|
|
| Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular. |
Bin Ladin ÖldürüldüGüncel Mevzular içerisinde Bin Ladin Öldürüldü konusu: Bin Ladin'in ölümünü kutladılar
İnsan bu mu yaa.. evet sanırım insan bu.. ölüme sevinebilen insan.. sebebi ne olursa olsun ölüme sevinen. sanki takımı şampiyonluk kupası almış gibi.. ölüme sevinilir mi? ...

03-05-2011, 11:42
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
|
|
Bin Ladin'in ölümünü kutladılar
İnsan bu mu yaa.. evet sanırım insan bu.. ölüme sevinebilen insan.. sebebi ne olursa olsun ölüme sevinen. sanki takımı şampiyonluk kupası almış gibi.. ölüme sevinilir mi? ama o teröristi bilmem neydi.. boşver bunları, ölüme sevinilir mi yaa?
insan kendine bu kadar yabancı mı oldu?
birbirlerini öldürdükleri yetmiyormuş gibi bir de bir insanın ölümünü bayram havasında kutluyorlar.
ama o da birilerini öldürdü.
mesele o değil ki mesele ölüme sevinmek.
insanların birbirlerine bu kadar düşman olabilmesi.
Konu dyavol tarafından (03-05-2011 Saat 11:44 ) değiştirilmiştir..
|

03-05-2011, 19:27
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Alıntı:
İnsan bu mu yaa.. evet sanırım insan bu.. ölüme sevinebilen insan.. sebebi ne olursa olsun ölüme sevinen...
mesele o değil ki mesele ölüme sevinmek.
insanların birbirlerine bu kadar düşman olabilmesi.
|
Açık konuşmak gerekirse, Ladin öldü diye bayram etmedim ama öldü diye üzülmedim de. Eğer öldüğünü düşünürsek gerçekten. Bu tip adamların, islami yobazlığın silahlı kesiminin eylemlerine dayanılarak anti emperyalist ve amerikan karşıtı söylemlere dayanmayı mantıklı bulmuyorum. Çünkü bu tip örgütler ve temsilcileri kontrolsüz emperyalizmin kukları aslında. Yani amerikaya savaş açmak ve bunun için amerikalı öldürmek ve bunu şeytana karşı cihat olarak sunmak tam da emperyalizmin elindeki zincirleri daha da sıkmasına neden oluyor ve bu konuda komplo teorisyenlerinin bu tür hareketlerin tamamının amerikan hükümetinde olduğu fikrine de katılmıyorum. Lakin zamanında çeşitli operasyon ve iç çatışmalar için taşeron olarak kullanılmış olabilirler ancak ellerindeki güç ile giriştikleri eylemler savaştıkları kim olursa olsun bu eylemleri nedeniyle onları daha masum kılmıyor. Tersine bu ilkellere güç vererek hata eden ABD ise ki birine güç vermek zorunda o sırada, bu gücü devam ettirip kaybetmemek için dünyaya savaş açmaya kalkışan, çeşitli paramiliter güçler oluşturan bu tipler de onlardan daha canavarlar çünkü niyetleri tamamen kişisel güçlerini korumak ve o güç kendilerince teknolojik altyapıya ve belli bir siyasi anlayışa sahip olmadığından tamamen terör odaklı hale geliyor adı da batı karşıtlığı oluveriyor. Hemde batıdan edindiği silahlarla. Saddam ı da Kaddafiyi de zamanında petrol karşılığı satılan silahlarla,altınlarla batılılar zengin etmiş diye bu adamların ve oluşturduğu zorba elitinin eylemlerini sırf amerikayı sevmiyorlarmış diye masum kılmaz çünkü işin bu kısmı onların ardına sığındığı ve ümmetçiliklerinden besledikleri son derece çıkarcı ve ucuz bir politikadan ibarettir. Ladin i ve el-kaide denilen sözde örgütü de kimin neye hizmet kolladığı ortada çünkü yandaşları bu türden cihat anlayışının varolduğu yerlerde olduğu için bunlar da buralarda takılıp ellerinde silah poz verip duruyorlar ejderhalarla savaşıyorlarmış gibi. Zaten islam dünyasının ve mensuplarının türkiye dahil olmak üzere, lafta amerikan karşıtı olması da bu komedyanın bir parçası, gerek halk açısından gerek de hükümetler açısından bu işlerine gelen, belli bir yobaz yani eğitimsiz tabanı ellerinde tutarak dini ve milliyetçi-militer ajitasyonlarla kitleleri kışkırtan ilkelliğin göstergeleri.
