|
|
| Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular. |
devletimizi kim kurtaracak? okuyun!!!Güncel Mevzular içerisinde devletimizi kim kurtaracak? okuyun!!! konusu: Alıntı:
AlbatrosS ´isimli arızadan alıntı
Senin şu ''ruh''lara sorsak, belki bir şey çıkar hocam
Uğraşma şu Ruh 'larla AlbatrosS
Ne olur,ne olmaz aman haa...

22-05-2009, 12:14
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-05-2009
Mesajlar: 349
|
|
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
Senin şu ''ruh''lara sorsak, belki bir şey çıkar hocam 
|
Uğraşma şu Ruh 'larla AlbatrosS
Ne olur,ne olmaz aman haa 

Ben def ettikçe alçak virüsler ürüyor. Ben doğrumu deştikçe onlar komikmiş gibi gülüyor. Bilmiyorlar aslında onlar karşımda yavaşça ölüyor....
|

22-05-2009, 14:35
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Albatros Tayyip gibisin buldunmu bir açık takıyorsun.....İnsanları inandıkları şeylerle yargılayamassın....
|

22-05-2009, 14:37
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Tamamı Alıntıdır.......
Sunuş
Okuyacağınız makale Darwin'in oğlu tarafından hazırlanmış "Autobiography of Charles Darwin" (Darwin'in Özyaşamöyküsü) adlı kitaptan alındı. Bu eser önümüzdeki günlerde Daktylos Yayınevi tarafından ilk kez Türkçe'de yayınlanacaktır.
Babam yayımlanmış eserlerinde din meselesi üzerine pek fazla şey söylemedi ve konu üzerine geride bıraktıklarını da yayımlanacakmış gözüyle yazmadı (1).
Onun bu suskunluğunun birtakım nedenlerden kaynaklandığını düşünüyorum. Babam bir insanın dini inanışının özel ve yalnız kendini ilgilendiren bir konu olduğuna yürekten inanmıştı. 1879'da yazdığı mektuptan bir bölüm bunu gösteriyor (2):
"Benim görüşlerimin ne olduğu, yalnız benim için bir anlam teşkil edebilir. Ama sorduğun şekliyle, bu konudaki yargımın sıklıkla değiştiğini belirtebilirim. … En uçlara savrulduğum zamanlarda bile Tanrı'nın varlığını reddetmek anlamında Ateist olmadım. Sanırım, (yaşım ilerledikçe daha da artan biçimde), Agnostik'in durumumu tanımlamaya daha uygun bir sözcük olduğunu söyleyebilirim."
Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımıdır. Bu felsefenin takipçilerine agnostik denir.
Kökeni eski Yunan'daki Sofistlere kadar uzanan agnostisizm kelime olarak eski Yunanca'daki agnostos, yani "bilinemez olan" kelimesinden gelir. Bir din ya da öğretiler bütünü değil, bir konsepttir.
"Bilinmezcilik" olarak tanımlanması, aslında dinlerin öne sürdüğü Tanrı anlayışının gerçekliğinin sorgulanamazlığı demek değildir.
Dinlerin tanrıdan gelmedigini söyler ve dinlerin tanrısını da reddeder. Ancak başka bir tanrının, bir yaratıcının varolup olmadığının hiçbir zaman bilinemeyeceğini söyler. Bu bakımdan agnostisizm kendini, "kesinlikle tanrı vardır" diyen teizmden de "kesinlikle tanrı yoktur" diyen ateizmden de ayrı tutar.
|

22-05-2009, 17:13
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
Alıntı:
zienog´isimli arızadan alıntı
Şu devletimizi içine düşmüş olduğu durumdan mevcut partiler kurtarabilir mi? yönlendirilmiş bir demokrasi ve AB yasaları ile devlet düze çıkar mı? IMF politikaları devleti kurtarır mı? ABD nin bizim içişlerimize karışmasıyla bu devlet nereye kadar gidebilir. Yoksa devletin onur ve şerefini kurtaracak partiler üstü bir güce mi gereksinim var? bir gün tam bağımsız olabilecek miyiz?
Yorumlarınızı cevaplarınızı bekliyorum.....
|
hayır, hayır, hayır, dibe kadar  , olabilir-ne olduğuna bağlı, sanmıyorum-umutsuzum.

kısa ötesi cevepları verdim şimdilik, rahat bir zamanda devamını da yazmak isterim. malum, söylenecek çok şey var.
bu arada sayın zienog, güzel konular açıyorsunuz, kısa cevapları beğenmiyorsunuz DA sizin yorumlarınızı da alsak 
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|

