|
|
| Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular. |
Devlet elinden Terör ManzalaralarıGüncel Mevzular içerisinde Devlet elinden Terör Manzalaraları konusu: Alıntı:
Siz burada anarşizm'in A sını savunmuyorsunuz.
Siz sadece teröristleri savunan aklı yarım insanlarsınız.
Kaldı ki şu ettiğin zibidi tarzı hakeretlerde sizlerin ne kadar cahil insanları olduğunun kanıtı olsa gerek.
...

12-05-2009, 20:02
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Siz burada anarşizm'in A sını savunmuyorsunuz.
Siz sadece teröristleri savunan aklı yarım insanlarsınız.
Kaldı ki şu ettiğin zibidi tarzı hakeretlerde sizlerin ne kadar cahil insanları olduğunun kanıtı olsa gerek.
Zira cahil insanlar hemen hakarete başvururlar.
|
Süzme faşolar da sen gibi jurnallik yaparlar. Ben her fikri tartışırım, kimseyi de fikirleriyle yargılayıp şikayet etmem. Senin biberonun düşmüş belli ki, sana afili bir biberon alacam merak etme
Alıntı:
Ek olarak apo denen kişi PKK terör örgütünün ele başıdır.
Doğal olarak bu iti savunan DTP denen PKK yandaşı partiye apocu demem doğaldır.
|
Eee, ben bu ülkede 4-5 milyon APOcu var dediğimde niye rahatsız oluyorsun taş kafalı!!!
Alıntı:
Bu arada evet gerekli işlemleri yarın gerekli mercihlere giderek şu zibidi hakaretinizle başlatacağım.
Anarşistlik oynamak ve klavye külhanbeyliği taslamak neymiş görürsünüz yakın zamanda.
|
Olur, selamımı da söyle...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

12-05-2009, 20:28
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-05-2009
Mesajlar: 349
|
|
|
Birkaç dönüm tarlası işgal edildiği için kavga çıkaran, küfür eden, şansı kötüyse cinayet işleyen biri mi daha onurludur, her gün erozyonla giden vatan topraklarını korumak için erozyona karşı mücadele eden mi?
Çöplerini bahçesine döktüğü için komşusuna av tüfeği ile ateş açan biri mi daha cesurdur, onuruna düşkündür, tutuklanma tehlikesine karşın, işini gücünü bırakıp denizin kirletilmesine karşı çıkanlar, nehri kirleten fabrikatörlere karşı, kelle koltukta mücadele edenler mi?
Birine enayi demek mi daha büyük hakarettir,
tüm toplumu enayi yerine koymak mı?
Söylemediği, yazmadığı şeyleri bir kişiye mal etmek mi daha büyük hakarettir,
yoksa görüşlerine katılmadığı için dönüş grubuna söylemedikleri, yazmadıkları görüşleri mal etmek mi?
saygısızlığı, ahlak kurallarına uymamayı, sadece hakaret sözcükleri ile sınırlandırdığınızı görüyor ve bu anlayışı çok ilkel buluyorum. Uygar insanların onur anlayışı ile ilkel kalanların onur ve hakaret anlayışları epeyce farklılaşmış olduğunu anladım çağımızda....

Ben def ettikçe alçak virüsler ürüyor. Ben doğrumu deştikçe onlar komikmiş gibi gülüyor. Bilmiyorlar aslında onlar karşımda yavaşça ölüyor....
|

12-05-2009, 20:40
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Sunasu´isimli arızadan alıntı
Birkaç dönüm tarlası işgal edildiği için kavga çıkaran, küfür eden, şansı kötüyse cinayet işleyen biri mi daha onurludur, her gün erozyonla giden vatan topraklarını korumak için erozyona karşı mücadele eden mi?
Çöplerini bahçesine döktüğü için komşusuna av tüfeği ile ateş açan biri mi daha cesurdur, onuruna düşkündür, tutuklanma tehlikesine karşın, işini gücünü bırakıp denizin kirletilmesine karşı çıkanlar, nehri kirleten fabrikatörlere karşı, kelle koltukta mücadele edenler mi?
Birine enayi demek mi daha büyük hakarettir,
tüm toplumu enayi yerine koymak mı?
Söylemediği, yazmadığı şeyleri bir kişiye mal etmek mi daha büyük hakarettir,
yoksa görüşlerine katılmadığı için dönüş grubuna söylemedikleri, yazmadıkları görüşleri mal etmek mi?
saygısızlığı, ahlak kurallarına uymamayı, sadece hakaret sözcükleri ile sınırlandırdığınızı görüyor ve bu anlayışı çok ilkel buluyorum. Uygar insanların onur anlayışı ile ilkel kalanların onur ve hakaret anlayışları epeyce farklılaşmış olduğunu anladım çağımızda....
|
İfade özgürlüğünün içine edip tehdit edene ben saygı göstermem. Lütfen bana burjuva ahlakından bahsetmeyin. Saygı herkese bol keseden dağıtılan ciklet değildir 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

13-05-2009, 12:28
|
 |
Dispossessed
|
|
Üyelik Tarihi: 10-07-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 232
|
|
|
Alıntı:
O bölgede devlet asker ve kolluk güçleri dışında neredeyse yok gibi, silah sahibi olanların önemli bir kısmı korucu köyleri zaten. Bunun dışındakilerin silah taşıması(otomatik silahlardan bahsediyorum) bariz tehlikedir, devlet yakalarsa direk terörizmden içeri atıyor malum
İçeri atmayı geç kırsalda görürse affetmez ama yöre halkı da asla silahından vazgeçmez, bir örnek vereyim; çoğu yerde düğünlerde gelinin erkek kardeşine bir silah hediye edilir, amacı töresel bir hata halinde o silahı kız kardeşine karşı kullanmasıdır, bir nevi alışveriş garantisi de denebilir.
Alıntı:
Kürtçeyi yasaklayan Kenan Evren mi federasyon talep etmiş? Ortada hiçbir şey yokken mi? Diyarbakır askeri ceza evi gerçeği ve darbe olgusu hiçbir şey mi? Hatta önceki 28 kürt isyanı da bir şey değil mi? O coğrafyada isyan hep vardı zaten.
Evet, aynı Kenan evren geçen sene bu sorunun çözümünde federasyonun iyi bir seçenek olduğunu ifade etmiştir, Diyarbakır cezaevinde yaşananlar Kürtçenin yasaklanmasıyla eşzamanlı ve birbirini destekler niteliktedir, 80 ihtilali şu anki BOP un 30 yıl önce atılmış temellerinden biridir, dindar bir halk yaratılması ve etnik çatışmaların başlamasına ön ayak olan hamleleri uzun vadeli planları ihtilal yapısı içinde görebiliriz. Sonuçları içinse iktidardaki imamlara ve güneydoğuda yaşananlara bakmak yeterlidir. ABD, CIA ve benzer organlarıyla bu ihtilale direk destek vermiştir, toprak reformu, sosyalleşme vs tartışılırken ülkenin kaderi birden değiştirilmiş ve ABD eksenine sokulmuştur. Eğer Sovyetler diğer küresel amaçlarını ön plana alarak göz yummasaydı haklısın olamazdı ama emperyalist dünya el ele vererek Anadolu halklarını harcamıştır.
Örgütün ABD tarafından sıkıştırılması ise hiç inandırıcı değil, Irak’ı işgal eden ABD, yaltakçısı konumundaki Barzani ve Talabani mi örgüte karşı oldukları halde o topraklardan tasfiye edemiyor, İrandan Filistine gizli silah taşıyan bir treni vurdu örgüt İsrailin Lübnan işgali sırasında. Buna ne diyeceksiniz peki örgüte atılmış bir iftira mı? Ben bir yalanlama hatırlamıyorum ama.
Alıntı:
Benim bahsettiğim gelinen aşamadaki çözümsüzlüktür; yoksa askeri statükonun siyasallaşması için herhangi özel bir sebebe de gerek yoktur; zira yasalar buna müsait...
Güneydoğudaki savaş olmasaydı asker bu kadar büyük bir etki alanına, halk desteğine ve maddi altyapıya sahip olabilir miydi? Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi? Halkın aklına yıllarca sol, sosyalizm denince bölücü terörist olgusu gelmedi mi, getirilmedi mi? Halk bu şekilde faşizanlaştırılmadı mı?
Alıntı:
Koruculuk sistemini yaratan devlet; bu konuda önlemler almayan ve şiddeti körükleyen yine devlet politikaları ve ciddi ihmallerdir. Korucuların işledilkleri suçlarla ilgili İHD'de ciddi dosyalar var, lütfen onlara göz at...
Bana İHD deme sakın, gerçekten can-ı gönülden çalışan insanlar İHD den tasfiye edildi, örgüte destek vermeyenin barınması imkansızlaştırıldı, İHD yozlaştı ve tek taraflı hale geldi, örgüt İHD yi resmen ele geçirmiş durumda.
Tekrar söylüyorum koruculuk yada devlet politikalarının savunulacak bir yanı yok ama burada durum farklı, akrabalar birbirlerini katlediyor. Bireysel bir soykırım çabası var ortada ve bu durum siyasi çatışma kapsamında değerlendirilmemeli kesinlikle.
