Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular.


Astsubayın dehşet itirafları

Güncel Mevzular içerisinde Astsubayın dehşet itirafları konusu: Astsubayın dehşet itirafları “Yakalanan PKK’lıyı helikopterden attılar... Özel harekâtçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti...” Eski Astsubay Çakan isim, tarih ve yer vererek bunları kitabında yazdı ama, dava ona ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 18-01-2010, 02:51
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 29-11-2009
Mesajlar: 275
Exclamation Astsubayın dehşet itirafları

Astsubayın dehşet itirafları



“Yakalanan PKK’lıyı helikopterden attılar... Özel harekâtçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti...” Eski Astsubay Çakan isim, tarih ve yer vererek bunları kitabında yazdı ama, dava ona açıldı.

ASTSUBAYKEN ER OLMAK

• Doğu ve Güneydoğu’da astsubay olarak görev yapan Kasım Çakan, ordudan ihraç edildikten kısa bir süre sonra başına gelen olayları ‘Astsubayken Er Olmak’ adlı kitabında topladı. Çakan kitabında anlattığı olayların ihbar kabul edilerek soruşturmasını isterken İstanbul Başsavcılığı, Çakan ve yayıncısı hakkında ‘terör progpagandası yapmak’ suçundan soruşturma başlattı. Çakan ve Tevn Yayınları’nın sahibi Mehdi Tanrıkulu’nun bu suçtan yargılanmasına devam ediliyor.

SUÇ DUYURUSU

• Yayıncı Mehdi Tanrıkulu, kitapta yazılanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Tanrıkulu, soruşturma başlatılması halinde çok sayıda faili meçhul cinayetin de aydınlatılabileceği gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Tanrıkulu’nun başvurusunda, Çakan’ın kitabında yer şu iddialara yer verdi:

HELİKOPTERDEN ATTILAR

• 1992’nin temmuz ayında, Kars-Kağızman’daki 7. Mekanize Tugayı 1. Mekanize Taburu 1. Mekanize Bölüğü’nde yeni görevime başladım. 04.04.1993 günü öğle saatlerinde iki Ağrı Dağı arasında, PKK militanları ile tabura ait askerler arasında çıkan çatışmada yaralı olarak ele geçen aslen Malatyalı, İnönü Üniversitesi 2. sınıftan terk, Doğan isimli militan, Erzurum’a götürülmek üzere çatışmanın ertesi günü bir helikopterle askeri yetkililer tarafından alındı. Fakat hem sivil hem askeri kaynaklardan öğrendim; Doğan çözülmediği için Tendürek Dağı’nda helikopterden atılmış, ölmüştü.

CESEDE TECAVÜZ

• 7. Mekanize Tugayı 1. Mekanize Taburu’nda görevliydik. 27 mayıs 1994 günü sabah saat 09.20 civarı askeri yol devriyesine PKK tarafından pusu atıldı. Sekiz asker ve bir astsubay hayatını kaybetti. Bir kadın ve bir erkek PKK’lı da hayatını kaybetmiş ve cesetleri de vadide kalmıştı. Ertesi gün çatışma bölgesine özel harekat birlikleri girdi. Arkasından da bizim askeri birlikler. Yanlarına geldiğimizde, özel harekât polisleri iki ölünün başındaydılar. Erkeğin vücudu isabet eden mermilerle parçalanmış; kadınsa kafasından vurulmuştu. Benim tim yanlarına gittiği zaman büyükçe bir taşın arkasında Adanalı polis Ramazan duruyordu. Bizim Bölük Komutanı Yüzbaşı Mehmet Özpolat sordu; ‘ne yapıyorsun’ diye. Polis Ramazan bağırdı; ‘Gelme Ben ölen teröristi hallediyorum’. Yüzbaşı, “Ne demek, aptal olma, ölüye yapılır mı’ dedi. Yüzbaşı, ‘Olamaz, sizler kafayı yemişsiniz, bu kadar aptallık olmaz’ dedi. Kendimi kaybettim. Ramazan’a küfrettim. Ramazan tabancasını çekerek yüzbaşıya hücum etti. Tam o sırada ben tüfeğin emniyetini açarak havaya doğru iki el ateş ettim.