22-05-2009, 19:53
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Sunasu´isimli arızadan alıntı
Uğraşma şu Ruh 'larla AlbatrosS
Ne olur,ne olmaz aman haa 
|
niye, anayasal bir suç mu işliyorum  Hem benim bir şey istediğim yok ki, altılıyı bulsun, canım feda onlara 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

22-05-2009, 19:54
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Sıfır´isimli arızadan alıntı
Albatros Tayyip gibisin buldunmu bir açık takıyorsun.....İnsanları inandıkları şeylerle yargılayamassın....
|
Aman efendim, haddimize mi; bu sitede ''ruhların özgül ağırlığı''nı ölçen muhteremler bile var; bize söz düşer mi 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

22-05-2009, 19:58
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Tamamı Alıntıdır.......
Sunuş
Okuyacağınız makale Darwin'in oğlu tarafından hazırlanmış "Autobiography of Charles Darwin" (Darwin'in Özyaşamöyküsü) adlı kitaptan alındı. Bu eser önümüzdeki günlerde Daktylos Yayınevi tarafından ilk kez Türkçe'de yayınlanacaktır.
Babam yayımlanmış eserlerinde din meselesi üzerine pek fazla şey söylemedi ve konu üzerine geride bıraktıklarını da yayımlanacakmış gözüyle yazmadı (1).
Onun bu suskunluğunun birtakım nedenlerden kaynaklandığını düşünüyorum. Babam bir insanın dini inanışının özel ve yalnız kendini ilgilendiren bir konu olduğuna yürekten inanmıştı. 1879'da yazdığı mektuptan bir bölüm bunu gösteriyor (2):
"Benim görüşlerimin ne olduğu, yalnız benim için bir anlam teşkil edebilir. Ama sorduğun şekliyle, bu konudaki yargımın sıklıkla değiştiğini belirtebilirim. … En uçlara savrulduğum zamanlarda bile Tanrı'nın varlığını reddetmek anlamında Ateist olmadım. Sanırım, (yaşım ilerledikçe daha da artan biçimde), Agnostik'in durumumu tanımlamaya daha uygun bir sözcük olduğunu söyleyebilirim."
|
Darwin'in ''ruh'' çağırdığını gören olmuş da bizim haberimiz yok Sıfır?
Alıntı:
Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımıdır. Bu felsefenin takipçilerine agnostik denir.
Kökeni eski Yunan'daki Sofistlere kadar uzanan agnostisizm kelime olarak eski Yunanca'daki agnostos, yani "bilinemez olan" kelimesinden gelir. Bir din ya da öğretiler bütünü değil, bir konsepttir.
|
Adı üzerinde ''bilinmez'' diyor; agnostikler ''Tanrının olabileceği ihtimali''ne de yer verirler; ancak, dinleri ve onun söylediklerini tümden reddederler. Buna cinler, periler, ruhlar da dahil.
Alıntı:
|
"Bilinmezcilik" olarak tanımlanması, aslında dinlerin öne sürdüğü Tanrı anlayışının gerçekliğinin sorgulanamazlığı demek değildir.
|
Adamlar sorguladıkları için AGNOSTİK olmuş ya zaten...
Alıntı:
|
Dinlerin tanrıdan gelmedigini söyler ve dinlerin tanrısını da reddeder. Ancak başka bir tanrının, bir yaratıcının varolup olmadığının hiçbir zaman bilinemeyeceğini söyler. Bu bakımdan agnostisizm kendini, "kesinlikle tanrı vardır" diyen teizmden de "kesinlikle tanrı yoktur" diyen ateizmden de ayrı tutar.
|
Agnostik olsan ona da saygı duyarı Sıfır'ım 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

22-05-2009, 20:11
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Nerden: 3.Boyutta
Mesajlar: 120
|
|
|
Ruh(Söz gelimi ruh ne olduğunu bende bilmiyorum)çağırmak bilinmiyeni kavramak için yaptığım bir denemeydi.Sonuç olumsuz olsaydı bugün burada dalgasını geçiyor olurdum.Ve Dalgasını geçmek içinde önemli bir sebebim olurdu.....bu benim inandığım bir vukudan çok bir denemenin sonucuydu bu nedenle bu konu hakkında benim üzerimden atıp tutmanı saygızılık olarak nitelendiriyorum.Ve rahatsız oluyorum........
|