Alıntı:
Yahuu bu örgütün Türkiyeyi değiştirecez, tüm dünyaya refah ve mutluluk yayacak gibi bir vaadi mi olmuş? Evet güçlü bir örgüt, çünkü ciddi derecede tabanı var ve komşu ülkelerin durumları ve coğrafi şartlar da kendisiyle mücadele edilmesini zorlaştırıyor. Senin bu örgütü pek tanıdığını sanmıyorum; ben de şahsen tanımıyorum elbet Ancak, ne iddia ediyorlar, neyi savunuyorlar ve nasıl politik açılımlar gerçekleştiriyorlar az-çok biliyorum. PKK İnsan Hakları Derneği değildir yada Kadın Hakları Derneği; misyonu bellidir; politik açılımları bellidir. Söz gelimi mecliste kadınların en yoğun olduğu partilerden biri DTP'dir Kadın kotası bulunan tek parti DTP'dir mecliste
Örgütün son dönemlerdeki tavırlarını tanıyabilen varsa gelsin anlatsın, bnde bir anlam veremiyorum çünkü yapılanlara ama eski dönemlerini kısmen bilirim örgütün MKM den, İHD den ve çevremdeki sempatizanlardan. Benim gördüğüm tavırlar genelde sözde kalan göstermelik girişimler. Ayrıca 20 yıldır biz kürt halkının temsilcisiyiz diyen bir örgüt kürt halkının sosyal (en azından bölge içlerinde) sorunlarından sorumlu değilim ben çıkar savaşırım derse devletten ne farkı olduğunu da açıklamak durumunda kalır,
Alıntı:
Alavere, dalavere kürt memet nöbete diyorsun yani Haklısın, pkk şiddeti aktif kullanan bir örgüttür. Silahlı mücadelelerini değilse de stratejilerini ve politik açılımlarını genişletmiştir. ABD, suriye, iran ve Türkiye gibi ülkelerin top yekun baskısına karşın bir yıkılamamıştır, son bulmamıştır.
ABD baskısının varlığı kabul etmediğimi yukarıda da söyledim, uçaklardan dağlara yanlışlıkla düşen yardım kargolarını unutmamak gerekeli.
Alıntı:
Devletin operasyon yapmayacağını, sivil siyasetçileri tutuklamayacağını ve talepleri sulandırmayacağını kim garanti eder? Bunun kolay bir süreç olacağını kim garanti eder? Bu örgüt 5-6 sene silah bıraktı, herhangi bir açılım oldu mu? Ben çok mu memnunum gariban askerler, köylüler ölüyor; yada dağdakiler çok mu memnun sürekli savaşmaktan yahıt dağa çıkan adam pilknik yapmaya mı çıkıyor? Dağdaki adam kendisi için onursuzuk addedilebilecek bir çözüme yanaşır mı? Zaten dağa bunun için çıkmıyor mu? Bizler, yani ücüncü cephedeki siviller olarak bu adamların dağdan inmesinin koşullarını yaratmalıyız, devletin sahte açılımlarına kanmamalıyız. Yahuu biz önce normalleşelim; sen dilediğin kadar ''terörist, abd maşası'' de; kürt halkı seni dinliyor mu? Bu örgüt kendi fesh ediyor mu?
Bu süreç kolay değildir, sancılıdır ve “iki taraf da” güvenilmezdir, haklı aramıyorum çünkü halktan başka haklı yok ortada ve sırf karşı taraf olduğu için böyle bir örgütün desteklenmesi ve haklı gösterilmesi karşılıklı çözümsüzlüğü körüklüyor.
Alıntı:
Onursuz ve teslimci bir çözüm olmaz, adam gibi sivilleşeceğiz önce. Anayasamızla, siyasetimizle adam gibi sivilleşelim...
Sivilleşecez diye İslamlaşmayalım sakın? Adam gibi sivilleşme uzak bir hayal, 28 şubattan sonra değişen dengeleri göz önünde bulundurmadan asker karşıtı olsun da isterse hamas olsun, molla olsun fark etmez dersek başımıza gelecekler İran örneği şeklinde dimdik duruyor karşımızda…
|

13-05-2009, 16:09
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Ukalalık kabul etmezsen bir şey belirteyim:Alıntı yapmak istiyorsan, alıntı yapacağın bölümü işaretle(metin kopyalarken mavi şeritli olur ya), sonra da yukardaki konuşma balonu şeklindeki kutucuğa tıkla.
Alıntı:
|
İçeri atmayı geç kırsalda görürse affetmez ama yöre halkı da asla silahından vazgeçmez, bir örnek vereyim; çoğu yerde düğünlerde gelinin erkek kardeşine bir silah hediye edilir, amacı töresel bir hata halinde o silahı kız kardeşine karşı kullanmasıdır, bir nevi alışveriş garantisi de denebilir.
|
Bireysel silahlanla karadenizde de çok yaygındır örneğin, orada da namus cinayetleri, cinnetler olur. Bu doğuya has bir şey değildir, önce bunun hakkını verelim. Doğuya has olan sömürge gibi yönetilmek ve bariz bir ayrımcılıktır.
Alıntı:
|
Evet, aynı Kenan evren geçen sene bu sorunun çözümünde federasyonun iyi bir seçenek olduğunu ifade etmiştir,
|
Devlet yönetme geleneğinde takıyyenin ciddi bir yeri olup bu konu İslamcılara has bir olgu değildir. Atatürk'ün de federasyondan bahsettiği biliniyor; ancak, sonuçları malum
Alıntı:
|
Diyarbakır cezaevinde yaşananlar Kürtçenin yasaklanmasıyla eşzamanlı ve birbirini destekler niteliktedir, 80 ihtilali şu anki BOP un 30 yıl önce atılmış temellerinden biridir, dindar bir halk yaratılması ve etnik çatışmaların başlamasına ön ayak olan hamleleri uzun vadeli planları ihtilal yapısı içinde görebiliriz.Sonuçları içinse iktidardaki imamlara ve güneydoğuda yaşananlara bakmak yeterlidir.
|
Kuzeyde Barzani çizgisi hakim olsaydı emin ol hem milliyetçilikler hem de tarikat çizgileri tüm kürt coğrafyasını esir alırdı. Bu farkı anlamak için RİZGARİ adlı dergiye bakabilirsiniz. Bu adamlar Barzanicidir ve PKK'yı ulus-devlet fikrini desteklemediği için kıyasıya eleştirir; hatta PKK'yi de ergenekoncu ilan eder
Dtp'nin ciddi tabanı olan yerlerde tarikatların geniş sarmalını görebiliyor muyuz? Mesela, Diyarbakır... Mesela Tunceli...
Alıntı:
ABD, CIA ve benzer organlarıyla bu ihtilale direk destek vermiştir, toprak reformu, sosyalleşme vs tartışılırken ülkenin kaderi birden değiştirilmiş ve ABD eksenine sokulmuştur. Eğer Sovyetler diğer küresel amaçlarını ön plana alarak göz yummasaydı haklısın olamazdı ama emperyalist dünya el ele vererek Anadolu halklarını harcamıştır.
Örgütün ABD tarafından sıkıştırılması ise hiç inandırıcı değil, Irak’ı işgal eden ABD, yaltakçısı konumundaki Barzani ve Talabani mi örgüte karşı oldukları halde o topraklardan tasfiye edemiyor
|
Bu adamlar PKK'ya karşı Türkiye ile onlarca operasyona katılmadı mı? Güney'deki kürtler arasında da ciddi bir PKK desteği yok mu? Daha geçen gün Yaşar Büyükanıt 32. Gün adlı programda: ''Türkiye tüm ordusunu Kandil'e yığsa bu örgüt ordan temizlenemez'' demedi mi? PKK Barzani'den mi çekiniyor? Yahut Barzani'nin PKK'yla çatışması kolay mı sanıyorsun? Yahuu, Türkiye gibi modern techizatlara sahip düzenli bir ordu bile kendi topraklarında onlaca kayıp veriyor...
Alıntı:
|
İrandan Filistine gizli silah taşıyan bir treni vurdu örgüt İsrailin Lübnan işgali sırasında. Buna ne diyeceksiniz peki örgüte atılmış bir iftira mı? Ben bir yalanlama hatırlamıyorum ama.
|
Öyle bir olay hatırlıyorum; hatta Türkiye de zor durumda kalmıştı bu konuda. O dönemde örgütün bunların nereye gittiğini bilmediğini söylediğini hatırlıyorum, yahut bilseler de Türkiye'yi zor durumda bırakmak için yapılmış olabilir. Haberin kaynağını da verirsen göz ata bilirim, ben de bulamadım şu an...
Alıntı:
|
Güneydoğudaki savaş olmasaydı asker bu kadar büyük bir etki alanına, halk desteğine ve maddi altyapıya sahip olabilir miydi? Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi? Halkın aklına yıllarca sol, sosyalizm denince bölücü terörist olgusu gelmedi mi, getirilmedi mi? Halk bu şekilde faşizanlaştırılmadı mı?
|
Olurdu... Bu tarihsel bir gelenektir, statüko kendine bahane bulmakta zorlanmaz; hatta üretir de. Ancak, Kürt realitesi yahut sorunu suni bir sorun değildir. 27 Mayıs darbesi yapıldığında ortada ne sosyalistler vardı ne de PKK. Zira, bu bir yönetim üslubudur, gelenektir. Ergenekon istisna değil, kuraldır...
Alıntı:
|
Bana İHD deme sakın, gerçekten can-ı gönülden çalışan insanlar İHD den tasfiye edildi, örgüte destek vermeyenin barınması imkansızlaştırıldı, İHD yozlaştı ve tek taraflı hale geldi, örgüt İHD yi resmen ele geçirmiş durumda.
|
Hem anarşist tezlere sarılacaksın hem de sosyal-şövenlik yapacaksın... Bu kadarı da fazla dostum, kantarın topunu kaçırmaya gerek yok. 17500 faili belli cinayet var ortada, bu bağlamda İHD'nin Kürt sorununa eğilmesi yahut Kürt sorununun bu konuda İHD raporların geniş yer bulması doğal. Asıl bulmasaydı, bu ciddi bir sorun olurdu. Akın Birdal'ı boşuna öldürmeye çalışmadılar. Sosyal şövenliği İHD'ye de bulaştırmak istediler ve yemedi. Aynı şey KESK'te de yaşandı, kendim de yakınen tanığım. KESK kürt sorununda ne zaman tutarlı bir duruş segilemeye başladı sol sosyal şövenler ve devlet KESK'i bastırmaya, duyarlı insanları tasfiye etmeye başladı. Şu an ortada KESK'in esamesi okunuyor mu? KESK bundan 4-5 yıl önceki KESK mi?
