Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Güncel Mevzular Yakın zamana ait mevzular.


Mohsen Yazd'ın türkiyedeki dostlarına mektubu

Güncel Mevzular içerisinde Mohsen Yazd'ın türkiyedeki dostlarına mektubu konusu: Türk dostu ve Atatürk hayranı, halen ABD'de yaşayan ve kız kardeşi İran Mollaları tarafından katledilen,bir İran'lı Felsefe Öğretmeninin Türkiye'de ki çağdaş ve Atatürkçü insanlara yazdığı bu mektubu,lütfen dikkatlice ve sonuna ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 10-08-2008, 18:56
stajer...
 
Üyelik Tarihi: 06-06-2008
Nerden: izmir
Yaş: 21
Mesajlar: 3
Standart Mohsen Yazd'ın türkiyedeki dostlarına mektubu

Türk dostu ve Atatürk hayranı, halen ABD'de yaşayan ve kız kardeşi İran Mollaları tarafından katledilen,bir İran'lı Felsefe Öğretmeninin Türkiye'de ki çağdaş ve Atatürkçü insanlara yazdığı bu mektubu,lütfen dikkatlice ve sonuna kadar okuyun..


Sevgili Türkiye deki dostlarım ve kardeşlerim,



Devrim sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha sonrada ipe gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtab'ın anısına...

Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar önce yaşadığımız o talihsiz ve karanlık günün Türkiye için de yaklaşıyor olduğunu görmem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu.
Türban yasasının mecliste onaylandığı tarihin İran İslam devriminin olduğu güne denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir güçten gelen uyarı fişeği olduğu hislerini uyandırdı ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanlığın otoritesini hissettiniz. Karanlık otorite gelmeden hissettirdi yaklaştığını.

İran İslam devriminden 1 hafta kadar önce Türkiye'ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve hâlihazırda bu ülkede felsefe öğretmenliği yapan bir İranlıyım. Atatürk'ün aydınlık Türkiye'sini çok seviyorum ve yüreğim kan ağlayarak İran'da 'O gün' gelmeden önceki olayların sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye'de görüyorum. Yobaz karanlığında hunharca katledilen kız kardeşim anısına sizlere yalvarıyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Türk Ordusu olduğu surece olamaz demeyin çünkü aşağıda anlatacağım gibi o gün geldiğinde tüm orduların eli kolu bağlanabilir. Bizim ailemiz İran'da laik, sol görüşlü ve aydın bir aile idi. Devrimden 1 ay önce bize bile söyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile güler geçerdik, 'deli misin?' diye sorardık belki de. Belki de derdik ki 'Şah'ın bu güçlü ordusunu nasıl yeneceklerde Şeriat karanlığını getirecekler?'.

Sizlere önce Iran İslam devriminin nasıl geliştiğini kısaca anlatmak istiyorum çünkü Türkiye'deki gelişmelerle çok büyük benzerlikler mevcut.

İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:

1-Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla onların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve
fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime düşmanlaştı. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)

2-Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da
kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)

3-Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına aldı. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI' YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDAN
BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)

4-Kargaşa ve kaos ortamında askeri Kışlalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kışlalar ele geçirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)

Türk silahlı kuvvetleri bildiğim kadarı ile 600-800,000 kişiden oluşan bir kuvvettir. Yalnız unutulmaması gereken gerçek bu ordunun ancak %0,1(Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafızıdır. Yani Harp okullarında eğitim görmüş subaylar ancak bu kadardır. Geri kalan %99.99 er rejim muhafızı değildir. Onlar emirlere göre hareket eden vücut parçalarıdır. Beyin olan ise az sayıdaki subaylardır. Iran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan yobazların ellerinde Kur'an ile erleri geçerek direnen subay ve komutanları katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen büyük halk kitlelerine karşı erlerin silah kullanmakta zorlanacağı gerçeğidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yıkanmış halk öyle bir kudretle kışlalara saldırmıştır ki sonunda kışlalar teslim alınmıştır. O askerin açtığı ateş sonucu halktan çok ölen olmuştur ama sonuçta bir noktada erler silah bırakmak durumunda kalmışlardır. Erin kendi başına alacağı savaş inisiyatifi düşmana karşıdır. Ama büyük kitleler halinde ve ellerinde kuranlarla üzerine gelen kendi halkına karşı bu kararlılığı göstermesi mümkün olamaz. Yani er buna bir noktadan sonra direnmez yâda direnemez. Çünkü o er karşısındakinin karanlık bir devrim yapacak olan insanlar olduğunu bilecek bilinçte de değildir, kaybedeceği aydınlığın ne olduğunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardır. Ve kanlarının son damlasına kadar savaşacak olanlarda bu konuda aydınlanmış Türk subaylarıdır. Ama yukarda bahsettiğim üzere onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teşkil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Türk ordusunun tümü değildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durduğu ve etkisizleştirildiği noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktır. İran'da ordu bu şekilde etkisiz hale getirilmiştir. 'Er düşman işgali durumunda durmaz ve etkisizleştirilemez, sonuna kadar da savaşır, ama büyük bir kudretle gelen kendi halkı karşısında durabilir.'