Ha şu da var, dünyanın tamamı emperyalizme bulaşmış durumda şu an hiç kimse ha diyince ya tamam artık boşverelim mülkiyeti parayı sınırları barışıp öpüşelimm beraber üretip beraber paylaşalım diyecek durumda değil. Dolayısıyla da herkesin bu noktada eşit olduğunu düşünmek bazılarının hoşuna gitmese de bir gerçek artık,yani zavallı yemen yönetimi ABD den daha az canavar ve ondan daha az zorba değil hatta daha kötü bu konularda ve gene nedeni aynı kapitalist ilişkilerin orada da var olması ve üstelik demokrasinin tehdit görülmesi bu mülkiyete doğrudan zorbalıkla yani militer güçler ve aşiretler vasıtasıyla sahip olanlar için. Bu durumda onların bu derme çatma, belirsiz ve aslında biraz da korsan olan yönetim biçimi boşluklarını bir başka daha teknik donanımlı ve aynı yerde çıkarı olan batılı ülkelerin veya ABD nin manipule etmesi hiç de salt amerikanın ve batı kültürünün tek başına suçlau ilan edilebileceği bir durum değil. Çünkü bu çeşit şeyler aynı zamanda o derme çatma korsan mafya devletleri böyle istediği için bu hale geliyor.
Konu Orgon tarafından (03-05-2011 Saat 19:33 ) değiştirilmiştir..
|

04-05-2011, 20:43
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
O değil de operasyona geronimo operasyonu adını koymuşlar ona çok gıcık oldum. Geronimoda terörist miydi ulan, sizdiniz terörist başa da çıkamadınız uzun zaman adam batıyor mu hala size katakulliye getirip infaz ettiğiniz halde? Ladin i de 78 komando silahsızken diri ele geçirememiş direndi diye vurmuşlar şeytan sanıp ödleri kopmuş heralde ağzından ateş çıkartır falan sanıp. Ödlek beyaz adam tepkileri bunlar da, Geronimo operasyonuymuş bütün beyaz amerikalılar ve de siyahi amerikalılar (vardır bir kaç müzisyen, filozof veya kalender beyaz adam istisnalar onlar hariç) kurban olun siz o adamın ruhuna karşılayamazsınız. 
Zaten bizim amerikan özentisi gençlikte de magandalara apaçi deme modası var öyle hiç bir anlam veremediğim ona da kıl oluyorum bir yandan.
Konu Orgon tarafından (04-05-2011 Saat 20:52 ) değiştirilmiştir..
|

04-05-2011, 21:05
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
|
|
|
ABD, Oyuncağını Öldürdü
Veli U. Arslan - (04.05.11)
11 Eylül 2001'de New York Ticaret Merkezi'ne gerçekleştirilen akıl almaz saldırılarda İkiz Kuleler çökmüş ve 3 binden daha fazla insan can vermişti. Bu saldırı, ABD'ye bir emperyalist savaş dalgası yaratması için gerekli ortamı sağlamıştı. Bu çerçevede 11 Eylül saldırılarının ardından dünyanın yeni bir sürece girişini hep beraber yaşadık. Soğuk Savaş'tan galip çıkan ABD egemen sınıfları, geriden gelen ve potansiyeli çok büyük olan başka bir devin rekabetine karşı hamle yapmak durumundaydı. Bu büyük devin (Çin tabi ki) yanı sıra Hindistan, Rusya ve Brezilya büyük bir hızla gezegenin ekonomik-politik yörüngesini açıkça değiştirmeye başlamıştı.