Alıntı:
|
Tekrar söylüyorum koruculuk yada devlet politikalarının savunulacak bir yanı yok ama burada durum farklı, akrabalar birbirlerini katlediyor. Bireysel bir soykırım çabası var ortada ve bu durum siyasi çatışma kapsamında değerlendirilmemeli kesinlikle.
|
Bu yıllarca kangrenleşmiş ''koruculuk'' sisteminin yarattığı bir sosyal tahribattır. Devletin kendi yanında duran aşiretlere silah, yetki verip onların her türlü gayrı meşru işine göz yumması hadisesidir. Lütfen artık bunun töreyle, namusla yada kız alıp vermeyle ilgili olmadığını anlayalım. Böyle töre hiç olmadı, olmaz da. Aşiret kendi içinde böyle toplu katliama onay vermez; zira, bu aşiretin de yok olması, gücünü kaybetmesi anlamına gelir. Töre cinayeti kadına ve çocuklara gitmez kolay kolay. Onaylamıyorum, ama her sosyal normun kendi iç kuralları vardır. Bu olayın temelinde ciddi rantlar vardır ve bu rantları açan, bu adamları böylesine bir ölüm makinesine çeviren koruculuk gerçeğidir.
Alıntı:
|
Örgütün son dönemlerdeki tavırlarını tanıyabilen varsa gelsin anlatsın, bnde bir anlam veremiyorum çünkü yapılanlara ama eski dönemlerini kısmen bilirim örgütün MKM den, İHD den ve çevremdeki sempatizanlardan. Benim gördüğüm tavırlar genelde sözde kalan göstermelik girişimler. Ayrıca 20 yıldır biz kürt halkının temsilcisiyiz diyen bir örgüt kürt halkının sosyal (en azından bölge içlerinde) sorunlarından sorumlu değilim ben çıkar savaşırım derse devletten ne farkı olduğunu da açıklamak durumunda kalır,
|
Örgüt, 93 sürecinden sonra ciddi teorik dönüşümler yaşadı. Şu anki çizgisinin temelleri 90ların sonlarına doğru atıldı ve 2000'den sonra siyasallaşma/sivilleşme çabaları ağırlık kazandı. Hatta devlet, örgütü askeri yönden yenme noktasına geldi; belki bitebilirdi de. Fakat, bir şekilde atlatmayı başardılar. Gerilla savaşında da artık oldukça deneyimli kadroları oluştu ki asimetrik savaş sinsi bir yöntemdir. Düzenli orduların baş belasıdır. Amacı savaş kazanmaktan ziyade zayiat vermektir, yılgınlık yaratmaktır. Bağımsız bir ulus devlet modelinin hem konjonktür gereği imkansız hem de teorik açıdan sakıncalı olduğu biliniyordu artık ve örgüt kendini en makul seviyeye çekti. Ulus devlet içerisinde demokratik bir çözüm, güçlü yerel yönetimler, kısmi otonomi, geniş sosyal-kültürel haklar, kimliğin anayasal güvencesi... Şu an durum budur...
Alıntı:
|
ABD baskısının varlığı kabul etmediğimi yukarıda da söyledim, uçaklardan dağlara yanlışlıkla düşen yardım kargolarını unutmamak gerekeli.
|
ben de bunun neden olamıyacağını, sosyal-şöven ifadeleri ve medyatik propagandaları söylemiştim.
Alıntı:
|
Bu süreç kolay değildir, sancılıdır ve “iki taraf da” güvenilmezdir, haklı aramıyorum çünkü halktan başka haklı yok ortada ve sırf karşı taraf olduğu için böyle bir örgütün desteklenmesi ve haklı gösterilmesi karşılıklı çözümsüzlüğü körüklüyor.
|
Desteklenmesi gereken örgüt değil meşru demokratik haklar ve çözümdür. Üçüncü taraf çözümün yada olması gerekenlerin kimden geldiğine bakarak karar vermez. Bizlerin kafasında zaten meşru haklar ve ortak bir çözüm çerçevesinde belirli fikirler vardır(anadilde eğitim, anayasal güvenceler, yeni ve sivil bir anayasa, genel af, sivil siyasetin önünün açılması vb gibi). Demokratik açılımları PKK istiyor diye red mi edeceğiz ?
Alıntı:
|
Sivilleşecez diye İslamlaşmayalım sakın? Adam gibi sivilleşme uzak bir hayal, 28 şubattan sonra değişen dengeleri göz önünde bulundurmadan asker karşıtı olsun da isterse hamas olsun, molla olsun fark etmez dersek başımıza gelecekler İran örneği şeklinde dimdik duruyor karşımızda…
|
Meşru demokratik haklar, anayasal özgürlüklerün sana bana faydası yok mu? Kürtlerin demokratik hakları verilince bundan sen de ben de faydalanmıyacağız mı? Kaldıki ben neden üçüncü cepheden bahsediyorum?
Şunu da anlayın artık, hep söylediğim bir şeydir: CHP ne kadar solsa AKP de o kadar İslamcıdır  Diyaneti ve kuran kurslarını açan da Kemalistlerdir bu ülkede  Zaten yeteri kadar muhafazakar bir taban vardır, gerisi abartıdır, propagandadır. 10 milyon yakın alevi nüfusun ve önemli sol-sosyal demokrat tabanın, kemalistin olduğu bir ülkenin İslamlaşması zordur ki ABD bile buna pek razı olmaz  Milli Görüş çizgisini tasfiye eden de aynı ABD değil miydi? Erdoğan boşuna mı o gömleği çıkardı  Bugün saadetin esamesi okunuyor mu?

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

17-05-2009, 23:50
|
 |
Dispossessed
|
|
Üyelik Tarihi: 10-07-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 232
|
|
Alıntı:
Ukalalık kabul etmezsen bir şey belirteyim:Alıntı yapmak istiyorsan, alıntı yapacağın bölümü işaretle(metin kopyalarken mavi şeritli olur ya), sonra da yukardaki konuşma balonu şeklindeki kutucuğa tıkla.
Farkındayım ancak yazıların çoğunu forum üzerinden düzenlemiyorum, işyeri koşulları malum
Alıntı:
Bireysel silahlanla karadenizde de çok yaygındır örneğin, orada da namus cinayetleri, cinnetler olur. Bu doğuya has bir şey değildir, önce bunun hakkını verelim. Doğuya has olan sömürge gibi yönetilmek ve bariz bir ayrımcılıktır.
Bu sadece doğunun sorunudur diyen yok, benim anlatmaya çalıştığım da bu zaten, Karadenizdeki oluşumlarda, bölgenin Fatsa efsanesinden nerelere geldiği ortadadır. Sonuçlarını Dink’in katli gibi olaylarda da görüyoruz, tıpkı Malatya’nın TKP nin ilk defa milletvekili çıkardığı şehirden katiller çıkaran şehre nasıl dönüştürüldüğü gibi, örnekler arttırılabilir.
Soruna sadece örgütlü şiddet gözüyle bakarak nereye varabiliriz peki, Van da yaşanan son olaylara bak, bir kadının suratının töre gerekçesiyle diri diri doğranmasındaki örgütlülüğü açıklayabilir misin bana? Devlet kötü, devlet kötü eyvallah buna itirazı olan yok, yapılanlar ortada peki ama 80 öncesi devrimci gençliğin yaptığı bilinçlendirme çalışmalarıyla nerelere varıldığı, halkın hangi noktalara taşındığı da ortada. Töreye, çok eşliliğe karşı mücadeleyi bunları yaratan devlete bırakıp silah kuşanıp dağlara mı çıkmak zorundayız, savaşmayı bilmeyen çiftçilerden oluşan köylülerin coğrafyasında değiliz bunu bir kabul edelim önce, mücadele yöntemlerimiz de buna göre oluşturulmalı. Oturduğumuz yerden çatışmayı körüklemek kolay, alternatif çözümler üretemeyen insan devrimci falan değil olsa olsa birilerinin askeridir.
Alıntı:
Kuzeyde Barzani çizgisi hakim olsaydı emin ol hem milliyetçilikler hem de tarikat çizgileri tüm kürt coğrafyasını esir alırdı. Bu farkı anlamak için RİZGARİ adlı dergiye bakabilirsiniz. Bu adamlar Barzanicidir ve PKK'yı ulus-devlet fikrini desteklemediği için kıyasıya eleştirir; hatta PKK'yi de ergenekoncu ilan eder
DTP lilerin Barzaniden nasıl bahsettiği malum, Barzaninin hakim olduğu bölgede kız sünnetlerinin devam ettiği de, bu konuda kendi içlerindeki ikilemlerin varlığı da. Tarikat çizgileri tüm Kürt coğrafyasının büyük bir bölümünü elinde tutuyor zaten.
Alıntı:
Dtp'nin ciddi tabanı olan yerlerde tarikatların geniş sarmalını görebiliyor muyuz? Mesela, Diyarbakır... Mesela Tunceli...
Tunceli o coğrafya içinde çok farklı bir yerdedir ve DTP nin ciddi tabana sahip olmasının altında çok daha farklı nedenler vardır. Tunceli halkı her zaman direnişin içinde yer almıştır ve son döneme kadar bu hareketlere bakarsak DTP nin şoven çizgisinin ne kadar dışında olduğu görülebilir. Tunceli halkı DTP ye muhtaç bırakılmıştır.
Diyarbakır içinse bu sarmalı gayet net görebiliyorum, bölgede bulundun mu hiç bilmiyorum ama benim gözlemlerim bu yönde. Çalışmalar göstermelik olmaktan öteye geçememiş durumda
Alıntı:
Bu adamlar PKK'ya karşı Türkiye ile onlarca operasyona katılmadı mı? Güney'deki kürtler arasında da ciddi bir PKK desteği yok mu? Daha geçen gün Yaşar Büyükanıt 32. Gün adlı programda: ''Türkiye tüm ordusunu Kandil'e yığsa bu örgüt ordan temizlenemez'' demedi mi? PKK Barzani'den mi çekiniyor? Yahut Barzani'nin PKK'yla çatışması kolay mı sanıyorsun? Yahuu, Türkiye gibi modern techizatlara sahip düzenli bir ordu bile kendi
topraklarında onlaca kayıp veriyor...
