul'a geldi. Siz saat 22.00'da yurtdışından döndünüz. Aradan beş buçuk saat geçti. Bu sırada İstihbarat Daire Başkanı hiç konuşmadı.
- Cerrah: Doğrudur. Hiç konuşmadı. Ben gelinceye kadar Ramazan Akyürek ve onun arkadaşları soruşturmayı yürüttü. "Şu öldürecek, bu öldürülecek" bilgileri gelip gittiği sırada o, Trabzon'da emniyet müdürüydü. Bazı bilgiler geliyor. Bu yere gidiyoruz orası arsa çıkıyor tekrar bu bilgileri teyit ettiriyoruz. Tekrar bilgi istiyoruz, gelmiyor.
Kesintili istihbarat trafiği
2004'teki Mc Donald's'ın bombalanması sırasında bugün Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek, Trabzon Emniyet Müdürü'ydü. Bombalama olayının ardından olayda adı geçen Erhan Tuncel'i polis muhbiri yaptı. Muhbir Tuncel, Yasin Hayal'in Dink'i öldürmeyi planladığını Şubat 2006 tarihinde Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne bildirdi. Trabzon Emniyet Müdürlüğü de bilgiyi Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdi Genel Müdürlük ise İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne iletti. Dink cinayetinden sonra görevden alınan İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, kendisine ulaşan istihbaratı, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a bildirmediğini söyledi.
Kaynak:
Milliyet