|
|
| Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular. |
Siyasetin Tarzı Tarzın SiyasetsizliğiGüncel Mevzular içerisinde Siyasetin Tarzı Tarzın Siyasetsizliği konusu: üniversitelerde tkp -kürt hareketi çatışmaları
28 şubat 2011
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusu'nda iki karşıt öğrenci grubu arasında çıkan çatışmada 1'i ağır 5 öğrenci yaralandı. Olaylar sırasında atılan taşlardan öğretim görevlilerine ...

11-03-2011, 20:27
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
|
|
Siyasetin Tarzı Tarzın Siyasetsizliği
üniversitelerde tkp -kürt hareketi çatışmaları
28 şubat 2011
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusu'nda iki karşıt öğrenci grubu arasında çıkan çatışmada 1'i ağır 5 öğrenci yaralandı. Olaylar sırasında atılan taşlardan öğretim görevlilerine ait araçlar da hasar gördü.
Ankara Üniversitesi'nde öğrenim gören BDP ve TKP'li olduğu belirtilen iki öğrenci grubu arasında bugün öğleden sonra gerginlik başladı. Cebeci Kampusu'ndaki gerginliğin kavgaya dönüşmesiyle iki karşıt grubun öğrencileri refüjlerdeki mermerleri kırarak birbirlerine atmaya başladı. Atılan mermer ve taşların isabet ettiği 5 öğrenci yaralandı. Bir öğrencinin sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi. Yaralı öğrencilerden 2'si Numune Hastanesi'ne, 3'ü ise Ankara Hastanesi'ne kaldırıldı.
Olay yerine çok sayıda ambulans sevk edilirken, çevik kuvvet ekipleri Cebeci Kampusu'na girerek olaylara müdahale etti. TKP'li öğrenciler bir süre sonra okuldan tahliye edilirken, diğer grubun öğrencilerinin daha sonraki saatlerde okuldan polis tarafından çıkartılacağı bildirildi.
3 mart
Anadolu Üniversitesi'nde BDP'li öğrenciler ile TKP'li öğrenciler arasında kavga çıktı.
ESKİŞEHİR Anadolu Üniversitesi'nde BDP yanlısı öğrenciler ile TKP'li öğrenciler arasında kavga çıktı. Olaylarda bir polis aracının camı atılan taşlarla kırldı.
Yunus Emre Kampüsü öğrenci yemekhanesi önünde bugün öğle saatlerinde meydana gelen olayda BDP'li bir grup öğrenci, bildiri dağıtan ve afiş asan TKP'li gruba saldırdı. Yumruk ve taşlı kavgayı diğer sol grup üyesi öğrenciler araya girerek daha fazla büyümeden önledi.
BDP'li öğrenciler yaptıkları açıklamada TKP'li öğrencilerin dağıttıkları bildiride Kürtlere hakaret edici sözlerin yer alması nedeniyle bildirilerin dağıtılmasına karşı olduklarını söyledi.
TKP'li gençlerin dağıttıkları 'Türkiye Komünist Partisi'ne oy vermek için 10 neden" başlıklı bidirinin 8'inci maddesinde, 'Komünist Partininin güçlü olduğu bir ülkede Türkiye'de kimse bir yandan birlik beraberlik edebiyatı yaparken, bir yandan milliyetçiliği pompalayıp düşmanlık üretemez, halkları birbirine düşürecek söylemler alıcı bulamaz, Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden ya da ayrılıktan medet umar hale getirilmesine kimse izin vermez, Fransızca, Almanca eğitim verilirken, Kürtçe üzerinde yasaklar kolay kolay savunulamaz' yazısı olduğu belirtildi.
7 mart (anf)
İSTANBUL - İstanbul Üniversitesi'nde yurtsever öğrencilerle TKP'li öğrenciler arasında bir kez daha gerginlik yaşandı. Kürt öğrenciler, TKP'li öğrencilerin üniversitede astığı afişteki bazı ifadelerden rahatsızlıklarını dile getirdiler. Ancak TKP'nin afişi indirmemesi üzerine iki grup arasında kavga çıktı.
TKP'lilerin, yurtsever öğrencilerin tepkilerine rağmen üniversitenin içerisinde bulunan Hergele meydanının bir köşesinde asılı bulunan afişleri indirmemekte ısrar etmesi üzerine çıkan kavgada, bazı öğrencilerin yaralandığı bildirildi. Afişleri indiren yurtsever öğrencilerle TKP'liler arasında yaşanan kavgada en az beş öğrencinin yaralandığı bildirildi.
Olay hakkında ANF’ye bilgi veren yurtsever öğrenciler, TKP'lilerin geçtiğimiz günlerde Ankara Üniversitesinde olduğu gibi, bu kez de İstanbul Üniversitesi'nde gerginliğe yol açan bazı ifadeleri barındıran afişler kullandıklarını söylediler. TKP'lilerin kendilerinin tepkilerine kayıtsız kaldığını anlatan yurtsever öğrenciler; afişlerin indirilmesi yönündeki taleplerinin, TKP'lilerce dikkate alınmadığını belirttiler. Bunun üzerine söz konusu afişleri kendilerinin indirdiğini ifade eden yurtsever öğrenciler, ardından TKP'li öğrenciler tarafından saldırıya uğradıklarını söylediler. Yurtsever öğrenciler, TKP'lilerden provokasyondan vazgeçme çağrısında bulundular.
Saldırıda, sopa ve şemsiyelerin kullanılması nedeniyle 2 Kürt öğrenci çeşitli yerlerine aldıkları darbeler nedeniyle yaralandı. Yaralanan öğrenciler tedavi için Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.
