|
|
Düştüğüm Belediye ÇukuruGeyik Mevzular içerisinde Düştüğüm Belediye Çukuru konusu: Alıntı:
desdamona ´isimli arızadan alıntı
teşekkür ederim katrecim senin için yeni videolar ekledim
gormedim..hemen bir bakayim
tesekurler o zamn...

25-11-2007, 18:39
|
 |
bla bla
|
|
Üyelik Tarihi: 28-08-2007
Yaş: 24
Mesajlar: 1,261
|
|
Alıntı:
desdamona´isimli arızadan alıntı
teşekkür ederim katrecim  senin için yeni videolar ekledim 
|
gormedim..hemen bir bakayim
tesekurler o zamn 
İnsanın inanç perdesi ne kadar kalınsa
akıl güneşi o kadar geç doğarmış..
.
.

.
.
|

26-11-2007, 10:35
|
 |
sıtkı sıyrılmış inat yara
|
|
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 277
|
|
|
geçmiş olsun... böyle durumlarda belediyenin kendini haklı çıkardığı da çok oluyor... garip bir yüzsüzlükle yaşamaktayız.
Tekrar geçmiş olsun...
|

26-11-2007, 10:56
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 692
|
|
|
geçmiş olsun des..
|

26-11-2007, 15:21
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
Alıntı:
hypatia´isimli arızadan alıntı
geçmiş olsun... böyle durumlarda belediyenin kendini haklı çıkardığı da çok oluyor... garip bir yüzsüzlükle yaşamaktayız.
Tekrar geçmiş olsun...
|
çok teşekkür ederim
Alıntı:
zeren´isimli arızadan alıntı
geçmiş olsun des..
|
teşekkür ederim canım
|

18-12-2007, 23:42
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 897
|
|
|
Gazeteci arkadaşımız Gülay Demirtaş İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan bir çukura düştü. Ameliyatlar oldu. Kırıkları bir türlü düzelmek bilmedi ve sakat kaldı. Üstelik hastanelere milyarlarca lira para ödemek zorunda kaldı. Şimdi iki ameliyat daha geçirecek.
Büyükşehir, kendi yarattığı bu olaya seyirci kalıyordu. Konuyu burada 19 Ekim 2006 tarihli yazımda gündeme getirdim. Belediye bunun üzerine telaşlandı ve Demirtaş'a hastane masrafları için 20 milyar lira gönderdi.
Demirtaş, olayda ihmali ve kusuru kesin olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine tazminat davası açtı. İlk duruşma birkaç gün önce Eyüp Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Şimdi, Belediye adına mahkemeye verilen yazılı savunma dilekçesinden bir örnek vereyim. Türkçe hataları onlara aittir!
"Dava konusu olayda davacı olay mahallinde yaya yürümekte iken kazanın meydana geldiğini ileri sürmektedir. Davacı gerekli özeni göstermekte olsaydı, yaya trafiğinin yoğun olduğu mahalde günün hangi saati olursa olsun yoldaki kusurları fark edecek düzeyde aydınlatma bulunmaktadır.
Davaya konu kazada davacı, gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsaydı, kazaya sebebiyet vermezdi. (Yani çukura düşmezdi!)
Davanın reddedilmesini talep ederiz."
Aynen böyle yazıyor savunma dilekçesinde! Bu durumda geriye üç olasılık kalıyor.
1- Demirtaş sarhoştu, çukuru görmedi!
2- İntihar etmek istiyordu, kendini çukura attı!
3- Dikkatli olsaydı belediye çukuruna düşmezdi.
Her üç olasılıkta da hata kendisindedir!
Küçük Dilara üzeri kapatılmayan kanalizasyon çukuruna düştü. Cesedi birkaç kilometre öteden, pis suların içinde sürüklendikten sonra çıktı. O yöredeki işleri yapan MVM firması ile Belediye arasında çok yakın, sıkı fıkı maddi ve manevi ilişkiler vardı. Belediye bu firmaya trilyonlar ödüyordu. Üstelik avukatları aynı kişi idi. Aynı vakfın üyesi idiler.
MVM firması ile Ankara Büyükşehir'den trilyonluk sayaç ihaleleri alan Termikel grubu arasında da akrabalık-abla kocalığı vardı.
Şimdi küçük Dilara'nın ailesi de belediye hakkında tazminat davası açacak. Eğer aile başka yöntemlerle korkutulup susturulmazsa!.. Ve açılacak davada yine aynı yanıt verilecek:
"Çocuk dikkatli olsaydı düşmezdi. Yanında annesi vardı. Annesinin de dikkatli olmadığı ortaya çıkmıştır. Davanın reddini talep ederiz..."
Bu işler bu kadar basit!
E.Çölaşan , 12/3/2007
|

