Alıntı:
MorningStar´isimli arızadan alıntı
Bir kadını "iz bırakmadan dövmek", böyle bir "hakka" sahip olmak insanlık onuruna hakaret değil ve ortada olan bir şeyi söylemek de "karalama" oluyor demek ki... ?
|
Evvelâ bu mesaj benim yukarıda yazdıklarıma istinâden yazılmış ise, pek dikkatli okumadığınızı söylemek zorundayım. Çünki kendinizi zorlasanız bile bu şekilde bir anlam çıkmaz.
İslâm adına yapılan yanlışları dinden sayıp savunmak, samimi bir müslümanın yapacağı iş değildir. Yukarıda ki mesajım da öldürme olayını tasvip etmediğim gayet sarih olarak belirtilirken, İslâmı eleştirme noktasında olanların da bu eleştirilerinde
ölçülü olmaları gereğine vurgu yapılmıştır.
ÖLÇÜ derken kasdettiğim şey şudur.
İslâm'ı din olarak kabul etmeyenlerin, İslâm'ın temeli olan Kur'an ayertlerini takdir ile karşılamalarını beklemiyorum. Hatta kabul etmedikleri/edemedikleri hususları açıkça ve mertçe belirtmelerini de olması gereken bir durum olarak görürüm. Birisi çıkıp Kur'an da bulunan ayetleri kendi zâviysinden "Anlamsız ve yanlış" bulabilir. Bunu da yine kendi kabul ettiği gerekçeler ile- hatta ayetlerden örnekler seçerek- izâh eder. Bunları yaparken
SEBEPLER gösterir. Sadece ayet yazıp, peşi sıra da İslâm ve müslümanlar ile alâkalı ipe sapa gelmeyecek keyfi nitelemlerde bulunursa,
buna eleştiri değil, hakâret denir.
Ben de kendimce bir ateistin inançsızlığı ile istihzâ edecek, bir hristiyanın teslis inancını müsethzi ifâdeler ile aşağılayacak bir yığın cümle kurabilirim.
Fakat; onlar gibi düşünmüyor olmam, onların kabul ettiği prensiplere veya inanç sistemlerine olur olmaz lâf etme hakkını bana vermez. Böyle bir hakka kimse sahip olmamıştır. Roma'yı işgâl edip, Romalılar ile yaptığı anlaşmayı önce kendisi çiğneyen barbarların komutanı gibi "
Vay mağlûpların hâline" diyerek kendisini her türlü koşulun da üzerinde görenler, istedikleri şekil de konuşma hakkına sahip olduklarını zannedebilirler.
"Öteki" nin düşünce ve inançlarına saygı, demokrasinin değil; sadece
inasan olabilmenin bir gereğidir. Mevzuyu salt demokrasi ile ilşikilendirecek olursak, demokrasi öncesi dayatılan/yaşanan tüm yanlışları kabul etmek gibi bir garâbet içine düşeriz. Bu batılı "Aydın" lar, kabul etmedikleri bir dini kendilerince haklı olduklarını düşündükleri açılardan eleştirirken; Orta Çağ daki büyük veba salgınının faturasını yahudilere kesip katliamlara girişen; akıl hastalarının "Ruhunu Şeytan ele geçirimiş." diyerek, kilise babalarının bildiği metodlar dışında metodlar kullanarak insanları tedavi eden doktorları "Büyücü" diyerek yakan kilise anlayışını da eleştirirlerse, bunların misyonerlik niyeti ile bu işleri yapmadığı noktasında biz de bir fikir sahibi olabiliriz..
Ben diyorum ki,
Kimse kabul etmediği düşünce/fikir ve inançlara saygı duymaz. Saygı, o düşünce/fikir ve inanç sistemleriniş kabul edenlerin düşünme ve inanma haklarınadır.
Bu sebeple de, eleştiri ve aşağılama arasındaki
KALIN çizgiyi görmezden gelenlerin, bunu samimiyetsizliklerinden yaptıklarını düşünürüm.