Kavganın gerçekleşme anı bir öğrencinin kameralarına yansırken, görüntülerde üniversitenin güvenlik elemanlarının kavgaya müdahale etmemesi dikkat çekti.
BDP GENEL MERKEZİ, DİYALOG YOLUNU ÖNERİYOR
TKP tarafından hazırlanan bildiriden sonra önce Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde başlayan daha sonra Eskişehir'de yaşanan olaylar için TKP Merkezi'nden bir grup, BDP Genel Merkezi'ni ziyaret ederek olayların yatışmasını talep etmişti. BDP de, bildiriyi eleştirmiş ancak Kürt gençliği ile TKP gençliği arasında yaşanan gerginlikten dolayı parti olarak rahatsız olduklarını açıklamıştı. BDP, TKP'den Kürt sorununa yönelik hazırladığı materyallerde hassas bir dil kullanmasını talep etmiş; Kürt gençlerden de diyalog yolunu tercih etmelerini istemişti.
11 mart
karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada 9 öğrenci yaralandı.
Yıldız Teknik Üniversitesi'nde bir grup öğrencinin 12 Haziran seçimleri için hazırladığı 10 maddelik seçim afişindeki bir madde karşıt görüşlü öğrencileri kızdırdı. İki öğrenci grubu arasında taşlı, soda şişeli çıkan kavgada 9 öğrenci yaralandı. Çeşitli sivil toplum örgütü temsilcilerinin araya girmesiyle olaylar durulurken gözaltı gerçekleşmedi.
Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde, bir grup öğrenci 12 Haziran'da yapılacak olan genel seçimler için hazırladıkları 10 maddelik seçim afişini kampüs duvarına astı. Afişte bulunan bir madde karşıt görüşlü öğrencilerin tepkisine neden oldu. 8'inci madde de bulunan “Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden yada ayrılıktan medet umar hale getirilmesine kimse izin vermez" cümlesinin çıkarılmasını isteyen öğrencilerle, afişi asan öğrenciler arasında kavga çıktı. Çıkan kavgada öğrenciler birbirlerine taş, sopa ve soda şişeleriyle saldırdı. Olayda 9 öğrenci yaralandı. Daha çok başlarından yaralanan öğrenciler üniversiteye çağrılan ambulanslarla çevre hastanelerine kaldırıldı. Rektörlük tarafından üniversiteye çağrılan çevikkuvvet polisleri öğrencilerin arasına girerek kavgaya müdahale etti. Olayı duyan Halk Evleri, Öğrenci Kolektifleri, ÖDP ve Gençlik Muhalefeti'nin temsilcileri okula giderek iki grubu barıştırmaya çalıştı. Yaklaşık 2 saat süren diyaloglar ardından iki grup arasındaki gerginlik son buldu. Bunun üzerine polis ekipleri de kavgaya karışan öğrenciler hakkında herhangi bir gözaltı işlemi gerçekleştirmedi. Gruplar, üniversitenin farklı kapılarından çıktılar. Afişi asan öğrenciler adına Mert Uzun kampüs dışında yaşanan olayla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Uzun yaptığı açıklamada şunları söyledi; “TKP'li öğrenciler Yıldız Teknik Üniversitesi'nde seçim çalışmalarını yürütürken bir grup BDP'lilerin saldırısına uğramıştır arkadaşlar. Arkadaşlarımız almış oldukları darplar, kesici aletlerle yaralanmalar sonucu hastanelere sevk edilmiş tedavi altındadır. Bugün yürütmüş olduğumuz seçim çalışması toplu şekilde üniversiteden çıkarak son buldu. Yaşananları kınıyoruz" dedi. Grup açıklamanın ardından dağıldı.
dha
sbf d der in konuyla ilgili bildirisi
SİYASETİN TARZI TARZIN SİYASETSİZLİĞİ
Cebeci Kampusü’nde son yaşanan olaylar bize göstermiştir ki başta okulumuz Siyasal Bilgiler Fakültesi olmak üzere, bütün kampusün en acil olarak ihtiyaç duyduğu şey politikanın kendisidir. Bu bakımdan üzerinde uzlaşılabilecek ilkeler keşfetmenin, yeniden hatırlamanın ve en önemlisi bunu birlikte yapmanın zamanı artık gelmiştir.
Politikasızlığın iki biçimi, politik olanın alanını her bakımdan daraltmaktadır. Politik olmayan birinci tarz, dar kimliklerin içine sıkışarak siyasal dönüşme ve dönüştürme tarzının karşısında konumlanmakta; ikinci tarz ise kendi fikrini diğerine olduğu gibi dayatmanın dışında, bir dönüştürme tarzı tahayyül edememektedir. Bu iki politikasızlık biçimi her karşılaşmanın politik olmayan şiddet eylemlerine dönüşebileceği bir zemin yaratmaktadır. Bu zemin polisin ve ÖGB’nin yaşam alanamızda kolayca konumlanmasına neden olmaktadır. Böyle bir şiddet eyleminde siyasi olmaktan, ilkesel davranmaktan çok uzak tekil davranışların bulunması kadar doğal bir şey olamaz; ancak böylesi kişisel tavırların herhangi bir meşruluk kaygısı taşımadığı endişemiz güçlenmektedir. Zira siyaset meşruiyet kaygısıyla, içerisinde bulunulan koşulları dönüştürme stratejisi belirlemekle ve bununla birlikte kendi dönüşümüne zemin hazırlamakla ortaya çıkabilir.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrencileri Dayanışma Derneği, kronikleşmiş hale gelen bu durumu aşmak için aşağıdaki ilkeleri Fakülte’nin tüm bileşenleri bakımından tartışmayı önermektedir:
Yaşam alanının özgül koşullarını gözetmeksizin kışkırtıcı bir siyasal söylemi, var olduğu mekanın tüm bileşenlerinin varlık koşullarını tehdit eder bir biçimde ortaya koymak, Fakülte özelinde siyasal olanın koşullarını ortadan kaldırabilecek sonuçlara yol açmaktadır.