Bu adamlar oportünizmin kucağına öyle bir düşmüş haldeler ki kim nerden destek verirse ona yaltaklanıyorlar. PKK silahlı mücadeleyle yada hak, af yoluyla biter diyebilir miyiz, ETA, IRA bitebildi mi ki PKK bitsin? Halkları birbirleriyle ve kendileriyle barıştırmadığımız müddetçe bu savaş sürüp gidecek, ne yaparsak yapalım.
Alıntı:
Öyle bir olay hatırlıyorum; hatta Türkiye de zor durumda kalmıştı bu konuda. O dönemde örgütün bunların nereye gittiğini bilmediğini söylediğini hatırlıyorum, yahut bilseler de Türkiye'yi zor durumda bırakmak için yapılmış olabilir. Haberin kaynağını da verirsen göz ata bilirim, ben de bulamadım şu an...
Kaynağı hatırlamıyorum ancak örgüte karşı bu kayıtsız şartsız güvenini anlamakta zorlanıyorum. Örgüt o trende silahların varlığını bilecek ama istikameti bilmeyecek, olaylar tamamen tesadüfi gelişecek, bu mümkün mü yani? Biraz daha objektif olmaya çalışsak?
Alıntı:
Güneydoğudaki savaş olmasaydı asker bu kadar büyük bir etki alanına, halk desteğine ve maddi altyapıya sahip olabilir miydi? Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi? Halkın aklına yıllarca sol, sosyalizm denince bölücü terörist olgusu gelmedi mi, getirilmedi mi? Halk bu şekilde faşizanlaştırılmadı mı?
Olurdu... Bu tarihsel bir gelenektir, statüko kendine bahane bulmakta zorlanmaz; hatta üretir de. Ancak, Kürt realitesi yahut sorunu suni bir sorun değildir. 27 Mayıs darbesi yapıldığında ortada ne sosyalistler vardı ne de PKK. Zira, bu bir yönetim üslubudur, gelenektir. Ergenekon istisna değil, kuraldır...
Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi?
İşte tarihin kuralı budur, 27 Mayıs ihtilalinde düşman demokrat partiydi, diğer ihtilallerde anarşikler şunlar bunlar. Ama terör yeni kuşağın en ideal düşmanıdır. Son dönem ABD politikalarına bir bakın, asla bitmeyecek ama asla büyük askeri zayiat verdirmeyecek,her zaman istenilen yöne çekilebilecek bir düşman. Bu yeni kapitalist militarizmin post modern yöntemidir. Ergenekonu açarsak konu çok bulanır, ama şu fikrimi söyleyeyim bu davada taraflar eskiden de olduğu gibi Amerika ve Rusya dan başkası değildir. Geri kalanlarsa figürandır.
Alıntı:
Hem anarşist tezlere sarılacaksın hem de sosyal-şövenlik yapacaksın...
Her şeyden önce şunu bir açıklığa kavuşturalım, benim sarıldığım tezler yok, yalnızca benimle ortak çıkar yolları görebilen insanlarla tartışmak, gelişmek, geliştirmek ve bir şeyler yapmak derdindeyim. Sabit fikrin ne olduğuna önem vermem.
Alıntı:
Bu kadarı da fazla dostum, kantarın topunu kaçırmaya gerek yok. 17500 faili belli cinayet var ortada, bu bağlamda İHD'nin Kürt sorununa eğilmesi yahut Kürt sorununun bu konuda İHD raporların geniş yer bulması doğal. Asıl bulmasaydı, bu ciddi bir sorun olurdu. Akın Birdal'ı boşuna öldürmeye çalışmadılar. Sosyal şövenliği İHD'ye de bulaştırmak istediler ve yemedi. Aynı şey KESK'te de yaşandı, kendim de yakınen tanığım. KESK kürt sorununda ne zaman tutarlı bir duruş segilemeye başladı sol sosyal şövenler ve devlet KESK'i bastırmaya, duyarlı insanları tasfiye etmeye başladı. Şu an ortada KESK'in esamesi okunuyor mu? KESK bundan 4-5 yıl önceki KESK mi?
Kürt şovenizmine karşı durmak ne zamandan beri şovenlik oldu, İHD nin bu olaylarda yer alması tabii ki doğal, peki tüm kadrolarda Kürtlerin yer alması? Diğerlerinin tasfiye edilmesi? İHD de örgüt eleştirilebiliyor mu, örgütün insanlığa karşı işlediği hiç mi suç yok? Bunlar ele alınabiliyor mu? Örgüte ve yarattığı şovenizme toz kondurmuyorsun, eleştirenleriyse şovenizmle suçluyorsun. Kantarın topuzunun kaçtığı nokta asıl burada.
Alıntı:
Töre cinayeti kadına ve çocuklara gitmez kolay kolay. Onaylamıyorum, ama her sosyal normun kendi iç kuralları vardır. Bu olayın temelinde ciddi rantlar vardır ve bu rantları açan, bu adamları böylesine bir ölüm makinesine çeviren koruculuk gerçeğidir.
Töre kadına gitmezse nereye gider ? Sırf erkeğin onurunu kırmak için kadınına tecavüz edilmez mi bu coğrafyada? Devletin suçu yoktur diyen yok bunu kaçıncı söyleyişim bilmiyorum, bana örgütün masum olduğunu anlatmalısın çünkü böyle bir tezin var, ama lütfen “tesadüfi, bir şekilde “ gibi kavramları kullanma Allahın işi gibi bir kapıya çıkıyor çünkü.
Alıntı:
Örgüt, 93 sürecinden sonra ciddi teorik dönüşümler yaşadı. Şu anki çizgisinin temelleri 90ların sonlarına doğru atıldı ve 2000'den sonra siyasallaşma/sivilleşme çabaları ağırlık kazandı. Hatta devlet, örgütü askeri yönden yenme noktasına geldi; belki bitebilirdi de. Fakat, bir şekilde atlatmayı başardılar. Gerilla savaşında da artık oldukça deneyimli kadroları oluştu ki asimetrik savaş sinsi bir yöntemdir. Düzenli orduların baş belasıdır. Amacı savaş kazanmaktan ziyade zayiat vermektir, yılgınlık yaratmaktır. Bağımsız bir ulus devlet modelinin hem konjonktür gereği imkansız hem de teorik açıdan sakıncalı olduğu biliniyordu artık ve örgüt kendini en makul seviyeye çekti. Ulus devlet içerisinde demokratik bir çözüm, güçlü yerel yönetimler, kısmi otonomi, geniş sosyal-kültürel haklar, kimliğin anayasal güvencesi... Şu an durum budur...
“Bir şekilde” ??? Emperyalist güçleri bu kadar hafife alarak hangi gerçekliğe ulaşabiliriz? Bu günün konjonktürünü belirleyen kim, halkların bir şekilde veya tesadüfi olarak yaptığı yanlışlar mı?
Alıntı:
ABD baskısının varlığı kabul etmediğimi yukarıda da söyledim, uçaklardan dağlara yanlışlıkla düşen yardım kargolarını unutmamak gerekeli.
ben de bunun neden olamıyacağını, sosyal-şöven ifadeleri ve medyatik propagandaları söylemiştim.
Uçaklardan kargolar düşmedi yani, yoksa buda mı tesadüfi? Amerika neden “tesadüfi” diye açıklama yapmak durumunda kaldı peki?
Alıntı:
Desteklenmesi gereken örgüt değil meşru demokratik haklar ve çözümdür. Üçüncü taraf çözümün yada olması gerekenlerin kimden geldiğine bakarak karar vermez. Bizlerin kafasında zaten meşru haklar ve ortak bir çözüm çerçevesinde belirli fikirler vardır(anadilde eğitim, anayasal güvenceler, yeni ve sivil bir anayasa, genel af, sivil siyasetin önünün açılması vb gibi). Demokratik açılımları PKK istiyor diye red mi edeceğiz ?
Demokratik açılımları veya Kürt gerçekliğini reddettiğimiz yok, reddedilen örgütün yanlış tavırlarının varlığının ve sonuçlarının reddidir.
Alıntı:
Meşru demokratik haklar, anayasal özgürlüklerün sana bana faydası yok mu? Kürtlerin demokratik hakları verilince bundan sen de ben de faydalanmıyacağız mı? Kaldıki ben neden üçüncü cepheden bahsediyorum?
Çözümü tartışıyoruz, şablonlaşmış Türk milliyetçisi bir liboş yok karşında. Ben çok daha öte özgürlüğün ve kardeşliğin derdindeyim, kalıp cümleler kurmana gerek yok.
Alıntı:
Şunu da anlayın artık, hep söylediğim bir şeydir: CHP ne kadar solsa AKP de o kadar İslamcıdır Diyaneti ve kuran kurslarını açan da Kemalistlerdir bu ülkede Zaten yeteri kadar muhafazakar bir taban vardır, gerisi abartıdır, propagandadır. 10 milyon yakın alevi nüfusun ve önemli sol-sosyal demokrat tabanın, kemalistin olduğu bir ülkenin İslamlaşması zordur ki ABD bile buna pek razı olmaz Milli Görüş çizgisini tasfiye eden de aynı ABD değil miydi? Erdoğan boşuna mı o gömleği çıkardı Bugün saadetin esamesi okunuyor mu?
El Kaideyi yaratan da ABD, Saddama kimyasal silah sattıran da, emperyalizm eski dostlardan düşman, düşmanlardan da dost yaratmayı iyi bilir. ABD nin Fettullaha desteğini nasıl yok sayacağız, kaldı ki ortada neden yoksa Kemalistler neden ABD karşıtlığına soyunup başlarına Ergenekon gibi bir belayı açsın ki?
