Alıntı:
Bianet´isimli arızadan alıntı
Oyuncu Avşar'ın mesajı net oldu: "AKP döneminde kanunların kolaylıkla değiştiğini görüyoruz. Ben panellerin de işe yaramadığını, artık konuşma vakti olmadığını düşünüyorum. Sorumlulara yaptırımları uygulanmalı."
|
Erkek ve temsilcisi olduğu erkek düzen (elbette kraldan daha da kralcı olan hemcinslerimi saymadan geçmek olabilemez), mevcut ilkelliğinden vazgeçmediği sürece, ne köy olur ne de kasaba. Peki, biri söylesin, neden durduk yerde ilkelliğinden vaz geçecekmiş bu erkek (ve de kuyruğunda teneke bağlı olan, tek tanımlamasının bu tangırtıda varolduğunu sanan, erkek olmayan erkek köleleri)?
Eğitim, eğitim diye çığırıp durmaların son derece hoş ve boş olduğu tecrübe ile sabitlendikten sonra, bu tekere çomak sokmak yine kadının işi. Kadın kendi ezilmişliği içinde kendi ikiyüzlülüğünü de görmedikçe bu devran devreder.
Düşenin elinden tutan yok ise, ağlak yapmak yerine ayağa kalkmak varsa... Mor Çatıya kaymakamlık desteğinin kesildiği, Kanlıurfa'da daha birkaç gün önce izin almadan çarşıya gittiği için öldürülen kadının kanının daha kurumadığı bugünlerde, rakı sofrasında "vatan" kurtarırcasına abuk sabuk entellektüellikte naralar atmaksızın, sade bir anne, bir kızkardeş, bir abla, bir arkadaş olarak, taşın altına el sokmak lazım. Sadece bu sanal ortamlarda değil.
Sorun bakalım, erkek iş arkadaşınız ne düşünüyor kadınlarla ilgili... Kaçı onları "korumak" için aslında sadece hapsetmeye çalışıyor ve bu "hüsnüniyetin" ardına sığınıyor, kabahatini bilen çocuğun perde ya da kapı ardına gizlendiği gibi... "Nişanlısıyla dışarda gezmesin ablam, birbirlerini evde de tanırlar", ya da "elbette ev işini kadın yapacak, ben işten geliyor olacağım" veya "ben çocuktan, mutfaktan anlamam, genimde yok", veya "ömür tek bir gülle geçmez ancak bu erkeğin ömrüdür", falan filan... Kısaca; "olur mu yahu, o kadın bir kere...!"
Neden ille de uzaylara uçarız ve işi imkansıza dayarız, pek anlayamadım şimdiye dek. Bu aynen politik katılım gibi beceremeyip yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız, son derece basit ve buna rağmen son derece temel ve de bir o kadar da elzem birşey halbuki. Bizim en önce ikna edeceğimiz kişiler erkekler falan değil (o işi kafadan unutun bir kere)...
Bizzat kadınlar.
Ve, ekmek çiğnenmeden yutulmaz.