Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular.


İyi ki Varsın 12 Eylül 1980..

Güncel Mevzular içerisinde İyi ki Varsın 12 Eylül 1980.. konusu: Şimdi!... Bilindiği üzere, 12 eylül askeri bir müdahale olarak tarihe geçti ama bu yazı 12 eylül’ün zararlarını size anlatmayacak. Zaten bugüne kadar, her yıldönümünde, her akla geldiğinde… 12 eylül bu ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-09-2008, 01:07
gulfiros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-03-2008
Mesajlar: 48
Standart İyi ki Varsın 12 Eylül 1980..

Şimdi!...
Bilindiği üzere, 12 eylül askeri bir müdahale olarak tarihe geçti ama bu yazı 12 eylül’ün zararlarını size anlatmayacak. Zaten bugüne kadar, her yıldönümünde, her akla geldiğinde… 12 eylül bu kadar zararlıdır, cıstır, pistir, kakadır dediler. Dediler de kardeşim, insaf valla… ayıptır yani.. hiç mi güzel yanarlı, olumlu yanları olmadı bu 12 eylül’ün… şimdi bu yazıları okuyan sıradan biri, o dönemi bilmeyen biri, her şeyin, her kötülüğünün 12 eylül 1980 olduğunu sanacak..

Olmaz kardeşim, bu ülke’ye o kadar çok vefası, katkısı bulunan bir tarih bu kadar kötü anlatılmaz. Artık bu gidişe bir dur demek zorundayız… İşte size ilk adım, 12 eylül 1980 nin hayatımıza kattığı yepisyeni yenilikler… Katkılar…

Şimdi bu yazıda kısaca değincez ama bu yazı sadece bir ön açıcı olacaktır…

1. başlıyoruz ; efendim, karşıt görüşte olanların darbe diye tutturduğu, ülkemizde belli aralıklarla olan güzide bu doğa olayının başında kim vardı?.. Kim vardı efendim?....
Kenan Evren…

Efendim, bu doğa olayının başındaki zat-ı muhterem, bir İngiltere gezisi sırasında gördüğü Picasso tablolarına bakıp, içindeki sanatçı ruhu ortaya çıkaran, şu güzide lafı söylemiştir; “ne var ki la bunlarda, bunları bende yaparım…”
Eveeet… işte bu güzide sözden ve sırtını yasladığı devlet memuriyeti bittikten sonra kendini hemen resim sanatına vermiş, Picasso’yu bile utandıracak kadar sanatsal resimler yapmıştır.
İşte size ilk örnek, 12 eylül 1980 ülkemize bir ressam, hemi de Picasso’dan zeki bir ressam bahşetmiştir.

2. gelelim ikinciye…
Şimdi efendim, çoğunuz bilmez, 12 eylül 1980 öncesi YÖK yoktu.. ne vardı?.. karmakarışıklık!....Üniversiteler karışmış, gençlerimiz anarşik anarşik şeyler düşünmeye başlamışlardı. Efendim bırakınız gençlerimizi, öğretmenlerimiz bile anarşikçe düşünüyorlardı. Sonra, bu sınav sistemi yoktu. Herkes, önüne gelen, aklına esen istediği bölümün (hukuk, tıp vs.) sınavına girip, kazanırsa giriyordu.
Şimdi ne oldu?..
YÖK geldi, sınav sistemi geldi ve sadece okumak isteyenler okumaya başladı… Bir de harç paralarını denkleştirenler…
İşte size ikinci güzelliği…

3. işte üçüncü güzel yanı!....
Eğer 12 eylül 1980 olmasaydı hiçbirimiz arabesk müzikle tanışamayacak, o güzide pop müzik sanatçılarımızı dinleyemeyecektik. Yoksa alimallah şimdi hepimiz ne durumda olurduk. Aslında sadece 12 eylül değil, daha öncekilerde olmasaydı şimdi biz klasik müzik dinliyor olacaktık.. valla bak!...

Aman allahım….
Bir an düşündüm de, öyle vivaldi vivaldi… ıyyy..ne iğrenç be!...

