|
|
| Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular. |
Atina’ya “Düzen” Gelecek mi?Güncel Mevzular içerisinde Atina’ya “Düzen” Gelecek mi? konusu: Demek 68 olayı gibi... Aferin Yunana şu halde, sadece 40 yıl geriden takip ediyor.
Biz de 15 yaşındaki ergenin rızası varken düzülürse bu suç sayılmaz, kanunen caizdir diyoruz. Hesaplayamadım kaç ...

14-12-2008, 01:33
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Demek 68 olayı gibi... Aferin Yunana şu halde, sadece 40 yıl geriden takip ediyor.
Biz de 15 yaşındaki ergenin rızası varken düzülürse bu suç sayılmaz, kanunen caizdir diyoruz. Hesaplayamadım kaç yüzyıl kadar geriden geldiğimizi şimdi, nefesi kadar matematiği de kuvvetli gençlerimiz vardır elbet burada, bi el atıp hesaplayıversinler...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

14-12-2008, 02:16
|
 |
Taptaze AliRIZA
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2008
Nerden: 20 m ist
Yaş: 24
Mesajlar: 130
|
|
yunanistandaki 68 hareketi türkiye ye göre çok daha etkili ve şiddetli geçmiştir. türkiye cumhuriyetinin darbelerden sonra değil, kurulduğundan beri polis devleti mantalitesinden olduğuna bağlanabilir. zira atatürk de mudanya nutkundan bundan bahsediyordu
sadece 2008 yılında 30küsür kişi polis tarafından öldürülmüş olmasın rağmen; bunların bir kısmının 18 yaşının altında olmasına rağmen; nasıl bir koyun mantığıdır türkiyedeki, anlayamıyorum. bu konudaki ilk başlığa yazdıklarımda da yunan bir kardeşime yazdığım mailda nasıl utandığımı anlatmıştım.
|

14-12-2008, 14:10
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 13-12-2008
Nerden: mersin
Yaş: 22
Mesajlar: 18
|
|
|
2001 yılında Yunanistan ın euroya geçme kararının yanlışlığı, polisin sivili öldürmesiyle yeniden tartışılmaya başlandı.Son yıllarda biriken ekonomik sıkıntının dışa vurumu olarak bakıldığında tartışma Atina olimpiyatlarına kadar uzuyor ve olimpiyatlarda kayıp olan 4 milyar dolar tartışılıyor.Şimdi üzeri kapatılan bu sorunlar yeniden açığa çıkıyor.53 milyar dolarlık bütçe açığı ve halkın yüzde 20 sinin yoksulluk sınırında olması Yunanistanın neden sokaklara döküldüğü konusunda fikir edinmemizi sağlayabilir.
En son 1985 yılında gösterilerde bir sivil yine polis tarafından öldürülmüştü, çok büyük tepki almıştı ancak ortalık böyle olmamıştı. başka sorunlarla boğuşan halk için bu seferki ölüm patlama noktası oldu. Türkiyedeki insanlar her ne kadar bunun bir halk devrimi olduğunu ifade etseler de orada ki anarşistler halk devrimi olduğunu düşünmüyorlar.
2006 yılında güvenlik yasasına tepki gösteren vatandaşlar paris te sokağa dökülmüşlerdi.Paris i süsleyen devrim bayrakları sandıktan çıkıyordu. kimilerine göre 68 paris sokaklarında dolanıyordu.Ancak 2006 ile 1968 arasında benzerlikten çok fark bulunuyordu sloganlar bile farklı ve talepler politikti.iş ve emeğe dair sloganlar atıldıktan sonra' güvenlik güvenlik güvenlik' 68 te pariste dünya değiştirilmeye çalışılınırken 2006 da sosyal refah için direniş gösteriliniyordu.
bu gün Atina sokaklarında yaşananlar 2006 da Pariste yaşananlarla paralellik içinde. yani bu olylardan 68 i çıkarmak gerçekçi olmaz. Olaylara karışanların öncelikleri, düşünceleri vemevcut koşullar 68 den çok farklı.
|

14-12-2008, 19:49
|
 |
remayise munzuri
|
|
Üyelik Tarihi: 03-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 334
|
|
|
- anarşist karakterli bu hareket ne zaman durulur o zaman bir düzen ortaya çıkar; eğer diğer ülkelerde aynı şekilde bir hareket başlamaz o zaman düzen ortaya çıkar ....
vermediğiniz bir şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir...
|