Türkiye hızla İslamlaşmaktadır, şeriat geliyor koşun CHP ye demiyorum, bu politik tavrın abartmalarını da kaale alan yok ama Anadolu’nun iç kesimlerinde yaşanan sosyo-kültürel hayatın şeriattan farkı ne? Bu bölgede yaşayan Alevilerin (Bektaşi demek daha doğru aslında ama konuyu dağıtmayalım) başlarına gelenler ortada, yakılanlar, gırtlakları kesilenler, fişlenenler ortada, bunları yok mu sayacağız? Bunu yaratan da devlet diyeceksin, peki devleti silahla yıkana kadar bu konuda hiçbir şey yapılmamalı mı? Tek çıkar yol çatışma mı? Çatışanların hali ortada, ve hiçbir tarafa katılıp oluşturulmuş alternatifler adına harcanmaya yada insanların harcanmasına sessiz kalmaya akıl sır erdiremiyorum. Bu yüzden dönek de oldum, liboş da, hain de, deli de. Ama insanı asker veya silah haline getiren zihniyete her zaman karşı oldum olacağım da, kötünün iyisini seçmek getirmedi mi insanlığı bu hale?
|

18-05-2009, 02:55
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Alıntı:
Bireysel silahlanla karadenizde de çok yaygındır örneğin, orada da namus cinayetleri, cinnetler olur. Bu doğuya has bir şey değildir, önce bunun hakkını verelim. Doğuya has olan sömürge gibi yönetilmek ve bariz bir ayrımcılıktır.
Bu sadece doğunun sorunudur diyen yok, benim anlatmaya çalıştığım da bu zaten, Karadenizdeki oluşumlarda, bölgenin Fatsa efsanesinden nerelere geldiği ortadadır. Sonuçlarını Dink’in katli gibi olaylarda da görüyoruz, tıpkı Malatya’nın TKP nin ilk defa milletvekili çıkardığı şehirden katiller çıkaran şehre nasıl dönüştürüldüğü gibi, örnekler arttırılabilir.
Soruna sadece örgütlü şiddet gözüyle bakarak nereye varabiliriz peki, Van da yaşanan son olaylara bak, bir kadının suratının töre gerekçesiyle diri diri doğranmasındaki örgütlülüğü açıklayabilir misin bana? Devlet kötü, devlet kötü eyvallah buna itirazı olan yok, yapılanlar ortada peki ama 80 öncesi devrimci gençliğin yaptığı bilinçlendirme çalışmalarıyla nerelere varıldığı, halkın hangi noktalara taşındığı da ortada. Töreye, çok eşliliğe karşı mücadeleyi bunları yaratan devlete bırakıp silah kuşanıp dağlara mı çıkmak zorundayız, savaşmayı bilmeyen çiftçilerden oluşan köylülerin coğrafyasında değiliz bunu bir kabul edelim önce, mücadele yöntemlerimiz de buna göre oluşturulmalı. Oturduğumuz yerden çatışmayı körüklemek kolay, alternatif çözümler üretemeyen insan devrimci falan değil olsa olsa birilerinin askeridir.
|
Devlet olgusu toplumun her öğesini kuşatan, baskı ve egemenlik araçlarına sahip örgütlü bir aygıttır ve her devletin egemen bir ideolojisi ve bu ideoloji çerçevesinde şekilleen kültür politikası bulunur.Toplumsal alanda yaşanan şiddetin bu açından birinci sorumlusu devlet ve onun devasa politik örgütlenmesidir. Trabzon ve Malatya örneklerin bu bağlamda son derece isabetli olmuş aslında. Fatsa ve TKP vekilliği örneğinden bugünlere gelinen süreçlerde yaşananlar ve yaşatılanlar devletin bu konudaki sorumluluklarını işaret etmiyorsa da nedir? Malatya-Maraş-Sivas üçgeni yakın tarihimiz açısından önemlidir; zira bu bölgelerde aleviler üzerinde ciddi provokasyonlar yapılmuştır. Yine bu blgeye yakın Çorum-Tokat gibi yerlerde de benzer uygulamalar görülmüştür. Bu bölgeler kontr-gerillanın adeta pilot bölgelerine haline gelmişlerdir 80 öncesinde.
Devlet gerçekten istese şiddet üzerine tampon politikalar üretebilecek en önemli kurumdur. Bu konuda egemen devlet ideolojisi ve politik örgütlenmesi en belirleyici öğedir. 12 eylül öncesinde anadolunun ücra köşelerine bile giden sinemalar, tiyatrolar varken 12 eylülden sonra sanat ve toplumsal hayat üzerindeki baskıları hepimiz yaşadık. Sürekli darbeler, parlamenter rejime yapılan müdahaleler, cunta yasaları, kontr-gerilla örgütleri, provokasyonlar, devletçe desteklenen aşiretçilik ve populer şiddet kültürü vs uygulamaların hepsi devletin sorumluluğunda olup toplumun şekillenmesinde önemli kaynaklardır.
Benim asıl anlamadığımsa anarşist teorilerden beslenen birinin devlet olgusunun kökeninde yatan militer şiddet kavramını dışlaması ve onun belirleyiciliğini ikinci, üçüncü plana itmesidir...
Alıntı:
Alıntı:
Kuzeyde Barzani çizgisi hakim olsaydı emin ol hem milliyetçilikler hem de tarikat çizgileri tüm kürt coğrafyasını esir alırdı. Bu farkı anlamak için RİZGARİ adlı dergiye bakabilirsiniz. Bu adamlar Barzanicidir ve PKK'yı ulus-devlet fikrini desteklemediği için kıyasıya eleştirir; hatta PKK'yi de ergenekoncu ilan eder
DTP lilerin Barzaniden nasıl bahsettiği malum, Barzaninin hakim olduğu bölgede kız sünnetlerinin devam ettiği de, bu konuda kendi içlerindeki ikilemlerin varlığı da. Tarikat çizgileri tüm Kürt coğrafyasının büyük bir bölümünü elinde tutuyor zaten.
|
Ondan mı barzani Tc ile onlarca operasyona katıldı? Rızgari ve Barzani çizgisiyle dtp çizgisi farklıdır, politik olarak da birbirinden hazetmezler pek, istersen kaynaklara bakabilirsin...
Alıntı:
Alıntı:
Dtp'nin ciddi tabanı olan yerlerde tarikatların geniş sarmalını görebiliyor muyuz? Mesela, Diyarbakır... Mesela Tunceli...
Tunceli o coğrafya içinde çok farklı bir yerdedir ve DTP nin ciddi tabana sahip olmasının altında çok daha farklı nedenler vardır. Tunceli halkı her zaman direnişin içinde yer almıştır ve son döneme kadar bu hareketlere bakarsak DTP nin şoven çizgisinin ne kadar dışında olduğu görülebilir. Tunceli halkı DTP ye muhtaç bırakılmıştır.
Diyarbakır içinse bu sarmalı gayet net görebiliyorum, bölgede bulundun mu hiç bilmiyorum ama benim gözlemlerim bu yönde. Çalışmalar göstermelik olmaktan öteye geçememiş durumda
|
Tarikat sarmalı DTP'nin fonladığı bir olgu değil; güneydoğuda dtp ve marksist çizgiye alternatif olarak paydahlanan bir sarmaldır. Geçmişte refah'ın oynağı rolü daha liberal çizgisiyle akp üstlenmektedir. Ancak, bölgenin tarihsel bağları açısından ciddi bir NAKŞİ geleneği olduğu da dikkate alınmalıdır...
Alıntı:
Alıntı:
Bu adamlar PKK'ya karşı Türkiye ile onlarca operasyona katılmadı mı? Güney'deki kürtler arasında da ciddi bir PKK desteği yok mu? Daha geçen gün Yaşar Büyükanıt 32. Gün adlı programda: ''Türkiye tüm ordusunu Kandil'e yığsa bu örgüt ordan temizlenemez'' demedi mi? PKK Barzani'den mi çekiniyor? Yahut Barzani'nin PKK'yla çatışması kolay mı sanıyorsun? Yahuu, Türkiye gibi modern techizatlara sahip düzenli bir ordu bile kendi
topraklarında onlaca kayıp veriyor...
Bu adamlar oportünizmin kucağına öyle bir düşmüş haldeler ki kim nerden destek verirse ona yaltaklanıyorlar. PKK silahlı mücadeleyle yada hak, af yoluyla biter diyebilir miyiz, ETA, IRA bitebildi mi ki PKK bitsin? Halkları birbirleriyle ve kendileriyle barıştırmadığımız müddetçe bu savaş sürüp gidecek, ne yaparsak yapalım.
|
Bugüne kadar savaşla bitti mi ki? Bir kere de affı deneyelim, bir kere de diyaloğu deneyelim. Mesela kürtler olunca maşallah sizin de resmi ideologlardan farkınız kalmıyor, önce şu dilinizi değiştirmenizi öneriyorum; zira bu dille güneydoğudaki muhalif kürtlerle anlaşamıyacağınız kesindir.
Alıntı:
Alıntı:
Öyle bir olay hatırlıyorum; hatta Türkiye de zor durumda kalmıştı bu konuda. O dönemde örgütün bunların nereye gittiğini bilmediğini söylediğini hatırlıyorum, yahut bilseler de Türkiye'yi zor durumda bırakmak için yapılmış olabilir. Haberin kaynağını da verirsen göz ata bilirim, ben de bulamadım şu an...
Kaynağı hatırlamıyorum ancak örgüte karşı bu kayıtsız şartsız güvenini anlamakta zorlanıyorum. Örgüt o trende silahların varlığını bilecek ama istikameti bilmeyecek, olaylar tamamen tesadüfi gelişecek, bu mümkün mü yani? Biraz daha objektif olmaya çalışsak?
|
Benim örgütle bir bağım yok, siyasal çizgim de onlardan farklıdır; ancak ben de sizin egemen ideolojinin hakim dilinizi anlamıyorum. Benim Kürt halkı ve onların haklı talepleriyle empati kurmamın örgütle ilişiği nedir ki? Benim derdim, resmi ideolojinin ve medyanın bu konudaki ''buyurucu ve manipülatif'' dili ve söylemidir ki size karşı çıkarken değindiğim noktalarda da hep bu dil yatıyor. Önce kullandığınız hiyerarşik, buyurucu ve hakim dili değiştirin sayın yorumcu; PKK talepleri beni ilgilendirmiyor, ben soruna eşit ve demokratik bir açıdan bakıyorum sadece...
