Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular.

ahmet şık-imamın ordusu ya da basılmamış kitap avı

Güncel Mevzular içerisinde ahmet şık-imamın ordusu ya da basılmamış kitap avı konusu: ''Dokunan yanar arkadaşlar!" Henüz basılmamış bir kitap “İmamın Ordusu”. Örgütsel dökümanmış “İmamın Ordusu”. Kitabın yok yok örgütsel dökümanın kopyasını polise teslim etmeyenler “terör örgütü”ne yardım yataklıktan yargılanacaklar yoksa…. Peki Anayasa’nın ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 25-03-2011, 21:05
maviagac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hiperuyuşuk
 
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
Blog Başlıkları: 1
Standart ahmet şık-imamın ordusu ya da basılmamış kitap avı

''Dokunan yanar arkadaşlar!"





Henüz basılmamış bir kitap “İmamın Ordusu”.

Örgütsel dökümanmış “İmamın Ordusu”.

Kitabın yok yok örgütsel dökümanın kopyasını polise teslim etmeyenler “terör örgütü”ne yardım yataklıktan yargılanacaklar yoksa….

Peki Anayasa’nın ifade ve basın özgürlüğünü düzenleyen 26. ve 28. maddeleri neden var?

Hani “Basın hürdür, sansür edilemezdi, basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz” (madde 28) dı?

Hani “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahipti, bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsardı, bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildi?” (madde 26)

Ama haklısınız anayasa belirli zamanlarda uygulanagelen keyfi bir yasalar bütünüdür.

Yani imamın ordusu keyfi yettiğinde, keyfinin istediği yere baskın yapabiliyor. Tıpkı gece yarısı İthaki Yayınevi’ne yapılan baskın gibi. Ertuğrul Mavioğlu’nun çalıştığı Radikal Gazetesi’ne yapılan baskın gibi.


Çok özel yetkilerle donatılmış savcı Zekeriya Öz postmodern bir 12 Eylül yaşattı bize. 12 Eylül’de basılmış bildiriler, kitaplar ve benzeri dökümanlar toplatılırken 24 Mart’ta da hard diskler alınıp, belgeler bilgisayarların hafızasından siliniyor. Peki bu yaşananları bizim hafızamızdan hangi özel yetkili savcı silecek. Tıpkı İthaki Yayınevi Sahibi Ünal Koçan’ın söylediği gibi: “Bundan sonra zihinlerimize yönelik bir tasarruf söz konusu.”

Türkiye’nin utanç belleğine kazınacak bu tarih. Faşizm şekil değiştirse de amaç değiştirmiyor. Jet hızıyla Libya Tezkeresini meclisten geçiren AKP Hükümeti, kitap avına “Şık bir hareket değil” diyerek şık bir yorum getiriyor.

Sözün bittiği yer mi gerçekten yoksa daha göreceklerimiz mi var bilmiyorum? Basılmayan kitabın toplatılması Sırrı Süreyya’nın bugünkü yazısında bahsettiği Aziz Nesin’in “Bir Sürgünün Anıları” kitabını hatırlattı bana. Amerikan emperyalizmine karşı halkı uyandırmak için “Nereye gidiyoruz” adlı bir broşür hazırlayan Aziz Nesin, ön yüzü basılıp arka yüzü basılmayan 11 bin nüshayla beraber gözaltına alınır. Takunyalı faşistler 1948’de de aynı 2011’de de. Varın gelin göreceklerimizi siz hesapeyleyin.

Kitap avı tüm hızıyla sürerken “Twitter boş, tezek kokusu gerçek” diyen Başbakan Erdoğan’a soruyorum: “Bir tezek kokusu geldi mi Başbakan Erdoğan?”


esra koçak

Konu maviagac tarafından (25-03-2011 Saat 21:11 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 25-03-2011, 22:39
kizilirmak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
bunlar zıvanadan çıktı iyice..çok şaşırdım ben haberi ilk duyduğumda.tamam akp nin ileridemokrasisini biliyoruz ama açıkçası bu kadarını da beklemiyordum..vay be!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 26-03-2011, 14:36
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Türkiye ne vakit hukuk devleti oldu ki şaşırılacak bir şey yok, siz yeterince analiz edemiyorsunuz bence.