14-12-2008, 20:29
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Dünyadaki insanlar aynı şarkıyı söylemek için çok farklı pencerelerin önündeler ve çok fazla da kalabalıklar. Türkiye'nin koşulları Yunanistan'dan çok daha vahim olduğu halde, kimse "hakkını" aramıyor bu ülkede mesela. Neden? Birçok yanıtı olabilir, sindirilmişlik, cahillik, bunların getirdiği kısa vadelilik, yönetimin faşistliği, vs vs... Bir yanıtı daha var bana göre, bu ülkenin insanları o şekilde bir deklarasyona ve konsensusa hazır değil, ondan. Belki hiç de olmayacak. Çünkü bu ülkenin insanı ya hakkından çok daha fazlasını gaspeder (genetik bir defo sanırım), ya da hakkından çok daha azına razı olur. Hiç insan gibi hakkını aramak düşüncesi yok bu memlekette... Ritüelinde yok...
Yunan hazırmış demek ki bazı şeyleri sorgulamaya. İş bir polis cinayetinden çıktı ama onlar şu anda toplumsal bir vicdan muhasebesi yapıp diğer cinayetleren de hesap sormak istiyorlar. Bize bir gömlek büyük gelir. Diğer ülkeleri bilemeyeceğim...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

14-12-2008, 21:11
|
 |
Hakkaten Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 47
Mesajlar: 399
|
|
|
"Çünkü bu ülkenin insanı ya hakkından çok daha fazlasını gaspeder (genetik bir defo sanırım), ya da hakkından çok daha azına razı olur."
Aslında çok önemli bir noktaya parmak basmışsın alchemy... Belki de sindirilmişlik, faşist devlet filan değil, suskunluğumuzun nedeni... Belki de bu kokuşmuş düzenin bir parçası olmayı seviyoruzdur...Belki de kendi kokuşmuzluğumuzun ancak böyle bir sistem içinde farkedilmeyeceğinin bilincindeyizdir...10 kuruş için on takla atan bir millet olarak, kendimiz gibiler tarafından yönetilmek rahatsız etmiyordur bizi...Beleş bir dilim ekmeği, emekle kazanılmış ziyafete yeğlediğimizden, elimize fırsat geçtiğinde her türlü madrabazlığı yapmaktan geri durmadığımızdandır belki de düzenin ağalarının bu arsızlığı...Tanıyorlardır bizi...5 yıl sömürüp, sonra bir torba kömüre, bir kilo nohuta tav edeceklerini biliyorlardır... Yunanlı orada yırtınıp dursun, biz halimizden memnunuz...Bizden ne daha temiz, ne de daha kirli bir düzenin için de kendi pisliğinde yuvarlanan domuzlar gibi debelenip duruyoruz...
|

14-12-2008, 21:39
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Bilemiyorum ki Enfeksiyon, sadece benim kendi düşüncem, gözlemden ve hissiyattan kaynaklanan bişey bu dediğim. Zira hep merak ederim, bunca emekçisi olan bir ülkede sağ nasıl bu denli yükselir, faşistlik bu denli prim yapar, hırsızlık bu derece alkışlanır diye. Son zamanlarda Türk tarihine merak sardım, güya tarafsız bir kitabı okuyorum ittire kaktıra. Zorlayarak okuyorum çünkü 10.yüzyıla geldim habire aynı terane: at sırtında geçen bir yaşam, yağma, talan ve yakıp yıkmak... Yağma ve talan yapan bu adamların en sevdikleri şeylerden biri mesela düşmanın karısıyla ve kızıyla yatmakmış... Üşenmemiş yazmış bir de bunu, bir "değer" olarak sahip çıkıyor...! Boylar kendi aralarında ittifak yapıp güç birleştirirlermiş ve ilk fırsatta yaptıkları birbirlerini kazıklamak olurmuş. Daha fazla at veya daha fazla para ya da daha fazla kadın için (at-avrat-silah hoş bir üçleme doğrusu)... Demiyorum ki bu iş sadece bu (biz) Türklerde böyle... Ama öte tarafta adam yasa koyuyor, sen eğer devlet görevlisi isen (hatta çokuluslu bir şirketin üst düzey yöneticisi isen) önüne gelen hediyeyi alamazsın diye... Bizde de "devletin malı deniz yemeyen domuz", "bedava sirke...", "bal tutan..."... Bir de "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" var tabi. Hepsi doğru gözlemler bunlar... Biz, kendi ocağımızda yangın çıkartan türdeniz. Yani senin de netleştirdiğin şekilde, o "faşist"iz biz... Bu defoyu bilip, kendimizi bireysel değil, topyekun algılamak gerek. Yoksa çok hayal kurarız, tıpkı şimdi yaptığımız gibi...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