4. geldik dördüncü maddeye!...
12 eylül 1980 nin en güzel yanlarından biri, “benim memurum işini bilir…” , “anayasayı bir kerecik delsek ne olur ki?..” sözleriyle açıklanabilecek bir durumdur.
12 eylül’den itibaren, serbest piyasa ekonomisi gelişmiş, rüşvet, olması gereken itibara yükselmiştir. Şimdi efendim, diyeceksiniz ki “ne diyor be böyle!...” şunu diyorum ki, sen bir devlet dairesine git, ne var orada?...Hııı!...ne var?...
Kuyruk var!...
Bu kuyruk nasıl aşılır efendim?...
Ya bekleyerek ya da rüşvet vererek… İşte 12 eylül bu güzelliği bize bahşetti. Önceden olsa, beş dakikalık iş için bütün gün bekle!... Ama şimdi, tak gidiyorsun daireye, bastırıyorsun parayı, tak işler bitik…

5. efendim!... geldik beşinci maddeye…
Bilindiği gibi şimdiki nesil ya da daha net söylersem, 12 eylül sonrası kuşağın düşünemediğini, ülke sorunlarını bilmediğini söylüyorlar. Bundan da şikayet ediyorlar..

Ne şikayet ediyorsunuz arkadaş, ne güzel işte…. Düşünüp ne yapacaktı!... Başı ağrıyacak…Pop müzik dinleyip, boş boş sokaklarda gezmek varken, internette sevgili avına düşmek varken gidip kitap okuyacak, soru soracak, düşünecekmiş….
Gidin işinize Allah aşkına ya!...
Anarşik mi olaydı gençlerimiz!...

Efendim işte böyle…
Aslında bu liste uzatılabilir ama şimdilik bu kadarı yeter aslında. Artık bundan sonrasını siz bulabilirsiniz. 12 eylül 1980’nin ne güzel şeyler yaptığını öğrenebilirsiniz… İşte bu yüzden;

Yaşasın 12 Eylül…
Doğum Günün Kutlu Olsun 12 Eylül…


katiller bile uyurken güzeldir
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 11-09-2008, 03:42
veled - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
anlamsız
 
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 102
şahane bi yazı olmuş. Fakat bu "güzide doğa olayı" yıllardır kendini tekrar edemiyor. özletti kendisini açıkçası. yoksa tekrar ediyor da biz mi fark etmiyoruz?

ayrıca; bu şahane olayları yaşamasaydık belki şimdi bir "ergenekon'umuz" dahi olmayacaktı alim Allah.
Muhteşem Devletimizin saklayacak bu kadar kirli işi olmasaydı ne yapardık biz?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-09-2008, 15:21
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
12 eylülün kazandırdıklarını düşünürken olayı kendimce 2ye ayırma gereği hissettim: 12 Eylül’ün bizzat yarattıkları ve katalizörü oldukları hatta eskiden ayıp diye saklanırken şimdi neredeyse övünülecek bir durum haline getirdikleri.

Örneğin arabesk müziğe bulanmak ve rüşvette boğulmak gibi özelliklerimiz 12 Eylül darbesiyle oluşmuş özelliklerimiz değil. Biz zaten buyuz. Bu memlekette milyonlarca kişi “bas gaza şöfer bas gaza” ile kendinden geçip sonra gidip bir yere toslamak ya da yolda terör yaratmakla meşgul şu anda ancak bu eskiden her önüne gelen araba alamadığı için bilinmeyen ve yokmuş sayılan bir özelliğimiz. Keza rüşvet bir insanlık belası olarak yarı cahil ve oportünist insanların olduğu her yerde ve her zaman var olagelmiş bir zehirdir. Hangi şairdi o "selam verdim rüşvet değildir diye almadılar" diyen?