Zaten hukuk işlese ikide bir; "burası hukuk devleti haa, ona göre" demezler temsilciler. Cumhuriyet böyle kuruldu zaten biz yaptık oldu şeklinde, hala o devam ediyor.eskiden biz yaptık oldu diyenlerin resmi veya gayri resmi sempatizanları ve temsilcilerinin boynuna geçti ip o biraz değişikk bir durum.

Hukuk işlemiyorsa nasıl duruyor bu devlet? Evet normalde devletler hukuki sistemi oturturlar önce,bir nevi uzlaşma oluşturulur çeşitli kesimlerle buna da sonradan milli çağdaş demokrasi adı verilmiştir. Türkiye gibi ülkelerdeyse durum değişiktir, çeşitli yollarla iktidarı ele geçirip zamanla kadrolaşanlar kendi gayri resmi baskı yasaları ile halkını birbiriner karşı kışkırtıp düdükler.

AKP den önce devletin güvenlik sorunlarının başında irtica geliyordu. Bu soruna sağ parti ve iktidarlar da tehdit olarak bakıyordu, her zaman aşırıya gitmese de örneğin CHP ve kemalistler gibi, yine de karşı bir tutumları vardı cemaatciliğe. Bunlar resmi olarak hukukun sorunu olmazdı, hukuka en son sıra gelir, tehdit olduğu, rejimi değiştirmeye çalışıldığı iddiasıyla komünistlere olduğu kadar olmasa da istihbarat ve klluk güçleri üzerinden ordu desteği ile güya anayasaya bağlı kanunlar yürütülürdü. Bu nedenle mevcur darbe anayasası da değişemezdi,değişmesi istenmezdi zaten çünkü bunlar iktidardılar bu sayede.

AKP düşe kalka yasaları zorlayarak iktidara gelmeyi başarınca bu gayri resmi devleti ele geçirdi haliyle ilk önce, uzun iktidarında (o Yüzden şimdi Devlet Bahçeli aklı evvel kişisi 12 yıl iktidar lazım bize diyor, Milliyetçi Cephe hükümetleri zamanında kadrolaştıkları yerleri geri alcak böyle güya)
AKP derin devleti ele geçirince ilk iş güvenlik sorunları içinden irticayı sildi. Ama silmek ve kovuşturmayı kesmek yetmedi tabi. Artık denetim bu iktidarda olduğuna göre, aynı hukuksuzlukları darbe anayasasından çıkma kanunları en katı biçimde yorumlayarak daima suçlu bulacak savcılara onun da ihtiyacı var. Bu acaip savcılardan en önemlisi de Zekeriya Öz. Ortak gündemleri olduğu dikkatli takip edenlerce gözden kaçmıyor lakin,ne vakit iktidara ağır ithamlar gelse ardından özel savcı operasyonuyla çeşitli gazeteci ve yazarlar, güçten düşmüş siyasiler kovuşturmaya maruz kalıyor. Mevcut soruşturmaların sonuca ulaşmak gibi bir gayesi olmadığı da ortada. Bu iktidar sürdüğü sürece ergenekon ve balyoz davaları sürecek isterse iktidar 20 yıl sürsün, dosya da o kadar genişler. İşin trajikomik kısmı ise Tuncay Özkan gibi iki lafı bir araya getirmekten aciz elitist zibidilerin büyük planlar peşinde olduğu gibisinden paranoyalara vakıf olan komedilerin olağan hale gelmesi. Şimdi de bu Ahmet Şık ve kitabı çok önemli adam çok önemli konu oluverdi,biz salaklar da (halk yani, silahımız yok ondan salağız) izliyoruz.

Çünkü, AKP şu gizli defterde yazan güvenlik tehdidi konusunda yerni tehdit buldu iktidarı için. Defteri ortadan kaldırmadı, hukuka işlerlik kazandırmak acil sorunu değil. O derin devlet defteri hala duruyor yani ama artık onun birincil tehdit başlığında, "irticaya karşı savaştığını iddia eden darbeciler" yazmakta. Bunun içinde Kenan Evren yok tabi. Öbürleri var. Didik didik evleri, cepleri talan edilip yargılanacak bunlar, bunlara adım atma şansı tanınmayacak. Fethullah Gülen düşmanları artık vatan haini olacak.