14-12-2008, 21:43
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Haklısınız kısmen çıkar sandıkları kırıntılar, kısmen de cehalet, inanç, vatanseverlik, devletçilik gibi değerler ile körelmiş insanlar arayabilecekleri bir “hak” olduklarının farkında değiller. Hatta hakkını aramaya kalkan birileri çıksa bile polisten önce müdahale edecek bir linç kültürümüz de var şükür. Ancak devlet faşizmi konusuna değinmeden geçemeyeceğim ki bu bana göre en önemli etkenlerden biridir. Hani tek kişinin ölüm haberi bile gelmeyen Yunanistan’daki olayların Türkiye’de gerçekleşmesi durumunda kaç insanın hayatını kaybedeceğini ya da hayatının kararacağını kestirebiliyor musunuz?
Noam Chomsky’nin şöyle bir değerlendirmesi var Türkiye hakkında:
“Türkiye, birçok açıdan Batılı entelektüeller için bir esin kaynağı olmalı. Entelektüel sınıfın hatırı sayılır bir kesiminin (yazarların, sanatçıların, gazetecilerin, ve başkalarının) yalnızca özgürlük ve ifade özgürlüğü için mesela, sesini yükseltmekle kalmayıp, aynı zamanda bu konularda fiilen birşey yaptıkları tek ülke Türkiye, bildiğim kadarıyla. Yani, sürekli tehdit ve tehlikeler altında yapıyorlar bunu.
Yaşar Kemal gibi birine nerede rastlayabilirsiniz mesela? Dünya çapında üne sahip bir yazar, düşünce özgürlüğü için sesini yükseltmeye ve bunun bedelini ödemeye, acısına katlanmaya hazır. Batı’da böyle birini bulabilir misiniz? Ya da, İsmail Beşikçi mesela. Bu adam, 15 – 20 yıl hapiste yatma cezasını göze aldı ve buna katlandı. Kendi devletinin yaptığı zalimliklere karşı gerçekliği dile getirmek adına. Böyle birini Batı’da görebilir misiniz? Üstelik, böyle insanların kocaman bir listesi var. Yazarlar, çizerler, gazeteciler, milletvekilleri -- Leyla Zana gibi...
Bu insanlar düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında konuşmakla kalmıyorlar sadece, devamlı olarak birşeyler de yapıyorlar. Günden güne... Ve gerçek tehlikelerle yüzyüze geliyorlar. Batı kültüründe böyle bir şey yok! Bütün tarihinde olmadığı gibi, günümüzde hiç yok!”
Tabi bu insanlar yazar, çizer gibi tanınmış kişilikler olunca, AB ve İnsan Hakları tarafından gözetim altında olduklarını da düşünürsek hapis yatmakla kalıyorlar. Ancak sıradan bir birey için hiç de aynı şeyleri söyleyemeyiz.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

14-12-2008, 22:09
|
 |
Hakkaten Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 47
Mesajlar: 399
|
|
|
Faşizm can simidimiz aslında... Devletin de, bizimde... Devlet hem yönetmek, hem bastırmak, hemde oyalamak için kullanır faşizmi, halk kafasını kuma gömmek için... O yüzden o cesur aydınlar ya "vatan hainidir" ya da toprağın altındadır bu ülkede...
|

15-12-2008, 23:51
|
 |
Rütbesiz anarşik
|
|
Üyelik Tarihi: 02-06-2008
Nerden: heryerland
Yaş: 20
Mesajlar: 471
|
|
|
80lerden 90lara kadar bir sürede:sesini yükselten diyebileceğimiz kişilerin kimlikleri fişlenirdi.Gözle görünür,bir delik...2008 de ise bu fişlenme kimliklerden kalkıp insanların dilinde ve beyninde yer aldı. 3 maymunu oynuyoruz.Yapabileceğimiz en iyi rol belki de bu.Ya da bize biçilen.Bir insan üniv. hayatı dahilinde 22,23 yaşına kadar okullarda,sus yoksa diline biber sürerim mantığıyla yetiştiriliyor.Ve daha sonraları bu kişilerden skolastik kefenlerini yırtmaları bekleniyor,kimilerimizce.Derin uykudayız...
Herkesin hayalgücü tükendiğinde artık hiçkimse dünya için tehdit olmayacak ...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:00 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|