Şu aşamada aldıkları bu büyük ivme ve arkalarındaki çok büyük güçler ile onları normal yollardan durdurmak çok zor olacaktır. Ve bunların durdurulmadan hareket edeceği her gün ivme ve güçlerini artıracak ve isi zorlaştıracaktır. Silahlı kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra geç olabilir. Silahlı kuvvetlerin su veya bu neden ile eli kolu bağlı ise ki öyle görünüyor bu durumda silahlı kuvvetler 'O GUN' geldiğinde kışlarını nasıl muhafaza edeceğinin planını çok iyi yapmalıdır. Çünkü kilit bu noktadır. Silahlı kuvvetler etkisiz hale getirilemedigi müddetçe devrim başarıya ulaşamaz. Bu nedenle her askeri kışlaya normal erlerin haricinde kışlaları kanının son damlasına kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' oluşturulmalı ve bunların böyle büyük bir halk hareketine karşı erlerden önce devreye girip, erler
şaşkınlıklarını üzerlerinden atana kadar çatışmaya girmeleri sağlanmalı ve burada kazanılacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dağılmasının önüne
geçmelidir. Yani ordunun esas gücü ve gövdesi olan erlerin kontrolü kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun böyle bir hazırlığı olmadığı için gafil avlandı.

Oluşturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile çatışırken, erlerde üzerlerindeki şaşkınlığı atacaklar ve subayların organizasyonu ile çatışmalara destek vereceklerdir. Oluşturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' çok özel eğitilmeli ve de Atatürk'e ve devrimlerine cani pahasına savunacak şekilde inanmış olmalıdırlar. Aksi halde basarîsizlik kaçınılmazdır. Çünkü en son Lübnan'da gördüğümüz üzere davasına inanmış bir kaç yüz Hizbullah Militanı dünyanın en iyi ordularından birisi olan İsrail ordusunu ağır zayiatlarla yenilgiye uğrattı.

Sevgili dostlar ve kardeşler, elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım çünkü aydınlığı savunmak durumunda olan sizler İran'ın geçtiği bu karanlık tüneli anlamak durumundasınız. İran'ın bu acı tecrübesi sizlerin uyanık olması için bir şans olur umarım.

Aşağıdaki birinci linkte İran'ın devrimin hemen öncesi görüntüleri ile hemen sonrası görüntülerini bulacaksınız. Orada göreceğiniz üzere Iran devrim öncesi belki su anki Türkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. İkinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadınların şiir okuması. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gün bugün ABD'de ikamet eden malum cemaatin başı olan şahsın oturabileceği ihtimalidir. Acı ama sanki tarih tekerrür ediyor.


Benim çok sevgili kız kardeşim Mehtab anısına yapabileceğim bu kadar. Elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ama sizin geride kalan, aydınlık yarınlar bekleyen kızlarınız, kardeşleriniz, çocuklarınız ve Mehtab'lariniz için yapabileceğiniz çok şeyler var karanlık 'O Gün' çökmeden önce Atatürk Turkiye'si ne... Yapabileceğiniz ilk şey bu mektubu bildiğiniz, tanıdığınız insanlara ulaştırarak daha fazla insani uyandırmak olabilir. O acı çok büyük acı sevgili kardeşler, anlatmak istemiyorum içinizi karartmamak için ama sevgili kardeşim Mehtab keşke bu dünyaya gelmemiş olsa idi de 'O gün' o acı sonu yaşamamış olsa idi o karanlık ve pis yobaz şehvetinin pençesinde. Allah sizleri ve Atatürk Türkiyesini korusun o yobaz karanlığının sevgili kardeşim Mehtab'a gösterdiği acı sondan. Anlatamıyorum onu yobazların nasıl katlettiğini, elim varmıyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya....

Mohsen Yazd
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 15-03-2010, 11:38
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Mohsene Cevap

Bunu paylaşan bi arkadaşa yazılan cevap...