O yüzden bu imamın ordusu adlı kitap sırf başlığı nedeniyle bile kovuşturma konusu. Uyanın artık değişen türkiye değil onu yöneten iktidar sadece, yani öncekilerden daha hukuksuz daha garip şeyler değiş şu an cereyan edenler. İslami kesimin terakkiciliği nasıl olur görün sıra onlarda. Madem siz bu mantaliteyi devletin güvenliği için şart koyup böyle olmaz diyene terörist diyorsunuz alın size son sürümü olan takım elbise giyinmiş islam takkeli terakkiciler. Bu halkın bu saçmalığı anlaması için dahas çok fırın ekmek yemesi lazım tabi hala vatanseveriz, müslümanız vs diye köylü kafasıyla düşünebilen budala bir ayaktakımından ibaret halkın çoğunluğu.

İşin kötüsü, bizde iktidar bu şekilde zamanla diktatörleşen bir altyapı olanağuını barındırdığı için rejimin bu biçimi yüzünden, araplarda olduğu gibi sokağa dökülünce karşı olunacak belli bir iktidar da yok bunlar gitsin rahatlayalım biraz denebilecek. En dincisi bile iktidarı görünce ne büyük kudrete vakıf olduğunu farkedip hemen lehinde kullanmaya başlıtyor. Komünist bir parti gelse iktidara seçimle, gene aynı şey olurdu o kadar yani.

Ancak AKP nin bir handikapı var, orduyu yönetmek istiyor ona özel yetki tanımadan. Yani polisi, sınır güvenliği, savaşlar dışında resmi ve gayri resmi güvenliğin tek hakimi yaparak aynı durumu sürdürmeye çalışıyor. Bu bir risk kendisi için, lakin bu buyurgan sistem ordu olmadan kurulamazdı kolayca. Polisi ve savcıyı da istediğin kadar yetkilendir dinlemeyenler çıkacaktır, tokat yediğinde ağlamak densizlik demek kurtarmaz.

Konu Orgon tarafından (26-03-2011 Saat 14:44 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 26-03-2011, 15:28
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
Alıntı:
Türkiye ne vakit hukuk devleti oldu ki şaşırılacak bir şey yok, siz yeterince analiz edemiyorsunuz bence.

Zaten hukuk işlese ikide bir; "burası hukuk devleti haa, ona göre" demezler temsilciler. Cumhuriyet böyle kuruldu zaten biz yaptık oldu şeklinde, hala o devam ediyor.eskiden biz yaptık oldu diyenlerin resmi veya gayri resmi sempatizanları ve temsilcilerinin boynuna geçti ip o biraz değişikk bir durum.
Çok doğru tespitler. Gerisini okumadım ama muhakkak onlarda da doğru tespitler vardır.

Fakat Akp dönemindeki hukuksuzluğun başka bir boyutu var. O da Akp'nin demokratikleşme iddiası ve bu iddiasını kısmen göstermelik de olsa uygulaması.
Ergenekon davasını bi bakıma olumlu buluyorum. Çünkü Tc'de hukuksuzluğun üzerine ilk defa bu kadar gidildi.
Fakat sorun şu ki, Akp kendi Ergenekon'unu -hukuksuzluğunu yani- oluşturuyor. Bunu da belirli kritik bürokratik konumlara kendi adamlarını yerleştirerek yapıyor.
Bu eylemlerinin gücünü parlementodaki çoğunluktan, dolayısıyla seçimlerde aldığı oylardan alıyor.
Bu durumda Ergenekon davasının olumlu yanlarının bir kazanım olarak kalabilmesi için Akp'nin kendi ergenekonunu oluşturmasının önüne geçilmesinin tek yolu akp'nin tekrar tek başına iktidar olamaması.
Bunun için Akp'nin çelişkilerini gözler önüne sermek gerekiyor. En azıdan liberallerin desteğinin Akp'den çekilmesi gerekiyor.
Tayyip neredeyse kendini padişah zannetmeye başladı. Kaç senedir iktidardalar. Herşeyi yapabiliriz zannediyorlar. Gitmeleri lazım.
Bunun için zaten eskisinin aynısı bi farkları yok demek yerine bu hukuksuzluğu zorbalığı gözler önüne sermek gerekiyor olanca gücümüzle.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 28-03-2011, 04:59
maviagac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hiperuyuşuk
 
