Alıntı:
|
Bu konuda meseleye o insanların silahları nereden buldukları üzerinden eğilmek saçma değilmi biraz, güneydoğudan bahsediyoruz silahların pazarlarda satıldığı bir coğrafyadan, o insanların devletin vermediği de bir yığın silahı olduğuna bahse girerm.
|
Orası işgal altındaki bir bölge değil, silah da o kadar ucuz bir şey değil. Faillerin evinde yapılan aramalarda bulunan silahların önemli bir kısmı devletin verdiği silahlar diğer bir kısmı ise silahlı çatışmada öldürülen PKK'lıların silahları olduğu tespit edildi şu ana kadar(radikalde çıkan bir haberdi, istersen kaynağını da aratıp bulurum)
Alıntı:
|
Burada yatan mesele araçtan çok amaçtır, devletin suçu yoktur yada koruculuk sistemi zaruridir demek istemiyorm kesinlikle ama mesele o yörenin insanı için öldürmenin ne kadar kolay hale geldiğidir ve temelinde devletin kürdü kürde kırdırma mantığı kadar yöre halkının dini, kültürel ve sosyal yapısı da vardır. Yıllar süren savaşın insanları ne hale getirdiğinden her iki tarafta ders almalıdır, pkk bu işi sadece devletin üstüne atarak kendini soyutlamaya çalışsada en az onun kadar sorumluluk sahibidir. Özellikle yıllardır coğrafyanın çoğu kesiminde devletten daha fazla söz sahibi olduğu düşünülürse
|
Örgütlü şiddetin yegane kaynağı ''devlet'' olgularıdır ve dünyada silahları üreten biricik güçler yine devletlerdir. Şiddetin silahtan öte örgütlü bir militarist olgu olduğu gerçeğini biliniyorken, devletin eğitimden orduya kadar her kurumsal yapısına sızmış olan militarist eğitim/empoze araçları dışlanarak hiçbir vak'a tek başına ele alınamaz. Hele, böylesine canice, hiçbir töre-norm yapısına uymayan bu olayda...
Alıntı:
|
pkk bu işi sadece devletin üstüne atarak kendini soyutlamaya çalışsada
|
Devletin resmi organlarının dahi bu olayla ilgili PKK'dan bahsetmediği biliniyorken,üstelik olayın faillerinin suçu PKK'nın üstüne atmaya çalıştığı birçok ifadede yer almışken bu olayı PKK olgusu üzerinden açıklamaya çalışmak bariz bir saplantıdır. Köye tam 5 dk mesafede yer alan jandarma karakolunun olay gerçekleştikten yarım saat sonra gelmesi de ayrı bir skandaldır.
Bireysel şiddet vak'alarının en yoğun görüldüğü iller marmara, ege, iç anadolu ve karadeniz yöreleridr. Maganda kurşunları, eşini döven koca, çoluk çocuk ailesini katleden cinnet vak'alarının önemli bir kısmı metrapollerde yaşanıyor ve gazetelerde hepsini okuyoruz.
Bu olayın dışında, şiddet üzerine genel bir değerlendirmede ''çarpık kentleşme, kapitalist yabancılaşma, militarist eğitim, sosyal dengesizlik ve yoksulluk'' gibi olgular öne çıkmaktadır. Hepsinin üstünde de ''üretim ve iktidar ilişkileri'' yer almaktadır. Gerek kapitalist kent kültüründe gerekse prekapitalist feodal kültürde yoğun bir emek-sömürü çelişkisi yer alır. Devletler, aldıkları sosyal-politik önlemler nispetinde ve kurumsal yapılanmalarındaki nitelikler ile sivil toplum/özgür eğitim oranında ''bireysel şiddet''in önüne geçerler. Fakat, bu durum o devletin kendi yurttaşları için geçerlidir; özellikle kapitalist devlet formlarında diğer ülkelerle olan ilişkilerin hiçbirinde kendi yurttaşlarına gösterilen özen gösterilmez. IRAK VE AFGANİSTAN gerçeği bunun en canlı ve en somut örneğidir ki batılı merkezler bu konularda tam bir iki yüzlülük içerisindedir.
Sayın yorumcu; PKK yalnızca bir sonuçtur, yöntemlerini hiçbir şekilde onaylamasam da bu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek ve devlet olgusunun asıl belirleyici olduğunu söylemek kendi vicdanım açısından elzemdir. PKK şiddetine son vermek yalnızca devletin elindedir ki bunun yolunun ''savaş'' olmadığı/olamıyacağı 30 senede yaşanan acı tecrübelerle gösterilmiştir...