Güncel Mevzular içerisinde Kayseri Bizans'a karşı(!) konusu: Dünün akşam haberlerinde görmüşsünüzdür; Anadolu uygarlıklarını anlatan bir belgeselin Kayseri'deki çekimleri esnasında Bizanslılar tarafından yapılmış olan Kayseri Kalesi surlarına “Bizans” bayrağı asılır ve olan olur. Milliyetçiliğin geldiği nokta, linç toplumu, ...
Dünün akşam haberlerinde görmüşsünüzdür; Anadolu uygarlıklarını anlatan bir belgeselin Kayseri'deki çekimleri esnasında Bizanslılar tarafından yapılmış olan Kayseri Kalesi surlarına “Bizans” bayrağı asılır ve olan olur. Milliyetçiliğin geldiği nokta, linç toplumu, insanların ağızlarından salyalar saçarak attığı sloganlarla memleketi ve müslümanlığı kurtarma çabaları, toplumumuzdaki travma... akıl alır gibi değil.
Buradan yakın:
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Aslında Kayseri gibi binyıllardır genlerinde ticaret ve diplomasi taşıyan kişilerin yaşadığı yerlerde dahi bu tip ürkütücü fanatizmlerin yaşanması sahiden de artık devekuşu rolünü oynamanın bizi getirdiği vahim boyutu gözler önüne iyice seriyor. Sen zaman zaman "kurtarıcı arayan zavallı kişilerden" bahsedersin, bunlar da belki kendi kendilerine, kurtarıcı aramadan kendilerince kurtulmaya çalışanlar olmasın sakın? Bilinç ve eğitimin her türlü kavramın kullanılması ve uygulaması konusundaki önemi bir daha ortaya çıksa da, bana göre ne yazar? Sadece dünyaya bir cehalet ve büyüklenme sonucu getirmiş olduğum küçük kızımın geleceği konusunda umutsuzluğum artıyor... Yılların ileri gitmesinin teorik olarak paralel ileri gidişleri de beraberinde getirmesi gerekir, ve işte pratiğe de dökülmüş: ileri gitmek illa pozitif anlamda kullanılacak değil ya...
Toprak hala ne ekilirse işte onu yeşertiyor. Demek hala kendi kendine, ekilen tohumu reddedip de yenisini ve olması gerekeni üretecek pratiği geliştirememiş...
Kayseride ki olayları siyasi bir tavırdan çok, çoğunlukta olmanın verdiği güç duygusunun arsızca bir tezahürü olarak görüyorum... Görüntülerdeki dangalakların tavırları bana hepsinin kendi şovunu yaptıkları izlenimini verdi. Kamera görünce ne bok yiyeceğini bilemez hale gelen, aslında ne yaptığının ve neden yaptığının bile farkında olmayan o ebleh sürüsünün birbirlerine gaz vermeleri, kameralara dönük tavırları bana sadece gülünç geldi nedense...O sahte bayrağı indirmekle memleketin namusunu kurtardığını zannedecek kadar ahmak bir kitlenin memleketin esas yüzü olduğunu bilmek ve yapacakları salakça eylemlerin sınırsızlığını görmüş olmak(madımak gibi mesela) ise yüzüme konan gülümsemeyi bir anda kaygı ifadesine çevirebiliyor...
Kayseri adının Sezar'ın kasabası anlamına gelen “Kaiseria” nın değişimi sonucu bu kente verilmesine değerlerine bu denli bağlı bir halkının nasıl olup da tahammül ettiğini anlayabilmiş değilim. Aslında onların kurtarıcı aramaktan ziyade kendilerince var olan ilahi kurtarıcılarına, onun uyduruk değer ve buyruklarına sıkı sıkıya sarılmasından ve bence kandırılmalarından kaynaklanan bir problem bu. O an birileri çıkıp gerçeklerden bahsetse linç ederler. Evet, cahillik. Yaşıtları dünya klasiklerini okurken bunlar masal kitaplarına devam edince böyle evrilmiş zavallı beyinleri.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Birçok örnek koyabiliriz ama bu tip davranışlarda bir araya hızla gelen sürü hızlı ve keskin hareket eder, düşünme eylemi genelde gereksizdir onlar için yada anlamak ( genelde sürü bağlılık için değer, din, vatanseverlik yada haksızlığa uğramışlık argümanını çok iyi kullanır oysa sadece ait olmak istiyorlar çogu zaman ne olursa olsun)
House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
yav başka yerde olsa hiç bir şey demem de..burda nasıl bu şeyler yazılıyor onu anlamıyorum.
siz hangi toprağın asi ruhunu taşıyorsunuz arkadaşlar? damarlarınızda bu kan dolaşıyor...
neden incelemek yerine fildişi kulelerdeki aydınla gibi yorumladınız ki olayı.