ABD'nin yeni bir şeytani düşmana ve buradan kaynaklanacak sinerjiye olan ihtiyacı ile 11 Eylül saldırıları arasında bir korelasyon kurmak gerekiyor. Bin Ladin'in organize ettiği söylenen saldırılarda komplonun nerelere kadar uzandığını tam olarak saptamamız eldeki olanaklarla mümkün değil, en fazla belirli kestirimlerle yetinebiliriz. Diğer taraftan kesin olan şeyler var. İlk olarak, 11 Eylül saldırılarının Amerikan emperyalizmine saldırılarını yayması ve yeni bir dönemin kapısını aralaması için gerekli itilimi sağladığı tartışma götürmez bir gerçek. Kritik bir diğer nokta da Osama Bin Laden ve ekibinin ve hatta diğer birçok İslamcı-cihatçı örgütün ABD askeri gücü ve gizli servisleriyle (Suudi ve Pakistanlı mevkidaşlarının dolayımı ve yardımıyla) uzun yıllar boyunca iç içe geçen bir ilişkiler yumağı içinde bulunduğudur.
11 Eylül'ün ardından başlayan dalgada 2 ülke işgal edildi, bu ülkelerde milyonlarca insan öldürüldü, terörizmle savaş kapsamında dünyanın birçok bölgesinde geniş askeri operasyonlar yapıldı, anti-terör yasaları ile emekçi sınıflara ve muhalif hareketlere karşı baskılar yoğunlaştırıldı, Batı'da İslam-fobi oluşturuldu, medeniyetler çatışması tezleri işlendi…
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile enerji havzalarının kontrolü ele geçirilecek ve Çin sanayisinin şiddetle ihtiyaç duyduğu enerji koridorları ve kaynakları denetim altına alınacaktı. Bu arada cihatçı örgütlerin sadece birtakım şaibeli bombalamalar yoluyla değil doğrudan savaş sahasına sürülmesi anlamında da son kullanım tarihinin geçmediğini eklemek gerekiyor. Bu tarz örgütler enerji zengini Orta Asya ve Kafkasya'da Rusya'ya karşı operasyon halindeyken Sincan'da ezilen Uygurlar'ın Çin'e karşı beslediği öfkeyi çoğu kez İslami unsurlar harekete geçiriyor.
ABD merkezli operasyonların son durağında ise Libya bulunuyor. Eli kanlı diktatör Kaddafi'ye karşı başlayan popüler ayaklanma sonuca ulaşamayınca emperyalist güçlerin doğrudan müdahalesi için şartlar oluşmuş oldu. Şimdilerde ABD Trablus'u bombalıyor, şimdiden Kaddafi'nin bir oğlunu öldürdüler. Hatırlanacak olursa Irak'ta da önce Saddam'ın oğulları öldürülmüştü sonraysa kendisi. Kaddafi'nin sonu böyle mi olur bilinmez ama emperyalizmin sürekli savaş stratejisi tam gaz devam ediyor ve edecek. Ladin'in ölümü emperyalist saldırganlığın dozajında bir değişime yol açmayacaktır.
Osama Bin Ladin'in Yükselişi
Yemen kökenli Suudi milyarder Usame Bin Ladin'in yıldızı SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesinden sonra parlamaya başladı. Afganistan'da başlayan ulusal direniş hareketi en çok da işgal edenin SSCB olmasından ötürü İslami bir karakter kazandı. Cihatçı grupları organize eden tabi ki ABD idi. ABD'nin bu konudaki iki büyük müttefiki Suudi Arabistan ve Pakistan'dı. Halen daha ABD'nin Ortadoğu'daki en kritik ortağı durumunda olan Suudi rejimi, Afganistan'daki cihatçılara büyük destek verdi. Finansman Suudi prenslerince sağlanırken, istihbarat, lojistik, iletişim ve nakil işlerinde Suudiler büyük görevler üstlendiler. İşte, kendisi de multi milyarder olan Suudi prenslerin dostu ve ortağı Osama Bin Ladin bu süreçte öne çıkacaktı.