Kardeşim selamlar,
Neye hizmet ettiğimizi ve kimlerin propogandasını yaptığımızı idrak edemeden, günümüzün en yoğun kullanılan iletişim platformunda Türk milleti ve ordusu ile ilgili mesnetsiz ve gerçeklikten uzak bir yazıyı sadece bir tıklık zahmet gösterip; araştırmadan, analiz etmeden paylaşman beni hayrete düşürdü ve dimağıma bir mana kalın geldi! Tıklamadan mütevellit, çok ciddi fitnelerin doğacağını hesaba katmalısın.
Bu noktada asıl düşündürücü olan; bunları yazan sözde vatanseverin reel siyasetten ve tarihten nasibini almamış olması değil, -yetişmiş- bir Türk gencini buna inandırmasıdır... Bana göre bu yazı, başarısız ve gerçeklikten uzak bir masabaşı çalışmasıdır.
Şöyle ki; Bu acemoğlunun mensup olduğu, laik, sol görüşlü ve aydın aile o dönem ali kıran baş kesen Amerikan kuklası Şah’ın emirlerini benimsemişlerdir. Laik ve sol görüşlü olmak bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılığı meşrulaştırmaz!!! Mohsen der ki: Beyinleri yıkandı ve Fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Acem Milleti dünyanın en eski, en kültürlü, her evde en az bir müzik aleti çalınan ırklarından biridir ve öyle kolayla beyni yıkanacak insanlar değildir, kirli ve dinsiz kelimeleri de İran halkına değil, halkına ihanet etmiş melanet Mohsen’e yakışan kelimelerdir. Gel gelelim, Türklere bu yakıştırmayı yapacak ve bu durumda olduğumuzu söyleyecek adamın alnını karışlarım, bu millet diniyle diyanetiyle yönetildi ve öyle de sürecek.
Türk Ordusu ile ilgili aslı astarı olmayan iddialarda bulunmadan önce Türklerin İslamiyet’i kabul etmeden önce de savaşa güle oynaya gittiklerini ve GökTanrı adına savaştıklarını bilmek lazım. Türklerin İslamiyeti kabul etmesindeki önemli etkenlerden biri Tek Tanrılı inanç ve cihat anlayışı, ordu ile halkın birbirinden ayrı düşünülemez olmasıdır. Mohsen’e göre erlerin hepsi akılsız adamlardır ve sözde aydınlanmış subaylar olmadan aklı selim ile hareket etmeleri olanaksızdır; sen buna inanıp paylaşıyorsan güzel kardeşim, lütfen bir daha düşün! Halka verdiği oylar ve seçtiği partiden dolayı salak diyen malm parti mensubunu ne çabuk unuttunuz, sence bire bir aynı adamların ağzı değil mi bu ? Bu ülkenin her zaman savaşmaya hazır en az 50 milyon askeri var, devrimin asıl savunucusu Türk askeri değildir şeklinde ifadeler kullananları kınayarak magmaya gönderiyorum.
Kıt aklı ve 4 yıllık seyisliğiyle 40 yıllık at pisliği karıştıran bu acemoğlu, Türk Ordusuna akıl vermeye çalıştığının farkında mıdır ? Onun ötesinde biz buna çanak tuttuğumuzun farkında mıyız ? Oldu olacak Turan taktiğiyle falan karşılık vermemiz gerektiğini ve halkı sığınaklara doldurup cezanlandırmamızı tavsiye etseydi!
Ayrıyeten, davasına inanmış birkaç yüz Hizbullah Militanı diye söze başlayan aşağılık herif, Hizbullah’ın komşumuz olan Lübnan Parlamentosu’nda milletvekilleri tarafından temsil edildiğini ve bakanlığı olduğundan haberdar mıdır, sadece 3 ülkenin terörist ilan ettiği ve onların da ne amaca hizmet ettiğini bilmeyen Türk gencinin, komşusunda olan bitenden bu kadar habersiz olması Aşk-ı Memnu ve Var mısın yok musunla mı ilgilidir ? Burdan Mohsen’e ; senin Mehtab’ını ....... diyerek cevap vermek isterdim, lakin ölmüş kız kardeşini yalanlarına meze eden bir adama söyleyecek sözüm yok, çünkü öyle bir kız kardeş yok!
Özetle, bu yazının asıl kaleme alınmasındaki en önemli gaye Fetullah Gülen ve hizmetini karalamaktır; ekteki türk lirası da bunu kanıtlar niteliktedir. Ama Gülen’i karalamaya çalışırken kendi milletimizi aşağıladığını gözden kaçıran gençlik, titre ve kendine gel, atalarını bir düşün ve alttaki hikayeyi oku; belki damarlarındaki asil kanın dolaşımı hızlanır, ya da soğuk bir duş al aynı hızı o da verir!
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor.Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor!Yani Osmanlı'ya büyük bir hakaret!Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir.Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor. Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor: "Herkes yediğinden ikram eder...!!!!"
Mohsen’e de burdan afiyet olsun diyorum.
Selamlar,
Bilal
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
dostlarina, mektubu, mohsen, turkiyedeki, yazd'in


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:51 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info