Siyaseti yalnızca güç siyaseti olarak algılamanın, güçlü olduğu yerde kendinden başkasına alan tanımama gibi bir yöntemin, başta bunu benimseyenler sonra da bu dayatmaya maruz kalanlar açısından yarattığı sonuç, topyekün bir yıkımdan başka bir şey değildir. Irkçılığın, cinsiyetçiliğin, faşizmin fakültemizde yer bulmasına karşı mücadelemiz sürecektir. Bunun dışında farklı siyasal söylemler ve eleştiriler özgürce dolaşabilmeli, tartışılabilmelidir.
Yukarıda iki biçimiyle ele alındığı haliyle siyasi olmayan tutumun, hele ki yaşadığımız kritik dönemde (bir yanıyla genel seçimler öncesi, bir yanıyla da 8 Mart, 21 Mart, 1 Mayıs gibi önemli tarihler öncesi) siyasal söylemlerin dile getirilmesini olanaksız kılmasına engel olunmalıdır.
SBF öğrencilerinin yaşamlarını doğrudan etkileyen böyle bir olayın siyasal sorumluluğun alınması, olan bitenlerin eleştirisi ve özeleştirisinin ortaya konması, yaşadığı alana dair, dolayısıyla da dünyaya ve daha iyi bir dünyaya dair bir derdi olan derneğimizin ve her siyasetin sorumluluğudur. Bu bakımdan her durumun konuşulabileceği ve tutumların buna göre belirlenebileceği bir kurumsallığın yaratılması zorunludur.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Dayanışma Derneği
BDP nin konuyla ilgili düşünceleri
Hazırladıkları bildiride, "Kürtleri emperyalizme ve bölücülere" terk etmeyeceklerini ifade eden TKP üyeleri ile Kürt gençlerinin üniversitelerde süren çatışmalarının sona ermesi için BDP tarafından sağduyu çağrısı yapıldı. BDP, TKP’nin Kürt hareketine yönelik değerlendirme yaparken daha hassas olmasını istedi.
TKP tarafından hazırlanan bildiriden sonra önce Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde başlayan daha sonra Eskişehir'de yaşanan olaylar için TKP Merkezi'nden bir grup, BDP Genel Merkezi'ni ziyaret ederek olayların yatışmasını talep etti.
Bildiriyi eleştiren BDP, okullarda yaşanan olayların partileriyle bağlantılı olmadığını dile getirdi. Görüşmeden sonra bilgi veren BDP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, üniversitelerdeki Kürt gençliği ile TKP gençliği arasında yaşanan gerginlikten dolayı parti olarak rahatsız olduklarını söyledi.
Hazırlanan bildirinin karşı taraftan, "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirildiğini hatırlatan Halis, "Mustafa Suphilerin geleneği üzerine oturan ve bu gelenekten gelen TKP'nin Kürt Hareketi'ne yönelik değerlendirme yaparken, daha hassas olmasını bekliyoruz" dedi.
Her şeye rağmen yaşanan sorunların diyalogla çözülmesinden yana olduklarının altını çizen Halis, olayların parti olarak kendilerinin dışında geliştiğini söyledi.
Kürt gençlerine, "sağduyu çağrısı" yaptıklarını belirten Halis, "Bugünden itibaren biz gençlerimiz arasında kavga değil sorunların diyalogla çözülmesinden yanayız" dedi.
ANF
BDSPnin konu ile ilgili bildirisi
DYG’lileri saldırılarına derhal son vermeye çağırıyoruz! - BDSP
Bir süredir çeşitli üniversitelerde TKP’li Öğrenciler ile DYG’liler (Demokratik Yurtsever Gençlik) arasında gerilim yaşanıyor. Bir dizi üniversitede çatışmaya varan bu gerilimin nedeni DYG’liler tarafından, TKP’nin (Türkiye Komünist Partisi) bir bildirisinde kendilerine hakaret edildiği iddiasına dayanıyor. DYG’liler, kendilerine hakaret içerdiğini iddia ettikleri bildirinin dağıtılmamasını istemekte, bu istek TKP’li Öğrenciler tarafından haklı olarak karşılanmadığı için de zora başvurmaktadırlar.
TKP’nin söz konusu bildirisinde “hakaret” olarak gösterilen 8’inci maddesinde şunlar yazılı: “Komünist Parti'nin güçlü olduğu bir ülkede Türkiye'de kimse bir yandan birlik beraberlik edebiyatı yaparken, bir yandan milliyetçiliği pompalayıp düşmanlık üretemez. Halkları birbirine düşürecek söylemler alıcı bulamaz, Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden ya da ayrılıktan medet umar hale getirilmesine kimse izin vermez. Fransızca, Almanca eğitim verilirken, Kürtçe üzerinde yasaklar kolay kolay savunulamaz.”
Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), tümüyle ideolojik-politik bir çerçeve içerisinde ifade edilmiş olan bu görüşler dolayısıyla, sol içerisinde ideolojik-politik görüş beyan etme ve çalışma yürütme konusunda hiçbir gücün diğerine dayatmada bulunmaya ve zor kullanmaya hakkı olmadığı inancındadır. BDSP, bugüne kadar kararlılıkla arkasında durduğu bu temel ilkeyi bir kez daha hatırlatarak DYG’lileri dayatmalarına son vermeye ve saldırılarını derhal durdurmaya davet etmektedir.
Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP)
Ne Haber yaptım vay bee!!
Konu kizilirmak tarafından (11-03-2011 Saat 21:10 ) değiştirilmiştir..
|

11-03-2011, 20:51
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
|
|
|
kişisel fikirlerimi şu şekilde ifade edebilirm.
bildirgede yazılan ifade kürt hareketi aktivistleri açısından kesinlikle kabul edilemez bir ifadedir. tkp lilerle yurtseverler bundan önce defalarce karşı karşıya gelmişlerdir. bazen yöntemsel olarak doğru olmamakla birlikte yurtseverlerin tutumu kesinlikle meşrudur ve yine bu koşullarda kavga meşru ve olağandır. ancak burada kesinlikle eleştirilmesi gereken tutum yurtseverlerin kavga anındaki tutumlarıdır. siyasaldaki kavgada uzun bir tartışmanın ardından taraflar o gün için anlaştı ve tkpliler bildirilerini toplayıp çıkıyordu ki yurtseverler iki taraftan sıkıtırıp tkplileri deyim yerindeyse haşat ettiler. geçen yıl odtüdeki tkp lilerin vahşi tavrı göz önüne alındığında ankaradaki kürtlerin tepkilerinin duygusal olduğunu düşünüyordum ki istanbul (teknik) üniversitesinde(iü mü itü mü tam hatırlamıyorum) kürtlerin -deyim yerindeyse- siyasi adaba hiç ve hiç uymayan bir şekilde adam dövdüklerini duyduk ki bu beni çok üzdü.kürtler görüşmek için temsilci çağırmışlar ve gelen 3 temsilciyi linç etmişler. ayrıca cebecide kampüse polis girdikten sonra çatışma alanını terk edip diğer devrimci öğrencileri polisle başbaşa bıraktılar.bu tavır kesinlikle yargılanmalaı. şimdi gelelim bu şovenist-kemalist-stalinist dangalaklara
"Komünist partinin güçlü olduğu bir Türkiye’de kimse bir yandan ülkeyi satıp bir yandan da birlik-bütünlük edebiyatı ile milliyetçiliği pompalayıp düşmanlık üretemez; halkları biribirine düşürecek söylemler alıcı bulmaz; Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden ya da ayrılıktan medet umar hâle getirilmesine kimse izin vermez; farklı etnik kökenlerden insanların birbirlerine güveni pekişir; birçok okulda İngilizce, Fransızca, Almanca eğitim verilirken, bu ülkenin dillerinden Kürtçe üzerindeki yasaklama ve kısıtlamalar kolay kolay savunulamaz."
"Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden ya da ayrılıktan medet umar hâle getirilmesine kimse izin vermez"
sen kimsin lan derler adama.sen kim oluyosunda kürt halkı adına konuşup izin veriyosun.
1)kimsenin umutsuz olduğu falan yok
2)medet umma ifadesi aşşağılık bir ifasderi ve hakarettir
3)ulusal hareketin kimlerle işbirliği yaptıpı seni ilgilendirmez ayrıca ulusal bir hareketin emperyalistlerle ya da cemaatlarle işbirliği yapıyor olması onun ilerici karakterini değiştirmez.ki ayrıca kimsenin cemaatle falan işbirliği yaptığı yok pkk yıllardır bölgede hizbullahala ve diğer islamcı gruplarla mücadele eder.kürt hareketi görüp görebileceğiniz en laik ulusal hareketlerden birisidir.
4)kürt hareketi ayrılığı çözüm olarak görmüyor ayrılma hakkını kendinde saklı tutuyor.ayrıca bu durum türk solunu hiç mi hiç alakadar etmez.tkp nin ulusların kendi kaderini tayin hakkına yaklaşımı bu noktada oportünistdir.
NOT:tkp yine düşünce özgürlüğü edebiyatı yapmış,ne düşüncesi ne özgürlüğü dingiller. o zaman mhpde afiş assın o duvara zihniyete bak!!
Konu kizilirmak tarafından (11-03-2011 Saat 21:09 ) değiştirilmiştir..
|

11-03-2011, 20:57
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
|
|
|
hadi tkp nin bildirisinide yayınlayalımda ayıp olması ayrıca buradaki provakatif üsluba dikkatinizi çekerim
BDP Saldırıları Durdurmalıdır
■ 10.3.2011
28 Şubat Pazartesi günü, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde ilki gerçekleşen
saldırılar hakkında kamuoyuna, saldırıları gerçekleştirenlere, politik sorumluluklarını yerine getirmeyenlere, seyirci kalanlara ve saldıranları cesaretlendirmek yolunu seçenlere açıkça hitap etme zorunluluğu doğmuştur.
Partimiz, şimdiye dek, saldırıların karşılıklı polemiklerle boyutlanması ve çeşitli noktalarda bir çatışma halini almasına izin vermemek için, konunun muhatapları ve meşru ilgilileri ile diyaloğu geliştirmeyi tercih etmiştir. Bu yolla gerilimi düşürmek mümkün olmamış,muhataplarımızın samimiyetleri bizim açımızdan kuşkulu hale gelmiş, saldırıların sona ermesini sağlamak konusunda etkili müdahalelerde bulunamadıkları ise kesinleşmiştir.
Bu kadar haksız ve gayrımeşru bir saldırganlığın, büyük bir sorumsuzlukla görmezden gelinmesi, örtülü biçimlerde desteklenmesi ve ısrarla sürdürülmesi gerçekten anlaşılmazdır.
Diyalog ve demokratik çözüm yollarından, sorunların toplum tarafından açıkça ve özgürce tartışılmasından haklı olarak söz eden kesimlerin tavırları, bizim için özgürlükten ve demokrasiden gerçekten ne anladıklarını sorgulanır hale getirmiştir.
