Saçlarını boyayıp politikaya soyunan "paşa", Başbakan Erdoğan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Dolmabahçe'de yaptığı görüşmenin bir türlü açıklanmamasını sert bir dille eleştirrek "Duvarları konuştururum" dedikten sonra inciler dökmeye devam ediyor...
"Eşkıyanın partisi hariç, seçimlerde meclisteki 3 parti ve HEPAR çarpışacak"
"Türkiye'de konstantin medyası var....Medyanın yurtseverlikle yakından uzaktan alakası yok"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Genel af çıkartacağım' vaadini de değerlendiren Pamukoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "CHP'nin de foyası çıkıyor. Neymiş toplumsal mutabakat olursa genel af olurmuş. Sana mı kaldı. Armut dibine düşer di mi. Hem AKP hem CHP için söylüyorum. Maymunu ormandan çıkarırsın ama maymunun içindeki ormanı çıkaramazsın." ("Gandi Kemal"in Kürt asıllı olması bu lafı tamamen ırkçı bir zemine oturtuyor tabii)
Bir gazetecinin 'İktidara gelirseniz terörü nasıl bitirirsiniz' sorusuna Pamukoğlu, şöyle karşılık verdi: "Eşkıya Ankara'da. Önce onu halledeceğiz. Eşkiyayı temizlemeden bu ülkeye huzur gelmez. Eşkıya temizlenmeden kültürel, bireysel haklardan söz edilemez. Halk baskı altında. Dağlarda eşkiyalar tüfekli dolaşıp köylerin tepesinde durduğu sürece orada hiçbir şey olmaz. İstihbaratımız çok zayıf. İnsanlarımız olacak onların içinde. Bunlara parayı verirseniz her şeyi yaparlar. Eşkiyaya denk bir örgüt
meydana getirmek gerekiyor. İktidar gelirsem bu ülkenin çocuklarından 20 bin gönüllü seçeceğiz. Bizim de eşkıyalık tarihimiz var. Bu gönüllü birliği özel yetiştireceğiz ve 365 günde dağları tertemiz edeceğiz."
Emekli general, lalesi patlak rambo politikacı Osman Pamukoğlu geçenlerde "Dersim trajedisi”ne de “ahlaki bir yargı” koydu. “Hiç uzatmanın gereği yok. Dersim birkaç kere ayaklanma teşebbüsünde bulundu. Atatürk sağdı, her şeyi yaptıran Atatürk’tü. O kadar Atatürk’tür ki Trabzon’da Atatürk’ün kaldığı bir ev var. O evde Atatürk bu Dersim isyanında Karadeniz bölgesindeydi, bizzat haritaya kırmızı ve mavi, kendisi işaretlemiştir. Bizim kuvvetlerimiz ve isyancıların kuvvetleri diye. Kendi el yazısı ve farklı askeri şekiller çizmiş, oklar çizmiş ve harekatın nasıl yapılacağını ve ortadan kaldırılacağını bizzat kendisi eli ile yazmış ve şekillendirmiştir. Harita Trabzon’dadır. Hatta doğuda görevliyken, isyanlarda bulunan çok yaşlı bir Kürt vatandaş ile sohbet ettim. O isyanları bana anlattı. Söylediği söz, ‘Mustafa Kemal Paşa başımıza taş yağdırdı’. İsyanları devletler nasıl bastırdıysa, Atatürk’te öyle bastırdı. Bundan sonra olacaksa yine aynı şekilde bastırılacaktır”
(okey, öyleyse tamam, hiç sorun yok, zaten ulu önderimiz neylerse güzel eyler, yüce devletimiz ne yaparsa doğru yapar....'Mert kıpti sirkatin söyler' derler ya.)
Bak, şakşakcıları bile şikayetci, Fatma Sibel Yüksek yazmış :
Paşa İTÜ Taşkışla'da kürsüde konuşma yapıyor. Konuşması bittikten sonra toplantı adabına uygun bir şekilde ayağa kalkıp söz istiyor ve Paşa'ya kayıttan dolayı iyi duyulamayan bir soru yöneltiyor. Paşa'nın cevabı şu: "O silahı ağzına sokarım senin!"
Sözüm bitti, nefesim tükendi...Söyleyecek şey bulamıyorum...
Galiba nafile bir mücadele veriyoruz...
Hah, şunu bileydin Fatma'anım...
Bu arada Türkiye Psikiyatri Derneği, Dünya Barış Günü’nde Türkiye’de yaşanan Dersim, 6-7 Eylül olayları, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları, Edirne, Selendi, Mersin, İnegöl ve Dörtyol’daki olayları hatırlatarak savaşa ve şiddete karşı barış mesajı verdi.
“Ülkemizde etnisite ve mezhep ayrılığı nedeniyle yaşanmış olan Dersim ve 6-7 Eylül olayları, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları ve Güneydoğu’da son 30 yıldır onbinlerce kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan çatışmalar ülkemizde toplumsal barışa gölge düşürmektedir. Tüm bunların yanında son zamanlarda tırmanışa geçen toplumsal, siyasal ve etnik kutuplaşmanın boyutları endişe vericidir. Edirne, Selendi ve Mersin’de başlayan ve İnegöl ve Dörtyol’daki olaylarla devam eden etnisite kaynaklı çatışmalar, linç girişimleri toplumsal barışın bozulacağı ve yeni acıların yaşanabileceği endişesi yaratmaktadır.”