Afganistan'ın kontrolü için merkez üs her zaman Pakistan olmuştur. ABD, Pakistan'daki denetimini 1977'de Ziya Ül Hak darbesiyle sağlamıştı. Bu darbeyle sosyal demokrat Zülfikar Ali Butto iktidardan indirilmiş ve 1979'da idam edilmişti. ABD'nin yeşil kuşak projesinin en kilit uygulayıcısı olan Ziya Ül Hak döneminde Pakistan'da 40 bin civarında yabancı cihatçı medreselerde eğitildi. Bu cihatçılar bir süre sonra ABDli “ramboların” desteğinde Afganistan'da SSCB'ye kan kusturmaya gideceklerdi. Bunun dışında bu medreselerde eğitim alan yüz binlerce Pakistanlı Peştun ve Afgan “talebe” 1990'larda Afganistan'da Taliban iktidarını inşa edeceklerdi. Yüz binlerce sivilin yanı sıra yaklaşık on beş bin SSCB askerinin de öldüğü bu işgal SSCB'nin çöküşünü hızlandırdığı gibi Stalinizmin günahlarından büyük bir parça olarak dünyada ve özellikle Müslüman dünyada “sosyalizm” ideallerine büyük bir darbe daha indirmişti. Bunun sonucu olarak Ortadoğu'da sol büyük bir çöküş sürecine girerken İslami hareket büyük bir çıkış sağlamıştı.
Afgan Savaşı Bittikten Sonra
Afgan macerası tam bir fiyaskoya dönüşürken Stalinist bürokrasi serbest piyasaya açılıyor ve SSCB sona doğru gidiyordu. Afganistan'daysa farklı cihatçı örgütlerle etnik gruplar arasında bir iç savaş başlamıştı. 1990'ların sonuna doğru Pakistan ve Suudi destekli Taliban hemen hemen tüm Afganistan'ın kontrolünü ele geçirecekti.
Bu arada Saddam Hüseyin Kuveyt'i işgale kalkınca 1991'de ABD Irak'a saldırmış ve işgale girişmişti. Suudi rejimi ABD'yi destekleyip ülkeyi ABD'ye tam anlamıyla açınca cihatçı organizasyonlar ile Suudi rejiminin arası açılmıştı. Bu tarz örgütlerden biri de Osame Bin Ladin'in El Kaide'si idi. Bu örgüt 1990'ların ikinci yarısından itibaren birçok ülkede ABD hedeflerine bombalı saldırılar düzenledi. Tabi bunların en mühimi 11 Eylül 2001'de New York'ta gerçekleşen olacaktı. Bu durumda bir zamanlar SSCB'ye karşı kullanılan silahın sahibine döndüğünü mü düşünmek gerekir? Bu tarz bir düşüncenin doğruluk payı var ama güçlü kayıtlar düşmek gerekiyor. Tabi ki bombalı saldırıları esas alırsak silah geri tepmiş durumda. Ama biraz derinlemesine düşünürsek “bu tarz bombalı saldırılar ABD emperyalizmine nereye kadar zarar verebilir” diye sormamız gerekir. Aslında bu tarz saldırıların ABD'nin işini zorlaştırmaktan ziyade ona bir takım fırsatlar sunduğunu yaşayarak gördük. Ayrıca 1990'lardan itibaren ABD hedefleri saldırıya uğrasa da küresel cihat grupları Yugoslavya'da (Bosna ve Kosova'da) ve Çeçenistan'da ABD ile işbirliği içinde olmaya devam ettiler.
Küresel İslami network denen, başını da El Kaide'nin çektiği grupların gizli servislerin elindeki oyuncaklara dönüşebildiğini hesapladığımızda Bin Ladin'in aslında hem ABD hem de cihatçı örgütler için bir “yüz” olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. ABD için terörizmle savaşı meşrulaştıran bir şeytan, cihatçı network içinse bir sembol.
Neden Öldürüldü?
