Bütün yeryüzüne ve vicdanın yoldaşlarına:
6 Ocak 2010 günü, Türkiye’nin başkenti Ankara’da, kentin en yoğun bölgesi olan Yüksel Caddesi’nde, tutuklu vicdanî retçi Enver Aydemir ile dayanışmak amacıyla, bir basın açıklaması düzenlendi.
Alanda hazır bekleyen Çevik Kuvvet, açıklamanın bitmesine fırsat vermeden, basın açıklamasına katılan grubu çembere aldı ve gruptaki herkesten kimliklerini göstermesini istedi. Polis normal koşullarda bu tip bir “anayasal” ve “şiddetsiz” eylemde kimlik sormaz ve “vatandaş” olarak eylemcinin, basın açıklaması yapmadan önce polise herhangi bir bildirim yapma zorunluluğu yoktur. Polisin, bir basın açıklamasında açıklamayı yapan eylemciden kimlik talep etmesi, alışıldık ve kabul edilmesi istenen bir durumdur. Polisin, bir vicdanî retçinin tutukluluğunu eleştiren savaş ve şiddet karşıtı bir grubu, çembere alması ve katılımcıların tamamından kimlik istemesiyse gözaltı ve sonrasında gelecek tutuklamayı garanti altına almak içindir.
Çoğunluğunu anarşistlerin oluşturduğu eylemcilerin etrafını saran 100 kadar Çevik Kuvvet polisi, birkaç saniye içinde bütün şiddeti ve gücüyle eylemcilerin üzerine saldırdı. Şiddet, cinsiyetçi taciz ve hakaretler, eylemcilerin nezarete götürüldükleri araçta, 20 saatten fazla kaldıkları nezarethanelerde ve adliye sürecinde de devam etti. Polis, savaş ve şiddet karşıtı eylemcileri hakaret, halkı askerlikten soğutmak ve polise mukavemet ile suçladı. Tüm eylemciler, ağır bir baskıya maruz bırakıldıkları emniyette, kendilerini oraya getiren polisin hazırlamış olduğu ifadeleri imzalamaya zorlandı. Bu muameleye karşılık eylemciler, ifade vermeyerek susma haklarını kullandılar. Aynı akşam anti-militaristler nezaretteyken, bu hukuksuz ve keyfî gözaltı, eylemcilere uygulanan şiddet, Ankara, İstanbul ve İzmir’de protesto edildi. Tutsak Anti-militaristler ise, bir gece gözaltında tutulduktan sonra, ertesi sabah Ankara Adliyesi’ne götürüldüler. Adliyede kendilerini anarşist yoldaşları, anti-militaristler, feministler ve aileleri, güçlü bir destekle kucakladı. Onlara slogan ve alkışlarla destek verdiler. Tutsaklar ilk önce adlî tıbba, sonra da ifade vermek üzere savcılığa götürüldüler.
Savcılıkta, eylemcilerden 22’si serbest bırakılırken anarşist Volkan Sevinç tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme hızla görüldü. Volkan’a göre o salonda mizansenden farksız bir yargılama gerçekleşmişti. Çünkü hâkimden, polis amirlerine kadar uzanan hiyerarşi, zaten kararını vermişti; Volkan’ı tutuklamaya kararlıydılar. Hâkim, savaş ve şiddet karşıtı anti-militaristlerin gerçekleştirdiği basın açıklamasını “kanunsuz” toplantı, Volkan Sevinç’i ise bu kanunsuz toplantıyı yönetmekle ve toplantıya silahla gelmekle suçlamıştı. Bunların yanı sıra, delilleri karartmak gibi bir imkânı olduğuna hükmetmişlerdi.
Delil olarak ise, kendisine ait olmadığını belirttiği ve üst araması tutanağını imzalamasını reddetmesine neden olan bir bıçağı gösteriyorlardı. Volkan’ın olmayan bir bıçağın “silah”, anayasal bir hak olan basın açıklamasının “kanunsuz toplantı”, Anarşist Volkan Sevinç’in ise kanunsuz toplantıyı “yöneten” bir kişi olduğunu söyleyen iktidarların hukuku, tüm bu asılsız suçlamalarla Volkan’ı Ankara 1 No’lu cezaevine gönderip; kapattı.