12 eylülün aynı şekilde abarttığı diğer bir özelliğimiz ise hırsızlık. Genlerinde göçerlikten ve savaşçılıktan gelen bir talan dürtüsü olan kişiler olarak bu özelliğimizi uygun koşullarda hatırlamakta hiç vakit kaybetmedik. 1984 sonrası yaşanan hayali ihracatlar, kaçak bavul ticaretleri ve banka hortumlamaları ile ne kadar büyük bir serveti ne kadar rahatlıkla çalan insanlarımız elbette ki “bal tutan parmağını yalar”, “bedava sirke baldan tatlıdır”, “devletin malı deniz yemeyen domuz” gibi veciz atasözleri türetmiş bu soyun erdem dolu hasletlere sahip nadide evlatlarıdır. Bu o derece normalleştirilmiş ki artık, yani bu gasp olayı, örneğin yerel yönetimler için insanlar "yesin.. yesin ama yapsın da" diyebiliyorlar. Yani zaten yapmaları gereken bir şey için haram yemeleri normal karşılanıyor muhteşem insanlarımızın gözünde.

Ancak 12 eylülün yarattığı, gerçekten yarattığı şey ise 1980 sonrası kuşakları. Apolitik, çıkarcı, beleşçi, şaşkın, sığ, fırsatçı ve duyarsız. Zaten hedeflenen de buydu ve de başka ne olacaktı? Başka nerede var öyle “köşe dönmek” ve “bir koyup üç almak” gibi hayal ötesi vaadler? Bu vaadlerin peşinden koşmak üzere tasarlanan gençler için yozlaşmayı neden fark etmedikleri sorulamaz, aslında onlar çok da başarılılar üzerlerine biçilen giysiyi taşımakta, edecek söz yok. Böylece bir koyup üç alacağımıza iğdiş edilen genç dimağların sebep olduğu atalet yüzünden hep beraber üçün birini alıyoruz (amiyane tabir için özür).

İsmilazım olmayan bir gizli yabancı devlet kuruluşunun adamları bu ülkedeki kadar nerde dolaşıyorlar acaba? Bizi bizden de iyi tanıyorlar olsa gerek, hangi tohumu atacaklarını çok iyi biliyorlar ne de olsa. Biz ise hala onlar kadar tanıyamıyoruz kendimizi. Çünkü biz çocuk kalmış bireylerden oluşan bir toplumuz (D.Cüceloğlu’nun tabiri ile “yetişkin çocuklar”). Asla hatalarını görmek istemeyen ve hamasi bir şekilde kendisine tapan, ancak bir o kadar da kendisine güvensiz, aşağılık kompleksiyle dolu ve birçok yönü ile de sadece ucube… Ekilecek kötü tohumlar için ne derece verimli bir toprak olduğumuz son derece ortada. Yararlı bir şeyi onyıllarca yerleştiremezken, zararlı bir şeyi aylar içinde insanlara maledebilirsiniz bu ülkede. Altyapı gayet uygun…

12 Eylül de bunu son derece güzel bir şekilde kullanmıştır. Başka ne olacaktı ki zaten? Biz zaten buna yakındık… Şimdi bu olduk.


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 11-09-2008, 16:02
Enfeksiyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hakkaten Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 47
Mesajlar: 399
12 EYLÜL BAŞARILI BİR DARBEDİR...