ER HÜSEYİN’İN ÖLÜMÜ

• Demirköy 3. Hudut Taburu’nda 18.09.1989 tarihinde göreve başladım. Bu birimde Bölük Komutanı Tuncay Baydur’du. Bölükteki askerlerle futbol oynarken Ağrı Doğubeyazıtlı Hüseyin isimli asker maç esnasında Baydur tarafından dövüldü. Aynı gece Hüseyin firar etti, üç gün sonra da cesedi bulundu. “Şırnak’taki görev yerime ise 1993 yılının Nisan ayı başında ulaştım. 7 temmuz 1993 tarihinde sabah saat 10.00 civarı Kayseri Komando Birliği görevden üs alanına döndü. Yanlarında elleri kelepçeli dört köylü vardı. Üs bölgesindeki yer altı sığınaklarında sabaha kadar tutulmuşlardı. 8 temmuz 1993 tarihinde Kayseri Komando Birliği dört köylüyü yanlarına alıp göreve gittiler. 9 temmuzda döndüklerinde genç köylülerden biri yoktu. Diğer üç köylü, bir komando çavuş, iki er, bir asteğmen, hem dövüyor hem getiriyorlardı. Gençlerden birine, diğerinin nerede olduğunu sordum. ‘O teröristlerin yerini söyle’ diye ona yüklendiler. O da ‘bilmiyorum’ dedi. Komando Yüzbaşı Mustafa, ‘açın elini kaçsın’ dedi. ‘O kaçmayınca yirmi mermi sıktılar. Babasının yanında oğlunu kurşuna dizdiler’ dedi. Ertesi sabah geriye kalan diğer üç köylüyü alıp götürdüler ve bir daha geri getirmediler.
Mehdi Tanrıkulu, suç duyurusunda, kitapta isimleri verilen asker ve polislerin ‘birden fazla nitelikli adam öldürme, görevi ihmal, işkence, ölünün maneviyatına hakaret, ordu içerisinde yasadışı silahlı çete kurmak’ suçlarından yargılanma-sını istedi. Tanrıkulu, yapılacak soruşturma ile birçok olayın da aydınlatılabileceğine işaret etti.

Kaynak : Taraf
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 18-01-2010, 02:55
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 29-11-2009
Mesajlar: 275
Exclamation Gelme! Ben ölen terörist kızı hallediyorum!

Gelme! Ben ölen terörist kızı hallediyorum!



“Erkeğin vücudu isabet eden mermilerle parçalanmış; kadınsa kafasından vurulmuştu. Benim tim yanlarına gittiği zaman büyükçe bir taşın arkasında Adanalı polis Ramazan duruyordu. Bizim Bölük Komutanı Yüzbaşı Mehmet Özpolat sordu; ‘ne yapıyorsun’ diye. Polis Ramazan bağırdı; ‘Gelme Ben ölen terörist kızı hallediyorum’. Yüzbaşı, “Ne demek, aptal olma, o iş ölüye yapılır mı?” dedi. Yüzbaşı, ‘Olamaz, siz kafayı yemişsiniz, bu kadar aptallık olmaz’ dedi. Kendimi kaybettim. Ramazan’a küfrettim. Ramazan tabancasını çekerek yüzbaşıya hücum etti. Tam o sırada ben tüfeğin emniyetini açarak havaya doğru iki el ateş ettim.”

Eski Astsubay Kasım Çakan, Doğu ve Güneydoğu’da görev yaptığı sırada şahit olduğu faili meçhul cinayetleri bir kitapta topladı. Çakan’ın kitabının ihbar kabul edilmesini isteyen yayıncısı Mehdi Tanrıkulu, cinayetlerde adı geçen asker ve polislerin yargılanması için suç duyurusunda bulundu. Ancak Çakan ve yayıncısı Tanrıkulu hakkında dava açıldı.

“Uzlaşalım, Ordu Millet Elele!” gibi 1930 model sloganları siyasî fikir zannedenler artık uyanmalılar. Ordu devletin diğer bütün kurumları gibi milletin emrinde olmalıdır. Sivil denetimden ve eleştiriden uzak her kurum yozlaşır, çeteleşir. Gerek Türkiye’de gerekse başka ülkelerde bunu teyid edecek binlerce olay tarihe geçti ve geçiyor.

Türk milletini diğer milletlerden, Türk ordusunu da diğer ordulardan üstün görme vehminden kurtulmak gerekiyor. Biz Türkler sıradan insanlarız, sıradışı koşullar altında korkunç şeyler yapabiliyoruz. Filistinlilere zulmeden İsrail askerlerinden veya Iraklılara işkence yapan Amerikalılardan daha masum değiliz… en azından potansiyel olarak. %99 Müslüman olmanın bizi kurtarabileceğini sananlar ise feci şekilde yanılıyorlar.