22-05-2009, 20:18
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Gelelim ''devlet'' olgusuna...
Bu konuda oldukça farklı değerlendirmeler olsa da; devlet olgusu tarihsel süreç içerisinde ''üretim ilişkileri''nin getirdiği birtakım nesnel koşullardan/ihtiyaçlardan doğmuştur. Devlet, bir yanıyla üretim ilişkileri, bilim ve teknolojinin doğurduğu ''işbölümü-koordinasyon'' ihtiyacının doğal bir sonucuyken bir yanıyla da ''mülkiyet'' ilişkilerinin tarihsel bir sürekliliğinden ileri gelen ''sahip olma, egemen olma ve iktidar'' güdülerinin bir sonucudur. Devlet konusuna getirdiğiniz yaklaşımlar konuya nereden bakacağınızla alakalıdır. Bu bir yanıyla bardağın yarısını dolu yarısını da boş görmekle alakalıdır. Tavuk-yumurta münasebetine de benzeyen bu değerlendirme, yeni doğan bir civcivin ''tavuk'' olmadığı gerçeğini de ıskalıyor sanırım  Bu durumda ''yumyurta elbette tavuktan çıkar'' demek daha manalıdır
Zannımca asıl üzerinde durulması gereken mesele ise ''demokratik mekanizmalarının'' ve ''iktidar-otorire-hiyerarşi'' gibi olguların nasıl düzenleneceği sorunudur. 7 milyara yaklaşan nüfusuyla dünyadaki ''hizmet ve ihtiyaç''ların mümkün olan en eadil ve doğaya en faydalı bir biçimde düzenlemesi zorunludur. Unutulmasın ki, insanlık devletsiz toplumlardan devletli toplumlara geçerken ortaya çıkan en önemli nesnel olgu '' üretim ilişkileri'' olgusudur. Ayrıca, devletsiz toplumlarda da, toğplumsal hayatı düzenleyen ''katı öğretiler'' bulunmaktadır. Bugünkü devletin karşıladığı ''hukuk, kişiler arası ilişkileri düzenleyen yasalar'' gibi gereksinimleri devletsiz toplumlardaki ''totemist ahlak kuralları'' karşılamaktaydı. Dolayısıyla ''devletin de ahlakın da'' olmadığı anarşist bir toplum düzeni nerdeyse hiç olmamıştır. Olduğunu düşündüğümüz zamanlarda da gerek dünya nüfusu ne bu kadar fazla gerekse de doğal kaynaklar ne bu kadar tahrip edilmişti.
Kapitalist üretim ilişkilerinin altüst ettiği bir insanlık kültüründen ahlakı da devleti de çıkarırsanız şimdki düzeni bile mumla arayacak hale geleceğimiz inancındayım. Bu arada, insan yaşamını ve kültürünü maffeden ahlak tanımını olumladığım/onayladığım kesinlikle düşünülmesin.
Yapılması gereken şey, nesnel koşullar ve ihtiyaçların elverdiği ölçülerde aşama aşama mücadeleyi derinleştirmektir. Bunun yolu da iki şeyi kökten değiştirmekten geçer: 1. mülkiyetli toplum yapısı 2. demokrasi kültürü(burada kastedilen burjuva demokrasisi değildir).
Anarşist bir idealin/modelin üstünde durması gereken şey ''ihtiyaçlar'' ın nasıl karşılanacağı sorunudur. 7 milyar nüfusun temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağız, bunu yaparken de toplumsal adaleti nasıl sağlayıp birey yaşamının üzerindeki ''iktidar- otorite'' gibi kurumları nasıl tasfiye edeceğiz?

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

22-05-2009, 20:22
|
 |
sırtın aptalı
|
|
Üyelik Tarihi: 14-05-2009
Nerden: samanyolu galaksisinde bir yer.
Yaş: 28
Mesajlar: 90
|
|
|
sy no Fatih tabiki benimde bu konu hakkında görüşlerim ve düşüncelerim var ama önce beyin jimlastiği yapmak için sizin cevaplarınızı bekledim. güzel konular açtığımı söylemişsiniz teşekkür ediyorum. bence devlet vemillet kavramları insanları farklı farklı kitlere bölmek baştan yanlış olan bir konu. ama bizin devletimizin tam bağımsız bir devlet olabilmesi için çözümün mevcut partilerle sağlanabileceği kanısında değilim. tam bağımsız bir devlet olabilmek için demokrasi yutturmalarından uzak olmamız gerekli. partiler üstü bir güçle yönetilmek gerekli. insanların eğitim seviyesi buna uygun olmalı. yani çözüm için bir çok faktörün birlikte olması gerekir.konu açıldıkça yorumlarıma devam edeceğim.
Kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır. (Nietzsche)
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:54 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|