Öncelikle yaşanan olayları, bu olaylar sırasında sergilenen kimi tavırları ve kamuoyuna yansıyan değerlendirme ve sonuçları ortaya koymak; tavrımızın bundan sonra nasıl şekilleneceğini anlatmak istiyoruz.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ Cebeci Kampüsü
TKP'nin 12 Haziran seçimlerine dönük hazırladığı bildirge, ülkenin her yerinde olduğu gibi,üniversitelerde de TKP'liler tarafından dağıtılmaktadır.
25 Şubat Cuma günü, BDP yönetimi tarafından "Kürt gençleri" olarak tanımlanan ve
BDP üyesi olmadıkları söylenen kişiler, bildirge dağıtımını engellemek istemiş; konu aynı gün BDP Genel Merkezi'ne bildirilmiş; buna rağmen, 28 Şubat Pazartesi günü bildirgeyi dağıtan TKP'li gençlere saldırılmıştır.
Saldırıda bıçak, satır, demir sopa gibi araçlar kullanılmış; 2'si ağır olmak üzere, 4 TKP'li gencin yaralanması ile sonuçlanmıştır. Ağır yaralananlardan birisi ameliyata alınmış,kafasına aldığı darbe yüzünden ölümcül tehlike atlatmıştır. Bu arkadaşımız, TKP Öğrenci Bürosu üyesi bir Kürt gencidir!
Saldırının gerçekleştiği gün, BDP yönetimiyle görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerde
"saldıranların BDP üyesi gençler olmadığı, bir provokasyon ihtimalinin yüksek olduğu" muhataplarımızca dile getirilmiştir.
Bu saldırı, izleyen günlerde "Kürt gençlerinin hassasiyeti" ile açıklanmıştır. Fırat News Ajansı kaynaklı haberlerde, yaralananların kimliğine ilişkin hiçbir bilgi verilmeden, TKP ve TKP'li gençler suçlanmıştır.
ESKİŞEHİR
Cebeci'deki saldırının hemen ardından, Eskişehir'de de benzer bir engelleme ile karşılaşan TKP'li öğrencilere "faşist" oldukları, "saldırılmayı hak ettikleri" söylenmiştir.
İzleyen günlerde gelen talep üzerine yapılan bir görüşmede, BDP adına konuşan
kişi, “saldırıları tasvip etmediklerini, TKP'yi devrimci güçler içinde gördüklerini, bu tavrın son bulması için çabalayacaklarını” söyleyerek kendilerine 2 gün süre tanımamızı istemiştir.
Bu sürenin sonunda tablonun Eskişehir ve başka kentlerde de pek değişmediğini
belirtmek durumundayız.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ Tandoğan Kampüsü
Cebeci Kampüsü’ndeki saldırıdan sonraki günlerde, BDP yönetimi sorunu
araştırdıklarını,çözmek istediklerini belirtmiş; saldırıda ağır yaralanan arkadaşlarımızı hastanede ziyaret ederek onlarla görüşmüştür.
Aynı günlerde, Tandoğan Kampüsü’nde 2 kişi TKP'li bir öğrenciye saldırmıştır. Saldırının ardından Ankara'daki başka üniversitelerde TKP'lilerin BDP'lilere saldırdıkları ve dövdükleri yalan haberi yayılmıştır. Yayılan haberin yalan olduğu BDP tarafından da teyid edilmiştir.
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
7 Mart Pazartesi günü, İstanbul Üniversitesi'nde, kimi internet sitelerinde yine "Kürt gençleri" olarak tanımlanan kişiler, TKP bildirgesini dağıtan öğrencilere saldırmış; TKP'li grubun kalabalık olması ve başka sol görüşlü öğrencilerin de müdahale etmesi nedeniyle saldırı durdurulmuş; 4 TKP'li öğrenci yaralanmasına rağmen okuldaki çalışmalar sürdürülmüştür.
9 Mart Çarşamba günü ise, üniversite içinde yine engelleme girişimi olmuş, ortaya çıkan gerilim okula çevik kuvvetin yığınak yapmasıyla devam etmiştir.
Üniversitedeki Eğitim-Sen temsilcisinin araya girmesi ile birlikte, TKP'li ögrenciler, polisin okulu terk etmesi şartıyla çalışmalarını kendi iradeleri ile bitirip okuldan çıkacaklarını duyurmuşlardır.
Daha önce Ankara'da okul çıkışında saldırıya uğradıkları bilgisini paylaştıkları Eğitim-Sen temsilcilerinin okul çıkışında saldırı olmayacağı teminatı ile polisin okulu boşaltmasının ardından topluca okuldan çıkmışlardır.
Okuldan çıkan TKP'li öğrencilere İETT duraklarında ve bindikleri otobüslerde taş, sopa ve soda şişeleriyle saldırılmıştır. Otobüsün camları kırıldığı için, hızla hareket etmesi nedeniyle otobuse binemeyen duraktaki bir TKP'li öğrenci linç edilmek istenmiştir.
Beyazıt'taki bu saldırıyla eş zamanlı olarak, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde 3 TKP'li öğrenci 20 kişilik grubun saldırısına uğramıştır.
Tüm yaşananların özeti, Türkiye'nin birden çok yerinde TKP'nin seçim bildirgesi gerekçe gösterilerek TKP'li öğrencilere taş, sopa, satır, bıçak ve şişelerle saldırılmasıdır.
AÇIKLAMA VE HABERLER
Bu gelişmeler karşısında çeşitli sol kesimlerin, yayın organlarının ve kitle örgütü ve sendikaların farklı tavırları olmuştur.