Alıntı:
Alıntı:
Güneydoğudaki savaş olmasaydı asker bu kadar büyük bir etki alanına, halk desteğine ve maddi altyapıya sahip olabilir miydi? Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi? Halkın aklına yıllarca sol, sosyalizm denince bölücü terörist olgusu gelmedi mi, getirilmedi mi? Halk bu şekilde faşizanlaştırılmadı mı?
Olurdu... Bu tarihsel bir gelenektir, statüko kendine bahane bulmakta zorlanmaz; hatta üretir de. Ancak, Kürt realitesi yahut sorunu suni bir sorun değildir. 27 Mayıs darbesi yapıldığında ortada ne sosyalistler vardı ne de PKK. Zira, bu bir yönetim üslubudur, gelenektir. Ergenekon istisna değil, kuraldır...
Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi?
İşte tarihin kuralı budur, 27 Mayıs ihtilalinde düşman demokrat partiydi, diğer ihtilallerde anarşikler şunlar bunlar. Ama terör yeni kuşağın en ideal düşmanıdır. Son dönem ABD politikalarına bir bakın, asla bitmeyecek ama asla büyük askeri zayiat verdirmeyecek,her zaman istenilen yöne çekilebilecek bir düşman. Bu yeni kapitalist militarizmin post modern yöntemidir. Ergenekonu açarsak konu çok bulanır, ama şu fikrimi söyleyeyim bu davada taraflar eskiden de olduğu gibi Amerika ve Rusya dan başkası değildir. Geri kalanlarsa figürandır.
|
Resmi ideoloji tarihini okumanızı tavsiye ediyorum. ABD ve Rusya etkisi tartışılmaz, olacaktır da; ancak gerek Kürt sorununda gerekse Ergenekon olgusunda tarihsel bir gelenekten, bir istisnadan ziyade bir kuraldan bahsediyoruz ki bunların kaynakları da fazlasıyla kendi içimizdedir. Türk Tarih Tezini ve Güneş Dil Teorisini yazdıran ve hakim ulus-devlet olgusunun sınırlarını çizen ne ABD ne de Rusya'dır değil mi? Sonraki süreçlerde mutlaka bir etkilenme olacaktır; ancak kaynak içimizdedir, kaynak/sır resmi ideoloji tarihine içrektir...
Alıntı:
Alıntı:
Hem anarşist tezlere sarılacaksın hem de sosyal-şövenlik yapacaksın...
Her şeyden önce şunu bir açıklığa kavuşturalım, benim sarıldığım tezler yok, yalnızca benimle ortak çıkar yolları görebilen insanlarla tartışmak, gelişmek, geliştirmek ve bir şeyler yapmak derdindeyim. Sabit fikrin ne olduğuna önem vermem.
Alıntı:
Bu kadarı da fazla dostum, kantarın topunu kaçırmaya gerek yok. 17500 faili belli cinayet var ortada, bu bağlamda İHD'nin Kürt sorununa eğilmesi yahut Kürt sorununun bu konuda İHD raporların geniş yer bulması doğal. Asıl bulmasaydı, bu ciddi bir sorun olurdu. Akın Birdal'ı boşuna öldürmeye çalışmadılar. Sosyal şövenliği İHD'ye de bulaştırmak istediler ve yemedi. Aynı şey KESK'te de yaşandı, kendim de yakınen tanığım. KESK kürt sorununda ne zaman tutarlı bir duruş segilemeye başladı sol sosyal şövenler ve devlet KESK'i bastırmaya, duyarlı insanları tasfiye etmeye başladı. Şu an ortada KESK'in esamesi okunuyor mu? KESK bundan 4-5 yıl önceki KESK mi?
Kürt şovenizmine karşı durmak ne zamandan beri şovenlik oldu, İHD nin bu olaylarda yer alması tabii ki doğal, peki tüm kadrolarda Kürtlerin yer alması? Diğerlerinin tasfiye edilmesi? İHD de örgüt eleştirilebiliyor mu, örgütün insanlığa karşı işlediği hiç mi suç yok? Bunlar ele alınabiliyor mu? Örgüte ve yarattığı şovenizme toz kondurmuyorsun, eleştirenleriyse şovenizmle suçluyorsun. Kantarın topuzunun kaçtığı nokta asıl burada.
|
Akın Birdal kürt müydü yahuu? İsmail Beşikçi de mi kürttü ? Yahuu ne örgütü, burada örgütü mü tartışıyoruz? Burada ciddi bir ''dil'' sorunu var; hakim, egemen ve buyuran bir dil, üstelik de bir okadar provakatif bir dil.
Kürt sorunu demokrat olmanın turnasol kağıdı haline geldi, tasfiyelerin kökeninde de bu var. Sen bir örgütle devleti bir mi tutuyorsun? Bu nasıl dil? Hem diyeceksin ki PKK şiddet örgütüdür, terördür, şöyle-böyle; hem de İHD'nin sanki PKK egemen bir devletmiş gibi, raporlarını yapmasını isteyeceksin. Adamların muhatabı herhangi bir örgüt değildir; zaten kuruluş misyonlarında da devlet-birey ilişkisinden doğan sıkıntılar yer alır. İnsan Hakları kavramı devlet olgusu ve onunla ilişkiler çerçevesinde kurulan bir kavramdır. Yok, ben PKK^'yı da bu bağlamda devlet olarak görüyorum diyorsan o ayrı
Alıntı:
Alıntı:
Töre cinayeti kadına ve çocuklara gitmez kolay kolay. Onaylamıyorum, ama her sosyal normun kendi iç kuralları vardır. Bu olayın temelinde ciddi rantlar vardır ve bu rantları açan, bu adamları böylesine bir ölüm makinesine çeviren koruculuk gerçeğidir.
Töre kadına gitmezse nereye gider ? Sırf erkeğin onurunu kırmak için kadınına tecavüz edilmez mi bu coğrafyada? Devletin suçu yoktur diyen yok bunu kaçıncı söyleyişim bilmiyorum, bana örgütün masum olduğunu anlatmalısın çünkü böyle bir tezin var, ama lütfen “tesadüfi, bir şekilde “ gibi kavramları kullanma Allahın işi gibi bir kapıya çıkıyor çünkü.
|
Biz tecavüzleri mi tartışıyoruz, pkkyı mı yoksa koruculuk-şiddet-ohal ve devlet gerçeğini mi? Türkiye tarihinde bu kadar kapsamlı bir namus katliamı olmamıştır; kadınların öldürüldüğü onlarca vak'a vardır; ancak hiçbir töre/norm/geleneğe uymayan ve kesinlikte töreyle açıklanamayacak bir katliam yaşanmamıştır.
Bu istisnai durum özelinde yaşanan somut bir olayın arkasındaki gerçekleri tartışmıyor muyuz? Sen diyebilirsin ki , bu coğrafyada silahlar yaygın; peki, bU olayda kullanılan silahlar kimin? Korucuların... Koruculara o silahları veren kim? Devlet yahut operasyonda öldürülen militanlardan çalınanlar... Peki korucuların sicilleri nasıl? %20 si suça batmış...
Bu korucuların ilk vakası mı? Değil... Koruculuk sistemi sosyal bir tahribata yol açmış mı? Sen eli kanlı katillerin eline senin yanında savaşıyor diye silah ve yetki verirsen görüldüğü gbi açıyor...
Alıntı:
Alıntı:
Örgüt, 93 sürecinden sonra ciddi teorik dönüşümler yaşadı. Şu anki çizgisinin temelleri 90ların sonlarına doğru atıldı ve 2000'den sonra siyasallaşma/sivilleşme çabaları ağırlık kazandı. Hatta devlet, örgütü askeri yönden yenme noktasına geldi; belki bitebilirdi de. Fakat, bir şekilde atlatmayı başardılar. Gerilla savaşında da artık oldukça deneyimli kadroları oluştu ki asimetrik savaş sinsi bir yöntemdir. Düzenli orduların baş belasıdır. Amacı savaş kazanmaktan ziyade zayiat vermektir, yılgınlık yaratmaktır. Bağımsız bir ulus devlet modelinin hem konjonktür gereği imkansız hem de teorik açıdan sakıncalı olduğu biliniyordu artık ve örgüt kendini en makul seviyeye çekti. Ulus devlet içerisinde demokratik bir çözüm, güçlü yerel yönetimler, kısmi otonomi, geniş sosyal-kültürel haklar, kimliğin anayasal güvencesi... Şu an durum budur...
“Bir şekilde” ??? Emperyalist güçleri bu kadar hafife alarak hangi gerçekliğe ulaşabiliriz? Bu günün konjonktürünü belirleyen kim, halkların bir şekilde veya tesadüfi olarak yaptığı yanlışlar mı?
|
Emperyalizm olmayan bir sorunu kaşıyamaz. Bunun kökleri yerli kaynaklarda vardır yada bu sistemde yaratılmıştır. Hatta bu kapitalizmin tarihidir de...
Alıntı:
|
Çözümü tartışıyoruz, şablonlaşmış Türk milliyetçisi bir liboş yok karşında. Ben çok daha öte özgürlüğün ve kardeşliğin derdindeyim, kalıp cümleler kurmana gerek yok.
|
Öyleyse egemen ve dışlayıcı dilini kurmaktan vazgeç...
Alıntı:
|
El Kaideyi yaratan da ABD, Saddama kimyasal silah sattıran da, emperyalizm eski dostlardan düşman, düşmanlardan da dost yaratmayı iyi bilir. ABD nin Fettullaha desteğini nasıl yok sayacağız, kaldı ki ortada neden yoksa Kemalistler neden ABD karşıtlığına soyunup başlarına Ergenekon gibi bir belayı açsın ki?
|
AKP ve ABD yakınlaşması olmadığını söylemedim zaten; ama aynı CHP de sence ABD^'den bu derece azade midir? CHP NATO'ya karşı mı mesela? Bu eski bir gelenektir, siyasal tarhimizde bu iki cephe yerine gre dost yerine göre de düşman olmaktadır.