çeken televizyon gibi düşünüyorsunuz işte yalan mı?
baksanıza;
objektif olalım sonra tarafı belirleyelim.
yönetmen herhangi bir uyarı asmadan bayrağı çekmiş. kafasına göre at koşturuyor. asmış kaleye bayrağı..(şehir merkezi orası)
adam çıkmış noluyor lan diyor!
siz kimsiniz de benim şehrime bayrak asıyorsunuz diyor.
elinde taş ve sapan olsa anarşist oluyor da böylesi olmuyor mu?
bu da kendih toprağını ve düşüncesini savunuyor.
kimsin lan sen diyor?
(açıklama yapılmamış,yönetmen geçici bir durum olduğunu belirten levha koymamış. bir de kayserili olacak. bilmesi lazım memleketinin huyunu suyunu)
halk galyana mı geliyor? kim söylüyor bunu.
kim söyleyebilir ki.
kendi görşünü ifade ediyor.
kaleden o bayrak inecek diyor!
haa üslubunu beyenmezsin eleştirirsin o ayrı.
adam oruç oruç göndere çekilmiş hac görmek istemiyor arkadaş!
burda bir nebze de olsa antiemperyalizm ve boyun eğmeme durumu yok mu?
eğer ankara düşseydi. kayseri başent olacaktı.direnişin merkezi!!! kayserinin seçilmesinin amacı ne olabilirdi sizce..
haa abartıyor muyum???
asın bakalım trabzondaki kaleye.
görün bakalım noluyor.silahını kuşanan gelir. bu bizim hem zaafımız hem de gücmüz.
ege de olsa insanların anlayışı biraz daha fazla olabilirdi.ama er geç bu tepkinin daha azı da olsa gelirdi. ama urfada yine yapamazsınız bu yönetmenin yaptığını.
peki o halde anlayacağımız yurdun hiç bir yerinde bu şekilde halkını hiçe sayacak sanat anlayışı olamayacakken,halk gereken cevabı vermişken,
siz hangi toprağın asi sesisiniz?
Ben de bu memleketin vatandaşıyım genç promete kardeşim ve ben kimsenin bu şekilde ağzından köpükler saçarak, kimsenin kafasını gözünü yararak "değer"lerini diretmesini istemiyorum. Yıkacağınız kalenin tapusunu gösteriver bakalım bir zahmet, bakalım senin cebinde miymiş? Gösteremiyorsan, gösterdiğin sadece faşizmdir, fazla konuşmaya hacet yok. O nedenle, burada konuşurken ağzının kenarından taşan köpüklerini bir zahmet sil... Senin memleketinde haçlı bayrak olmayacak ama sen haçlı bayrağa sahip başka memleketlerde kendine, hem de oralara hiç uyum sağlamayarak "müsamaha" isteyeceksin öyle mi? Öyle yağma pek yok. Bugün sen "defol" dersin, yarın da senin düşünceni sevmeyen sana öyle bir defol der ki...
Ama tabi bunu anlayabilmek için idrak gerekiyor. Ekmek yemekten dolayı ekmeğe dönmüş beyniyle ortalama zeka olan 80'i bile geçemeyenlerin çoğunlukta olduğu bu memlekette, sahiden de kaleye çekilen bayrağın ne olduğunun anlaşılamaması çok normal, bak bu konuda çok haklısın. Yanlış yapmış yönetmen. O herkesi normal sanmış... Muhtemelen bakmış karşımdaki insan diye, ama karşısında normal insan görememiş... Ne de olsa bu memlekette embesillerle karşı karşıya olduğunu düşünmesi gerekiyordu ama düşünememiş!!