Artık “şanlı tarihimizzzz, atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu topraklarrrr, yüce Türk milletiiiiii” diye başlayan nutuklara eleştirel bakmanın zamanı geldi. Bunun için Derin Sular sitesinde yayınlanmış Beyin Yıkama üzerine yazılmış 12 makaleyi okuyabilir ve ülkemizdeki siyasî sorunlarla ilişkisini etrafınızdaki dostlarınızla tartışabilirsiniz.

Bu makalelerde anlatılanları bilmeden siyaset konuşmanın boşa vakit harcamak olacağından korkarım.

Kaynak: DerinDusunce
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 18-01-2010, 03:01
ucuk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sinqci
 
Üyelik Tarihi: 07-08-2009
Nerden: viyana/avusturya
Yaş: 23
Mesajlar: 141
saygideger ordularini korumaya devam etsinler, gercekleri savunacaklarina, duygularina esir olsunlar ,
...

Sesine türkülerine hayran oldugum sanatci olarak kabul ettigim gerilla hozan serhadida helikopterden atarak öldürdüklerini okumustum bi yerde...

Insan dogup yaratiklasanlara lanet olsun, bu yaratiklarin yargilanmasini engelleyenlere de, avukatligini yapanlarada lanet olsun...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 18-01-2010, 03:09
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 29-11-2009
Mesajlar: 275
Exclamation Beğler '' Naziler Gibi Yaktılar'' İtirafı...

Kaldi ki bu ilk itiraf da degil.

Alıntı:
26/12/2009

NAZiLER GiBi YAKTILAR

Güneydoğu’da TSK bünyesinde yıllarca tercümanlık yapan Yıldırım Beğler, Silopi’de bulunan Habur Sınır Kapısı’ndaki “ölüm tarlalarını” ilk kez açıklayarak Ergenekon savcılarını göreve çağırdı.
Güneydoğu’da TSK bünyesinde yıllarca tercümanlık yapan Yıldırım Beğler, Silopi’de bulunan Habur Sınır Kapısı’ndaki “ölüm tarlalarını” ilk kez açıklayarak Ergenekon savcılarını göreve çağırdı.
CİHAN’ın haberine göre birçok kişinin kalorifer kazanlarında canlı canlı yakıldığını ve bunlara şahit olduğunu itiraf eden Beğler, bunun dışında, Özel Kuvvetler tarafından infaz edilen yüzlerce kişinin atıldığı ve gömüldüğü yerleri ilk kez açıkladı. Beğler, faili meçhul cinayete kurban giden kayıp iş adamları Halil Birlik ve Mehmet Bilgiç’in gömüldükleri yerin yanı sıra en az 200 cesedin gömüldüğü ve Hezil Çayı’na atıldığı dört ayrı noktayı anlattı.

TAŞ BAĞLAYIP ÇAYA ATILDILAR

Beğler, “Yakılma haricinde, iple ya da taş bağlanarak bir yere atılanlar da vardı. Bildiğim bir yerde 100 kişi vardır en azından. Habur Sınır Kapısı’nın yanında Hezil Çayı var. Burada 47. ve 48. köprüler bulunuyor. İki köprü arasında bulunan bu noktaya (2. Bölük sınırları içinde yer alıyor), infaz edilen yüzlerce kişi, ayağına taş veya ağır bir şey bağlanarak atıldı. A. Astsubay ile Ş. Astsubay yapardı bu işi genelde” diyor.
EN AZ 100 CESET...
En az 100 cesedin suya atıldığı bu noktayı, o dönemde çektirdiği bir hatıra fotoğrafında gösteren Beğler, “Cesetler taş vs. ağırlıklarla atıldığı için birçok insan kalıntısının hâlâ o civarda bulunabileceğini” vurguladı. Bu sahnelere kendisinin bizzat şahit olduğunu da ekleyen Beğler, başka fotoğraflar da gösterdi.