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
Blog Başlıkları: 1
Çok radikal direniş

Önceki akşam Radikal’deki arkadaşlarla Yakup’taydık.
Şöyle baktım; başımıza gelen bu felaketler bile neşemizi bozamıyor.
Herkes işin ciddiyetinin sonuna kadar farkında.
İçimizdeki en Radikal, en özgürlükçülerden biri olan Tuğrul Eryılmaz çıldırmış vaziyette.
Bıraksan 40 yıl öncesinin Basın Yayın Yüksekokulu’na dönecek ve sokağa fırlayacak” diye başlıyordu Ertuğrul Özkök’ün yazısı.

Yakup’ta Tuğrul Eryılmaz ve yazının devamından anlaşılacağı üzere Ertuğrul Mavioğlu (Sedat Ergin’in de olduğu anlaşılıyor) ile oturup üzüntülerinden mizaha dönüverip “Silivri’ye gidecek olsanız yanınıza neler alırsınız?” mavrasına başlıyor.
Anlaşılan bizim Tuğrul ile Mavioğlu, Özkök’le kadeh tokuşturup gidişata vahvahlanmışlar.
Hikâyenin ilginç olan noktası, bu geceden her ikisinin de haberinin olmaması. Bu mavra, bu muhabbetten Tuğrul’un hiç haberi yok. Ertuğrul M. de gece yarısı gazeteden genç arkadaşlarının ısrarıyla Yakup’a uğramış.
Özkök, emeklilik kapıyı tırmaladıkça kendisine yeni müttefikler bulma gayretinde. Bu konuda yolu da fevkalade açık görünüyor.
AKP’nin büyük başarısıyla Özkök’ün çizdiği resmi bağlantılandırmak eğilimindeyim.
AKP’nin gözü dönmüş siyaseti, bambaşka bloklar yaratarak, muhaliflerini tektipleştirip itibarsızlaştırarak sahneden silme üstüne kurulu. Özkök’ün ‘Bakın sonunda kimler dediğime geldi’ numaralarına da aşinayız. O da kendi sofrasına eriterek itibarsızlaştırmaya pek meraklıdır.
Radikal baskını üstüne bir şeyler yazmayı düşünüyordum elbet.
Özkök’ü okuyunca her şey kafamda iyice şekillendi.
Özkök’ün şu yazısını okuyunca insanın kafasında nasıl bir resim oluşur?
İnsanın kafası karışmaz mı? Son anda her şeyi bırakıp CHP’den aday olmasını beklediğim Zekeriya Öz ne yapsın?
Genelkurmay başkanlarımızın tehditkâr uyarılarının bütün hukukçuları şaşkına çeviren bir sözde hukuk diline tercümesiyle bu topluma yepyeni bir ufuk açan Savcı Öz sıkıyönetim ilan etti bile.