Durun bakalım hemen celallenmeyin, bir bakın 12 Eylül sabahından beri olanlara kısaca... 1980 senesinin 12 Eylül sabahı kalktınız, pencerenizden baktınız ve bomboş bir sokak veya cadde ve de ellerinde G3 piyade tüfekleri başlarında Amerikan yapımı kamuflajlı miğferleri ile dolaşan 20 yaşında ki gençler gördünüz... Caddenin veya sokağın boşluğu dikkatinizi çektiyse de askerlerin varlığını hiç yadırgamadınız... Maraş olaylarından, hatta daha öncesinden alışmıştınız bu görüntüye çünkü... Televizyonunuzu açıp Hasan Mutlucanı duyunca, jeton düştü hafiften ama yine de tam emin olamadınız... Sonra Kenan Evren siyah beyaz olarak çıktı karşınıza...Elinde ki metinden, hiç doğaçlamaya kaçmadan okudu sabah sabah ülke için çektikleri zahmetin nedenlerini... Ülke kaosa gidiyordu, paşalar en çok da her gün öldürülen gencecik insanlar için üzülmüşler, Konya da şeriat bayrağı açılmasına bozulmuşlar ve demokrasiyi kurtarmak için, onu silahlı koruma altına almışlardı...Yıpratılmış, hırpalanmış demokrasimiz daha fazla kullanılıp eskimemesi için rafa kaldırılmıştı... Bir kaç devlet düşmanını saymazsak, halk olarak pek bir sevinmiştik bu işe...Demokrasi zaten kullandığımız bir şey değildi, orada öyle süs gibi duruyor, devlet düşmanlarına alet olmaktan başka işe yaramıyordu... Sokağa çıkma yasağında televizyon da adam gibi bir program olmamasına isyanımızı saymazsak, hepimiz pek bir memnunduk halimizden... Sonra üç yıl boyunca gözlerimizi yumma eylemi yaptık beraberce, cuntanın(pardon MGK) her keyfi kararına mantıklı sebepler bulma gayretinden başka bir efor sarfetmedik o yıllar boyunca... Komşularımızın götürülüşüne bile tepkimiz 'Vay lan bunlardan şüphelenmiştim ben zaten' şeklinde oldu... Konya mitingini ve şeriat tehlikesini bahane edip iktidara el koyan paşalarımız, büyük bir insaniyet göstererek o kişileri cezalandırıp, bastırmak yerien onları kazanma yoluna gitti(Ceza işine komünistler konusunda konsantre olmuşlardı, kafa karıştırmanın gereği yoktu) ... İmam hatipler açıldı bu azgın laiklik düşmanlarını islah etmek için, Fethullah diye bir adamla da anlaşılıp hiç olmazsa cunta(MGK) dönemince susmaları sağlandı... Diğer yandan devlete ve millete zararlı diğer unsurlar da usulüne uygun bertaraf edildi, komünistler ya idam edildi ya da işkencelerle süren uzun mahkumiyetler aldılar, kimi de hidayete gelip şirket yöneticiliği filan gibi kendilerine uygun birer ıslah projesinin parçası oldular... Faşistler el altından organize suç şebekelerinde kadro sahibi oldular... Ekonomi den filan bahsetmiyorum, işçi memur ücretlerinin,taban fiyatlarının sabitlendiği bir dönemde ekonomi diye bir şeyin varlığından bahsetmek yüzsüzlüğünü yapmayacağım. Derken cuntamız(MGK) yeni anayasamızı önümüze koydu... Önce şöyle bir şaşırdık, ne lüzumu vardı ki diye bile düşündük... Paşalarımız uygun gördüyse niye karşı çıkacaktık ki, hem sonra ne haddimizeydi... Anayasa nın bir ceza yasası olmadığını bile bilmiyorduk çoğumuz o dönemde, işimiz olmazdı bizim devletin ekabirini ilgilendiren konularla...Yine de paşamız ' Evet denileceeek! Deeee ' diye direktif verince paşa paşa gittik sandık başına... Bu üç yıl içinde yeniden yapılanan zihniyetimiz ve devlet yapımızla son derece özgür seçimlere girdik sonra...Cuntanın(MGK) seçtiği üç adaydan bize en yakın olanını seçiverdik...Bize en yakın olanıydı, çünkü o da bizim gibi üç kağıdı, emeksiz kazanmayı seviyor, üstelik bize devleti satıp savıp size yedireceğim diyordu... Sattı da bir kısmını,bir yandan bizim vatandaşlık zihniyetimizi yeniden şekillendirirken, diğer yandan devleti küçültmek bahanesi ile pazarlama zihniyetini getirdi... 12 Eylülün sorgulama ve itiraz etme duygularını incelikle aldığı biz yüce Türk milleti, bize ait olanın niye ve kime satıldığını sorgulamadık bile...Sonra kendimize yakın diye seçtiğimiz tontonumuzun manevi duygularının kuvvetli olduğunu görüverdik birden... Ne kadar hoşgörülü bir dine sahip olduğumuzu aşıladı bize...Çal, çırp ama yeterki inan diyordu tonton...Biz de kabullendik tabii, çaldık çırptık ve inandık... Bugün tontonun zihniyeti ile Konya mitingini düzenleyenlerin kombinasyonu iktidar da ve biz bir yandan onaları tek başına oraya oturtup değer verdiğimiz herşeyi yoketmelerini, özgürlüklerimizle alay etmelerini, cebimizden paramızı çalmalarını alkışlarken, diğer yandan da ülkenin en güvenilir kurumu olarak TSK yı görmeye devam ediyoruz... Aradaki ilişkiyi kuramadık bir türlü, 28 senedir gözümüzde takılı at gözlüğünden kurtulamadık... Bizi yeniden yaratıp, düşünemeyen, sorgulayamayan, biat eden yaratıklar haline getiren, Başta CİA olmak üzere bütün 12 Eylül mimarlarına, Özal dan başlayıp Tayyibe kadar içimizi dogmalar ve Lümpenizmle doldurup düşünmemize ve kendimizi üzmemize fırsat vermeyen tüm politikacılarımıza sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz... Onlar bu ülke halkına layık olduğu yaşama biçimini verdiler, sağolsunlar...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 11-09-2008, 16:11
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
Olumsuz bir çok şeye sebep olmuş olsalar da, darbelerin sonuçlarından haretketle, darbecileri bu kadar şişirmeyin. Sonra kendilerini bir halt zannederler.