MAYIN DEĞİL CESET TARLASI

Beğler’in iddialarına göre bölgede infaz edilenlerin ‘gömüldüğü’ en büyük alan, halk arasında “mayınlı” olarak bilinen ama ‘temiz’ olan bir bölge. “Burası da yine 48. Köprü’nün 500-1000 metre berisinde, Hezil Çayı ile Aktepe askeri bölgesinin arasında ‘Ateşalanı’ denilen bir yer. Bu alanı herkes mayınlı bölge zanneder, ama mayın yok normalde. Biz buranın mayınlarını temizledik ve mayınlı bölge süsü verdik. Burada bir dere (Hezil Çayı’nın devamı veya bir kolu) var. Bu derenin 20-30 metre üst kısmına da 80-90 kişi gömülmüştür. Adanalı A. Astsubay, geceleri buraya çok kişi gömdü.” Beğler, söz konusu bölgenin krokisini de kabataslak çizdi.

MAK’IN CESETLERİ GÖMDÜĞÜ YER

Beğler, bunlara ek olarak 2. bölüğün yanındaki “Kapılı” askeri bölgesine de çok sayıda ceset gömüldüğünü iddia ediyor. 2. bölüğün sağ tarafında bulunan ‘Aktepe’ ve solundaki ‘Kapılı’ askeri alanlarını kapsayan bölgeyi genel olarak MAK’ın (Muharebe Arama Kurtarma Birliği) kullandığını ifade eden Beğler, “PKK’lı olsun, iş adamı olsun, kim işkence edilip infaz edilirse bu alana gömülüyordu. MAK’ın özel alanıydı burası” diyor. TSK eski Tercümanı Beğler, Silopi çevresindeki zift tankerlerinin içine cesetler atıldığına da şahitlik ettiğini belirtiyor.

BULUNABİLİR

İnfaz edileceklerin bazılarının isimlerinin ‘yukarıdan’ geldiğini, bazılarının da E.A. ve MAK’ta görev yapan Ergenekon tutuklusu Albay Levent Göktaş tarafından yazıldığını açıklayan Beğler, bu noktada kamuoyunda çokça gündeme gelen kayıp iki kurbanın akıbetine açıklık getiriyor:
“Mesela Halil Birlik ile Mehmet Bilgiç isminde iki Silopili iş adamı vardı. Bunların isimlerini listeye el yazısıyla Mete Yüzbaşı yazmıştı. Bu iki adama PKK’ya yardım ve yataklık yapmaktan infaz kararı verildi. Onları 48. kapıdan aldım arabamla.” Beğler, Birlik ve Bilgiç’i, Göktaş’a teslim ettiğini anlattıktan sonra şöyle devam ediyor: “Sorguladılar, ondan sonra A. Astsubay ile Ş. Başçavuş -bölüğün içinden Aktepe Ateşalan’a giden toprak bir yol vardı- oraya götürüp bu iki iş adamını oraya gömdüler. Orası araştırılırsa bulunur, çünkü alan dar orada.”
(HABER MERKEZİ)

O ANLATTI, SAVCI SUSTURDU

Beğler, bölgede şahit olduğu birçok kanunsuzluğu Şırnak’ta savcıya da anlatmış ama sonuç alamamış: “Savcı dedi ki: Sus sus, bunlar ortalığı karıştırır!” Ergenekon’un üzerine aşamalı olarak gidilmesi gerektiğini düşünen Beğler, “Eğer Ergenekon savcıları ifademi almak isterlerse her zaman buna açığım, fakat ifade vermek için Türkiye’ye gidemem. Türkiye beni şu anda koruyamaz” diyor.

JiTEM’E DE ÇALIŞTI

Yıldırım Beğler, Özel Kuvvetler bünyesindeki MAK haricinde, 1992-1995 yılları arasında, emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün kurucusu olduğu ve “Halk arasında JİTEM olarak da bilinir” dediği Jandarma İstihbarat Teşkilatı’nda da çalıştığını hatırlatıyor. O dönemde birçok kanunsuzluğa şahit olduğunu, Silopi’deki JİTEM elemanları tarafından insanların sorgulanıp infaz edildiğini ve cesetlerin bir yerlere gömüldüğünü anlatan Beğler, bu cinayetlerin failleri olarak K. Astsubay, C. Uzman Çavuş, Y. Uzman Çavuş, korucu İ.T, S.T, S.D. ve K.S. isimlerini veriyor. Özellikle K.S’nin tetikçilik yaparak çok zenginleştiğini vurguluyor.

Kaynak: Evrensel
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
astsubayın, dehşet, itirafları


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:40 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info