Alıntı:
|
Türkiye hızla İslamlaşmaktadır, şeriat geliyor koşun CHP ye demiyorum, bu politik tavrın abartmalarını da kaale alan yok ama Anadolu’nun iç kesimlerinde yaşanan sosyo-kültürel hayatın şeriattan farkı ne? Bu bölgede yaşayan Alevilerin (Bektaşi demek daha doğru aslında ama konuyu dağıtmayalım) başlarına gelenler ortada, yakılanlar, gırtlakları kesilenler, fişlenenler ortada, bunları yok mu sayacağız? Bunu yaratan da devlet diyeceksin, peki devleti silahla yıkana kadar bu konuda hiçbir şey yapılmamalı mı? Tek çıkar yol çatışma mı? Çatışanların hali ortada, ve hiçbir tarafa katılıp oluşturulmuş alternatifler adına harcanmaya yada insanların harcanmasına sessiz kalmaya akıl sır erdiremiyorum. Bu yüzden dönek de oldum, liboş da, hain de, deli de. Ama insanı asker veya silah haline getiren zihniyete her zaman karşı oldum olacağım da, kötünün iyisini seçmek getirmedi mi insanlığı bu hale?
|
Anadolu AKP öncesinde Paristi de bizim mi haberimiz yok?  Elbette muhafazakarlaşma ciddi bir eğilimdir; ancak bunu yaratan da CHP kışkırtması ve egemen ideolojidir. Lailkliği dandik bir türban karşıtlığına indirgeyip diyaneti açan da resmi ideolojidir. Dahası resmi ideoloji her zaman kendi kontrolünde uysal bir muhafazakarlığı yeğlemiştir ki tarikatların 12 eylülden sonra Kenan Evren'le görüştükleri de biliniyor mesela.
Kimse kusura bakmasın ama; ben ne ''din elden gidiyor'' palavralarına ne de '' amanin İslam geliyor, kaçın'' masallarına kanarım. O zaten hep oradaydı; sorun şu ki sen resmi ideoloji paradigmasının karşısına demokratik ve özgür-bilimsel kendi paradigmanı koyabiliyor musun? Ne yani, AKP ucubeliği için gidip CUMHURİYET MİTİNGLERİNE mi katılacağım?
Ne yapılmalı peki? Kendi hakim paradigmanı yani resmi ideolojinin dayattığı suni ve göstermelik çatışmaların dışındaki bir paradigmayı yaratabilirsin yahut bu paradigmaya katılabilirsin. Yahut kuzu kuzu gider, cumhuriyet mitinglerine katılırsın. Eee, anarşist paradigma, diyeceksin belki? Anarşistler senin kurduğun dili kullanmaz zaten, onları boşver.
Kardeşlik mi istiyorsun? Eşitliğin ve demokrasinin dilini kullan ve resmi ideoloji martavallarını bir kenara bırak. Şiddetten arınalım mı diyorsun? O halde devlet olgusunu sorgulayalım, onun hastalıklı doğasından başlayalım. Demokrasi mi diyorsun? Hanii sınıflaR?
Sorun orada, devlet olgusunun içinde ve onun yorumlanışında...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

18-05-2009, 18:04
|
 |
Dispossessed
|
|
Üyelik Tarihi: 10-07-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 232
|
|
|
Alıntı:
Devlet gerçekten istese şiddet üzerine tampon politikalar üretebilecek en önemli kurumdur. Bu konuda egemen devlet ideolojisi ve politik örgütlenmesi en belirleyici öğedir. 12 eylül öncesinde anadolunun ücra köşelerine bile giden sinemalar, tiyatrolar varken 12 eylülden sonra sanat ve toplumsal hayat üzerindeki baskıları hepimiz yaşadık. Sürekli darbeler, parlamenter rejime yapılan müdahaleler, cunta yasaları, kontr-gerilla örgütleri, provokasyonlar, devletçe desteklenen aşiretçilik ve populer şiddet kültürü vs uygulamaların hepsi devletin sorumluluğunda olup toplumun şekillenmesinde önemli kaynaklardır.
Benim asıl anlamadığımsa anarşist teorilerden beslenen birinin devlet olgusunun kökeninde yatan militer şiddet kavramını dışlaması ve onun belirleyiciliğini ikinci, üçüncü plana itmesidir...
Yahu kaç defa daha yazmam gerekiyor devleti haklı çıkarmaya çalışan yok!!! Devlet doğası gereği militerdir zaten, bunu reddeden de yok. Karşılıklı silahlanıp kronikleşmiş kısır bir çatışmanın desteklenmesini anlayamıyorum yalnızca, bu şekilde nereye varılabileceğini öngörüyorsun onu anlat bana. Ben kendi önermemi şu şekilde açıkladım:
Alıntı:
Soruna sadece örgütlü şiddet gözüyle bakarak nereye varabiliriz peki, Van da yaşanan son olaylara bak, bir kadının suratının töre gerekçesiyle diri diri doğranmasındaki örgütlülüğü açıklayabilir misin bana? Devlet kötü, devlet kötü eyvallah buna itirazı olan yok, yapılanlar ortada peki ama 80 öncesi devrimci gençliğin yaptığı bilinçlendirme çalışmalarıyla nerelere varıldığı, halkın hangi noktalara taşındığı da ortada. Töreye, çok eşliliğe karşı mücadeleyi bunları yaratan devlete bırakıp silah kuşanıp dağlara mı çıkmak zorundayız, savaşmayı bilmeyen çiftçilerden oluşan köylülerin coğrafyasında değiliz bunu bir kabul edelim önce, mücadele yöntemlerimiz de buna göre oluşturulmalı. Oturduğumuz yerden çatışmayı körüklemek kolay, alternatif çözümler üretemeyen insan devrimci falan değil olsa olsa birilerinin askeridir.
Alıntı:
Ondan mı barzani Tc ile onlarca operasyona katıldı? Rızgari ve Barzani çizgisiyle dtp çizgisi farklıdır, politik olarak da birbirinden hazetmezler pek, istersen kaynaklara bakabilirsin...
Barzani amca demeçlerini verenler?
Alıntı:
Tarikat sarmalı DTP'nin fonladığı bir olgu değil; güneydoğuda dtp ve marksist çizgiye alternatif olarak paydahlanan bir sarmaldır. Geçmişte refah'ın oynağı rolü daha liberal çizgisiyle akp üstlenmektedir. Ancak, bölgenin tarihsel bağları açısından ciddi bir NAKŞİ geleneği olduğu da dikkate alınmalıdır...
Fonluyor demiyorum ama etkin bir karşı mücadele de göremiyorum.
Alıntı:
Bugüne kadar savaşla bitti mi ki? Bir kere de affı deneyelim, bir kere de diyaloğu deneyelim. Mesela kürtler olunca maşallah sizin de resmi ideologlardan farkınız kalmıyor, önce şu dilinizi değiştirmenizi öneriyorum; zira bu dille güneydoğudaki muhalif kürtlerle anlaşamıyacağınız kesindir.
Affa hayır, diyaloga hayır dediğimi nereden çıkarttın? Alternatif çözümden kastım ne sanıyorsun, halkı bu halde törenin, cemaatlerin, devletin eline bırakarak sadece af ve kimlik adına teslim olun dediğimi nerede gördün? Ben şovenizme ve oportünizme hayır diyorum, bizi emperyalizmin kucağına atan kısır çatışma ve herkes kendini kurtarsın tavrına hayır diyorum, metropollerde bombalar patlatarak düşmanlığı körüklemekten nemalanma çabalarına hayır diyorum.
Alıntı:
Benim örgütle bir bağım yok, siyasal çizgim de onlardan farklıdır; ancak ben de sizin egemen ideolojinin hakim dilinizi anlamıyorum. Benim Kürt halkı ve onların haklı talepleriyle empati kurmamın örgütle ilişiği nedir ki? Benim derdim, resmi ideolojinin ve medyanın bu konudaki ''buyurucu ve manipülatif'' dili ve söylemidir ki size karşı çıkarken değindiğim noktalarda da hep bu dil yatıyor. Önce kullandığınız hiyerarşik, buyurucu ve hakim dili değiştirin sayın yorumcu; PKK talepleri beni ilgilendirmiyor, ben soruna eşit ve demokratik bir açıdan bakıyorum sadece...
Benimde devletle bir alakam yok, savunduğum da yok, eleştirdiğim karşılıklı şiddet politikalarıdır, şiddeti taraf gözetmeden yargılayamama aczidir.
Alıntı:
Resmi ideoloji tarihini okumanızı tavsiye ediyorum. ABD ve Rusya etkisi tartışılmaz, olacaktır da; ancak gerek Kürt sorununda gerekse Ergenekon olgusunda tarihsel bir gelenekten, bir istisnadan ziyade bir kuraldan bahsediyoruz ki bunların kaynakları da fazlasıyla kendi içimizdedir. Türk Tarih Tezini ve Güneş Dil Teorisini yazdıran ve hakim ulus-devlet olgusunun sınırlarını çizen ne ABD ne de Rusya'dır değil mi? Sonraki süreçlerde mutlaka bir etkilenme olacaktır; ancak kaynak içimizdedir, kaynak/sır resmi ideoloji tarihine içrektir...
Emperyalist devletlerin bölge halkına müdahale çabaları Cumhuriyetin ilanından önce de vardı, halen de devam etmekte, yani emperyalizmin parmağı Osmanlı zamanından beri bu bölgede etkin. Yapılan hatalar diz boyu, inkâr eden de yok, Kemalizm’in yahut devletin savunucusu değilim tekrar ediyorum…
Alıntı:
Kürt sorunu demokrat olmanın turnasol kağıdı haline geldi, tasfiyelerin kökeninde de bu var. Sen bir örgütle devleti bir mi tutuyorsun? Bu nasıl dil? Hem diyeceksin ki PKK şiddet örgütüdür, terördür, şöyle-böyle; hem de İHD'nin sanki PKK egemen bir devletmiş gibi, raporlarını yapmasını isteyeceksin. Adamların muhatabı herhangi bir örgüt değildir; zaten kuruluş misyonlarında da devlet-birey ilişkisinden doğan sıkıntılar yer alır. İnsan Hakları kavramı devlet olgusu ve onunla ilişkiler çerçevesinde kurulan bir kavramdır. Yok, ben PKK^'yı da bu bağlamda devlet olarak görüyorum diyorsan o ayrı
Kürt sorununa karşı bizden farklı bir bakış açısına sahip olan demokrat değildir demek, bunu Turnusol kâğıdı örneğindeki gibi bilimsel bir mantık önermesi gibi öne sürmek ve buradan yola çıkarak tasfiyelerde bulunmak şovenizm değilse nedir?