Radikal direniş
Metni elinde bulundurup kendisine teslim etmeyen de çeteci olarak yargılanacakmış. Tehdit hukuku.
Bu bağlamda Radikal gazetesine yapılan polis baskını bütün toplumu şaşırtmış görünüyor. Günlerdir her kesimden insan basılmamış bir kitaba yönelik polis harekâtını ağzı açık seyrediyor. Hükümet yanlıları bile yüzlerini toparlayıp söyleyecek söz bulamıyor.
Ama benim canımı yakan, ellerinde hiçbir savcıya yakışmayacak bir gerekçeyle gazete kapısında peydah olan polisler karşısında gazetecilerin hiçbir direniş göstermemiş olmasıdır.
Bu Fethullah Hocaefendilerinin pek efendi polisleri, kendilerine besbelli diyet borcu olan hükümetin de sırtlarını tapışlamasıyla esip savurarak ortalıkta geziyorlar. Bu durumun hukukla uzaktan yakından bir ilişkisini kurabilen varsa beri gelsin.
Ahmet Şık’ın suçunun ne olduğunu bilmiyoruz. Başbakan’ın ve kimi bakanlarının imalarıyla hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz hunharlıkta, şeni bir suç olduğu anlaşılıyor. Ama bize açıklanmıyor. Kitabıyla ilgili olmadığını söylemişlerdi. Ama şimdi kitabının gölgesi peşinde insanlara tehditler savurup, gazeteleri basıyorlar.
Bu durum karşısında sıradan vatandaşın yapabilecek fazla bir şeyi yok diyelim, gazeteciler buna nasıl izin veriyor? Kapılarına dayanan polise, en değerli muhabirlerinin bilgisayarını kuzu kuzu nasıl ve neden teslim ediyorlar?
Neden o polislere savcılarını da utandıracak şekilde bir direniş gösterilmiyor?
Gazete, neden o tarihe geçecek baskını naklen okurlarına izletmiyor? Neden, ama neden kıyamet koparılmıyor? Neden diğer medya kuruluşlarıyla o anda irtibata geçilip bir dayanışma hattı oluşturulmuyor?
Neden bir kitap taslağı bulundurmanın suç olduğunu kabul edip polislere sessiz sedasız, kamerasız muhabirsiz bir ortamda işlerini rahatça yapabilmeleri sağlanıyor?
Bu soruların cevabını bilmiyorum. Ama elbette tahminlerim var.
Bu tahminlerin önde geleni, gazetecilik ruhunun bu memlekette tükenmeye yattığıdır.
İkinci tahminim, Fethullah Efendi yandaşlarının bu kadar fütursuz davranacak kadar palazlanmışlığı karşısında herkeste artık açıkça görülebilen korkudur.
Kolluk güçlerine teslim edilmiş yeni hukukumuzla hepimizi çok daha büyük felaketler bekliyor.
İşte şimdi de basılmamış bir metni bile koruyamayan gazetelerden, gazetecilerin kaleminden okuyorsunuz, BDP’nin başlatmış olduğu sivil itaatsizliği.
Sivil mi? İtaatsizlik mi? Bunlar neydi sahi?


Yıldırım Türker
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 28-03-2011, 17:21
kizilirmak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
AKP, Ergenekon ve İçerik

(15.03.11)

Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da Ergenekon kapsamında tutuklanması AKP'nin Türkiye'yi nereye götürdüğü sorgulamalarını yoğunlaştırdı. Sözkonusu bu son tutuklamalar karşısında Ergenekon operasyonları konusunda hükümete her zaman açık destek vermiş olan liberal, sol liberal çevreler kendi çaplarında AKP'ye sert eleştiriler getirdiler. Kendi çaplarında diyoruz çünkü Tayyip Erdoğan bu kesimlerin herhangi bir toplumsal ağırlık taşımadıklarını yüzlerine acı bir şekilde çarpmakla kalmadı, kendisine yönelen liberal eleştirilerin kimilerini mahkemeye sevk etti. Tayyip Erdoğan'ın liberal kesime karşı bile bu kadar rahat ezici bir ton takınabilmesi AKP hakkındaki şüpheleri güçlendirdi.

Son tutuklamalara dair bazı noktaların altını çizmek gerekiyor. Bu isimlerden Ahmet Şık, Nokta dergisi adına Darbe Günlüklerini açığa çıkartan ismin ta kendisiydi, ki ortaya çıkardığı Darbe Günlükleri Ergenekon operasyonlarının en kilit belgelerini teşkil etmekteydi. Ve bu kişi şimdi Ergenekon operasyonunda tutuklanıyor. Nedim Şener de Hrant Dink cinayetinin aydınlatılmasında yürüttüğü çabalarla tanınan ve bu suikastte kamu görevlilerinin en hafifi ihmalle başlayan suçlarını ortaya döken isimdi. Şimdi o da Ergenekon'dan içeride.

AKP, Ergenekon operasyonları için düğmeye bastığında sol liberallerin “demokratikleşiyoruz” sevinciyle destek olmalarına cevaben biz Marksistler bunun esasında egemen sınıflar arası bir iktidar kavgası olduğunu, demokratikleşmenin bu tarz tepeden polisiye operasyonlarla sağlanamayacağını, emek mücadelesinden bağımsız bir demokratikleşmenin mümkün olmadığını belirtmiştik. Bu yüzden de demokratikleşme adı altında AKP'ye destek olanların egemen sınıfın bir kanadına eklemlendiğini ifade etmiştik.