19-12-2007, 17:29
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
bilgiler için teşekkürler sn high hopes  demek ki suçlu benim  . alkollü değildim .dikkatli bir sürücüyüm aslında ehliyetim 12 senelik olmuş 9 senedir de istanbul trafiğinde ölmemeyi başarabiliyorum .kör karanlıkta koca çukuru görebilecek gözlerim olmadığı için tüm suç benim hakkaten de 
|

19-12-2007, 17:31
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 897
|
|
evet, suçlusun desdamona!
19 Ekim 2006 tarihli yazıyı da ekleyim buraya
|

19-12-2007, 17:34
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 897
|
|
|
Çukur... 'İnsanlık!!'... Adamına göre sofra
ANKARA altüst edilmiş durumda. Milletin parası çuvallarla toprağa gömülüyor, yönetenler ses veremiyor.
İstanbul öyle. Pislik, çamur, kazı, düzensizlik, rezalet, sefalet kol geziyor. Şimdi size İstanbul ve Ankara'dan iki "insanlık örneği" vereceğim.Çukurları kazdıran ve her gün "Müslümanlık" edebiyatı yapanların insanlığı!
Ankara'nın İran Caddesi, kentin göbeği ve en seçkin yerlerinden biri. Mısır Büyükelçiliği'nde görevli diplomat Mohamed Mounir bundan bir süre önce İran Caddesi'ndeki bir çukura düştü. Sabah Gazetesi'nin Ankara eki bu haberi fotoğraflarıyla birlikte ayrıntılı olarak birkaç kez verdi. Hastaneye kaldırılan Mounir boynu askıya alınmış, başından ve boynundan yaralanmış, yatıyor... Ve şöyle diyor:
"Düştüğüm çukurun etrafında hiçbir uyarı ve aydınlatma levhası yoktu. Ben genç ve sağlıklı olduğum için ucuz atlattım. İnsan hayatıyla oynanıyor. Olayın üzerinden bunca zaman geçti ve bir tek yetkili özür dilemedi. Mahkemeye başvurmadım. Hastane masraflarını değil, sadece bir özür bekliyorum. Eğer özür dilenmezse dava açacağım. Atatürk Bulvarı'ndaki kavşak çalışmaları nedeniyle artık Ankara'da yürümek de, araba kullanmak da çok zor oldu."
Mısırlı diplomat, Ankara'daki "çukurcuların insanlığını" gözler önüne seriyor.Bir de İstanbul rezaletine ve "İstanbul çukurcularının insanlığına" bakalım. Gazeteci Gülay Demirtaş'ın mektubu:
"11 Eylül akşamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, Tüstaş firmasına Topkapı Bayrampaşa'da açtırdığı çukura düştüm ve hayatım karardı. Çukurda hiçbir uyarı levhası yoktu. Sonuçta sol bacağım iki yerden kırıldı ve bir çıkık oldu. 10 gün İstanbul Tıp Fakültesi hastanesinde yattım, ameliyat oldum. Çıkınca Bayrampaşa Belediye Başkanı Hüseyin Bürge'yi arayıp dava açacağımı söyledim. Başkan ertesi gün beni arayıp çukuru açan firmanın Büyükşehir Belediyesi taşeronu olduğunu söyledi. 'Olan olmuş, dava açmazsan firma senin bütün masraflarını karşılayacak' dedi. Firmadan bir kez aradılar, sonra kayboldular. Durumu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a, Büyükşehir Yapı İşleri Müdürü Abdurrahman Atmaca'ya kadar herkese bildirdim. Onlar da bana 'sorunu firmayla aranızda çözün' diyor! Firma ise telefonlarıma yanıt bile vermiyor. Bu çukur benim hayatımı kararttı. Yeni bir ameliyat daha olmam gerekiyor. 16 Ağustos'ta, çalışmakta olduğum CNN Türk Televizyonu'ndan, kendi işimi kurmak için ayrılmıştım. Kıdem tazminatımı ameliyata harcadım. İşin bana maliyeti 39 milyara gidiyor. Evimden çıkamıyorum, koltuk değnekleriyle yürüyebiliyorum, bundan sonraki ameliyatlar ve protez için param yok. Ne yapacağımı bilemiyorum.
