'Ayıptır, günahtır, cinayettir...'
Yaşadığımız topraklarda, devletin “acımasız, katliamcı, inkârcı politikaları” nedeniyle pek çok acı yaşandı.
Bu acılardan “en çarpıcı”, “en yürek acıtıcı” olanlardan biri de, “Dersim Soykırımı” ve “Seyit Rıza'ya reva görülen” “cinayet”tir.
Yüreğinde biraz olsun “insan sevgisi” taşıyan hiçbir kimse, bu acı karşısında “tarafsız” kalamaz.
Ancak cumhuriyet öncesi bu toprakları yöneten, cumhuriyet ile birlikte ise, “her türlü yöntemi” kullanarak, “içselleştirilen”, “ittihatçı zihniyet”, insanların beyinlerini öylesine teslim almıştır ki, o beyinleri taşıyan insanlarda adeta sevgiye yer bırakmamıştır.
“İnsan” olan, sadece Türkler'dir. Onlara göre, Türk olanlar dışında, herkes “gerekirse” ölümü hak etmiştir.
“Türkler hep haklıdırlar”. “Onlara başkaldırmak, hakkını aramak, her türlü zulmü haklı kılar”.
İşte bu, öylesine insanlık dışı bir “bakış açısıdır”.
Ancak itiraf edelim ki, çok “yerleşiktir”, çok “içselleşmiştir”.
CHP milletvekili Onur Öymen’in mecliste yaptığı ve 'Dersim soykırımını ve Seyit Rıza’ya yönelik cinayeti” “haklı ve tartışılmaz bulan” konuşması, bence bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanın, “halet-i ruhiyesi”ni temsil etmektedir.
O nedenle, bana hiç de şaşırtıcı gelmedi. Aksine “iyi ki bu konuşmayı yaptı” diye düşünüyorum.
Belki bu güne dek, CHP’ye oy veren, CHP’de politika yapan birçok Alevi-Kürt, bu konuşma ile “kendilerine gelirler”.
Biraz geçmişe dönüp, hatırlayalım…
Yıl 1937’dir. Mustafa Kemal, Dersim’i de kapsayan bir “gezi”ye çıkmıştır.
O, şehre gelmeden adeta O’na bir “hediye sunarcasına” katledilir Seyit Rıza…
“Mahkeme kararına itiraz hakkı tanınmadan, avukatsız, ne ile suçlandığını dahi bilmeden, yaşı küçültülmek suretiyle”, yani “hukuk katliamı” sayılacak uygulamalar ile katledilir.
O tarihlerde, Malatya Emniyet Müdürü olan, İhsan Sabri Çağlayangil anılarında, katliam anını şöyle anlatır:
“Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Etrafta hiç kimse yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa bağırdı: ‘Evladı Kerbalayık. Bihatayık. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir’ dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam, rap-rap yürüdü. Çingeneyi itti, ipi boynuna geçirdi, sandalyeye ayağı ile tekme vurdu ve kendini astı. Gömüleceği yer türbe olmasın diye, cenazesi de yakıldı..."
Bu hikâye, nasıl olur da bir insanın yüreğini yakmaz?..
Onur Öymen, nasıl bir insandır, bu nasıl bir zihniyettir ki, böylesine bir insan acısına, böylesine, “insanlık dışı” bir bakış açısı ile bakabilmektedir?..
Şunu da hiç unutmayalım, bugün Onur Öymen’in yaptığı konuşmayı eleştiren Ak Parti yöneticileri, Dersim’i bombalayarak, binlerce insanın ölümüne neden olan, “Atatürk’ün manevi kızı” Sabiha Gökçen’in adını, çok yakın bir zamanda, bir havaalanına verdiler.
Onur Öymen, Türkiye’de çok içselleştirilmiş bir bakış açısını belki bir anda “ağzından kaçırarak”, “suçüstü yakalandı” ama, bir de suçlarını gizleyenler var…
Evet, Seyit Rıza hâlâ boşluğa sesleniyor; “ayıptır, günahtır, cinayettir” diyerek…
O sesi duyanlar çoğaldıkça, bu zihniyet değişecektir.
Seyit Rıza’nın sesine kulak verelim…
sesonline.net - Eren Keskin

fuck the system!
|