BDP yöneticileri, kendileri ile yapılan görüşmelerde sergiledikleri tavır ve görüşleri,herhangi bir biçimde kamuoyuyla paylaşma yoluna gitmemişlerdir.
"Ankara'da belli bir grubun çatışma ortamı yaratmak istediği" gibi değerlendirmeler,yapılan görüşmelerde kalmış, BDP kanadından bir açıklama gelmemiştir.
Sadece Fırat Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre, BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis "Kürt gençliği ile TKP gençliği arasında yaşanan gerginlikten dolayı parti olarak rahatsız olduklarını" söylemiş; "hazırlanan bildirinin karşı taraftan, 'düşünce özgürlüğü' kapsamında değerlendirildiğini” hatırlatarak “Mustafa Suphilerin geleneği üzerine oturan ve bu gelenekten gelen TKP'nin Kürt Hareketi'ne yönelik değerlendirme yaparken, daha hassas olmasını bekliyoruz” demiştir.
Habere bakılırsa, BDP tarafından şimdiye kadar yapılan tek açıklamada Sayın Halis,
TKP'nin seçim bildirgesini "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmemektedir!
Düşünce Özgürlüğü mü?
Partimiz de seçim bildirgesini "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmiyor! TKP'nin seçim bildirgesi, devletin ya da başka birilerinin koyacağı yasakların konusu olamaz. TKP'nin bildirgesi, TKP'nin bildirgesidir!
“Türkiye Komünist Partisi’ne Oy Vermek İçin 10 Neden” başlıklı bildirgenin saldırıya gerekçe olan 8. maddesini hatırlatmak istiyoruz:
"Komünist partinin güçlü olduğu bir Türkiye'de kimse bir yandan ülkeyi satıp bir yandan da birlik-bütünlük edebiyatı ile milliyetçiliği pompalayıp düşmanlık üretemez; halkları biribirine düşürecek söylemler alıcı bulmaz; Kürtlerin umutsuzluk içinde emperyalist ülkelerden, cemaatlerden ya da ayrılıktan medet umar hâle getirilmesine kimse izin vermez; farklı etnik kökenlerden insanların birbirlerine güveni pekişir; birçok okulda İngilizce, Fransızca, Almanca eğitim verilirken, bu ülkenin dillerinden Kürtçe üzerindeki yasaklama ve kısıtlamalar kolay kolay savunulamaz."
Fırat Haber Ajansı'nın aktarımına göre, Şerafettin Halis'in "yeterince hassas" bulmadığı görüşler bunlardır! Dehşet verici olan, konuyla ilgili yapılan açıklamalarda, özel olarak Fırat Haber Ajansı'nın haberlerinde ve kimi başka haberlerde, "Kürt gençlerinin hassasiyet gösterdiği" öne sürülen cümlelerin uydurularak aktarılmış olması ya da aktarılmamasıdır.
Fırat Haber Ajansı'nın aktarımına göre TKP, bildirgesinde "Kürtleri emperyalizme ve bölücülere" terk etmeyeceğini söylemektedir! Aynı kaynaktaki bir başka aktarıma göre, TKP bildirgesinde "Kürtleri umutsuzluk içinde cemaatin kucağına bıraktılar" yazmaktadır.
Özgürlük mü?
Saldırganları bir yana bırakalım. Konuya ilişkin yapılan kimi yorumlar gerçekten yapanlar açısından utanç vericidir.
Örneğin, TKP afişlerini değiştirmeliymiş! Herkesin gözü önünde duran, ne dediği,
ne demediği belli olan bir bildirge için, bunları söylemenin tek anlamı olabilir. TKP, bildirgelerini TKP üyesi olmayanlara yazdırmalı ya da her türlü saldırıya hazır olmalıdır.
Hele TKP'li öğrencilerin, seçim bildirgelerini asma konusundaki ısrarları nedeniyle suçlanmaları gerçekten ayıptır. Herhangi bir kişinin, çevrenin ya da grubun, kendini, TKP'nin ya da başka bir sol hareketin değerlendirme ve çalışmaları konusunda onay mercii olarak görmesi söz konusu bile olamaz.
Bu yaklaşımların sahipleri, "özgürlük ve demokrasi" sözcüklerini değersizleştirmektedir.Demokrasiden, Kürt sorununun toplumca açık bir biçimde tartışılmasında söz edenler, bu tür tavırlarla sadece tutarsızlığa olmamakta; özgürlükten, demokrasiden, açıklıktan söz ettikleri her yerde kendi sözlerini değersizleştirmiş olmaktadır.
Kimi siyasi kuruluşların, sendika ve demokratik kitle örgütlerinin bu konuda gösterdikleri duyarlılık da bununla bağlantılıdır. Her şey bir yana, TKP bildirgesinin bir "onay" konusu haline getirilmesi, siyasal özgürlüklere bir saldırıdır.
Halkların Kardeşliği
Yaşanan saldırıların, "Kürt halkının hassasiyetleri" ile açıklanması saçmadır. Anadilde eğitim hakkından, halkların kardeşliğinden, milliyetçi yalanlara karşı durmaktan söz edilen bir metinle ilgili hassasiyet gösterilecekse; bırakın bunu milliyetçiler, halkları birbirine düşürmek isteyenler, Turancılar ve Osmanlıcılar göstersin.
Mesele açıktır. Siyasal farklılık ve tartışmaların saldırı konusu edilmesi, solda kesinlikle yeri olmayan bir siyasal rekabet biçimidir. Yaşanan budur. Çeşitli zeminlerde ve çeşitli mücadele başlıklarında yanyana gelebilen TKP ve BDP farklı iki siyasal harekettir. TKP'nin ayrı siyasal görüşleri vardır.
