Yapılan davranışın ne din ile, ne de insanlık ile bağdaşan bir tarafı yoktur. Savunulması, abesle iştigâldir.
Bu meyanda, münferit bir hadiseyi hareket noktası yaparak, yanlışı bir inanç sistemine ve bu sistemi benimseyenlere yamayıp üzerinden hakaretler yağdırma gayretkeşliğini de aynı derce de abesle iştigâl olarak görürüm.
Hiç kimse benim yaradanıma ibâdetim noktasında fedâkarlık yapmak zorunda değildir. Ben oruç tutacağım, sevap kazanacağım. Ancak başkası benim için özgürlüğünü kısıtlayacak ve inanmadığı içinde bu kısıtlamanın kendisine hiç bir faydası olmayacak.
Eğer oruç tutmayan bir insan, hiç bir baskı altında kalmadan ve kendi irâdesi ile niyetli insanların içinde yeme-içme ihtiyacını sınırlıyorsa, bu davranışı ancak saygı görür, farklı düşünen insanlar arasındaki saygı sevgi bağını kuvvetlendirir. Fakat bu hususa hiç dikkat etmeden dilediği gibi davrananları da saygısızlıkla suçlamamak gerekir.
Bizi inançlarımız geri bırakmadı. Menfaatlerimize dayalı kopuk düşünce alışkanlığımız bu hâle getirdi. Aynı coğrafyanın ve kültürün insanlarıyız. Bu geri kalışta hepimizin derce derce sorumluluğu var.
Lâkin kim sabah erken kalkıp "
Suçlu ayağa kalk" derse, kendisini bu sorumluluktan azâde kıldığını zannediyor..