"Dündar'ın filmi hakkında süren tartışmaların yanlış bir noktadan yürütüldüğünü" söyleyen sinema yazarı Cebenoyan'a göre film yeni bir şey söylemiyor. Film, Atatürk'ü kötülemek bir yana tartışılamayan "ulu imgesini" perçinliyor.
“İnsanı bir konuma getiren arkasındaki sınıflar ve/veya siyasal ya da sosyal güçlerdir. Atatürk’ü Atatürk yapan da bunlardı. Ancak filmde Atatürk yine bildiğimiz o tek adam. Bu nedenle film iddia ettiği gibi onu anlamamızı sağlamıyor.”
Can Dündar’ın “Mustafa” adlı filmini bianet’e yorumlayan sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan filmde Atatürk’ün birden ortaya çıkan ve yükselen biri olarak gösterildiğini ve bu nedenle de resmi ideolojiden çok da farklı bir şey anlatmadığını söylüyor.
Atatürk’ü yıllardır olduğu gibi istisnai bire kişilik olarak resmeden filmin tek fazlası sevgilileri ve bilinmesine rağmen bahsedilmeyen Sovyet yardımını alması olduğunu ifade eden Cebenoyan’a göre filmin başlığı var ama içi dolmamış.
İlk gün 150 bin izleyici
Yönetmenliğini ve senaristliğini Dündar’ın yaptığı film 28 Ekim’de gösterime girdi. Filmi ilk gün 150 bin kişi izledi. Filmle ilgili başlayan tartışmalara sinema eleştirmenlerinin yanı sıra köşe yazarları da dahil oldu.
Turkcell'in öngösterimin ardından "bizim her kesimden müştermiz var" diyerek sponsorluktan çekilmesiyle film gösterime girmeden başlayan tartışmalar Mustafa Kemal'in portresinin yanı sıra siyasal tercihlerinin anlatıldığı bölümlerle de eleştirildi.
Filmi “lise tarih kitabından biraz daha az sıkıcı” olarak niteleyen Cebenoyan filmle ilgili eleştirilerin saçma bir noktadan hareket ettiği görüşünde.
“Filmde Atatürk’ün sigara ve içki içerken gösterilmesine dair başlayan eleştiriler saçma. Belgesel iddiasındaki bir filmde konu olan kişinin yaptıkları belgeselin öğelerinden biridir. Bir sürü insan sigara ve içki içerken Atatürk’ün içiyor olmasındaki sorun ne? Bunların tartışıyor olması çok abes geliyor bana.”
Cebeneyon filmin Atatürk’ü kötülediğine katılmıyor.
“Filmin Atatürk’ü kötülediği söyleniyor. Ama aksine resmi ideolojideki o ulu ikon imajını perçinliyor. Tek farkı onu biraz daha insanileştirmesi ve sevimli kılması. Yalnızlığıyla daha iç burkucu bir karakter haline geliyor ki, bu kötülemek değil. Bu anlamda filmde yanlış bir şey yapıldığını düşünmüyorum. Ama derseniz bu filmden Atatürk’ü anladın mı? Hayır anlamadım.”
Atatürk’ü sevmek de sevmemek de kabul edilebilir olmalı
Liberal kesimin Atatürk’ün ve Cumhuriyetin yaptıklarını tümüyle yanlış sayma eğilimi var” diyen Cebenoyan’a göre Atatürk aşılmalı ama reddedilmemeli.
“Sevan Nişanyan ‘Yanlış Cumhuriyet’ diye bir kitap yazıyor. Sevr olsaydı diyenler dahi var. Böyle garip bir uca savrulma hali mevcut. Filmle ilgili yapılan eleştiriler bu düşüncelere karşı geliştirilmiş refleksler olabilir. Ama tabii ki abes.”
Birgün gazetesinde eleştiri yazıları yazan Cebenoyan'a göre asıl sorun müfredattaki Atatürk algısında.
“Atatürk’ü tanrılaştırma yaklaşımı var. Daha ana okulunda çocuklara Atatürk öğretiliyor. Ama onun neyi kurduğu anlatılmıyor. Atatürk’ü sevmek de sevmemek de kabul edilebilir şeyler olmalı. Ama böyle değil. Bunda ordunun çok fazla özdeşleştirilmesi söz konusu.”
Dünyadaki siyasi liderlerle ilgili yapılan filmlerin daha cesur olduğuna dikkat çeken Cebenoyan Mustafa’dan daha iddialı bir filmin yapılabileceğinin de mümkün olduğuna inanıyor. “Ama” diyor, “daha az parayla, daha az salonda, daha az reklamla, daha az sponsorla.”
BİA Haber Merkezi
8 Kasım 2008, Cumartesi
Bawer ÇAKIR