Bu ayrılığı "saldırı gerekçesi" olarak görenlerin ve gösterenlerin tekrar düşünmesi gerekir.
TKP, kendi siyasal söylemine, siyasal hattına ve giderek kendi varlığına yönelmiş olan saldırıları soğukkanlılık içinde karşılamış, sorunun büyümemesini önemsemiştir.
TKP'li gençler, partilerinin bu topraklarda yaşayan halkların kalıcı kardeşliği için bir güvence olduğunu iyi bilirler.
TKP'li gençler, milliyetçi provokasyonlarda kullanılabilecek, Türkleri Kürt halkına karşı kışkırtabilecek gelişmelerin önüne geçmeyi önemserler.
TKP'li gençler, kendi siyasal doğruları için bıçakla, satırla, demirle, sopayla gelen saldırganlara, bunlar nereden gelirlerse gelsinler, bu bilinç ve özveriyle göğüs germişlerdir.
Sorunun bütün akıl sahibi muhataplarını, en başta BDP'yi, kendini zaman zaman "müdahil" konumunda gören sol kişi ve kesimleri, Kürt siyasetini bu süreci geri çevirmeye çağırıyoruz.
Türkiye Komünist Partisi, seçim bildirgesine dönük akıl almaz ve kabul edilemez saldırılar karşısında gerileyecek, duracak, yavaşlayacak bir parti değildir.
TKP'liler, Türkiye'nin her yerinde, bütün bildirilerini dağıtmaya devam edecektir.
Geçtiğimiz günlerde Isparta'da ve Sakarya'da yaşandığı gibi, bu çalışmaları sırasında düzenin beslediği dinci, gerici ve faşist güçler TKP'ye saldıracaklardır ve TKP'liler bu saldırılara gereken yanıtları verecektir.
"Kürt gençliği" adına hareket ettiğini söyleyenlerin de TKP bildirgelerine değil, bu bildirgelere yönelen sağcı saldırılara karşı hassas olmaları beklenmeli, aksini kimse anlamamalıdır, anlayışla karşılamaya kalkmamalıdır.
TKP olarak, şimdiye kadar ki kararlı ve sorumlu tavrını sürdürüreceğimizi ilan ederken, herkesi sorumlu davranmaya çağırıyoruz.
tkp.org.tr
|

12-03-2011, 12:13
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Alıntı:
|
4)kürt hareketi ayrılığı çözüm olarak görmüyor ayrılma hakkını kendinde saklı tutuyor.ayrıca bu durum türk solunu hiç mi hiç alakadar etmez.tkp nin ulusların kendi kaderini tayin hakkına yaklaşımı bu noktada oportünistdir.
|
pardon, kime sordu? o bölgede yaşayan insanların kaçta kaçı sizce bunu gerçekten isteyecek? referandum olsa ve savaşın olmadığı sakin bir ortamda en radikal talebin özerklik olabileceğini düşünüyorum... kürt hareketi'nin nasıl gördüğü bir yana, kürt sorunu pkk'yi de aşan bir sorundur... ulus' kavramı zaten uyduruk, yapay bir kavramken bir de bunun kaderini tayin hakkı var, ne güzel... ulus'tan tek tip/homojen düşündüğü varsayılan kitleler anlaşılıyor genellikle, en azından pratik bize bunu gösteriyor... yine de siyasal karar alma noktasında o bölgede yaşayan her türden bireyin seçim hakkı meşrudur...
bir de şu 'türk solu'' meselesi var...benim bildiğim marksist jargon'da sınıfın türkü/kürdü olmaz... işin sosyolojik yönü de ulus kavramının yapay/üretilmiş ve idealleştirilmiş olduğunu gösteriyor... özünde her birey yalnızca kendi seçtiği kimliklerden sorumludur; birilerinin ona uygun bulduğu değil... bu açıdan türk/kürt olmayı zerre önemsemediğim gibi ırkçılık yapandan da nefret ederim... demokratik değer ve teamüllerin kürde/türk'e has/özgül/özgün olanı henüz mevcut değildir... demokrasi kavramı hakkıyla düşünülüyorsa tabi... kürtlerin ırkçı/dayatmacı/otoriter nizamla kavgasını anlarım ve meşru görürüm; ama mücadelenin ''kürt kalmaya/olmaya'' indirgenmesi ve özsel niteliğin etnisiteyi aşamayıp üstüne kendine ''lider/önder/fedailer'' gibi olgular yaratmasını anlamam işte, anlamak da istemem... her lider/iktidar yüceltmesi ve mekanizması en nihayetinde özün yozlaşmasına hizmet eder çünkü: tarihte örnekleri bol... apo'nun doğum günü vs bir sürü safsatanın muhammedin doğum gününden özsel olarak ne farkı ola ki??? on kasım ritüelleriyle apocu fedai gençliğin davranış kalıpları tarz ve biçim olarak ne kadar farklı??? ve devletin resmi ideolojisi ve ırkçı politikaları bunları meşru kılmaya kafi mi gerçekten? doğuda bugün bir kürt devleti kurulsa apo da başkan korkarım ki asıl savaş/zulüm o zaman başlayacak... artık 40 sene mi 20 senemi ömrü ne kadar vefa ederse yeni bir bastonlu lider/başkan kazanacak dünyamız... gıkını çıkaranı da ''önderimiz/kurucumuz'' belagatıyla linç edecek mağrur kitleler... ne ortalama türk milliyetçisi bu adamı canilikten ne de ortalama kürt yurt sever onu ilahlıktan öte düşünemiyor; maalesef birbirini besliyor bu algı biçimleri... en nihayetinde gayet sıradan, hatta baya bir ego sahibi ve tonla safsatası olan patolojik bir lider vak'ası kendileri... yerdiğim anlaşılmasın, sen ben kadar sıradan biri işte; ne eksik ne fazla...
