Alıntı:
pandaVSkoaLa´isimli arızadan alıntı
Başbakanımızın dediği gibi devletin malı deniz yemeyen domuz mantığı değişmeli. Kesinlikle tekel direnişçilerini haklı bulmuyorum. O devletin malı senin benim vergilerimizden meydana getiriliyor. Hortumcularından tutda tekelcisinden başka ne kadar avanta sağlayan varsa hepsinin yakalanıp cezalandırılmasını istiyorum.
|
Tekel işçileri neden direniyorlar biliyor musun? Özelleştirmeden sonra 4/c dedikleri kadrolu işçiden, sözleşmeli işçiye geçme ve dolayısıyla kıdem tazminatı ve dolgun ücret başta olmak üzere bütün haklarının gaspedildiği bir statüye koyulma uyanıklığına karşı direniyorlar. Hükümette bu işçilerin yatarak para kazandıklarını iddia ederek “artık yatmayın milletvekilleri gibi 8200 tl maaşla çalışın, bir dönem görev yapın daha sonra 4000 tl emekli maaşı alın, kolay mı mecliste el kaldırmak, genel başkanın her dediğini yapmak” buyuruyor.
İnsanların refahı, yaşam standartı, mutluluğu ve insanca yaşamalarından önce, devletin kasasını düşünüyorlar. Sözde sendikalar tekel işçilerini istismar ediyormuş. “Milletimizin bize emanet ettiği kasayı soydurtmayız.” diyen bir başbakanın, olaya bu açıdan yaklaşması büyük bir talihsizliktir. Günlerini soğukta, karda kışta sokaklarda yatıp, kalkarak geçiren bu insanlar devletin kasasını soymaya mı çalışıyorlar? Hemde, başbakana ve diğer millet vekillerine emanet edilen bir kasayı? Peki o kasada, tekel işçilerinin de hakkı yok muydu? Burada gasp edilmek istenen, onların ekmek paraları. Bunun için canlarını da ortaya koyarak savaşıyorlar. Binlerce değil, bir kişi dahi olsa devletin vatandaşının yanında olması gerekmez miydi? Vatandaşını, işçisini/emekçisini soygunculuk ile suçlayan devleti neylerim?
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
Neden illa peşkeş çekilmek zorunda ki yabancı sermayeye? Batıracaksa üçbeş bin işçi batırsın, kimse de karışmasın.
|
Yoksa nasıl açıklarını kapatacaklar? 431 milyar faizli yürüyen iç ve dış borcu olan bir ülkenin açığını kapatmak ancak iki yolla olacaktır. Ya sürekli zamlar yapacak, enflasyonu körükleyecekler ya da yabancı ortaklar alacaklar. Her ikiside aynı kapıya çıkıyor sonuçta, sömürülen yine aynı halkın kendisi. AKP hükümeti birinci seçeneğin birçok partiyi siyaset arenasından sildiğini çok iyi bildiğinden, çareyi ikinci seçenekte buldu. Konu bu kadar basit işte.