Sorumsuz bir firmanın ve sorumsuz bir belediyenin sebep olduğu bu mağduriyet beni çıkmaza soktu. Belediye ile ilgili herhangi bir haber için karşılarına çıktığımızda neredeyse secdeye kapanan bu yetkililer şimdi benim olayımı görmezden geliyor. İstanbul'un her yerini delik deşik eden belediyeler ve onların taşeron firmaları eminim çok kişinin canını yaktı. Ben hayatı kayanlardan sadece biriyim. Durumumu sizinle paylaşmak istedim."
İşte size plansız programsız ve trilyonlar harcanarak altüst edilen Ankara ve İstanbul'dan iki "insanlık" örneği!
***
Fakat hakkını yemeyelim! İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş bazen "insanlık örneği" de vermiyor değil! Dünkü Milliyet'te Sinan Toros'un "VIP salonunda ilginç bir ilk" başlıklı ve fotoğraflı haberini görünce şaşırdım kaldım.
"Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bir toplantıya katılacağı Londra'ya hareketinden önce Atatürk Havalimanı çalışanlarına VIP salonunda iftar verdi. Belediyenin Beltur firmasından gelen aşçı ve garsonlar 250 kişilik yemek hazırladı. İftar yemeği beş yıldızlı otelleri aratmadı..."
Kurdukları iftar çadırlarında insanlara çorba-taze fasulye (veya kuru fasulye) pilav-hoşaf verenlerin, havalimanındaki iftar listesini de Milliyet'ten aynen aktarıyorum:
İftar tabağı, sebze çorbası, kuzu tandır, tavuk but, et kavurma, pilav, zeytinyağlı enginar, mantar, patates, kereviz, çeşitli salatalar, barbunya ve fasulye pilaki, biber, kabak, patlıcan ve yaprak dolmaları, patlıcan salata, mısır haşlama, cevizli incir, bademli kadayıf, kayısı tatlısı, güllaç, kabak tatlısı, ayva tatlısı, pasta...
Halka iftar çadırlarında verdikleri ile beylerin kendilerine kurdurduğu iftar sofraları çok farklı! Açılan ilkel ve işaretsiz çukurlara düşüp yaralanan Gülay Demirtaş'a para yok, Mısırlı diplomat Mounir'den özür dilemek yok!..
Ama beylerin -kendi ceplerinden değil- belediyelerin (yani bizim vergilerimizden oluşan) parasıyla kurulan sofraları hem lezzetli, hem görkemli. Afiyet olsun, yarasın, bu yollar onlara helal olsun!
E.Çölaşan 19/10/2006
|

19-12-2007, 17:36
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
yapraklarını döken ağaçlar da benim kadar suçlu olsa gerek
belediye onların da suçu olduğunu ifade ediyor 
|

19-12-2007, 20:38
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 21
Mesajlar: 434
|
|
hiç utanmadın mı düşerken 
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:39 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|