Alıntı:
|
NOT:tkp yine düşünce özgürlüğü edebiyatı yapmış,ne düşüncesi ne özgürlüğü dingiller. o zaman mhpde afiş assın o duvara zihniyete bak!!
|
o zaman halkevleri de assın... o zaman anarşistler de assın... o zaman troçkistler de assın... o zaman maocular da assın... o zaman zapatistler de assın... kim belirleyecek bunu peki? dingonun ahırı mu bu dünya fiziki bir saldırı olmadığı takdirde beğenmediğimiz her fikri linç edelim yahu? kendilerini ben de sevmem, ne siyaset tarzları ne pratiklerini; ama içimden linç edesim de gelmez... neden acaba? sakın köküne/dibine kadar birey olmamla alakası olmasın? bu kafa mı demokrasi ve özgürlük verecek allasen? ne farkınız var mhp'den o halde???

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

12-03-2011, 16:17
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
|
|
ulusların kendi kaderini tayin hakkı demek; ulusların kendi kaderini tayin hakkı demektir.yani kürt halkı ayrılmayı istiyorsa ayrılmalı.istemiyorsa beraber yaşamalıdır. bize düşen şey sadece ve sadece bu kararın destekçisi olmaktır.
türk solu çok kullandığım bir kavram değildir.ancak kürt hareketi ile karşı karşıya gelindiği zaman (cephe,kızılbayrak okurları)mecburen,ayırt etmek için tercih edilen bir kavram.
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
o zaman halkevleri de assın... o zaman anarşistler de assın... o zaman troçkistler de assın... o zaman maocular da assın... o zaman zapatistler de assın... kim belirleyecek bunu peki?
|
aklına gelebilecek bütün fraksiyonlar afiş asar sende biliyorsun ki.tkp de dahil. ancak bu afiş kürt hareketinin hassasiyetlerine hakaret içerdiği için kürtlerde doğal olarak kaldırılmasını istediler. bunu belirleyecek olan devrimci öğrencilerin ortak iradesidir. mhp nin yada çok tartışılan bi konu olduğu için söyleyim işçi partisinin oraya afiş asmasına izin verilmesi ve hatta okulda barınmaları tehlikelidir.çünkü onların çıkarları ve bizm çıkarlarımız birbirine ters düştüğü için her an bir saldırı ortamı tehlikesii vardır ki mahir çayan o okulda mttb nin panolarını indirdiği günden beri oraya afiş asmak biraz sıkar.kaldıki o adamlar gazi üniversitesine bizim afiş asmamıza izin veriyorlarmı ki biz onlara izin verelim.bu alanlar verilmez kazanılır. bu alanlarda siyaset yapma hakkını devrimciler devletin elinden söke söke almıştır.ve kolay kolay ite kurda kaptırmaz.neyse konu çok dağılmasın. dediğim gibi tkp ye kimse sen niye afiş astın demiyor sadece hassasiyetlere saygı bekleniyor ve ucuz seçim hesapları yüzünden, prim kazanma hevesiyle yapılan bu siyaset tarzı üzücü, ve kabul edilemezdir.
|

14-03-2011, 02:35
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 302
|
|
|
canım sıkıldı biraz daha giydiriyim şu tkp'ye.
şimdi daha hiç kimse seçim hazırlıklarına başlamadı.bu akıllı arkadaşlar 500.000 kişiyi biraz zor bulacaklarından olsa gerek çalışmalara bütün siyasi partilerden önce başladılar.merak ettiğim bir konu var şimdi bu adamlar işi gücü bırakıp afiş başında nöbet tutarak enerji ve vakit kaybetmiyorlar mı? tabi ki ediyorlar demek ki mahallelerde,başka yerlerde çalışma yürütmek yerine kürtlerle kavga etmek işlerine geliyor.bundan siyasi rant sağlıyorlar.üç beş tane sola yakın kemalistden oy devşireceğiz diye düştükleri duruma bakın. rezillik.
şimdi bu adamlar samimi mi? hakkaten kürt sorununu kendilerinin çözeceğine mi inanıyorlar yoksa kürt hareketine hakaretler yağdırarak batıdaki laikçilerden oy mu almaya çalışıyorlar. önceki yazılarda dediğimiz gibi bu adamlar kürt sorununu çözecek yeteneğe ve bu sorunu çözme hakkına sahiip değiller. ki kürt sorununun bu dayatmacı tavırla çözülemeyeceği ortada. ozaman mesele batıda laikçi-solculardan kısa vadede oy alma, uzun vadede örgütlenme beklentisi.
şunuda söylemek gerek. 1mayıs 2008 de taksimde,geçen yıl başbakan odtüye geldiğinde insanlar polisle çatışırken güçlerinizi geri çeken, yıldız teknik üniversitesinde türk solu denen faşist çete okulu basıp devrimciler tarafından okulun dişle tırnakla korunuğu gün, tuğrul türkeşin odtğye geldiği gün, 2009 newroz öncesi odtüde faşist provakasyon olduğunda devrimciler jandarmayla çatışırken,olayların hiçbirisine karışmayan türkiye "komünist" partisi(örnekler çoğaltılabilir) konu kürtlerle kavga etmeye geldimi aslan kesiliyorlar.soda şişeleri fırlatıyorlar. e artık bu konuda yorumlanmaya değer bişey de kalmıyor..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:01 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|