Şimdilerde tablo, özellikle de bu son iki tutuklamanın ardından iyice netleşmiş durumda. Bizzat derin devletle uğraşan gazeteciler AKP ile ters düştüklerinde tamamen uydurma gerekçelerle hapse kolayca atılabiliyorlar. SDP genel başkanı ve daha birçok sosyalist en ucuz komplolarla Ergenekon'la ilişkilendirilerek hapse atıldılar ve ne zaman çıkacakları da belli değil.

Buradan çıkarılması gereken birinci sonuç, aslında Marksistlerin Ergenekon operasyonun en başından beri söylediği şey: Demokratikleşme tabandan kitlesel mücadele ile emek eksenli bir hatla geliştirilebilir. AKP'nin başlattığı operasyonlar ise egemen sınıflar arasındaki tarihsel çekişmenin bir ifadesidir. Bu kavgada bir kanat demokrasiyi diğer kanat laikliği ideolojik bir silah olarak toplumsal destek kazanmak adına istismar eder. Emekçilerin bu kavgada egemen sınıfın bu kanatları arkasına yedeklenmesine müsaade edilmemelidir.

Diğer bir sonuç ise AKP'ye ilişkindir. AKP konusunda işçi sınıfının kafasının net olması büyük önem taşımaktadır. AKP hükümeti, Türkiye tarihinin görmüş olduğu en azılı işçi düşmanı hükümetlerin başında gelenlerden birisidir. İktidara geldiği günden itibaren yerli ve yabancı sermaye adına işçi sınıfına amansız saldırılarda bulunmaktadır. Bu nedenle işçi sınıfı ve genel olarak emekçiler kendi varoluşları bakımından zaten AKP hükümeti ile doğal bir çatışma halindedir. Dolayısıyla işçi sınıfının ve devrimcilerin AKP hükümetine karşı mücadele etmesi sınıf mücadelesinin tabiatı gereğidir.

Örtük biçimde AKP hükümetine karşı mücadeleyi tavsayan sol unsurlar aslında AKP'yi ilerici görmekte ve bu nedenle saldırılarında AKP'yi hedef almamakta özen göstermektedirler. Bu tavır aslında sınıf mücadelesinin reddi ve “ilerici” burjuvalarla burjuva demokratik hülyalara dalmak anlamındadır. Diğer taraftan AKP'ye karşı muhalefetin içeriği ulusalcı ve Kemalist formülasyonlardan büyük dikkatle temizlenmelidir. Bu özellikle Stalinizmden Kemalizme uzanan ulusal refleksleri gelişkin Türkiye solunun heterojen yapılı bileşiminde zor bir iştir. Bunun için pusulamız sınıf merkezlilik, işçilerin birliği, enternasyonalizm ve yaşam tarzı üzerinden gelişen değil sınıfsal ayrışmaları öne çıkarmak olmalıdır.

bolsevik.org
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 28-03-2011, 18:38
She - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
She She isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Guevara ☭
 
Üyelik Tarihi: 02-07-2008
Nerden: birleşik insanlık realitesi
Yaş: 22
Mesajlar: 81
Blog Başlıkları: 4
şükürler olsun ki bizim yayın evi basılmadan kitabı bastık. @allahcc.


önsözünden gerisi okunmamış tozlu bir kitabın, satır arasında saklı kalmış yaraya dokunabilmektir bir insanı anlamak.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 28-03-2011, 21:54
cebren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Belkim..
 
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 666
gecmişte matbaanın gec gelmesini saglayanların, bitmediginin gostergesidir.
''reenkarnasyonu en optimum kullanan kesim'' i kutluyoruz.
lan bide bunların kapitalizmle islamı barıstırma cabaları var ki en muthişi de o olacak, ama tabi anlasıldıgında.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ahmet, ordusu, şık-imamın


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ahmet Kaya fenasi Biyografiler 51 31-03-2012 07:16
Ahmet Altan detays Medresetul Lugat 33 31-01-2011 03:36
Ahmet TELLİ gordion Şiirler 15 23-03-2010 00:27
Ahmet İnam seboistfilozof Felsefe 17 30-12-2007 13:53
Ahmet Telli fenasi Biyografiler 5 16-10-2007 16:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:01 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info