Birileri şöyle der. Karşındaki insana ne yapacağını söylersen, sana olumsuz tepki vererek karşı çıkar. Sadece yapmasını istediğin şey doğrultusunda düşünmesini sağlayacaksın. Bunun için söz ve davranışlar ile uygun ortam hazırlayacaksın. Nihayet adam senin istediğin gibi düşünmeye başlayınca, amaçlarına uygun davranışlar sergiler. Ancak "Ufak"(!) bir nüans ile.

Davranışlarının, kendi düşüncelerinin sonucunda oluştuğunu zanneder.

Darbeciler asla plânlayıcılar değildir; taşeronlardır. Yukarılarda bir yerlerden aldıkları emirleri uygular, birilerinin menfaatlerine zarar verecek engelleri ortadan kaldırır, toplumun onların istediği gibi düşünmesini sağlayacak ortam oluştururlar. Sonra işler kendiliğinden yürür.

Çalışmadan kazanmayı, üretmeden tüketmeyi "maharet"(!) bilen, nâzik mâbâdının altına konulan koltuğa yapışıp kendisini "Padişah" zannederken, başkalarının kullanıp atacağı sıradan bir piyon olduğunu asla farketmeyen insanlar da, bu süreçte egemenlerin ekmeğine yağ sürer.

Biz ağzımızı açıp aval aval baktıkça "Cambaza bak" diyenler hiç eksik olmayacaktır.

Darbeler, bize rağmen gerçekleşmiyor. Bizim toplumsal salaklığımızın sonuçları bunlar. Bireysel kurnazlıkların peşinden gitmeyi bir kenara bırakıp kollektif akla sahip olmayı denemedikçe donumuzun ağı hiç kurumayacaktır. "Kurnazlık" zannettiğimiz şeyler de, bizi götürüp götürp "Saaas duruuuş" a çarptı, çarpmaya devam edecek.


İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.

Konu Erdoğan tarafından (11-09-2008 Saat 16:17 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 12-09-2008, 09:54
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
hem daha sonrasında olabilecek herhangi bir gavur işgaline karşı, her türlü işkenceye dayanıklı insanlar yetiştirmiştir efenim....

güzel ironik bir yazı olmuş..kaleminize sağlık, sahiden şöyle bir düşününce o güne dair güzel tek bir şey yok sanırım..

tabii evrenin " bu ne la" tabiri hariç...


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 12-09-2008, 13:47
sakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 22
Mesajlar: 301
güzel mi değil mi karar veremedim ama bir de ressam kazanmış olduk
bir darbecinin boşta kaldığında yapacağı en mantıklı şey doğal olarak fırça darbeleriyle resim yapmak oluyor

evrenin evren'ine selam olsun bize 12 eylül darbesini bırakıp tualleri darbelemeyi seçtiği için