Kısacası Filistinli Hamas, Lübnanlı Hizbullah, Afganistanlı Taliban, Somalili Şebbab ve ulusal dinamiklere ve reel güçlere yaslanan diğerlerinin bir yere kadar ABD'nin başını ağrıttığı söylenebilir, ama El Kaide türevlerinin karanlık ilişkiler içerisinde olduğu da bir gerçek. Bu karanlık noktalar üzerine birçok şey söylenebilir ama sadece Ladin'in öldürülüşü bile soru işaretleriyle dolu. 11 Eylül'den beri ABD terörizmle savaşırken Ladin'in Pakistan'da ortalık bir yerde rahat rahat yaşadığı ortaya çıktı. Güya Ladin Pakistan devletinin otoritesinin olmadığı Afgan sınırındaki dağlık bölgelerdeki mağaralarda yaşıyordu. Oysa öldürüldüğü Abbotabad şehri başkente 100 km uzaklıkta ve ülkeleri birbirlerine bağlayan yolların kavşak noktasında bulunuyor. Dolayısıyla Ladin'in Pakistanlı gizli servislerin gözetiminde yaşadığı ortaya çıkıyor. Bu durumdan ülkede cirit atan ABD istihbaratının ve askeri mekanizmalarının haberinin olmaması ise mümkün değil. Dolayısıyla Ladin neden şimdi öldürüldü, hangi gelişmeler bunu zorunlu kıldı, ABD ve Pakistan gizli servisleri hangi hesapları göz ettiler gibi sorular karanlık noktaları işaret ediyor.
ABD'li yetkililerinin Ladin'in cesedini denize attıklarını duyurması da kulakları tırmalar cinsten. En yakın denizin neredeyse 1000 km'den uzakta olduğu ortadayken operasyonun hemen ardından alelacele cesedi denize attık demenin anlamı nedir?
Ayrıca Ladin'in sağ ele geçirilebilecekken öldürülmüş olması da manidar. Bin Ladin'in sağ yakalanması ve yargılanması durumunda CIA ile ilişkileri, 11 Eylül saldırıları ve Afganistan'da geçmişi uzun yıllara dayanan diğer kirli ilişkiler yumağı hakkında konuşması şüphesiz ABD egemen sınıfı için pek hoş olmayacaktı. Bu anlamıyla Ladin'in sağ yakalanabilecekken öldürülmesi bütünüyle bilinçli yapılmış bir tercih.
Müslüman Coğrafyanın Geleceği
Afganistan'da SSCB'ye karşı yürütülen cihat ile İran'da Humeyni'nin zaferi Müslüman coğrafyasında taşları yerinden oynatmıştı. Stalinizm İran'da da en az Afganistan'daki kadar büyük suçlara imza attı: Moskova merkezli Tudeh ve Fedai (Çoğunluk) -ki bu gruplar İran solunun en büyük örgütleriydi- Humeyni rejiminin iktidarını sağlamlaştırmasına yardım ettiler. 1980lere girildiğinde Stalinizmle temsil edilen sol Ortadoğu'da kesin bir geri çekilme içine girerken İslami örgütler büyük prestij elde edeceklerdi. Bin Ladin gibilerini en başta bu tarihsel arka plan çerçevesinde yorumlamak gerekir. Stalinizmin ve çoğu kez işbirliği içerisinde oldukları Baas rejimlerinin ihanetleri olmaksızın Ladin vb leri güçlenemezlerdi.
Diğer taraftan İslamcılar da son 30 yıl içerisinde sınavlardan geçtiler. Şu sıralarda Türkiye'de olan da bu. Ve Müslüman emekçiler için İslamcıların bu sınavdan geçemedikleri ortada. Ladin öldürüldü ama Müslüman coğrafyada çok küçük bir kesim için bir kahraman ya da idol durumunda. Ortadoğulu emekçiler diktatörlere karşı ayaklandılar, bedeller ödediler, kah sonuç aldılar kah alamadılar ama bunu asla cihat bayrağı altında yapmadılar. Tersine hareket belirsiz de olsa özgürlük sloganlarıyla gelişti ve Mısır'da Ortadoğu'nun en köklü İslami hareketi olan Müslüman Kardeşler'in maskesini indirdi. Bu büyük enerjinin yeniden devrimci kanallara akması ise gerçek Marksist geleneğin ilerlemesine bağlı.
bolsevik.org
|

07-05-2011, 11:39
|
|
|
ladin
ladin 2001 ömüştüya yinemi öldü buadam alahlalaah 9 canlı kaliba amam in şalah geriye kaldı 7 canı inşalah ölecek ölecek
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:03 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|