Örgütü bölge halkı üzerindeki etkinliği açısından güçlü bir otorite olarak görüyorum devlet değilse bile, ezilen halkların haklı bir temsilcisi olan gerilla hareketinden oldukça uzaklaştığını, güç peşinde koştuğunu ve devletten çok da farklı bir tavır sergilemediğini düşünüyorum. Yani örgütle devletin arasında tahakkümcü militer yapıları ve şoven tavırları açısından pek de fark göremiyorum. Anlatmaya çalıştığım da bu zaten.
Alıntı:
Bu istisnai durum özelinde yaşanan somut bir olayın arkasındaki gerçekleri tartışmıyor muyuz? Sen diyebilirsin ki, bu coğrafyada silahlar yaygın; peki, bU olayda kullanılan silahlar kimin? Korucuların... Koruculara o silahları veren kim? Devlet yahut operasyonda öldürülen militanlardan çalınanlar... Peki korucuların sicilleri nasıl? %20 si suça batmış...
Bu korucuların ilk vakası mı? Değil... Koruculuk sistemi sosyal bir tahribata yol açmış mı? Sen eli kanlı katillerin eline senin yanında savaşıyor diye silah ve yetki verirsen görüldüğü gbi açıyor...
Tartıştığımız şey koruculuk sisteminin iyi mi kötü mü olduğu yahut devletin bölgedeki şiddet politikalarının haklılığı değil, bunlara karşı tavrımı bir daha açıklamaya gerek yok, tartıştığımız şey bu yaşananların üzerine örgütün de şapkasını önüne alıp kendini eleştirmesi ve yöntemlerini, tavırlarını sorgulaması gerekliliği. Her zaman devlet haksız, o zaman örgüt de haklı, neden çünkü onun düşmanı. Bu tavırla vardığımız nokta ortada.
Alıntı:
Emperyalizm olmayan bir sorunu kaşıyamaz. Bunun kökleri yerli kaynaklarda vardır yada bu sistemde yaratılmıştır. Hatta bu kapitalizmin tarihidir de...
Sorun yok dediğimi nereden çıkardın?
Alıntı:
Öyleyse egemen ve dışlayıcı dilini kurmaktan vazgeç...
Militarizmi ve şovenizmi kimin hangi tarafta olduğuna bakmaksızın dışlarım. Egemen yahut değil, taraflar değil tavırları eleştiriyorum.
Alıntı:
AKP ve ABD yakınlaşması olmadığını söylemedim zaten; ama aynı CHP de sence ABD^'den bu derece azade midir? CHP NATO'ya karşı mı mesela? Bu eski bir gelenektir, siyasal tarhimizde bu iki cephe yerine gre dost yerine göre de düşman olmaktadır.
Bende aynı şeyi söylüyorum zaten, sömürü geleneğinde eski dostlar çıkar için her zaman düşman haline gelebilir… CHP siyasi bir tavır olarak değil, güç mücadelesi açısından şu anki konumundadır.
Alıntı:
Anadolu AKP öncesinde Paristi de bizim mi haberimiz yok? Elbette muhafazakarlaşma ciddi bir eğilimdir; ancak bunu yaratan da CHP kışkırtması ve egemen ideolojidir. Lailkliği dandik bir türban karşıtlığına indirgeyip diyaneti açan da resmi ideolojidir. Dahası resmi ideoloji her zaman kendi kontrolünde uysal bir muhafazakarlığı yeğlemiştir ki tarikatların 12 eylülden sonra Kenan Evren'le görüştükleri de biliniyor mesela.
Anadolu AKP ile değil 12 Eylülle bu hale geldi, AKP bu planın son halkası, kurulduktan sonra bu kadar kısa süre içinde seçime girip genel başkanı hapiste olmasına rağmen tek başına iktidar olan başka bir parti hatırlıyormusun? Bu olaylardaki suniliği görmek bu kadar mı zor? Kaldı ki ordunun düşmanı benim dostumdur diyerek AKP ye sarılan, kendini sol/sosyalist çizgide addeden dangalakları da gördük. 80 öncesinde Anadolu “Paris” değildi belki ama en azından Paristeki kızlar gibi giyinen öğretmenler Anadolu’da rahatlıkla görev yapabilmekteydi (kaynak aile fotoları)
Alıntı:
Kimse kusura bakmasın ama; ben ne ''din elden gidiyor'' palavralarına ne de '' amanin İslam geliyor, kaçın'' masallarına kanarım. O zaten hep oradaydı; sorun şu ki sen resmi ideoloji paradigmasının karşısına demokratik ve özgür-bilimsel kendi paradigmanı koyabiliyor musun? Ne yani, AKP ucubeliği için gidip CUMHURİYET MİTİNGLERİNE mi katılacağım?
Ne yapılmalı peki? Kendi hakim paradigmanı yani resmi ideolojinin dayattığı suni ve göstermelik çatışmaların dışındaki bir paradigmayı yaratabilirsin yahut bu paradigmaya katılabilirsin. Yahut kuzu kuzu gider, cumhuriyet mitinglerine katılırsın. Eee, anarşist paradigma, diyeceksin belki? Anarşistler senin kurduğun dili kullanmaz zaten, onları boşver.
Ah o din elden bir gidebilse keşke...
Benim paradigmam bilinçlendirme üzerine, tezler ezberletip beyin yıkama değil, halkın gözlerini açma üzerine kan bürüme değil, birey olarak bir safta bulunabilme üzerine sürünün bir hayvanı ya da ordunun bir silahı değil. Alternatif, canlı yöntemler üzerine birilerinin bilmem ne zaman yazdıkları köhnemiş, başarısızlıkları kanıtlanmış planlar üzerine değil. Dağda elde silah çatışırken ölmeyi göze alabilenler nedense şehirde veya köylerde bilinçlendirme kampanyalarında elini taşın altına sokmaya yanaşmıyor. Çünkü vur emri vermek hem daha kolay hem de bir tahakküm kaynağı.
Cumhuriyet mitinginden bahseden kim? Ama ordunun 28 şubat sonrası aldığı tavır nedeniyle yine bir düşmanımın düşmanı mantığıyla İslamlaşmayı, tarikatlaşmayı küçümsemeye devam ededurun, bunu önlemek için hiç bir şey yapmayın, halkı bilinçlendirmeye değil savaştırmaya uğraşın, cemaatlerin eline düşmüş insanların yiten kişiliklerine sırt çevirin, sürüleşmiş halk yığınlarından oluşan, ümmetleşmiş bir topluma doğru ilerlerken devrim hayalleriyle orayı burayı patlatın, daha sonra o ümmet kendi efendisi adına kellenizi alırken de sakın ağlamayın!!!!!!!!!!
Alıntı:
Kardeşlik mi istiyorsun? Eşitliğin ve demokrasinin dilini kullan ve resmi ideoloji martavallarını bir kenara bırak. Şiddetten arınalım mı diyorsun? O halde devlet olgusunu sorgulayalım, onun hastalıklı doğasından başlayalım. Demokrasi mi diyorsun? Hanii sınıflaR?
Sorun orada, devlet olgusunun içinde ve onun yorumlanışında...
Sadece yorumlanışında değil, varoluşunda.
Basmakalıba döndük yine, senin gibi düşünmeyeni resmi ideoloji martavalı okumakla suçlayıp bana ezbere antitezler okuyorsun. Senin söylediklerin hangi gayri resmi ideolojinin köhnemiş martavalları peki? Yazdıklarımı doğru düzgün yorumla önce; devlet, ordu, Kemalizm, militarizmin hangi yönüne nerede hak vermişim. Bul çıkar da ben de göreyim…
|

22-05-2009, 21:59
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 22-05-2009
Mesajlar: 11
|
|
Alıntı:
detays´isimli arızadan alıntı
Attığınız bu mesaj anayasal suç teşkil ediyor.
Mesajınızı düzenlemenizi bekliyorum.
Yoksa böylesi alçak bir mesaj için gerekli hukuki işlemleri bizzat kendim başlatacağım.
Anarşistlik oynayacam diye Türk-Kürt köknli insanları katleden alçak bir terör örgütünün eli kanlı terörist liderine karşı böylesi mesajlar atmanız cidden acınacak halinizi gösteriyor.
Bu mesajınız düzenlemenizi istiyorum.
Yoksa site sahibinden gerekli kişisel bilgileri talep edeceğim.
|
Öcalan için 3.5 milyon imza
DTP'nin öncülüğünde, aralarında terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın Avukatı İrfan Dündar'ın da bulunduğu "Özgür Yurttaş Girişimi" tarafından başlatılan "Öcalan siyasi irademdir" kampanyasında 3.5 milyon imza toplandı. Kampanyanın sonuçlarının açıklanması için düzenlenen toplantıya "Diyarbakır Besici ve Kasaplar Odası" Başkanı Sait Şanlı da katıldı. Ankara Dedeman Oteli'nde düzenlenen toplantı yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Toplantıya DTP Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, DEP eski milletvekili Selim Sadak, yazar Veysi Sarısözen, Hakkari Belediye Başkanı Metin Tekçe katıldı.
Tekoşîn
|

09-06-2009, 21:12
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-06-2009
Yaş: 41
Mesajlar: 1
|
|
yazık
Baska bir cografyada veya ülkede olsa aynı olay Milli yas ilan edilirdi. Ama o bolge Kürt cografyası ve ölenler Kürt halkı olunca hem devletce hemde milletce magazinsel boyutla olaya bakılıp geçistiriliverir.
Devletin ve milletin bakış açısı böyle oluncada daha kolay oluyor Kürt sorunu yoktur demek.
Yazık ki ne yazık
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:56 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|