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 12-09-2008, 22:40
hereticsoul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-09-2008
Mesajlar: 34
Peki bizi düşünenlerin sonu ne olduyani şu an bi tanesinin adını hatırlıyomuuz veya hatırlatılınca nasıl hatırlatılıo,onlar hep toplumu deiştirmek istediler,sistemi tekrar düzenlemek istediler de noldu.hayatlarını bu iişe koydular,tamamen topluma dönük takıldılar ama toplumun pis bir hiyerarşik düzende olduunu ve insanın nolursa olsun açgözlü bir şeytan olduunu unuttular.Bence toplum için çalışan bir insan ego duygusundan arınmış kendini düşünmeyen biri olması gerekir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 13-09-2008, 11:26
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 29-05-2008
Mesajlar: 16
"Bizi yeniden yaratıp, düşünemeyen, sorgulayamayan, biat eden yaratıklar haline getiren, Başta CİA olmak üzere bütün 12 Eylül mimarlarına, Özal dan başlayıp Tayyibe kadar içimizi dogmalar ve Lümpenizmle doldurup düşünmemize ve kendimizi üzmemize fırsat vermeyen tüm politikacılarımıza sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz... Onlar bu ülke halkına layık olduğu yaşama biçimini verdiler, sağolsunlar..."

Üstüne ne denebilir ki....

.................................................. ....
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 13-09-2008, 17:03
Enfeksiyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hakkaten Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 47
Mesajlar: 399
İŞTE 12 EYLÜL BİLANÇOSU … (Devlet arşivi)

Gözaltına alınanlar: 650.000
Fişlenenler: 1.683.000
Açılan dava sayısı: 210.000
Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlar: 230.000
Yargılanan örgüt üyesi: 98.404
Hüküm giyen örgüt üyesi: 21.764
'Yurda dön' çağrısı yapılanlar: 29.000
Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14.000
Faaliyetten men edilen dernek: 23.700
Cezaevindeki hükümlü-tutuklu (1990'da kalanlar) : 52.000
Toplam ölü (eceliyle) : 229
Kuşkulu ölüm: 144
Aclık grevinde ölenler: 14
Kaçarken vurulanlar: 16
'Çatışma'da ölenler: 74
Doğal ölüm raporu verilenler: 73
'İntihar' ettiği bildirilenler: 43
'Nedeni belirsiz' ölenler: 2
İşkenceyle öldürülenler: 171
Açılan işkence soruşturma veya davası (1982-1988) : 9.962
İşkence yaptıkları suçlamasıyla yargılanan güvenlik görevlisi: 544
1402 Sıkıyönetim Yasası'na göre yapılan işlem: 18.525
Cezaevindeki gazetecilerin aldığı ceza toplamı: 3.315 yıl 3 ay
İstanbul gazetelerinin yayın yapamadığı gün sayısı: 300
Gazetecilere istenen hapis cezası: 4.000 yıl
Cezaevindeki gazeteciler: 31
Polisce aranan gıyabi tutuklu gazeteciler: 13
Silahlı saldırıda öldürülen gazeteciler: 3
Yakılarak yok edilen gazete, dergi, kitap: 39 ton
Yok edilmek üzere depolarda bekleyen yayın: 40 ton
Yasaklanan yayın sayısı: 927
Yasaklanan film sayısı: 927
Haklarında ölüm cezası istenenler: 7.000
Ölüm cezası verilenler: 517
Askeri Yargıtay'ın onayladığı idam sayısı: 124
Dosyası Meclis'te bulunan idam hükümlüsü: 259
İnfaz edilen ölüm cezası: 50
1980'de sendikalı işçi: 5.721.074
1985'de sendikalı işçi: 1.711.074
Bir işçinin 1979'da günlük üzreti: 8.4 ABD Doları
Bir işçinin 1985'te günlük ücreti: 4.0 ABD Doları
1 ABD Doları:
23 Ocak 1980: 47.10 TL
6 Mayıs 1981: 100.45 TL
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
1980.., eylül, varsın


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
"Ağzına İşeyeceksin" ( Diyarbakır Cezaevi ) kurtulush Güncel Mevzular 61 19-08-2011 02:02
Ateist olmak suç mudur? High Hopes Serbest Kürsü 283 15-07-2009 13:31
Paradox nedir? Ve ilginç paradoxlar vasko Felsefe 11 06-05-2009 02:58
Milliyetçiliğin Bitmeyen Çekiciliği kaos Güncel Mevzular 0 06-08-2008 13:50


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:44 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info