Volkan, cezaevi aracına götürülürken yoldaşları ve destek olmaya gelenler, sloganlar attılar. Oradaki herkes, faşizme karşı Volkan’la ve tüm anti-militarist tutsaklarla omuz omuza yürüdüğünü, kurtuluşun tek başına değil hep beraber olacağını haykırdı. Herkesin tüylerini ürperten ve Volkan’ın kendisini tutan polislerden güçlü yumruğunu kurtarıp havaya kaldırmasını sağlayan; “İsyan Devrim Anarşi” sloganıydı. Sonuç olarak anarşist Volkan Sevinç, ölümü ve öldürmeyi reddettiği için iktidarların hapishanesine kapatıldı, tutsak edildi.
Bu olay, iktidarların hukukunun, yaşamın değil ölümün ve şiddetin yanında olduğunu, demokrasinin sadece ikiyüzlü bir yalan olduğunu, yazılacak yüzlerce sayfa kitaptan daha basit ve net bir biçimde anlatmaktadır.
Ertesi gün, 8 Ocak 2010 günü İstanbul, Ankara ve İzmir’de Volkan Sevinç’in yoldaşları ve ona sahip çıkanlar bu durumu protesto ettiler. Pankartların hepsinde aynı şey yazıyordu: “Vicdanlar tutsak alınamaz, Volkan Sevinç özgürleşiyor”. Ankara’daki basın açıklamasında pankartta, Anti-militarist Tutsaklara Özgürlük İnisiyatifi” imzası vardı. Diğer yandan İstanbul’da bir kişi daha, aynı eylemde, vicdanî reddini açıkladı. Yine İstanbul’daki eylemde, polisin basın açıklaması yapan eylemcileri sürekli tacizi sonucu, bir anarşist kalp krizi geçirdi. Kendisi şu anda yoğun bakımda bulunmaktadır.
Yaşadığımız topraklarda şiddet her an etimize batıyor. Bıçak şu anda kemiği zorluyor ve ruhumuza batıyor… Katillerin ve efendilerin, bu toprakların halklarıyla yürüttüğü psikolojik ve konvansiyonel savaşta, her şey giderek daha açık ve çıplak hale geliyor. Bu ülkenin egemenleri, anarşistlerin yüz yıl önce ne olduğunu söylediği bir şeyi, yani ‘iktidar’ı olanca ikiyüzlülükleriyle paylaşıyorlar. İktidarın, birlik ve kimlik inşasında harç olarak kullana geldiği halinden memnun, biat etmeyi boynunun borcu bilen ideal vatandaş rüyasını tehdit eden tüm politik, sınıfsal, etnik ve cinsel kimliklerin ruhunu, varlığını hedef alan, kapitalizmin yüzlerce yıl önce başlattığı bu savaş, bugün tüm hileli ve çirkin gerçekliği ile sürüyor. Savaş ve militarizm ne sadece askerlik ne de sadece silah sıkmaktır. Bu nedenle, militarizm-piyon işbirliği ilişkisine dayanan bir toplumsallığa karşı, böylesine bir süreçte, yapılması gereken en yaşamsal şey; ölümü reddetmektir. Volkan Sevinç, işte bu yüzden cezaevinde; ölümü ve öldürmeyi reddettiği için.
Bu metnin amacı, sizi yani “vicdanı tutsak edilemeyenleri ve yoldaşlarını”, bizlerle ve tutsak yoldaşımız Volkan’la dayanışmaya çağırmaktır. Yeryüzünde ona ve bizim vicdanımıza yoldaşlık eden herkese açık çağrımız budur. Şimdi, dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Öncelikli ihtiyacımız, bu sürecin eylemlerle desteklenmesidir. Volkan’ın vicdanının yalnız olmadığını gösterilmesidir.
Anarşist ve anti-militarist tutsak Volkan Sevinç ile ilgili tüm gelişmeleri haberleri
Ahali Gazetesi - Haberler sitesinde takip edebilir
ahaligazetesi@gmail.com adresinden, bizimle irtibat kurabilirsiniz.
Anti-Militarist Tutsaklara Özgürlük İnisiyatifi
KAHROLSUN POLİS DEVLETİ!!!